Ana içeriğe atla

Kral Selman’a Yemen’de mutlak zafer lazım

Yeni Suudi kralı, saldırgan dış politikayla krallığın güvenliğine hizmet ettiği konusunda kendi kamuoyunu ikna etmek zorunda. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Saudi King Salman bin Abdulaziz (C) walks surrounded by security officers to receive Bahraini King Hamad bin Isa al-Khalifa (unseen) upon the latter's arrival in Riyadh to attend the Gulf Cooperation Council (GCC) summit on May 5, 2015. AFP PHOTO / FAYEZ NURELDINE        (Photo credit should read FAYEZ NURELDINE/AFP/Getty Images)

Suudi Arabistan’ın Husi isyancılara karşı sağlamak istediği süratli zafer giderek zor bir hedef hâline geliyor. Yemen’e yönelik hava saldırıları devam ederken kamuoyunun savaşla ilgili bilgilendirilmesinden sorumlu isimler çelişkili mesajlar veriyor. Hava saldırılarının başladığı mart ayından bu yana Suudilerin zafer üstüne zafer kazandığını iddia eden bir dizi basın toplantısı ve askeri brifinge rağmen görünen o ki Suudi Arabistan, çalkantılı Yemen sularında süratli zaferden ziyade muhtemelen uzun sürecek bir çıkmaza saplanmış durumda. Bunun nedeni Suudi hava saldırılarının karada savaşan farklı Yemenli gruplara karşı faydasız olması. Azami toprak kazanımlarıyla yayılmaya çalışan bu gruplar, siyasi çözüm için masaya oturulduğunda en geniş toprakları elinde tutarak en güçlü konumda olmak istiyor. Hasım taraflar arasında, daha çok karada süren bu savaşta Suudi uçakları fazla bir başarı sağlayabilmiş değil.

Yeni atanan Dışişleri Bakanı Adil El Cubeyr, ABD’li mevkidaşı John Kerry ile yaptığı ortak basın toplantısında Yemen’de beş günlük ateşkese gidileceğini duyurdu. Suudiler Yemen’i tekrar tekrar vurarak bin 400 civarında Yemenlinin öldürülmesi ve zaten tarumar olmuş, altyapı ve hizmetleri büyük ölçüde çöken kentlerde yıkımı artırmanın ötesinde bir sonuç alamadıklarını kavrayıp saldırıları askıya almış olabilir. Eski Sana’nın görüntüsü, Yemenli gruplar arasında karada süren çatışmaların üstüne hava bombardımanlarının sebep olduğu yıkımı gözler önüne seriyor.

Suudiler, Yemen’deki bu son yıkımın ve sivil kayıpların artmasında gerçek bir sorumluluk taşıyor. Suudi müdahalesi bugüne dek devrik Yemen cumhurbaşkanına ne somut bir kazanım sağladı ne de güç dengesini onun lehine değiştirebildi. Husiler gücünü korurken müttefikleri eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih de Yemen siyaset sahnesine yaptığı sancılı dönüşün tadını çıkarıyor. Salih belki de bu sahneyi hiç terk etmemişti.

Cubeyr ateşkesten söz ederken Suudi ordu sözcüsü Tuğgeneral Ahmed Asiri savaş tamtamlarını çalmaya devam ediyor. Sözcü 7 Mayıs tarihli açıklamasında savaşta dikkatlerin sürgündeki Yemen cumhurbaşkanının meşruiyetini yeniden tesis etme ve ülkenin bütünlüğünü koruma amacından kayarak hedef hâline gelen Suudi kentlerine yöneldiğini kabul etti. Güney sınırındaki Nacran ve Cizan bölgelerinin Husilerce bombalanmasına değinen sözcü, Suudi halkının korunacağını, Husilerin Suudi topraklarına bir daha saldırmaması için en ağır şekilde cezalandırılacağını belirtti. Asiri ayrıca Suudi Arabistan’ın Yemen’de insani yardım çalışmalarında kullanılmak üzere Birleşmiş Milletler’e 276 milyon dolar bağışladığını söyledi. Yani Suudiler bir taraftan bomba atıyor, bir taraftan da insani yardım yapıyor ama istediği hiçbir neticeyi alamıyor.

