Ana içeriğe atla

Orta Doğu’nun yeni silah tedarikçisi İran mı olacak?

Silah ticaretinde mevcut eğilimler devam ederse İran, Rusya ve Çin gibi ülkelerin Orta Doğu’nun başlıca silah tedarikçileri olacağı anlaşılıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
EDITORS' NOTE: Reuters and other foreign media are subject to Iranian restrictions on leaving the office to report, film or take pictures in Tehran.

Lebanese Prime Minister Saad al-Hariri (R) looks at weapons with Iran's Defense Minister Mohammad Najar (2nd R) at a military exhibition in Tehran November 28, 2010. REUTERS/Ministry of Defence/Vahid Reza Alaei/Handout (IRAN - Tags: POLITICS MILITARY) FOR EDITORIAL USE ONLY. NOT FOR SALE FOR MARKETING OR ADVERTISING CAMPAIGNS. THIS IMAGE HAS BEEN SUPPLIED BY A

TAHRAN, İran — Irak’ın başkenti Bağdat’ta 5 Mart’ta özel bir savunma sanayi fuarı açıldı. Katılımcı ülkeler arasında Çin’in etkinliği kayda değerdi. Ancak fuarın belki de en dikkat çekici özelliği, İran Savunma Bakanlığı’nın resmi olarak güçlü bir varlık göstermesi ve çok çeşitli İran yapımı askeri malzemenin görücüye çıkmasıydı. İran’ın resmi haber ajansı IRNA’ya göre İran Savunma Bakanlığı ve İran Savunma Sanayi Kurumu sergilenen teçhizat çeşitliliği bakımından Çin’in ardından ikinci sırada yer aldı.

Nükleer konuyu çözüme bağlayan Ortak Kapsamlı Eylem Planı’na (OKEP) göre İran ekim 2020’ye kadar BM Güvenlik Konseyi’nden onay almadan konvansiyonel silah ticareti yapamayacak. Konvansiyonel teçhizat satışına uygulanan ağır yaptırımlara rağmen İran’ın son yıllarda birçok silah ve askeri teçhizatı tek başına üretebilir duruma geldiği görülüyor. İran ordusunun bugün kullandığı teçhizatın büyük bir bölümü yerli üretimle karşılanıyor. Bu kapasiteyle İran’ın uluslararası silah pazarında ciddi ve etkili bir yer edineceği anlaşılıyor.

İran’ın bölgedeki başlıca siyasi ve askeri müttefikleri olan Irak ve Suriye hükümetleri son yıllarda iç savaş ve terörizmle boğuşuyor. Şam ve Bağdat’ın Batı ülkeleriyle arası açılınca Batı’dan askeri teçhizat tedarikleri de sekteye uğradı. Burada İran devreye girdi. İslam Devleti örgütü 2014 yazında Musul’u ele geçirince Irak güvenlik güçleriyle Kürt Peşmerge kuvvetlerine silah gönderen ilk ülke İran oldu. Irak’a silah tedariki o denli arttı ki Irak’taki paramiliter güçlerin bugün kullandığı tüm yarı ağır silahlar, keskin nişancı silahları ve başka birçok personel ve zırhlı silah çeşidi İran yapımıdır. Son bir yıldır Irak’a T-72S tipi ana muharebe tankları da gönderilmeye başlandı.

Aynı eğilim Suriye’de de gözlemleniyor. Rusya’yla öteden beri askeri iş birliği içinde olan Suriye’nin ordusu, Irak ordusuna kıyasla daima daha gelişkin ve daha iyi donatılmış oldu. Ancak Irak ve Afganistan kökenli paramiliter güçler Suriye’ye girince ve Şam hükümeti cephaneliklerini tüketme riskiyle karşı karşıya kalınca Suriye’de İran yapımı askeri teçhizatlar ortaya çıkmaya başladı. Örneğin Halep’te süren çatışmalarda çok sayıda İran yapımı malzeme tespit edildi. Bunların içinde Safir tipi taktik araçlar, Şahin tipi keskin nişancı silahları ve başka silah türleri var.

Kısaca İran yapımı askeri teçhizatın bugün Irak, Suriye ve Lübnan’da resmi olarak ve yaygın şekilde kullanıldığı aşikâr. İran yapımı silahlar henüz testten geçmediği için bu silahlarla üretimlerinde örnek alınan orijinal modeller arasında kıyaslama yapmak şu an olanaksız. Ancak bölgede terörizmin yaygınlaşması İran’a askeri teçhizatını sahada test etme ve olası eksiklikleri tespit etme imkânı tanımaktadır.

İran yerli savunma sanayiine odaklanmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin 2013’te göreve başlarken açıkladığı hükümet programının 7.2.18 numaralı paragrafında şöyle deniyor: “Ülkemizin karşı karşıya olduğu uluslararası yaptırımlar ve çok sayıda tehdit dikkate alındığında hükümet savunma sanayinde öz yeterlilik programlarını sürdürmek durumundadır. Hükümet ayrıca askeri sanayide ticarileşmeyi gündeme alacak ve ülkemizin döviz gelirini artırmak için savunma sanayiindeki potansiyeli kullanacaktır.”

OKEP’le birlikte konvansiyonel silah yaptırımlarının beş sene içinde kalkma ihtimalinden hareketle İran, yerli silah sanayiini büyütmeye ve dünya silah pazarında yer edinmeye çalışıyor. İran savunma bakanı bölgedeki çoğu askeri fuara katılıyor, son askeri teknolojilerin İran’a transferi konusunda Çin ve Rusya’yla sürekli temaslarda bulunuyor. Bu bağlamda konvansiyonel silahlara ilişkin yaptırımların daha şimdiden kalkmakta olduğu ve İran’ın yakın gelecekte bölgesel devletlere bugün konvansiyonel silah satan Batılı ve Doğulu üreticilere ciddi bir rakip olacağı anlaşılıyor.

İran’ın Bağdat’taki fuarda görücüye çıkardığı askeri donanımlar geniş bir yelpazedeydi: muharebe botları, güçlü deniz motorları, insansız hava araçları, çeşitli havanlar, roketler ve topçu sistemleri, kimyasal ve radyoaktif madde tespiti yapabilen gelişkin teçhizatlar, helikopter ve gözetleme uçağı tasarımı ve üretimine ilişkin sistemler. İran’ın fuara bu denli etkin katılması bol kazançlı silah pazarına girmek istediğini gösteriyor.

Görünen o ki İran’ın Batı’yla olan siyasi ilişkilerinin doğası nedeniyle taraflar arasında şu an resmi yasakların ötesinde karşılıklı silah ambargosu olarak tanımlanabilecek bir durum söz konusu. Öte yandan İran son iki yıldır bölgesel ortaklarına cömertçe silah veriyor. Öyle ki Lübnan savunma bakanı, ordunun ihtiyaçlarını karşılamak üzere İran’dan büyük miktarda silah almaya hazır olduklarını söylüyor. Dolayısıyla silah ticaretinde mevcut eğilimlerin sürmesi hâlinde İran, Rusya ve Çin gibi ülkelerin Orta Doğu’nun başlıca silah tedarikçileri olacağı anlaşılıyor.

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial