Ana içeriğe atla

Suriyeli Kürtler Rusya’yla niçin iş birliği yapıyor?

Suriyeli muhalifler Kürtleri rejim ve Rusya’yla iş birliği yapmakla suçlarken Kürtler bunu İslam Devleti’yle mücadele için yaptıklarını söylüyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Syria Democratic Forces fighters take positions as they await U.S.-led air strikes on Manbij's mills where Islamic State militants are positioned, in Aleppo Governorate, Syria June 16, 2016. REUTERS/Rodi Said - RTX2GMD1

GAZİANTEP, Türkiye — Kürtler, Suriye ayaklanmasının başladığı 2011’den bu yana Devlet Başkanı Beşar Esad rejimiyle doğrudan bir askeri çatışmaya hiç girmediler. Rejim de Kürtlerin Şam’daki iktidarlara öteden beri muhalif olmasına rağmen diğer Suriye kentlerinin aksine Kürt bölgelerini hiçbir zaman bombalamadı.

Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) ideolojisini benimsemekle suçlanan Halk Savunma Birlikleri’ne (YPG) bağlı Kürt savaşçılar 2014’teki Kobani savaşıyla uluslararası toplumun güvenini kazanmayı başardılar. Bu sayede İslam Devleti’yle mücadelede Kürtleri destekleme yönünde ABD ve NATO dâhil uluslararası toplumda görüş birliği oluştu.

Ancak Suriyeli muhalifler, Kürtleri Suriye topraklarını bombalayan Rusya’yla ve onun üzerinden rejimle iş birliği yapmakla suçluyor. Rejimin siyaset ve medya danışmanlarından Buseyna Şaban da 20 Şubat’ta Kürtlerin Rusya’yla yaptıkları anlaşma üzerinden rejimle iş birliği içinde olduklarını söylemişti.

Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü’nden Fabrice Balanche, ekimde yayımlanan bir makalesinde ABD destekli, Kürt milliyetçisi Demokratik Birlik Partisi’yle (PYD) ilgili şöyle demişti: “Türkiye ve ABD Kürt bölgelerinin birleşmesine engel olmayı sürdürürse PYD kuzeyde Şam ve Moskova’yla iş birliği yapmakta tereddüt etmez.” Yazar bu sözlerle Afrin, Kobani ve Cezire’ye işaret ediyordu.

Kürtlerin Kremlin’le bağlantısına ilişkin yorumlar bilhassa Kürtleri silahlandıran ABD’de endişelere yol açtı. Türkiye de olası Kürt-Rus yakınlaşmasının Suriye sınırında Kürtlerin nüfuzunu artırmasından korktu.

Bu korkular ekimde daha da arttı. Zira Moskova Suriye’de İD’le savaşan her güçle iş birliği yapmaya hazır olduğunu vurguladı. Kürt komutan Sipan Hemo da Rusya’dan YPG’ye silah vermesini ve İD’le mücadelede YPG’yle eş güdüm içinde olmasını istedi. Rusya Kürtlere askeri destek verdiğini teyit etmese de PYD yetkilileri ile 21 Ekim’de Moskova’da yapılan toplantılarda siyasi destek beyanında bulundu, bunun üzerine Suriyeli Kürtler de 10 Şubat’ta Moskova’da temsilcilik açtı.

Haysiyet ve Haklar Bildirgesi grubunun lideri Meram Davut Suriye’deki siyasi partilerin hemen hepsinin bölgesel ve uluslararası aktörlerle ilişkisi ve ajandası olduğunu söyleyerek Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Bir ya da birden fazla bölgesel veya uluslararası tarafla ilişkiler kuruluyor, bilhassa da askeri ajandası olanlarla. YPG’nin yerine kurulan Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) karşılıklı çıkarlar doğrultusunda hem Rusya’yla hem ABD öncülüğündeki koalisyonla ilişkileri var.”

Davut’a göre SDG uluslararası toplumun terörle mücadele önceliğinden faydalanıyor. Terörle mücadele Rusya ve ABD’nin ortak paydası. SDG de İD ve Nusra Cephesi gibi örgütlerin kontrol ettiği bölgelerde ilerliyor. Davut’a göre farklı etnik gruplardan oluşan SDG kendisini yeni, seküler eğilimli bir askeri gücün nüvesi olarak sunuyor.

