Ana içeriğe atla

Türk ordusundan Suriye iç savaşına ‘mütevazi’ katkılar!

Muhalifler geçen yıl Ermeni kasabası Keseb’i ele geçirdiğinde Türk ordusu da Suriye ordusunu bombalamış. Türk ordusunun topçu desteği mahkeme dosyasına girdi.
A rebel fighter prepares cameras ahead of firing mortars towards forces loyal to Syria's President Bashar al-Assad in the village of Tshalma near the Armenian Christian town of Kasab May 26, 2014. REUTERS/Alaa Khweled (SYRIA - Tags: POLITICS CIVIL UNREST CONFLICT) - RTR3QYIQ

Türkiye’nin Suriye’deki iç savaşa müdahil olduğuna dair basının görgü tanıkları ve muhalif aktörlere dayandırarak aktardığı bilgiler bu kez delilleriyle mahkeme kayıtlarına girdi. Dava dosyalarından biri, Türkiye’nin muhalif güçlere silah ve mühimmat sevkiyatıyla yetinmeyip sınıra 3-4 km ötede Ermeni kasabası Keseb’i ele geçiren silahlı gruplara top ateşiyle destek verdiğini ortaya koydu. Geçen yıl martta Niğde’de güvenlik güçlerine saldıran İslam Devleti (İD) üyelerinin yargılandığı davaya bakan savcı sanıkların telefonlarını dinleterek çarpıcı bilgiler elde etti. Cumhuriyet gazetesinden Ahmet Şık’ın ulaştığı belgelere göre, telefon konuşmalarında Keseb'de savaşanlar Suriye ordusunun bulunduğu yerlerin koordinatlarını Türkiye’de ilgili kişilere bildiriyor, Türk ordusu da bu koordinatlara uygun olarak top atışı yapıyor. 

21 Mart 2014’te silahlı gruplar, Türkiye topraklarına 5 farklı yerden girdikten sonra Yayladağı Sınır Kapısı’ndan tekrar Suriye’ye geçerek Keseb kasabasını ele geçirmişti. Keseb’in ele geçirildiği Enfal (Ganimetler) operasyonuna Türkmen birliklerinin yanı sıra Kaide’nin Suriye kolu Nusra Cephesi, İslami Cephe’nin en önemli grubu Ahrar-uş Şam, İD’e yakın Sukur el-İzz, eski Guantanamo esiri Faslı İbrahim Binşekrun’un kurduğu Şam el İslam, hem Kaide hem İD’le bağlantısı olan Ensar el İslam katılmıştı. Keseb civarında çatışmalar sürerken 23 Mart 2014’te Suriye savaş uçaklarından biri Türkiye’den atılan bir füzeyle ‘sınırı ihlal’ ettiği gerekçesiyle düşürülmüştü. Haziran 2014’te Esad güçleri ‘Nokta 45’ denilen tepe dahil Keseb bölgesini tekrar ele geçirirken bu kez Türk ordusu Suriye tarafına top atışları yapmıştı. Hükümet ve Türk Silahlı Kuvvetleri, Keseb dahil şimdiye kadar Suriye’ye yönelik bütün atışların 2012’de Türk jetinin düşürülmesinin ardından değiştirilen angajman kuralları çerçevesinde sınır ihlali olduğunda ya da Türkiye tarafına mermi düştüğünde misilleme olarak yapıldığını söylüyordu. Dışişleri Bakanlığı da Keseb’le ilgili suçlamayı “Türkiye’nin muhalif güçlere topraklarını kullandırmak suretiyle veya diğer şekillerde destek sağladığı yönünde ortaya atılan iddialar bütünüyle gerçek dışıdır” diyerek reddetmişti.

‘Top atışları faydalı oldu, 7 noktaya daha atın’

Niğde’deki saldırganlara yardım eden kişilerin telefonlarını teknik takibe alan savcının elde ettiği bilgiler resmi açıklamaları açığa düşürdü. Konuşmalara göre Bayır Bucak Türkmen Cephesi Komutanı Adil Orli, kardeşi Ayhan Orli aracılığıyla koordinatları Yayladağı Gençlik Derneği Başkanı Mehmet Toktaş’a gönderiyor. 

