Ana içeriğe atla

İstanbul-Gazze hattında İsrail’e meydan okuyan eski tutuklular

İsrail’in serbest bıraktığı tutukluları Batı Şeria’dan sınır dışı etme politikası bu kişilerin yeniden terör faaliyetlerine başlamasına hizmet ediyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Hamas militants take part in a march through the streets of Gaza City, marking the anniversary of a prisoner swap deal between Israel and Hamas, October 18, 2012. Last year, Israel freed more than 1,000 jailed Palestinians in a swap for Gilad Shalit, an Israeli soldier held in Gaza. REUTERS/Mohammed Salem (GAZA - Tags: POLITICS CIVIL UNREST ANNIVERSARY) - RTR39A0Z

30 Haziran’da Alon Şvut yerleşimi yakınlarında düzenlenen saldırı, Koçav yerleşiminden Malachi Rosenfeld’in ölümü ve üç kişinin yaralanmasıyla sonuçlandı. İsrail iç güvenlik teşkilatı Şin Bet, saldırının zanlısı olan terör hücresini üç hafta içinde ortaya çıkardı. Olaydan iki gün önce Batı Şeria’daki Beit El yerleşimi yakınlarında bir İsrail ambulansına ateş açan da muhtemelen aynı hücrenin üyeleriydi.

Hücre mensuplarının tutuklanmasıyla Hamas’ın Batı Şeria’daki mevcut hareket tarzına dair iki önemli veri ortaya çıktı. İlk olarak İstanbul’da bir Hamas karargâhı oluşturan Salih El Aruri’nin her olayda parmağı olduğu görülüyor. İkincisi 2011’de Gilad Şalit’in serbest bırakılması karşılığında salınan birçok eski tutuklunun olayların içinde olduğu, bu kişilerin Aruri yönetiminde tekrar terör faaliyetlerine başladığı anlaşılıyor.

Alon Şvut’taki terör saldırısı Ahmed Nacar isimli şahsın talimatıyla gerçekleştirildi. Bu şahıs “Şalit Anlaşması” kapsamında serbest bırakılmış, bunun koşulu olarak da Gazze Şeridi’ne sınır dışı edilmişti. Daha sonra Ürdün’e geçen Nacar, o günden beri Batı Şeria’nın karşı yakasından terör eylemleri planlamakla meşgul. İlginç bir detay olarak Nacar’ın Kudüs’ün Silvad bölgesinde yaşayan erkek kardeşi Emced ve kayınpederi Cemal Yunus da aynı hücrenin mensubuydu ve gönüllü iş birliği yaptıkları için mükâfatlandırıldılar.

Hücrenin yakalanmış olması İsrail güvenlik birimlerinin Filistinli muhataplarıyla yakın ve etkili bir iş birliği içinde olduğunu gösteriyor. Geçmişteki uygulamanın aksine Şin Bet iş birliği yapıldığını bu defa açıkça dile getirdi. Şin Bet’e göre hücre mensuplarının bazıları Filistin güvenlik güçleri tarafından yakalandı. Bunların başında saldırıda silahı ateşleyen kişi olan hücre lideri Muad Hamid geliyor. İsrail hedeflerine yönelik bir dizi saldırının meydana geldiği haziran sonundan bu yana Filistinliler Batı Şeria’da yaklaşık 250 Hamas militanını tutukladı.

Nacar’ın hücresi, Aruri’nin başında bulunduğu çok daha kapsamlı bir yapılanmanın parçası. Nisan 2010’da sınır dışı edilen Aruri’nin bugün geldiği nokta İsrail savunma teşkilatı için bir ikaz işareti olmalı. Özellikle de serbest bırakılan tutukluları Batı Şeria dışına gönderme politikası gözden geçirilmeli. “Şalit Anlaşması” ile serbest bırakılan 40 kişi Türkiye’ye, yaklaşık 160 kişi de Gazze Şeridi’ne sınır dışı edilmişti. Mısır’ın aracılığıyla sağlanan anlaşmaya göre sınır dışı edilenlerin bir kısmına kademeli bir izleme sürecinin ardından Batı Şeria’ya dönüş izni verilecekti.

Hamas’ın Batı Şeria’daki silahlı yapılanmasının kurucularından olan Aruri, Ramallah’ta yaşıyordu. Mayıs 2007’de idari tutuklama işlemiyle içeri alındı. Üç yıl sonra serbest kalmak üzereyken İsrail Ramallah’a dönmesine izin vermeyeceğini bildirdi. Aruri Gazze Şeridi’ne gitmek istedi ama bu talebi de reddedildi. Aruri’nin Filistin bölgelerinde tehlike arz edeceğini değerlendiren savunma teşkilatı Aruri’nin bölge dışına gönderilmesini tavsiye etti. Aruri daha sonra Türkiye’de bir karargâh kurdu. Büyük ölçüde bağımsız hareket eden bu büro şimdi Batı Şeria’daki terör saldırılarını örgütlüyor ve Hamas militanlarının buradaki yapılanmasına kaynak sağlıyor.

Aynı şekilde Gazze Şeridi’nde de bir “Batı Şeria karargâhı” kuruldu. Hamas’ın Batı Şeria’daki silahlı yapılanmasını canlandırma amacını güden bu operasyonel karargâh, Gazze’deki Hamas militanları tarafından Aruri ve onu temsilen hareket edenlerin talimatlarıyla oluşturuldu. “Şalit Anlaşması” ile serbest bırakılan kişiler de bu yapının içinde yer aldı.

Uzun lafın kısası İsrail tarafından benimsenen ilkenin, yani “ağır sıklet” tutukluların serbest bırakılıp Gazze Şeridi’ne sınır dışı edilmesinin yanlış olduğu ortaya çıktı. Bu kişileri uzakta tutmak onları terörden uzak tutmuyor. Bilakis Gazze’ye gönderilmeleri onları terör faaliyetlerine yeniden başlamaya teşvik ediyor.

Ailelerinden ve evlerinden uzak kalan bu kişiler toplumsal baskı altında kalıyor. Gazze’ye gittiklerinde güçlerini veya konumlarını yitirmediklerini, “kahraman” sıfatını hakkıyla kazandıklarını kanıtlama ihtiyacı hissediyorlar. Sosyal yaşam ve iş hayatında hiçbir alternatifi olmayan bu kişilerin Aruri’nin peşine takılıp Batı Şeria karargâhında aktif rol üstlenmekten başka seçeneği kalmıyor.

“Ağır sıklet” tutukluların Gazze’ye sınır dışı edilmesi önemli bir sakınca daha doğuruyor. Bu kişiler Gazze’de Filistin güvenlik güçleriyle Şin Bet’in yakın takibinden kurtuluyor. Bu bağlamda Batı Şeria’dan sorumlu karargâh Batı Şeria’da kurulmuş olsaydı geçmişte etkin iş birliği örnekleri sergileyen İsrail ve Filistin Yönetimi bu yapılanmayı serpilmeden ezerdi.

Görünen o ki İstanbul-Gazze hattını kapsayan ve “Şalit Anlaşması” ile serbest bırakılanların oluşturduğu Batı Şeria karargâhı, neredeyse engelsiz bir şekilde faaliyetlerine devam edecek ve hem İsrailli hem Filistinli güvenlik güçlerini epey zorlayacak.

“Şalit Anlaşması” ile serbest kalan eski tutukluların terör eylemlerinin planlama ve icrasında yer alması, Hamas’ın silahlı kanadınca Gazze’de tutsak edilen insanların “bedeli” ne olmalı sorusunu yeniden ve çok daha yakıcı bir şekilde gündeme getiriyor.

İsrail ordusunda askerlik yaparken kaçırılan Şalit, tutsak edildiği 2006-2011 yıllarında “İsrail’in saplantısı” oldu. Serbest bırakılması için yürütülen geniş çaplı kampanya her bakımdan akıl almazdı. Haklı olarak Hamas’a sebat ve kararlılığın sonuç vereceği mesajı verildi ve sonunda da gerçekten öyle oldu. Neticede Hamas’ın çoğu talebini kabul eden İsrail, çoğu Hamas militanı olan ve aralarında eli kanlı “ağır sıklet” tutukluların olduğu 1000’den fazla kişiyi serbest bıraktı.

Bir İsrail askeri karşılığında 1000’i aşkın tutuklu serbest kaldığından bu yana 6 İsrail vatandaşı serbest bırakılan kişilerce öldürüldü. 14 Nisan 2014’te, Hamursuz Bayramı arifesinde İsrail polis teşkilatında görevli Yarbay Baruh Mizrahi, Ziad Avad tarafından öldürüldü. İsrail’le iş birliği yapmakla suçlanan Filistinlileri infaz ettiği için hapis yatan Avad “Şalit Anlaşması” kapsamında serbest bırakılmıştı. Herhangi bir örgütsel yapının içinde yer almadan bağımsız hareket eden, bir örgüt veya hareketten yardım almayan Avad, bir cinayeti 18 yaşındaki oğlu İzzeddin Ziad Hasan’a işlettirmişti. Bir sene sonra ise yine “Şalit Anlaşması” kapsamında serbest kalan ve Türkiye’deki Aruri’ye bağlı terör hücresi üyeleri Malachi Rosenfeld’i öldürdü.

Buradan çıkarılacak tek bir sonuç var: İsrail Hamas’la bir kez daha takas anlaşması yapmak zorunda kalırsa – örneğin şu an Gazze’de tutulan vatandaşı Avraham Mengistu’yu kurtarmak için -- serbest bırakılan tutukluları sınır dışı etme uygulaması terk edilmeli. Tecrübeler sınır dışı edilmenin bu kişileri terörden uzaklaştırmadığını, bilakis teröre teşvik ettiğini gösteriyor.

More from Shlomi Eldar

Recommended Articles