Ana içeriğe atla

Suriye’de Türkiye’ye “büyük öfke”: “Türkiye bize bu kötülüğü neden yaptı?”

Al-Monitor, Rusya’ya bağlı Çeçen birliklerin görev yaptığı Şam ve Halep’teki gelişmeleri ilk elden tanıklıklarla aktarıyor. Irak Başbakanı komşularıyla ilişkilerini onarmaya çalışıyor.
People drive a vehicle in al-Rai town, northern Aleppo countryside, Syria January 13, 2017. REUTERS/Khalil Ashawi - RTX2YTMK

Fehim Taştekin, Suriyelilerin BM ve diğer bağımsız kuruluşların verilerine göre 400 bini aşkın insanın yaşamına mâl olan savaştan eskiden müttefik olan Türkiye’yi sorumlu tuttuğunu aktarıyor.

Al-Monitor’un Türkiye’nin Nabzı sayfasında köşe yazarı olan Taştekin Şam’da yaptığı gözlemleri şöyle paylaşıyor: “Suriye’de ‘Türk olmak’ bugünlerde biraz sıkıntılı. Saldırı ya da hakaret söz konusu değil ama herkesin Ankara’nın dostluktan düşmanlığa geçişine dair söyleyecek birkaç acı sözü var. (...) Müşterilerin eğlencesine eşlik eden kafe sahibi, Türk olduğumuzu öğrenince onca curcuna arasında iğneyi batırdı: ‘6 yıl önce Erdoğancıydım. İki ülke dosttu. O zaman buraya gelip giden bir Türk arkadaşımız ‘Yavaş ol, hiçbir şey göründüğü gibi değil.’ diye uyardı. Haklı çıktı, biz fena hâlde yanıldık. Her şeye rağmen Türk halkının iyiliğini istiyorum ama Erdoğan’ın bize yaptığı kötülük maalesef Türkiye’ye de ulaşacak.’ ”

Suriyeliler Türkiye’nin ülkedeki terörist örgütleri dizginleyebileceğine de inanmıyor. Taştekin şöyle devam ediyor: “Dünya medyasını sabahtan akşama kadar meşgul eden ateşkesin Şam’da büyük bir heyecan yarattığı söylenemez. Umursanmadığından değil, Türkiye’nin silahlı grupları dizginleme konusundaki taahhüdünü yerine getirebileceğine inanmamalarından. Suriye ordusunu asıl zorlayan örgütlerin başında Nusra ve IŞİD geliyor, onlar da ateşkese dâhil değiller. Şam’ın ateşkese bakışı ‘Hiç yoktan iyidir ama derde deva değildir.’ diye özetlenebilir.”

Erdoğan ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Astana’daki toplantıda bir araya gelebileceğine dair iddialar Şam’da şaşkınlık yaratmış durumda. Taştekin bu konuda şunları aktarıyor: “Suriyelilere bakılırsa Esad’ın Erdoğan’la aynı masaya oturmasına insanların gönlü el vermiyor. Ancak devletler arası ilişkiler ve ulusal çıkarların hatırına iki lider masada buluşursa bunu Esad’ın değil Erdoğan’ın yenilgisi olarak göreceklerini de ekliyorlar.”

Taştekin Şam gözlemlerini şöyle sürdürüyor: “Şam kırsalından ansızın gelip can alan roketler, yer yer yaşanan patlamalar, hayatı çekilmez kılan elektrik ve su kesintileri, artan fiyatlar, kontrol noktalarındaki aramalar ve bundan kaynaklanan trafik, çatışma bölgelerinden kaçan iki milyonu aşkın insanın getirdiği yükler savaşın başkente yansımaları. Yine de devlet mekanizmaları işliyor, toplumsal canlılık ve ekonomik devinim hızından bir şey kaybetmiş değil.” Şam’ın batısında yaşanan çatışmalardan kaynaklanan su krizinden başkent ve çevresinde yaşayan 5 buçuk milyon insan etkilemiş durumda.

Geçen hafta bir BM yetkilisi Halep’teki yıkımın “akla hayale gelmez” boyutlarda olduğunu açıklamıştı. Taştekin’in Halep gözlemleri ise şöyle: “Türkiye’ye karşı büyük bir öfkeyle karşılaştım. Türk olduğumuzu söyleyince bakışlar keskinleşiyor. ‘Türkiye bize bu kötülüğü neden yaptı?’ sorusu en çok karşılaştığım soru.”

