Ana içeriğe atla

Hükümetin oy fabrikaları…

Hükümet geçen yıl Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı sermayenin iki katı miktarda parayı sosyal yardımlara harcadı. Çünkü yardımı alan oyu veriyor ve Türkiye’de 13 yıldır iktidar değişmiyor…
Supporters of Turkey's Prime Minister Tayyip Erdogan wave his portraits and Turkish and his ruling Ak Party (AKP) flags during an election rally in Ankara March 22, 2014. Turks faced fresh difficulties in accessing the Internet on Saturday after the government blocked access to Twitter, the site where tweets on a corruption scandal have angered Prime Minister Tayyip Erdogan. Twitter was blocked late on Thursday, hours after Erdogan vowed to "wipe out" the social media service. Leading international condemna

Türkiye’de siyaseti etkileyen en önemli faktör sosyal yardımlar. İşsizliği azaltacak yatırımlar yapmak yerine, yoksul halk kesimleri “nakdi ve ayni” desteğe bağımlı hale getirilmiş durumda. Özellikle Ak Parti Hükümetleri döneminde patlama gösteren yardımlar halkın iktidara “midesinden” bağlanmasını sağlıyor. Yardımı alanlar iktidar partisine oy veriyor. Çünkü 4 yıl yardım aldıktan sonra karşılığında sadece bir oy atmak, yoksul vatandaşlar açısından oldukça cazip bir alış-veriş. Başka bir parti iktidara geldiğinde yardımların kesileceği endişesi Ak Parti’yi desteklemede önemli bir etken.

Sosyal yardımlar “devlet” hazinesinden çıkıyor. Yani vatandaşların ödedikleri vergilerle elde edilen gelirle yardım yapılıyor. Ama yoksul kesim gerçeği görmek istemiyor. Eline geçene ve bu düzeninin bozulmamasına özen gösteriyor.

Hürriyet’ten Neşe Karanfil’in 21 Ağustos 2014 tarihinde yayınlanan haberinde yer alan 3 veri, iktidarı ayakta tutan en büyük gücün sosyal yardımlar olduğunu açıkça gösteriyor:

2002 yılında milli gelirin yüzde 0.50’si oranında 1 milyar 376 milyon lira sosyal yardım yapılırken, 2013 yılında bu oran milli gelirin yüzde 1.35’i olan 20 milyar liraya ulaşmış. 2014 yılında ise Maliye Bütçesinden sosyal yardımlar için ayrılan pay 30 milyar 400 milyon liraya çıkmış. Böylece AB ortalaması olan milli gelirin yüzde 2.5’i düzeyine yaklaşılmış.

İşte Hükümetin güç kaybetmemesini sağlayan sır, bu rakamlarda gizli.

2002 yılında iktidarda DSP-MHP-ANAP Koalisyonu var. Dağıtılan sosyal yardım miktarı sadece 1 milyar 376 milyon lira. AK Parti iktidara geldikten sonra bu alandaki boşluğu görüyor ve çok iyi değerlendiriyor. Sosyal yardımları “AB ortalamalarına yükseltme” gerekçesi altında hızla artırıyor. Ve 2014 yılında 30.4 milyar liraya çıkarıyor. 18 Şubat 2015 tarihli şişmiş kur üzerinden hesaplandığında bile yapılan sosyal yardımların 12.4 milyar dolar olduğu görülüyor.

Bu rakam 2014 yılında Türkiye’ye giren doğrudan sermaye miktarının yaklaşık iki katı.

Ocak-Kasım 2014 döneminde Türkiye’ye doğrudan sermaye girişi 6.8 milyar dolar düzeyinde.

İç ve dış yatırımların düştüğü, yerli sermayenin dışarı kaçtığı bir dönemde dahi Türkiye sosyal yardımlara ayırdığı kaynağı sürekli artırıyor. Çünkü iktidar partisi bu yardımlar sayesinde 13 yıldır koltuğunu koruyor.

Oysa yılda 12.4 milyar dolarlık yatırımla Türkiye’de yüz binlerce insana iş imkanı yaratacak fabrikalar, tesisler kurulabilir. Ama Hükümet bunu tercih etmiyor. Çünkü o fabrikalardan oy geleceği kesin değil. Ama sosyal yardımlar “oy fabrikasına” dönüşmüş durumda.

Türkiye’de 30 Mart 2014 tarihinde yapılan yerel seçimlerde oy dağılımı şöyle gerçekleşmişti:

AK Parti 20 milyon 519 bin, CHP 12 milyon 533 bin, MHP ise 6 milyon 860 bin oy aldı. 

Para, yiyecek, giyecek, temizlik maddesi, kömür, temel gıda gibi Hükümet tarafından doğrudan yapılan sosyal yardımlarından 3 milyon 96 bin aile yararlanıyor ve her aile 4 kişi olarak hesaplandığı için 13 milyon rakamına ulaşılıyor. 

Yardım alanların yakınları da Hükümete sempati duyuyor. Dolayısıyla Ak Parti seçim yarışlarına milyonlarca oy önde başlıyor. Ana muhalefet partisi CHP’nin aldığı oy toplamının 12 milyon 500 bin olduğu göz önünde bulundurulursa, iktidarın nasıl büyük bir avantaj elde ettiği daha açık görülüyor.

İktidarların görevi toplumu sosyal yardımlara bağımlı halde yaşatmak değil, yoksulluktan kurtarmak olmalı. Ama Türkiye’de yıllardır kişi başına düşen milli gelir 10 bin dolar bandında patinaj yapıyor. Yoksulluk aşılamıyor. Bağımlılık da.

Bu durum “sosyal yardım” kozunu daha etkili hale getiriyor. Seçim yarışını adil olmaktan çıkaran ve iktidarı sandıkta “sarsılmaz” kılan yardımlar toplumun birçok kesimine ulaşıyor.

Geçen yılın ilk 6 ayında dağıtılan yardımlar yelpazenin ne kadar geniş olduğunu gösteriyor:

Toplam 2 milyon 78 bin kişiye giyim ve kira yardımı, 1 milyon 200 bin yaşlı ve engelliye maaş, 1 milyon 605 bin öğrenciye eğitim yardımı, 107 bin yoksul aile çocuğuna okul ihtiyacı yardımı, 585 bin çocuğa sağlık yardımı, 53 bin 920 kadına gebelik ve sağlık kontrolü yardımı, eşi vefat eden 264 bin 580 kadına yardım, 18 bin 686 aileye sosyal konut projesi yardımı, Ramazan ve Kurban bayramı öncesi 670 bin kişiye gıda yardımı, 44 bin kişiye ev bakım ve onarım desteği. Bunların yanı sıra milyonlarca insana Sosyal Yardımlaşma Vakıflarından nakit yardımlar yapılıyor. Belediyeler de yardımlarda aktif rol oynuyor. Sadece Ankara Büyükşehir Belediyesinin yaptığı yiyecek, içecek, giyecek,temizlik ve kömür yardımı 1 milyon kişiye ulaşıyor. 

Vakıflara başvuran ve zor durumda olduğunu belirten insanlara Kaymakamlar ve Valiler aracılığıyla doğrudan nakit yardım yapılabiliyor.

Ak Partili belediyeler de milyonlarca kişiye düzenli olarak yardım kolileri ulaştırıyor. Belediyelerin katkısı dikkate alındığında ulaşılan aile sayısının 3 milyonu katlayacak kadar yüksek olduğu, dolayısıyla birey sayısının da 13 milyonun çok üzerinde olabileceği açıkça görülüyor.

Yoksulluk Türkiye’nin gerçeği. Yardıma muhtaç milyonlarca insan var. Türkiye’de yoksulluk sınırı altında yaşayanların sayısı 29 milyon.

Böyle bir ülkede yılda 30 milyar lira dağıtırsanız, seçimi kazanmak hiç de zor değil.

Çünkü vatandaşın vergileriyle yapılan devlet yardımları “Ak Parti’nin yardımı” olarak görülüyor. Bu algı değişmeden, seçim sonuçları değiştirmek mümkün görünmüyor…

More from Mehmet Cetingulec

Recommended Articles