13 Haziran 2014’teki bir görüşmede Ayhan Orli, Toktaş’a Adil Orli’den aldığı 7 noktanın koordinatlarını Whatsapp’tan gönderdiğini belirtip “Atışlar hayırlı oldu. Arkadaşlar da gerisini halettiler yani ama hala 7 nokta var. Bunlara birer tane atsanız yeter” diyor.

Toktaş da “7 nokta tamam. İlerleyen dakikalarda yalnız şöyle bir şey savunmada kalsınlar orada, herkese söyle” yanıtını veriyor.

İkili arasındaki konuşmalarda askeri yardımlar da gündeme geliyor. Orli mermi yokluğundan yakınırken Toktaş şu ifadeleri kullanıyor: “Ankara ile bir daha görüşeyim, bu cephane işi ne oldu ya. Cephane olmazsa boş vallahi boş.” 

14 Haziran 2014’teki görüşmede de Yaşar Benli adlı kişi, Ayhan Orli’ye Nokta 45’teki verici direklerinin olduğu yerde mevzilenen rejim güçlerine atış yapılmasını istiyor. Bir müddet sonra Ayhan Orli, Toktaş’a “Syriatel’in tepesinde çok sayıda asker var. Vurabilirseniz” diye mesaj gönderiyor ve ardından telefonda konum tarifi yapıyor. 

13 Haziran 2014’te cephedeki bir Türkmen, Ayhan Orli’den köşeye sıkışan savaşçıların Türkiye’ye geçiş yapabilmesi için yardım istiyor. Orli de Yayladağı Kaymakamı Turan Yılmaz’a durumu şöyle iletiyor: 
Orli: Arfal’da 20-30 kişi var, onları karşı tarafa geçişi sağlayabilir miyiz? 
Yılmaz: Şu anda mı, 20-30 kişi? Neredeler şu anda?
Orli: Arfal’da
Yılmaz: 45 tarafından mı geçecekler?
Orli: Evet 45 tarafından
Yılmaz: Tamam oldu.

Mahkeme tutanakların ifşası üzerine Turan Yılmaz “Yönergeye göre hareket ettik” savunmasını yaptı.

CHP Milletvekili Umut Oran da TSK’nin topçu desteğini meclis gündemine taşıyarak Başbakan Ahmet Davutoğlu’na “TSK’nin Suriye toprakları içerisindeki bir bölgeye durup dururken topçu atışı yapmasının gerekçesi nedir? Bu durum Türkiye’yi açıklanması ve telafisi olanaksız zor bir duruma sokmuyor mu?” diye sordu.

Silahlar Türkmenlere değil Ensar’a gitti

Silah sevkiyatıyla ilgili de Türkiye’nin radikal gruplara yardım ettiğine dair şüpheleri arttıran ifadeler mahkeme kayıtlarında yer alıyor. 13 Haziran 2014’te Ayhan Orli ile Ahmad Ohrin (Suriye Türkleri Derneği Başkanı Ahmet Şirin) arasında geçen konuşmada Türkiye’den gönderilen silahların Ensar El İslam’a gittiği belirtiliyor. Ensar El İslam bölgede genelde Nusra Cephesi ile ortak hareket eden bir örgüt. Orli cephanelerin bittiğini anlatırken Ahmad Ohrin “Hani Ensar’ın aldığı o silahlar” diye soruyor. Orli de “Valla ben bilmem onu. Ensar’a verene soracaksın onu” yanıtını veriyor. 14 Haziran 2014’te gerçekleşen başka bir konuşmada Orli, Keseb’de durumun kötüye gittiğinden yakınırken Aziz Kikhia (Bayır Bucak Tugay Komutanı Albay Ahmet Arnavut) “O TIR’ların gittiği adamlar nerde?” diye soruyor. Orli de “Yok abi, yok” diyor. Aynı gün Orli, cephane yokluğunu bu kez Suriye Türkmen Kitlesi Genel Koordinatörü Samir Hafez’le konuşuyor. Hafez, “Bir seneden bu yana bize bir şey gelmedi, şimdi mi gelecek” derken Orli “Yani satılıyoruz abi” yorumunu yapıyor. Orli cephane sıkıntısından dolayı başka kişilerle de görüşüyor. 
Türkmenlere silah yardımı 19 Ocak 2014’te Adana’da roket dolu üç TIR yakalandığında gündeme gelmişti. Sürücünün verdiği ifadeye göre MİT’e ait TIR’lar Reyhanlı’daki Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan Suriye’ye gidecekti. Cilvegözü’nün karşısındaki Bab El Heva Sınır Kapısı’nın da bulunduğu bölge ağırlıklı olarak İslami Cephe ve Nusra Cephesi’nin kontrolünde. Türk hükümeti ise TIR’ların Türkmenlere yardım götürdüğü savında ısrarlı. 