Taştekin Halep’ten şunları aktarıyor: “Halep’e polis vazifesi için gönderilen askerlerin Çeçenya’dan geldiğini anladık. Hepsi Çeçen lider Ramazan Kadirov’un adamları. Toplam 250 asker. (...) Kafkasya ile bağlarım onlarla sohbet etmemi kolaylaştırdı. Biri yanıma gelip 1993’te Abhaz-Gürcü savaşında çekilmiş bir video gösterdi. ‘Demek Şamil Basayev’in askeriydin.’ dedim, kafasını sallayıp onayladı. Ardından sus işareti yaptı. 1992-1993’te Basayev, Rusya’nın göz yummasıyla Kafkasya’dan gönüllüleri toplayıp Abhazya’da savaşa katılmıştı. Basayev daha sonra Çeçenya bağımsızlık savaşında öncü liderlerden biri oldu, Ruslarla savaştı. İkinci Çeçen-Rus savaşında Basayev’in adamları bölündü. Bir kısmı Kadirov’un askeri oldu. Direnişe devam edenler ise Kafkasya Emirliği’ni kurdu. Bu iki yapı birbirine azılı düşman hâline geldi. Kafkasya Emirliği’nden bazıları Suriye’de Nusra Cephesi ve İslam Devleti’ne (İD) katıldı. Şimdi Basayev’in eski adamları eski yoldaşlarının karşısında, Suriye’nin yanında. Askerlerle aynı oteli paylaşmak iyi bir fikir değil. O yüzden ertesi gün ilk iş oteli değiştirmekti.”

Taştekin’in yazı dizisi ana akım medyada çoğu zaman basitçe “hükümete karşı isyancılar” anlatımına indirgenen Şam Fetih Cephesi ve diğer silahlı örgütlerin gerçek rollerine dair ilk elden bir tanıklık sunuyor. Taştekin şöyle diyor: “Halep’in hâli beni çok sarstı. Doğrusu kahrola kahrola dolaştım, bu korkunç mirasa dair nasıl ve neden soruları anlamsızlaştı.”

Ebadi komşularıyla ilişkilerini onarmak istiyor

Ali Mamouri, Irak Başbakanı Haydar El Ebadi’nin müşterek hasım İslam Devleti’ne (İD) karşı Irak’ın bütünlüğünü korumak ve örgüt bertaraf edildiğinde ülkede istikrar sağlamak için komşularıyla ilişkilerini onarmaya çalıştığını aktarıyor.

Irak-Türkiye ilişkilerindeki hasmane hava Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım’ın 7 Ocak’ta Bağdat’a yaptığı ziyaretle şimdilik dağılmışa benziyor. İki ülke arasındaki gerginliğin başlıca sebeplerinden biri, Ankara’nın İD’le mücadeleye katılan savaşçılara eğitim verme gerekçesiyle Başika’ya konuşlandırdığı askeri güçtü. Yıldırım Ebadi’yle yaptığı ortak basın toplantısında Irak’ın “toprak bütünlüğünü” desteklediklerini söylerken Iraklı muhatabı da “Irak’ın Türk birliklerinin Başika’dan çekilmesi yönündeki talebinin kabul edildiğini” açıkladı.

Mamouri istihbarat kaynaklarına dayandırdığı haberinde şu bilgileri veriyor: “Irak ve Türkiye arasındaki bu uzlaşı, istihbarat birimlerinin iki ülke arasındaki sorunların çözümü için Ebadi’nin desteği ve rehberliğinde perde arkasında sürdürülen çabaların bir sonucudur.”

Mamouri aynı istihbarat yetkilisine dayanarak Suudi Arabistan’la da benzer bir uzlaşı üzerinde çalışıldığını kaydediyor. Nitekim Reuters haber ajansı, Mamouri’nin Al-Monitor makalesinden bir gün sonra Irak Dışişleri Bakanı İbrahim El Caferi’nin Riyad ile Tahran arasında mekik diplomasisi yürüttüğünü bildirdi.

