Ana içeriğe atla

Rusya Orta Dogu’da oyunun kurallarini degistiriyor

Orta Doğu’daki müttefiki Suriye’yi terk etmeyen Rusya siyasi geçiş planına paralel olarak yeni bir üs inşası dahil askeri varlığını arttırarak oyunun kurallarını değiştiriyor.
A sailor looks at the Russian missile cruiser Moskva moored in the Ukrainian Black Sea port of Sevastopol in this May 10, 2013 file photo. Russia is sending two warships to the east Mediterranean, Interfax news agency said on August 29, 2013, but Moscow denied this meant it was beefing up its naval force there as Western powers prepare for military action against Syria. Picture taken May 10, 2013. REUTERS/Stringer (UKRAINE - Tags: MILITARY POLITICS MARITIME CONFLICT) - RTX130BI

Türkiye’nin Halep’in kuzeyinde güvenli bölge oluşturma planları yeni bir meydan okuma ile karşı karşıya: Rusya, Türkiye’nin oluşturmaya çalıştığı güvenli bölgeye 150-160 km mesafede askeri tahkimat yapıyor.

Suriyeli yetkililer teyit etmese de yerel kaynaklara göre Akdeniz sahilinde Lazkiye iline bağlı Ceble kasabasındaki Basil Esad Uluslararası Havaalanı’nı Rusya için askeri hava üssüne dönüştürmek üzere çalışmalar yapılıyor. Bölgeye ağustos ortalarından beri gemi ve uçaklarla yapılan sevkiyatlar Rusya’nın Sovyetler zamanından beri devam eden askeri varlığını yeniden şekillendirip stratejik derinlik katmak istediğini gösteriyor.

Batılı kaynaklar Rus askeri varlığının artmasını Rusya’nın Esad yönetimine destek ve İslam Devleti’ne (İD) karşı uluslararası koalisyona katılma çabası olarak yorumlasa da Basil Esad Havaalanı’nın dönüştürülmesi Rusya’nın Orta Doğu’da ilk hava üssüne kavuşacağı ve bölgedeki güç dengelerinin yeniden kurulacağı anlamına geliyor.

Rusya halihazırda Lazkiye’nin güneyinde Tartus ilindeki deniz üssünü kullanıyor. Büyük gemilerin yanaşmasına elverişli olmayan Tartus üssü sınırlı kapasitesine rağmen Rusya ile Suriye arasındaki askeri iş birliğinin sembolü sayılıyor. Tartus’taki Rus askeri varlığı bir radar üssünü de barındırıyor. Hafız Esad döneminden beri Suriye ile askeri iş birliği anlaşması bulunan Rusya 2009’da Tartus üssünü yenilemişti.

Ceble’de hareketlilik

Teyit edilmesi halinde Rusya’nın Ceble’de üs edinme çabası sadece Suriye değil ağırlıklı olarak Amerikan askeri varlığıyla stratejik denklemlerini bulmuş Orta Doğu’da oyunun kurallarını değiştirme potansiyeli taşıyor. Bunlar, ABD’nin İncirlik Üssü’nün kullanımı konusunda Türkiye ile anlaşmaya varmasına paralel gelişen hamleler.

Rusya’nın Suriye’deki savaşa doğrudan müdahil olup olmadığı tartışması sürerken Şam merkezli gazeteci Mehmet Serim, Ceble’deki havaalanı ve çevresinde hummalı bir çalışma olduğunu yazdı.

Ceble’deki yerel kaynaklardan elde ettiği bilgileri Al-Monitor’la da paylaşan Serim’e göre 3 km uzunluğundaki pistin bazı Rus uçakları için yetersiz olması nedeniyle kapasite artırmaya yönelik çalışmalar başlatıldı. Bunun için Rus uçakları sürekli malzeme taşıyor. 3 bin kadar Rus personelin Lazkiye’de olduğuna dair söylentiler dolaşıyor. Ceble’de herkesin gündeminde Basil Esad Havaalanı’ndaki yenileme çalışmaları var.

Rusya’nın Ceble’de ikinci bir askeri üs inşa etme planı Suriye yönetimini destekleyen El Vatan gazetesinde de yer aldı. Dr. Theodore Karasik, Al Arabiya’daki yazısında Körfez İş Birliği Konseyi’nden bir yetkiliye dayanarak Rus planının danışman, eğitmen, lojistik elemanı, teknik personel ve pilotlardan oluşan MIG-31’leri kullanacak pilotlar dahil 2-3 bin kişilik bir ekibin konuşlandırılmasını içerdiğini kaydetti.

Rus Dışişleri Rus askeri uzmanların gönderilen silahların kullanımı konusunda Suriye ordusuna yardım etmek için bu ülkede bulunduğunu belirtirken “Rusya Suriye ile askeri teknik iş birliğini hiçbir zaman gizlemedi” dedi.

Serim’e göre Basil Esad Uluslararası Havaalanı’yla ilgili planın yanı sıra Tartus deniz üssünün Ceble’nin kuzeyinde yer alan Rimeyli’ye taşınacağına dair plan üzerinde de duruluyor. Tartus’un yetersiz olması nedeniyle büyük Rus gemileri Lazkiye limanına yanaşmak zorunda kalıyor. Tartus üssünün Rimeyli’ye taşınmasıyla kapasite sorununun aşılacağı ve Rus askeri konuşlanmasının daha entegre bir yapıya kavuşacağı söyleniyor. Konuşulan plana göre Rusların Lazkiye’ye taşınmasıyla birlikte Suriye’nin iç bölgelerine daha fazla erişim imkânı sunan Tartus limanı uluslararası bir yapıya kavuşturulacak ve serbest bölgeye dönüştürülecek.

Söylendiği gibi Ceble’de bir üs kurulursa kaçınılmaz olarak bunun sahaya yansımaları da olacaktır. Bölgedeki Rus radarlarının Türkiye sınırlarından beslenen muhalif güçlerin hareketliliğini gözetlediği biliniyor. Ceble üssü ise Rusya’ya Suriye’deki krize daha fazla, etkili ve hızlı müdahil olma imkanı verebilir.

El Vatan’a göre halihazırda Rusya rejime uydu görüntüleri sağlıyor ve uluslararası güçlerin konuşlanmasıyla ilgili olasılıkları değerlendirmeye yarayacak bilgiler topluyor.

Rusya’nın hamleleri Türkiye’nin tampon bölge oluşturma niyetiyle doğrudan ilgili. Ankara şu sıralar askeri kapasitesini PKK’ye karşı operasyonlara hasretmiş durumda. Ancak tampon bölge planları ya da hevesleri tamamen unutulmuş değil. Hatta Avrupa yollarında yaşanan mülteci dramının tampon bölge oluşturmak için bir baskı aracı olarak kullanıldığını görüyoruz. Söz gelimi Başbakan Ahmet Davutoğlu cesedi kıyıya vuran 3 yaşındaki Aylan ile ilgili konuşurken “4 yıldır Suriyelileri koruyacak güvenli bölgenin kurulmasına Batı'yı ikna etmeye çalışıyoruz. Aylan bebeğin cansız bedeni son uyarıdır” dedi.

AB mülteci akınına nasıl yanıt vereceği sorusunun yanıtını ararken Britanya Başbakanı David Cameron da ‘Suriye’de mülteciler için kurulacak güvenli bölgelerde İngiliz askerlerinin konuşlandırılabileceği’ çıkışıyla Ankara’nın aradığı pası verdi. Tabii ABD ikna olmadan ve sahada güvenilir ortaklar bulunmadan böyle bir planın yürüme yansı yok. Rus askeri varlığının artışı Türkiye kadar yer yer Suriye hava sahasını ihlal eden ve belli hedeflere nokta atışları yapan İsrail’i de yakından ilgilendiriyor. Lübnan’daki El Ahbar gazetesi, Rus askeri varlığının İsrail savaş uçaklarına Suriye semalarını kapatacağı ve Tel Aviv’in güneyde daha dirençli bir bölgeyle yüzleşeceği yorumunu yaptı.

Şam ‘yok’ dese de ABD ciddiye alıyor

Rusya’nın üs arayışı belki kısa vadede Suriye ordusunun operasyon kapasitesini arttırma, siyasi çözüm arayışları çerçevesinde koşulları rejim lehine değiştirme ve (görünürde) İD ile savaş amacı güdülse de uzun vadeli askeri-stratejik bir yapılanmanın hedeflendiği anlaşılıyor.

ABD’nin başlattığı girişimler, Rus askeri sevkiyatının ziyadesiyle ciddiye alındığını gösteriyor. Beyaz Saray sözcüsü Josh Earnest, ABD’nin endişelerini “Bu adımlar daha fazla kayıplara yol açabilir, mülteci akınını ve İD’e karşı koalisyonla karşılaşma riskini artırabilir” diyerek dile getirdi. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de savaşın hararetinin artacağı ve Rusya’nın uluslararası koalisyonla karşı karşıya kalabileceği uyarısını Rus mevkidaşı Sergey Lavrov’a iletti. Dahası Washington, Rusya’yı önlemek için Bulgaristan ve Yunanistan’dan hava sahasını Rus kargo uçaklarına kapatmasını istedi. Yunan Dışişleri Sözcüsü Constantinos Koutras, ABD’nin 1-24 Eylül arasında Suriye’ye giden Rus uçaklarına verilmiş izinlerin iptalini istediğini kaydetti. Bulgaristan ise hava sahasını Rus uçaklarına kapattı. Buna karşın İran hava sahasına açarak Rusya’ya Bulgaristan ve Yunanistan’ı baypas etme şansı sundu. Bağdat’ın da Tahran’a paralel tutumu nedeniyle İran-Irak güzergâhı Rusya’ya manevra kabiliyeti sunuyor. Türkiye’nin Rus uçaklarını indirip aradığı Ekim 2012’den beri Rusya, Suriye uçuşları için Türk hava sahasını tercih etmiyor.

Askeri hamlelerin Rusya’nın siyasi çözüm için bastırdığı bir dönemde gelmesi de zamanlama açısından önemli. Rusya bir süredir Suriye’deki sorunu terörle mücadeleye indirgeyip rejimin ‘makul muhalefet’ ile ortaklık kurması için zemin yokluyor. Rus lider Vladimir Putin son açıklamasında “Terörizm ve aşırılıkçılıkla savaş için bir çeşit uluslararası koalisyon oluşturmak istiyoruz… Farklı seçenekler üzerinde duruyoruz” diyerek Suriye’ye askeri anlamda müdahil olma niyetini deklare ederken diğer tarafta Esad’ın barışçıl çözüme yönelik Rus planını kabul ettiğinden bahsetti: “Suriye Devlet Başkanı erken seçimler, sağlıklı muhalefetle diyalog kurmayı ve onları hükümete katmayı kabul ediyor.”

Özetle Şam lehine dengeleri değiştirmek, olası bir müzakere masasında müttefikini güçlü tutmak, Rus çıkarlarını temsil edildiği statükoyu formatlayarak yarına taşımak ve daha önemlisi Orta Doğu’daki Rus askeri profilini büyütmek için Moskova satranç tahtasında eş zamanlı hamleler yapıyor. Putin Ukrayna ile meşgulken Orta Doğu’yu unutacağını düşünenleri yanıltıyor.