Ana içeriğe atla

Filistin basınının yasaklı konusu: Yolsuzluk

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu yolsuzluk iddiasıyla soruşturulurken Filistinli gazeteciler İsrail basının sahip olduğu araştırma ve yazma özgürlüğüne gıptayla bakıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Palestinian journalists take part in a protest in front of the Reuters office in Gaza April 22, 208, against the killing of Reuters cameraman Fadel Shana. Shana, a 23-year-old Palestinian, was killed in the Gaza Strip on April 16, 2008 while covering events in the enclave for the international news agency. He had been filming an Israeli tank dug in about 1,000 yards (1 km) away. Gaza doctors said darts sprayed from a controversial missile used by Israel killed Shana. Israeli forces have not said whether one

Çeşitli hediyeler kabul etmekle suçlanan İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’ya yönelik soruşturmayı Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki Filistinli gazeteciler de yakından takip ediyor. Ancak bu ilgi, sadece hazzetmedikleri bir isim olan Netanyahu’nun alaşağı olma ihtimalinin verdiği keyiften değil başbakanın ifadesini almaya, başbakana karşı araştırmacı gazetecilik yapmaya olanak veren İsrail’deki demokrasi ve basın özgürlüğüne duyulan hayranlık ve imrenmeden de kaynaklanıyor.

Gazze’de hiçbir gazeteci -ne kadar kıdemli olursa olsun- Hamas liderlerini eleştirmeyi aklından bile geçiremez. Filistin Yönetimi’nde ise Başkan Mahmud Abbas’ı herhangi bir şekilde eleştirmek veya Filistin Yönetimi’ndeki yolsuzlukları ifşa etmek gazetecinin tutuklanmasıyla sonuçlanabilir.

Filistin Yönetimi’nin merkezi Ramallah’ta yaşayan kıdemli, yıllanmış bir gazeteci, kimliğinin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a şöyle dedi: “Filistin Yönetimi’nde korkunç yolsuzluk olduğunu hepimiz biliyoruz. Üst düzey yetkililerle ilgili, Abbas’ın oğullarıyla ilgili yüzlerce hikâye biliyoruz ama bunları ne yayımlayabiliyor ne de açıkça konuşabiliyoruz.”

Çeşitli kaynaklara göre Filistin Yönetimi’nde yıllardan beri yolsuzluk var. Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) merhum lideri Yaser Arafat, kontrol ve denetim mekanizmaları olmayan bir yönetim yapısı oluşturdu. İktidara yakın olanların Filistin Yönetimi’nin verdiği maaşlarla bağdaşmayan hayatlar sürdüğünü Batı Şeria ve Gazze’de her Filistinli biliyor.

Filistinli gazeteci şöyle devam ediyor: “(1990’larda) Libya ve Tunus’tan dönen FKÖ mensuplarının sadece üstlerindeki kıyafetlerle geldiğini görmüştük. Birkaç ay içinde Filistin Yönetimi kurulduğunda Mercedeslerle dolaşmaya, İtalyan takım elbiseleri giymeye, şatafatlı villalar yapmaya başladılar. Bugün de hepsi zengin, keyifleri yerinde ve kimse bir şey diyemiyor. Bu kadar zenginliğin nereden geldiğini kimse soramıyor.”

Filistin Yönetimi’ne insani yardım olarak yüzlerce milyar dolar bağış yapan Avrupa Birliği ülkeleri bu fonlar için denetim mekanizmaları oluşturmaya çalışmıştı. Ancak Al-Monitor’un görüştüğü Filistinli gazetecilere göre Filistin Yönetimi’nin tepe kademeleri, tüm denetim mekanizmalarını alt ederek para hortumlayacak boşluklar bulmayı başardı.

Kapalı kapılar ardında dile getirilen tepkiler sadece geçmiş suistimallerle ilgili değil. Arapça yayım yapan bir medya kuruluşunda çalışan kıdemli bir gazetecinin Al-Monitor’a aktardığına göre Abbas’la yakınlık sayesinde cebini dolduranlar arasında Başkan’ın oğullarının da isimleri geçiyor.

Örneğin Tarık Abbas’ın müdürlük yaptığı şirkette geçmişte Arafat’a en yakın isimlerden biri olan ve onun para işlerine bakan Muhammed Raşid çalışmıştı. Raşid daha sonra Ramallah’ta yargılanmış, bir yatırım fonu ve FKÖ’den milyonlarca dolar hortumlamak ve paraları dünyanın çeşitli yerlerindeki banka hesaplarına aktarmaktan hüküm giymişti. Arafat’ın 2004’teki ölümünden sonra yapılan “temizlikten” bu yana Abbas’ın oğlu Tarık, yüzlerce milyon doları yöneten yatırım fonunda müdürlük yapıyor. Dolayısıyla baba Abbas fon üzerinde neredeyse topyekûn bir kontrole sahip ve Filistin Yönetimi’nde kimse fonun idare biçimine karşı çıkamıyor. Foreign Policy dergisi, 2012’de yayımladığı haberde Abbas’ın oğullarının servetini işlemiş, bu servetin aile bağları sayesinde elde edilip edilmediğini sorgulamıştı.

“Biz bu sorunun cevabını biliyoruz. Tarık ve Yaser Abbas’ın bizzat veya paravanlar aracılığıyla girdikleri her ihaleyi şıp diye kazandığını herkes biliyor.” Bu sözler de adının yazılmaması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan bir Filistinli gazeteciye ait.

Gazeteciye göre basın mensupları “lüzumsuz” sorular sormamayı öğreniyor. Yoksa en iyi ihtimalle işlerini kaybediyor, en kötü senaryoda ise kendilerini hapiste buluyor. Filistin Ekonomi Bakanlığı’nda dönen usulsüzlükleri bir araştırma dizisinde aktaran bağımsız gazeteci Mehmed Hadifa’nın başına gelenler Filistin medyasına haberciliğin sınırlarını öğretmiş oldu. Haberlerin doğru olmadığını kimse iddia etmedi ama Hadifa tutuklandı ve tehdit edildi. Oysa Hadifa Batı Şeria’daki Filistin halkını rahatsız eden konulara değinmiş ve Filistin Yönetimi’nin en önemli ekonomik kurumunda yaşanan usulsüzlükleri ifşa etmişti.

Yine isimsiz kalmak isteyen bir başka gazeteci şöyle diyor: “Sosyal medyada bazen Abbas’ın oğulları veya Filistin Yönetimi yetkililerine yönelik eleştiriler görüyorsunuz ama bunlar asla yazanın kimliğini belli edecek şekilde olmuyor. Tepki gösterenler dikkatli davranıyor ve genelde soyut sorular soruyor ama onların ne demek istediğini herkes anlıyor.”

Yolsuzlukla ilgili araştırma haberleri son derece nadir. Bu yayımların bazılarını Reuters ve Associated Press ajansları yapmıştı. Ancak araştırma ve yazıma katkıda bulunan Filistinli muhabirlerin isimleri açıklanmamıştı. 2009’da Reuters, ABD’nin yardım olarak finanse ettiği yol onarımlarında ihalelerin Abbas’ın oğullarına ait şirketlere verildiğini yazdı. Associated Press ise 2015’te Filistin Yönetimi üst düzey yetkililerinin yolsuzluklarını ifşa ettiği iddia edilen belgeler yayımladı.

Haberlerde adı geçenlerin hiçbiri sorgulanmadı veya görevden alınmadı. Filistin medyası ise yukarıdan gelen emirler doğrultusunda haberleri sınırlı bir şekilde yansıttı.

Filistin medyası şimdi Netanyahu’ya yönelik soruşturmada İsrail basınında çıkan haberlere geniş yer veriyor ve bu haberleri takip eden pek çok Filistinli, puro ve şampanya gibi hediyeler kabul etmenin Netanyahu için yargılanma, hüküm giyme ve istifa etme gerekçesi olma ihtimaline şaşırıyor. Al-Monitor’un görüştüğü Filistinli gazetecilere göre hediye kabulü Filistin Yönetimi’nde olağan bir uygulama ve cezai bir ihlal olarak görülmüyor.

Kıdemli bir gazeteci şöyle diyor: “Alınan her hediyeyi konuşabilseydik ve bunların her biri soruşturma ve mahkûmiyetle sonuçlansaydı Filistin Yönetimi çalışamaz hâle gelirdi. Çünkü herkes hapiste oldurdu.”

More from Shlomi Eldar

Recommended Articles