Ana içeriğe atla

İsrail’in Gazze’deki tehlikeli oyunu

Gazze Şeridi’ndeki Hamas yönetiminin sürmesi İsrail’in işine geliyor. Ancak Filistin Yönetimi ve Mısır’ın Hamas üzerinde baskıyı artırması örgütü İsrail’le yeni bir savaş çıkartmaya itebilir. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Palestinian Hamas militants attend the funeral of their comrade Ibraheem Abu Al-Naja in Rafah, southern Gaza Strip June 8, 2017. REUTERS/Ibraheem Abu Mustafa - RTX39MDV

Bundan üç yıl önce, temmuz 2014’te İsrail Gazze’ye yönelik Koruyucu Hat Harekâtı’nı başlatmıştı. Hem İsrail hem de Gazze’deki Filistinliler aslında istemedikleri bir çatışmaya sürüklenmişti. Gazze Şeridi ile İsrail Devleti arasındaki husumet tarihine en geniş çaplı çatışma olarak geçen bu mücadele tam 51 gün sürdü ve İsrailli Tümgeneral Amos Yadlin’e göre “asimetrik bir stratejik beraberlik” ile sonuçlandı.

Hamas ağır bir darbe almış olsa da çatışma boyunca attığı roketlerle İsrail’e ciddi zarar vermeyi başardı. Demir Kubbe füze savunma sisteminin mutlak korumasına sahip Tel Aviv’deki halk bile endişe dolu günler yaşadı. Hamas, inşa ettiği tüneller ağını büyük ölçüde kaybetti ama mağlup olmadı. Orta Doğu’nun en güçlü, en donanımlı, en iyi eğitimli ordusuna kafa tuttu, Tel Aviv Ben Gurion uluslararası havaalanının 48 saatliğine kapanmasına bile neden oldu. Savaş sona erdiğinde Hamas hâlâ ayaktaydı.

Fakat bugün geriye dönüp bakıldığında “beraberlik” ilanı Hamas lehine aşırı cömert bir değerlendirme gibi görünüyor. İki tarafın bugünkü durumu İsrail’in bu mücadeleden açık ara önde çıktığını gösteriyor. Zira aradan geçen üç yıl Kassam roketlerinin İsrail’e atılmaya başlandığı 2001 yılından bu yana en sakin dönem oldu.

Adının açıklanmaması kaydıyla konuşan İsrailli bir istihbarat kaynağına göre Hamas bugün tarihinin “en dip noktasında” bulunuyor. İsrailli bir diplomatik kaynak ise Hamas’ın durumunu “gerçek bir varoluş mücadelesi” olarak tanımlıyor. Gazze Şeridi’ndeki yaşam koşullarında hiçbir düzelme yok. Yeniden inşa çalışmaları kaplumbağa hızında ilerlerken Gazze’de elektrik sıkıntısı yaşanıyor, su kirlenmesi her geçen gün artıyor, kanalizasyon denize akıyor. İşsizlik ise rekor seviyelerde.

İsrail ordusundan üst düzey bir kaynak, kimliğinin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a şöyle konuştu: “(Gazze halkı) bir zamanlar yaz mevsiminde sahile giderek rahatlardı. Bugün deniz kenarı bile güvenli değil çünkü deniz kanalizasyon sularıyla kirlenmiş durumda. Hafızlardaki en sıcak yazlardan biri yaşanırken dünyanın en kalabalık yerlerinden biri olan Gazze’de klima yok, umut yok, çıkış yolu yok.”

İsrail’deki gelişmeler ise tam tersine oldu. Kriz anlarında rutin olarak hedef alınan Gazze’ye komşu bölgeler serpilip gelişiyor. Sükûnet ve huzurun hâkim olduğu bu bölgelere İsrail’in başka noktalarından çok sayıda genç aile göç ediyor. İsrail ekonomisi gelişmeye devam ediyor. Hindistan Başbakanı Narendra Modi 5-7 Temmuz’da İsrail’e tarihi bir ziyaret gerçekleştirdi. Prestijli ve pahalı bir kent haline gelen Tel Aviv, aradaki 65 kilometrelik mesafeye rağmen Gazze’den bir milyon ışık yılı ileride görünüyor.

Tüm bu olumlu gelişmelere rağmen İsrail’de birçok insan endişeli. Filistin bölgelerindeki faaliyetlerin koordinasyonundan sorumlu Tümgeneral Yoav Mordehay, 2014’teki çatışmada Gazze’deki insani durumun kötüleşmesinin Hamas’ı köşeye sıkıştırabileceği konusunda uyarmıştı. Köşeye sıkışan Hamas ancak büyük bir patlamayla kendini kurtarabilirdi. Nitekim 2014 yazında da etrafındaki ablukanın daraldığını gören Hamas sıkışıklığı aşmak için savaşma yoluna gitmişti.

