Ana içeriğe atla

Hükümetin bankacılıkla tehlikeli oyunu

Türkiye’nin en büyük özel bankası olan İş Bankası Erdoğan’a yakın isim ve medyanın hedefinde. Analistler ise sektöre yönelik algının bozulduğuna dikkat çekiyor.
RTR2KMYG.jpg

Aktif büyüklüğü açısından Türkiye’nin en büyük özel bankası olan İş Bankası son yıllarda artan dozda hükümetin ve ona yakın medya organlarının hedefi haline gelirken, bankacılık sektörü üzerindeki siyasi baskının arttığı yönündeki algı da güçleniyor.

1924 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan İş Bankası 2012 yılından bu yana hükümete yakınlığı ile bilinen medyadan yoğun eleştiri alıyor. Son olarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanı Yiğit Bulut’un ocak ayındaki bir yazısıyla bankaya el konulmasına ilişkin baskılar zirveye çıktı.

İş Bankası üzerindeki tartışmalar çoğunlukla bankanın ortaklık yapısı üzerinden yapılıyor. Atatürk’ün vasiyeti üzerine İş Bankası’nın yüzde 28 hissesi, bugün ana muhalefet partisi olan CHP’de bulunuyor. Siyasi arenadaki ateşli tartışmalar sonrasında İş Bankası kendini sık sık bu ortaklık yapısı ile ilgili tartışmaların ortasında buluyor.

Bulut devlet televizyonu TRT’de yaptığı konuşmada yine güncel bir siyasi atışma sonrasında şöyle konuşmuştu: “CHP’nin banka içinde organik bir bağı olamaz. Bu bankanın acilen millete iade edilmesi gerekiyor, hemen kamu bankası haline getirilmeli”.

Erdoğan’a yakınlığı ile bilinen Bulut’un bu açıklamaları piyasalarda şok etkisi yarattı. İş Bankası hisseleri açıklamaların ertesi günü yüzde 5’e yakın değer kaybetti.

Aynı şok İş Bankası yönetiminde de yaşanıyordu. Bankanın daha önce de kamulaştırılacağı iddia edilmiş ancak ilk kez Cumhurbaşkanlığı’ndan bir isim doğrudan bir açıklama yapmıştı. Bir hafta sonra İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince ve Genel Müdürü Adnan Bali imzası ile Erdoğan’a bir mektup yazıldı.

Al-Monitor’un edindiği bilgilere göre bu mektupta İş Bankası’nın köklü geçmişine vurgu yapılıyor, Bulut’un açıklamalarından duyulan rahatsızlık iletiliyordu.

Al-Monitor’a özel açıklamalarda bulunan Özince “Özel olarak bununla ilgili bir şey söylemeyeyim” derken mektubun gönderildiğini yalanlamadı.

Ancak Özince bundan daha ileri adımların da atıldığını belirtiyor: “Ama her türlü kurumsal tavrı gösteriyoruz. Faaliyet alanımız BDDK ve SPK’nın sahasına girer. Türkiye hukuk devletidir. Gereğinin yapılması gerekir. Gerekli suç duyurularında bulunuyoruz”.

Özince yerel hukuk süreçlerinin yavaş işledikleri için yeterince caydırıcı olmadığını söylüyor ve gerekirse uluslararası hukuk düzeyinde başvurular yapacaklarını belirtiyor.

Her ne kadar Erdoğan’a yakın isimlerin hedefinde olsa da Özince Erdoğan’ın bizzat bankayı hedef aldığına inanmıyor.

Özince şöyle devam ediyor: “Konunun Cumhurbaşkanı ile ilgili olduğunu zannetmiyorum. İş Bankası 2001 sonrasında AK Parti döneminde bugünkü İş Bankası olmuştur. Sayın Erdoğan döneminde bankanın piyasa değeri 25 milyar doları bile görmüştür. İş yapmamız köklü şekilde AK Parti ve Erdoğan döneminde güçlendi. Özellikle Şişecam Grubumuz (İş Bankası’nın iştiraki) yurtiçi ve yurtdışı yatırımlarında hükümetlerimizin sürekli desteğini gördük ve görüyoruz. Sayın Erdoğan birçok tesisimizin açılışını bizzat yapmıştır”.

Özince yine de şu noktaya dikkat çekiyor: “Çıkan haber ve yorumların kötü niyetli ve kasıtlı olduğunu, bankacılık inisiyatifimizi etkilemeyi amaçladığını düşünüyorum. Çünkü bizi sahipsiz zannediyorlar ama biz en geniş tabanlı bankayız".

İş Bankası tek bir sermaye grubu tarafından temsil edilmiyor. Bankanın yüzde 40’ı çalışanların oluşturduğu bir vakfa, yüzde 28’i CHP’ye aitken, yüzde 32’si halka açık. Halka açık bölümünün yarısından fazlası ise yabancı yatırımcılara ait.