Asiri, bir taraftan Suudi Arabistan’ın misket bombası kullandığı yönünde İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün iddiasını yalanlarken, diğer taraftan Husilerin Suudi topraklarına cüretkâr saldırısına karşılık Saada şehrinin yerle bir edileceğini söyledi.

Bu mesajların başlıca adresi beklendiği gibi Suudi Arabistan’ın iç kamuoyu. Suudi halkı, Husiler veya İran olsun ya da ikisi bir arada olsun ülkelerinin kutsiyetini tehdit eden tüm güç odaklarına karşı tartışmasız bir zafer bekliyor.

Kral Selman Bin Abdülaziz El Suud ve oğlu Muhammed, mutlak zaferden aşağı bir başarıyla yetinme lüksüne sahip değil. Tahta geçer geçmez saldırgan bir dış politikaya yönelen Selman, merhum Kral Abdullah’ın yumuşak gücü ve sempati toplama ataklarından ayrılan, farklı bir döneme girildiğini gösterdi. Bu ciddi politika değişikliği ve doğrudan askeri müdahale yeni kralın alamet-i farikası oldu.

Suudi kamuoyunun yeni kralın Riyad’ın güvenliğine ve krallığın geleceğine hâkim olduğu konusunda müsterih olması gerekiyor. Kralın hırslı oğlu Muhammed’in de kendisini sadece veliaht prens olarak değil, savunma bakanı olarak da bir an önce kanıtlaması gerekiyor. Selman’ın ilerleyen yaşı düşünüldüğünde bu konuda bir aciliyet olduğu anlaşılıyor. Kuşku yok ki genç prens babası ölmeden önce yerini sağlamlaştırmak istiyor.

Suudi medyası ülkeyi yöneten bu üçlüyü – kral, veliaht prens ve ikinci veliaht prens –hem barışın hem savaşın liderleri olarak beyaz kanatlı savacılar olarak resmediyor. Propagandanın sade olması, bu üçlü etrafında oluştuğu görülen kültü ciddi şekilde törpülemesi gerekiyor.

Katar’a ait El Cezire televizyonu gibi Arap medya organları, Suudi propagandasını sınır ötesindeki Arap kamuoyuna taşımakta yardım ediyor. Geçtiğimiz günlerde Selman’ı “arda” denen geleneksel kılıç dansına katılırken gösteren görüntüler tökezleyen savaşa rağmen Kral’ın rahat ve kaygısız olduğu mesajını vermeye çalışıyor.

Yabancı düşmanla savaş söz konusu olduğunda gençlik ve zindelik önem kazanır. Bunu kuşku yok ki Kral’ın genç oğlu temsil ediyor. Propaganda amaçlı gösteriler kimi Suudileri ikna etse de kimilerini etkilemiyor. Bu ikinci kesim bayağı iktidar ve güç gösterilerine kulak asmadan hayatına devam ediyor. Aniden patlak veren savaşın hedeflerinin, kazandırdıkları ve kaybettirdiklerinin konuşulmadığı bir ortamda halkın ne düşündüğünü tespit etmek zor. Çoğunluk bekleme hâlinde ki bu bekleme hâli öngörülenden fazla sürecek gibi görünüyor.

Aceleyle ilan edilen, ilan edildiği günden beri amacı muğlak olan bu kötü tasarlanmış savaş uzatmalı bir askeri angajmana dönüşecek. Suudiler, süresi belirsiz bir maceraya saplanma riskiyle karşı karşıya ki bu macera ne ezilmiş Yemen halkına yardımcı oluyor ne de zor bir zeminde ilerleyen yönetime tartışmasız bir zafer kazandırıyor. Bu sıkıntılı ve tehlikeli durumdan çıkmanın tek yolu çatışmaları beş günlüğüne durdurma önerisinin kalıcı hâle getirilmesi ve böylece müzakere ve uzlaşıya imkân verilmesi. Suudi Arabistan bu yoldan Suudi yönetiminin umduğundan farklı bir zafer kazanarak zevahiri kurtarabilir. Ancak Yemen halkı, ülkesindeki iç savaşlara fazlasıyla müdahil olmuş olan komşusunun sebep olduğu yıkımı kolay kolay unutmaz.

More from Madawi Al-Rasheed

Recommended Articles