Rusya’nın Kürtlere verdiği siyasi desteğe gelince Davut, Moskova’nın hem PYD’yi hem de Humeynim’de bulunan muhalif bir grubu destekleyerek Cenevre görüşmelerindeki muhalif kampı genişletmek istediğini söyledi.

Rusya’nın “Suriye ordusuyla çatışmayan, Türkiye ve Körfez destekli muhalefetin karşısında olan tüm güçleri” desteklediğini öne süren Davut, her grubun Rusya veya ABD’de temsilcilik açabileceğini, bunun için federasyonun tanınması gerekmediğini söyledi.

YPG İD’i 2015’te Kobani’de mağlup etmişti. Bugün de SDG, Membic ve çevresinden başlayarak İD’in Halep vilayetinin kuzeyindeki kalelerini kuşatıyor. Kürtlerin çatı örgütü Demokratik Toplum Hareketi (TEVDEM) gibi siyasi gruplar bu hamlelere destek veriyor.

SDG Genel Komutanlığı’nda danışmalık yapan Nasır Hacı Mansur, İD’le mücadelenin stratejik ve ideolojik motivasyonlarla yürütüldüğünü söyledi. Al-Monitor’a konuşan Hacı Mansur SDG-Rusya ilişkisine dair de şöyle dedi: “Rusların İD ve Nusra Cephesi’ne düzenlediği hava saldırıları SDG’nin işine yarıyor, SDG’ye yardımcı oluyor. Rusya Kürtlerin Suriye’deki siyasi çözümde yer almasını siyaseten destekliyor. Bu tutum, Rusya’nın Suriye’deki duruma dair derin ve gerçekçi kavrayışından kaynaklanıyor.”

İngiltere Dışişleri Bakanı Philip Hammond şubatta Kürtlerin rejim ve Rusya’yla eş güdümlü çalıştıklarını söylemişti. Bu algının gerçeklere dayanmadığını düşünen Hacı Mansur ise açıklamanın “bölgenin Kürt karşıtı jandarması” diye tanımladığı Türkiye gibi “uluslararası aktörleri hoş tutmak” için yapıldığını belirtti.

Suriyeli muhalifler Halep’e bağlı Kürt nüfuslu Afrin kentini 2013’ten bu yana kuşatma altında tuttukları için Kürtlerle muhalefet arasındaki husumet devam ediyor. Afrin Savunma Komitesi Sözcüsü Fevzi Süleyman Al-Monitor’a şu bilgileri verdi: “Ruslarla aramızda ciddi bir iş birliği söz konusu değil ama eş güdüm hâlindeyiz, bizi bombalamasınlar diye Halep vilayetindeki konumlarımızı onlara bildiriyoruz.” Kürtlerin istisnasız tüm ülkelerle, hatta gerekirse Türkiye’yle ilişki kurması gerektiğini söyleyen Süleyman “Bize yardım etmek isteyenlere sırt çevirmeyiz.” dedi.

Süleyman’la aynı fikirde olan Suriye Demokratik Meclisi’nin yönetiminde yer alan Alâeddin Halid de SDG’nin, hatta Meclis’in Suriye’deki savaşı sonlandırmak isteyen tüm ülkelerin desteğini memnuniyetle karşıladığını söyledi. Aynı zamanda Suriye Ulusal Demokratik İttifakı'nın genel koordinatörü olan Halid, Suriye’de siyasi çözüme ulaşmak adına Rusya ve ABD’yle iyi ilişkileri desteklediklerini, “Suriye’deki tüm unsurların ve özelde Kürtlerin haklarını tanıyan taraflarla köprü kurmaya hazır” olduklarını belirtti.

Halid, Türkiye ve Körfez ülkelerini ağır aksak süren Cenevre görüşmelerine Kürtlerin katılımını engellemekle suçladı. Halid, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’la Suriyeli muhalifler arasında geçtiğimiz günlerde Viyana’da yapılan bir toplantıya PYD temsilcisi Halid İsa’nın da katıldığını ve Rus bakanın Kürtlerin Cenevre görüşmelerine katılımına değindiğini söyledi. Cenevre görüşmelerine katılmanın Suriye Demokratik Meclisi’nin doğal hakkı olduğunu söyleyen Halid, Suriye’nin temel unsurlarından birini dışlayan bir konferansın başarıya ulaşamayacağını vurguladı.

More from Sardar Mullah Darwish

Recommended Articles