İş Bankası’na el konulacağı yönündeki ilk iddia, 2015 yılında daha önce yaptığı açıklamaların gerçekleşmesiyle ün kazanan Twitter hesabı Fuat Avni (fuatavni_f) tarafından ortaya atılmıştı. Bu hesaptan yapılan açıklamaya göre hükümet, hortumlanma iddiası ile bankadaki CHP hisselerini kamulaştırmayı amaçlıyordu.

Bu açıklamalardan çok kısa bir süre önce, şubat 2015’te, ABD’de yaşayan ve bir dönem Erdoğan’ın müttefiki olan Fethullah Gülen hareketine yakınlığı ile bilinen Bank Asya’nın yüzde 63 hissesine devlet el koymuştu. Mayıs 2015’te ise bankanın tamamına el konuldu. Yine aynı yıl Gülen hareketine yakınlığı ile bilinen ve halka açık şirketler olan Koza İpek grubu kamulaştırıldı.

Fethullah Gülen ile Erdoğan arasındaki savaş, Gülen hareketine yakın savcı ve polisler tarafından yürütüldüğü iddia edilen 17/25 Aralık operasyonu ile başlamıştı.

CHP her ne kadar İş Bankası’nda yüzde 28 paya sahip olsa da, buradan bir gelir elde etmiyor. Atatürk’ün vasiyeti gereği, kendi payına düşen temettü ödemesini Türk Dil ve Tarih Kurumu alıyor.

“Zaten buna hem bankacılık kanunu hem de siyasi partiler kanunu izin vermiyor” diyen Özince de şöyle devam ediyor: “CHP sadece temsil fonksiyonunu kullanmaktadır. Buna rağmen hala algı yönetimi ve iftira amaçlı yayın yapılıyorsa bu suçtur”.

Özince ve İş Bankası’na karşı yayın ve suçlamalar bununla sınırlı değil. Hükümete yakınlığı ile bilinen Yeni Şafak gazetesi, Suriye’deki cihatçı gruplara Türkiye tarafından silahlı yardım yapıldığı yönündeki haberleri nedeniyle yargılanan ve bir süre hapis yatan gazeteci Can Dündar’a sıfır faizli usulsüz kredi verildiğini iddia etti. Bazı yayın organları da Özince’nin 10 milyon dolar maaş aldığını yazdı.

Özince usulsüz kredi haberlerini yalanlarken, bütün İş Bankası yönetiminin maaşının 1 milyon dolar bile etmediğini kaydetti.

Son olarak Özince daha önce İş Bankası’nın ortağı olduğu Petrol Ofisi’ne yönelik bir soruşturma kapsamında da suçlanıyor.

2001-2007 dönemlerinde Petrol Ofisi’nde akaryakıt kaçakçılığı yapıldığı iddiası ile o dönem şirketin yönetiminde yer alan Özince için 23 yıl hapis cezası isteniyor. Aynı davada, Türkiye’nin en büyük medya grubu olan ve hükümetle yıldızı bir türlü barışmayan Doğal Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan da örgüt liderliği suçlaması ile karşı kaşıya.

İş Bankası Petrol Ofisi’nde sahibi olduğu yüzde 50 hissesini 2005 yılında Doğan Grubu’na satmıştı.

Yıllardır süren ancak son aylarda artan suçlamalar ve haberler İş Bankası’nın hisse performansını da olumsuz etkiliyor. BIST 100 endeksi yılbaşından bu yana yüzde 14 yükselirken, İş Bankası hisseleri yüzde 1’in üzerinde kaybettirdi.

Özince halka açık hisselerde 100’den fazla yabancı fonun yatırımcı durumda olduğunu hatırlatarak, “İş Bankası’nı kötülerken hem ulusal hem de uluslararası yatırımcıların haklarını çiğniyorlar” diyor.

Bank Asya’nın ardından İş Bankası hakkındaki suçlama ve yayınlar bankacılık sektörüne yönelik beklentileri de bozuyor.

“İş Bankası üzerindeki baskı diğerleri ile kıyaslanamaz ölçüde risk içeriyor” diyen Global Source Analisti Atilla Yeşilada şu değerlendirmeyi yapıyor: “Bundan önce el konulan banka ya da şirketler nispeten küçüktü. Ancak İş Bankası çok büyük ve ana akımda bir şirket. Bu şirkete el konulması Türkiye’de yabancı yatırımcı algısını tamamen bitirir. Türkiye, Putin’in Rusya’sına döner”.

Al-Monitor’a konuşan Yeşilada’ya göre İş Bankası’na yönelik artan baskıda hükümetin artan kredi ihtiyacı yatıyor: “Türkiye dev yatırım projeleri yapıyor. Yurt dışından kredi bulmakta zorlanıyoruz. Bu dev projeleri çoğunlukla kamu bankaları fonluyor. Ancak onların kredi verme kapasiteleri sınıra geldi. Bu nedenle İş Bankası’nın bilançosuna göz dikilmiş olabilir”.

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial