Gezi protestoları ile sersemleyen ve Kobani ile bağlantılı 6-8 Ekim olaylarının ardından sokaktan korkar hale gelen hükümet gözaltı ve tutuklama operasyonlarını kolaylaştırmak için yasadaki 'kuvvetli şüphe' ve 'somut delil' şartlarını kaldırıp 'makul şüphe' kriterini getirdi. Bu değişiklikten sonra kısa sürede binlerce kişi gözaltına alındı ya da tutuklandı.
Aslında ‘kuvvetli şüphe’ kriterini getiren de bu hükümetti. Yolsuzluk suçlamaları nedeniyle bakanların da aralarında olduğu kişilere yönelik operasyonlar başladığında hükümet gözaltı ve tutuklamaları önlemek için Şubat 2014’de ‘makul şüphe’ kriterini kaldırıp ‘kuvvetli şüphe’ kriterini getirmişti. Devran değişip Gülen Cemaati’ne yönelik operasyonlar için düğmeye basılacağı zaman hükümet bu kriteri kaldırıp tekrar ‘makul şüphe’ye döndü.
12 Aralık 2014'te yürürlüğe giren yeni yasaya göre polis ‘makul şüphe’ üzerine bir yerde arama yapabiliyor, zanlının eşyasına el koyabiliyor, birini gözaltına alıp tutuklanmasını sağlayabiliyor. Polis operasyondan sonra 24 saat içerisinde mahkemeden ‘makul şüphe’ ile işlem yapıldığına dair karar çıkartıyor.
Yeni durumu Al-Monitor’a değerlendiren hukukçulara göre sorun, Avrupa’daki hukuk sistemlerinde de görülen ‘makul şüphe’ kriterinden ziyade ‘makul’un ne olduğuna dair bir tanımın olmamasından kaynaklanıyor. Bir şeyin makul olup olmaması polisin takdirine bırakılıyor. Hâlbuki makul olan objektif olarak tanımlanmalı.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.