Ancak Hamas bugün böyle bir şeyi ancak rüyasında görebilir. Örgütün geriye kalan tek destekçisi olan Katar farklı bir kuşatmayla karşı karşıya. Gazze’deki elektrik krizinin sorumlusu ise Gazze’ye elektrik sağlayan İsrail Elektrik Şirketi’ne ödemeleri kesen Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’tan başkası değil. Hâl böyle olunca Hamas Mısır’ın ayaklarına kapanmak zorunda kaldı. Mısır Hamas’ın bazı adımlar atması karşılığında ablukanın gevşetilmesini konuşmaya razı. Mısır’ın başlıca istekleri ise Refah sınır kapısının Filistin tarafında idarenin eski El Fetih yöneticilerinden Muhammed Dahlan’ın adamlarına geçmesi ve Sina Yarımadası’nda her gün Mısırlı askerleri hedef alan İslam Devleti’nin yerel koluna karşı gerçek bir iş birliğinin yapılması.

Dolayısıyla İsrail şimdi bir ikilemle karşı karşıya. Bir tarafta Hamas’ı çökertemeye çalışan Abbas, bir tarafta Hamas yönetimine çalım atmaya çalışan Mısır var. Benjamin Netanyahu hükümetinin nazarında Hamas yüksek bir stratejik değere sahip. Zira Hamas sayesinde İsrail Filistin tarafında gerçek bir diplomatik muhatap bulunmadığını iddia edebiliyor. Hamas’ın devrilmesi ve Abbas’ın Gazze’yi geri alması Netanyahu’nun stratejisi açısından tam bir felaket olabilir. Netanyahu Filistin tarafında açık seçik bir muhatap değil bölünmüş bir hasım olsun istiyor. Dolayısıyla Gazze’de Hamas rejiminin sürmesi ama bunun “kısık ateşte” olması ve durumun “düşük yoğunlukta” kalması İsrail hükümetinin işine geliyor. Bu tehlikeli bir oyun. İsrail 2014’te olduğu gibi oyunun kontrolünü kaybedebilir.

Mordehay 9 Temmuz’da Hamas’a ağır suçlamalar yöneltti. Facebook sayfasından bir mesaj paylaşan Mordehay, Gazze halkının kullanabildiği az miktardaki elektrik için alınan mazotun fiyatının Hamas tarafından nasıl şişirildiğini ifşa etti. Abbas ise Dahlan patronluğunda bir Gazze’nin sevdasına düşen Mısır’ın bu yeni heyecanını dizginlemek için Kahire’ye gitmeyi planlıyordu. Bu arada 7 Temmuz’da Refah sınır kapısındaki Mısırlı askerlere İslam Devleti tarafından kanlı bir saldırı düzenlendi ve Mordehay, Mısır’ın Sina’daki terörle mücadelesine Hamas’ın samimiyetle yardım etmediğini çünkü radikal militanların Sina ile Gazze arasında serbestçe geçiş yapmasına izin verdiğini söyledi. Bu karışım tipik bir Orta Doğu salatasıdır. Savaşla sonuçlanabilecek tüm malzemeler mevcut. Geçmişte olduğu gibi kimsenin istemediği ya da ihtiyaç duymadığı ama çıkması muhtemel bir savaş…

Tüm bunların üstüne bir de Koruyucu Hat sırasında öldürülen iki İsrailli askerin, eski Savunma Bakanı Moşe Yalon’un yeğeni Teğmen Hadar Goldin ile Çavuş Oron Şaul’un, naaşlarının Hamas’ın elinde olması meselesi var. Kendi başlarına Gazze’ye geçen üç İsrailli sivilin de Hamas’ın elinde olduğu belli.

Yaslı Goldin ve Şaul aileleri ilk iki yıl görece sessiz kaldı ve Netanyahu bu konuda fazla bir çaba sarf etmedi. Ancak zamanla naaşların alınıp İsrail’de gömülmesi için hem ailelerin hem kamuoyunun baskısı artacak. Goldin ailesi hükümetin bir tutuklu takası anlaşmasıyla bazı teröristleri serbest bırakmasından yana değil ama baskının artırılmasını ve naaşların Hamas’ın taşımak istemeyeceği bir yük hâline gelmesini talep ediyor.

Netanyahu bunu seve seve yapardı ama mevcut koşullarda kendisi “Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık.” durumunda. Hamas üzerindeki baskıyı artırmak durumu daha da kötüleştirir ve yeni bir savaşa yol açabilir. İsrail’in yapabileceği tek şey tüm oyuncular için geçerli olan bu tehlikeli ve dar zeminde manevra yapmaya devam etmek. Yaz sıcakları daha yeni başlıyor.

More from Ben Caspit

Recommended Articles