Sır dolu Türkmen: Topalca

Ayrıca Niğde’deki davayla ilgili Al-Monitor’un ulaştığı tutanaklarda da silah sevkiyatı ile ilgili bilgiler yer alıyor. Saldırganlardan birinin kullandığı telefon kendi üzerine kayıtlı olduğu için yargılanan sanık Mehmet Aşkar, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) adına sınırdan yasadışı yollarla Suriye’ye nasıl silah sevk edildiğini anlatıyor. Aşkar, MİT’e çalıştığı söylenen Suriyeli Türkmen Heysem Topalca ile birlikte Yayladağı sınırında silah taşırken Türk askerine yakalandıklarını ama birkaç telefon görüşmesinden sonra bırakıldıklarını ve teslimatı gerçekleştirdiklerini belirtiyor. Kasım 2013’te Adana’da ele geçirilen 953 adet roket başlığı ile ilgili olarak gözaltına alınan Topalca gizemli bir şekilde bırakılmıştı. Topalca Niğde’deki saldırganları Suriye’ye geçiren kişi olarak da bu davanın zanlıları arasında. 11 Mayıs 2013’te Reyhanlı’da bomba yüklü iki araçla düzenlenen ve 52 kişinin öldüğü saldırılarla bağlantılı olarak da Topalca’nın adı soruşturma dosyasına girdi. İddianamede Jandarma Genel Komutalığı’nın 9 Haziran 2014 tarihli raporuna atıf yapılarak Topalca'nın Adana'da roket baslıkları ile birlikte yakalandığı, Suriye'den kaçak yollarla tarihi eser getirip Türkiye'de sattığı, El Kaide ve Nusra Cephesi'ne sürekli mühimmat temin ettiği, Reyhanlı'da patlayan araçları gönderen kişi olduğu belirtiliyor. Savcılık başka bir belgeye dayanarak Topalca’nın 2013’te Adana'da ele geçirilen 953 adet havan mermisinin sahibi olarak yakalandığını ancak emniyet güçleri tarafından bırakıldığını, 2014’te Reyhanlı saldırısını organize ettiğini ve ayrıca Cund-uş Şam örgütü ile ilişkisi olduğunu önü sürüyor. 

Topalca ve Orli kardeşler sınır hatlarında Türkmenler üzerinden dönen gizli operasyonlarla ilgili neredeyse Türkiye’nin kara kutusu haline gelmiş kişiler. Ama hikaye sadece onlarla sınırlı değil. Suriye rejimine karşı Yavuz Sultan Selim Tugayı, Fatih Sultan Mehmet Tugayı, Sultan Abdülhamit Tugayı, Ömer Muhtar Tugayı, Ricalullah gibi örgütler altında savaşan Türkmenlerin Türkiye ile bağlantıları sıklıkla gündeme geliyor. En son Lazkiye kırsalında savaşan Osman Gazi, Ömer Bin Abdülaziz ve Ömer Muhtar adlı birlikler bir araya gelerek Sultan Abdülhamid Han Tugayı’nı kurduklarını duyuran Türkçe video kaydı yayımlandı. Suriye ordusu Lazkiye bölgesinde baskıyı arttırdıkça Türkiye’ye seslenen Türkmenlerin sayısı da artıyor.