Ebadi öncülüğünde sürdürülen bu girişimler bölge için son derece elzem olan İran-Suudi diyaloğunun önünü açabilir. Tahran-Riyad çatışması Suriye, Bahreyn, Yemen ve Irak’taki krizleri tırmandıran bir unsur. Ancak olası bir uzlaşı, bu yakınlaşmanın önde gelen savunucularından eski Cumhurbaşkanı Ayetullah Ekber Haşimi Rafsancani’nin geçen hafta hayatını kaybetmesiyle daha da zorlaştı.

Rafsancani 2015’te Al-Monitor’a verdiği röportajda şöyle konuşmuştu: “Temelde ne Suudi Arabistan ne de diğer Arap ülkeleriyle bir sorunumuz yok, çünkü hepsi İslami ülkeler. Anayasamızda da belirtildiği gibi onlarla iş birliği bizim için öncelikli konulardan biri. Irak’ın İran’a karşı açtığı savaşta Saddam’ı desteklemiş olsalar da İran’ın savaş sonrası uyguladığı gerginliği yatıştırma politikasıyla sorunlar hızla çözülmüş ve yeniden iş birliğine gidilmişti. Sorunlardan biri de Mekke’deki katliamdı (1987’de öldürülen İranlı hacıları kast ediyor) ve bu da (Humeyni’nin) talimatıyla çözülebilmişti. Çünkü asli bir sorunumuz yok. (...) Bölgede, Suriye, Irak, Yemen ve Bahreyn’de yaşanan son gelişmeler arada mesafe yarattı. Elbette İran hükümeti birlikte çalışmaya karar verirse bunu aşmak da zor olmayacaktır, geçmişteki kadar zor olmaz. Durum tüm Müslüman âlemi adına atılacak hızlı bir adımla normalleşebilir. Ben bunun mümkün olduğuna inanıyorum.”

İran-Suudi ilişkilerinin “uzlaşı gerekliliğine duyulan inanç eksikliği”nden musdarip olduğunu belirten Ali Hashem de şunları aktarıyor: “Gerginliğin başka nedenleri de var. Bunların başında bölgesel istikrarsızlık geliyor. Sonuçlarını göze alarak yeni girişimler ortaya koyacak siyasi karar alıcıların eksikliği de bir diğer sorun. Bölgesel çatışmalar artık siyasi ya da ekonomik nedenlerden kaynaklanmıyor. İran adına ya da İran’a karşı savaşanlar tanrı adına kan döküyor, bu da kısa vadede bulunacak bir çözümün ilahi bir çözüm olacağı anlamına geliyor.

Join hundreds of Middle East professionals with Al-Monitor PRO.

Business and policy professionals use PRO to monitor the regional economy and improve their reports, memos and presentations. Try it for free and cancel anytime.

Free

The Middle East's Best Newsletters

Join over 50,000 readers who access our journalists dedicated newsletters, covering the top political, security, business and tech issues across the region each week.
Delivered straight to your inbox.

Free

What's included:
Our Expertise

Free newsletters available:

  • The Takeaway & Week in Review
  • Middle East Minute (AM)
  • Daily Briefing (PM)
  • Business & Tech Briefing
  • Security Briefing
  • Gulf Briefing
  • Israel Briefing
  • Palestine Briefing
  • Turkey Briefing
  • Iraq Briefing
Expert

Premium Membership

Join the Middle East's most notable experts for premium memos, trend reports, live video Q&A, and intimate in-person events, each detailing exclusive insights on business and geopolitical trends shaping the region.

$25.00 / month
billed annually

Become Member Start with 1-week free trial

We also offer team plans. Please send an email to pro.support@al-monitor.com and we'll onboard your team.

What's included:
Our Expertise AI-driven

Memos - premium analytical writing: actionable insights on markets and geopolitics.

Live Video Q&A - Hear from our top journalists and regional experts.

Special Events - Intimate in-person events with business & political VIPs.

Trend Reports - Deep dive analysis on market updates.

All premium Industry Newsletters - Monitor the Middle East's most important industries. Prioritize your target industries for weekly review:

  • Capital Markets & Private Equity
  • Venture Capital & Startups
  • Green Energy
  • Supply Chain
  • Sustainable Development
  • Leading Edge Technology
  • Oil & Gas
  • Real Estate & Construction
  • Banking

Already a Member? Sign in

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial