Ana içeriğe atla

Suudi karşıtı Şii ittifak pekişiyor

Bölgedeki mezhep çatışması yoğunlaşırken Şii güçler Suudi Arabistan’a karşı iş birliğini derinleştiriyor ve Irak bu denklemde anahtar bir rol oynuyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Member from Hashid Shaabi hold a banner of Abdulmalik al-Huthi during a demonstration to show support for Yemen's Shi'ite Houthis and in protest of an air campaign in Yemen by a Saudi-led coalition, in Baghdad March 31, 2015. Saudi troops clashed with Yemeni Houthi fighters on Tuesday in the heaviest exchange of cross-border fire since the start of a Saudi-led air offensive last week, while Yemen's foreign minister called for a rapid Arab intervention on the ground. REUTERS/Thaier Al-Sudani - RTR4VNMI

NECEF, Irak — Orta Doğu’daki mezhep çatışması hız kesmeden devam ederken taraflar birbirilerine karşı bölgesel ittifaklar kurmak için yarışıyor. Suudi Arabistan’ın aralık 2015’te oluşturduğu Sünni ittifakın ardından İran’ın karşıt bir Şii ittifak oluşturmaya çalıştığı gözlemleniyor.

İran Dini Lideri Ali Hamaney 5 Eylül’de hacı adaylarına seslendiği geleneksel mesajında Suudi ittifakını hedef aldı ve Suudi yönetimini bölgedeki çatışmaları körükleyen odak olarak niteledi. Müslüman dünyasındaki kargaşa ve yıkımdan Suudileri sorumlu tutan Hamaney örnek olarak Irak, Suriye, Bahreyn, Yemen ve Libya’yı gösterdi.

İran daha önce de aralarında ittifak olduğuna inandığı Suudi Arabistan ve İsrail’in tehditlerine karşı Şii kurtuluş ordusu kuracağını duyurmuştu. Suriye’de bazı harekâtları yöneten Devrim Muhafızları komutanı Tuğgeneral Muhammed Ali Falaki 18 Ağustos’taki açıklamasında Iraklılar, Afganlılar ve Lübnanlılar da dâhil farklı milliyetlerden kurulu bir Şii kurtuluş ordusunun oluştuğunu belirtti. Falaki, şu an Irak, Suriye ve Yemen’de savaşan bu güçlerin başında İran’ın seçkin Kudüs Gücü’nün komutanı General Kasım Süleymani’nin bulunacağını söyledi. Süleymani Orta Doğu’nun başka bölgelerinde de yeni cepheler açma iddiasında.

Suudi karşıtı Şii ittifakının oluşumunda Irak kilit bir rol oynuyor. Yemenli Husilerden oluşan üst düzey bir heyet, Suudilere karşı Şiilerden destek toplamak amacıyla 27 Ağustos-1 Eylül tarihlerinde Irak’a bir ziyaret gerçekleştirdi. Resmi Ensarullah sözcüsü Muhammed Abdül Selam’ın da yer aldığı heyet, Iraklı yetkililerle yoğun görüşmeler yaptı. Heyetle görüşen Irak Dışişleri Bakanı İbrahim El Caferi Yemen’deki Suudi müdahalesini şiddetle reddettiklerini belirtti.

Başbakan Haydar El Ebadi de heyeti kabulünde yaptığı açıklamada “Irak Yemen halkını baştan beri destekliyor ve Yemen halkının zulüm görmesini, Yemen’e karşı bu gayri meşru saldırıyı kabul etmiyor.” dedi. Ebadi ayrıca Suudi saldırıları esnasında Irak’ın Husilere yardım gönderdiğini açıkladı.

Heyet, bir sonraki durağı olan Umman’a gitmeden önce Cumhurbaşkanı Fuad Masum tarafından da kabul edildi. Husi heyeti bölgesel turu kapsamında Lübnan ve İran’a da gitmeyi planlıyor.

Heyet, Irak’ta bulunduğu sürede Halk Seferberlik Birlikleri’nde yer alan Şii milislerin liderleri ve Ebu Azrail olarak bilinen militan da dâhil bu milislerle bağlantılı isimlerle de görüşmeler yaptı. Ziyaret açıkça mezhepsel nitelikteydi. Zira heyet, Meclis Başkanı Salim El Caburi gibi Sünni Arap yetkililerle görüşmedi ve böyle bir arzu belirtmedi. Sünni siyasi liderler ise Suudi Arabistan’la ilişkilere olumsuz yansıyan bu görüşmelerden rahatsız oldu.

Irak’taki Sünni güçler de Husilerin ziyaretini kınadı. Sünni bir oluşum olan Iraklı Sünni Güçler İttifakı, ziyaretin ardından yaptığı açıklamada “Husiler gibi silahlı gruplardan gelen heyetleri” kabul ettiği için Irak diplomasisini eleştirdi. Açıklamada ayrıca “dünyaya açılmaya, yıkıcı ‘eksen’ siyasetinden uzaklaşmaya ihtiyaç duyulduğu bir dönemde” bu adımın “Irak’ın Araplarla ilişkilerini bozduğu ve ilişkilere zarar verdiği” kaydedilirken şu ifadeye yer verildi: “Dünyaya, Irak’ın egemenliğine teslimiyetçilik lekesi sürüldüğünü düşündürten de bu stratejidir.”

Husi heyeti Bağdat’ta bulunduğu sırada Irak Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan Büyükelçisi Samir El Sebhan’ın değiştirilmesini 28 Ağustos’ta Riyad’dan resmen talep etti. Bakanlık Sözcüsü Ahmed Cemal, Sebhan’ın Irak’ın iç işlerine karıştığını ve kışkırtıcı açıklamalarda bulunduğunu belirtti.

Sünni ittifak ise bu karara tepkisini şöyle dile getirdi: “Irak hükümetinin kararı bizleri şaşırttı. Bu, medeni devletler arasındaki diplomatik kaidelerde örneği görülmemiş, tehlikeli bir emsaldir ve Suudi Arabistan’ın bölgesel rolünü baltalamaya dönük kasıtlı bir çabanın yansımasıdır. Irak siyaseti bir kez daha güvenlik sıkıntılarında ve insani sıkıntılarda Irak halkına destek olan Arap devletleri ile haksız ihtilaflara doğru sürüklenmektedir.”

Sebhan bundan kısa bir süre önce Şii milislerin kendisine yönelik bir saldırı planladığını söylemişti. Irak Dışişleri Bakanlığı büyükelçinin iddiasını yalanladı ve açıklamalar yaparken “dikkatli olunmasını” istedi. Ancak Ebu El Fadıl El Abbas Tugayları’nın liderlerinden Aus El Kafaci, 23 Ağustos’ta verdiği televizyon mülakatında Suudi büyükelçisinin peşinde olduklarını ve kendisini öldürecek kişiyi onurlandıracaklarını söyledi.

Bölgede bir Şii ittifakının pekiştiğini gösteren bu gelişmelerin yanında Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim de 26 Ağustos’ta askeri yetkililerden ve güvenlik yetkililerinden oluşan bir heyetle Bağdat’a sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi. Caferi tarafından ağırlanan Muallim, Başbakan Ebadi ile de görüştü. Bu görüşmelerle birlikte iki ülke, bir kısmı Suudi Arabistan tarafından desteklenen cihatçı gruplarla mücadelede güvenlik koordinasyonuna gidebilir.

Suriye’de birçok Iraklı savaşçının Lübnan ve Afganistan’dan gelen İran destekli başka Şii güçlerle birlikte savaştığını belirtmek gerekir. İslam Devleti’nin (İD) Irak’ta oluşturduğu tehdidin önemli ölçüde azalmasının ardından Suriye savaşına gitmek isteyenlerin sayısı arttı.

Kimi İnternet siteleri Yemen heyetinin Necef’te Şiilerin üst mercii Ali El Sistani ile de görüştüğünü duyurdu. Bu haberleri Husiler adına “pazarlama” çalışması olarak Suudilere karşı kapsamlı bir Şii ittifakının oluşturulmasını savunanlar ya da bölgedeki siyasi mezhep çatışmasına dâhil olduğu gerekçesiyle Sistani’ye saldırmak isteyenler yaymış olabilir. Ancak Al-Monitor’un Sistani’nin makamındaki resmi bir kaynaktan edindiği bilgiye göre Sistani bu haberleri tümüyle yalanlıyor. Ilımlı çizgisiyle tanınan Sistani, toplumsal ve siyasi krizlerin çözümünde mezhepçiliği değil ulusal diyalog ve herkes için eşit yurttaşlık ilkesini savunuyor.

Yukarıdaki gelişmeler, bölgede mezhepsel ittifakların kök salıp genişlediği bir sürece gidildiğine işaret ediyor. Bu da şiddet ve çatışmaların İD’in bertaraf edilmesinin ardından bile dizginlenemeyebileceği kaygısını doğuruyor.