Ana içeriğe atla

İsrail saldırısı Suriye’de öfke ve umutsuzluğu artırıyor

Suriyeliler “karşılık verme hakkı” ile alay ederken ABD isyancıların Esad’ı deviremeyeceğini söylüyor. Suriyeli patrik barış çağrısı yaparken Rusya diplomaside vites büyütüyor, Canbolat Esad’sız çözümü vurguluyor. Türkiye’de gölge hükümet kuruluyor. Katar ve Türkiye Hamas’a destekleri nedeniyle Kongre’nin hedefinde. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
RTR42KLF.jpg

 

Suriyeliler “karşılık verme hakkı” ile alay ediyor

Ben Caspit’e göre İsrail’in 7 Aralık’ta Suriye’deki Hizbullah hedeflerine yönelik hava saldırıları bir kışkırtma eylemi değil, İsrail’le Hizbullah arasında süren daha geniş kapsamlı bir caydırıcılık oyunun parçası. Caspit şöyle yazıyor: “İsrail de Hizbullah da durumu tırmandırmak istemiyor. İki taraf da geniş çaplı bir savaşa sürüklenmek istemiyor, olayları tırmandıracak değil, yatıştıracak politikalar tercih ediyor.” Ancak Caspit, bölgedeki istikrarsızlığa dikkat çekerek “olası bir patlamanın her zamankinden daha yakın” olduğu konusunda uyarıda bulunuyor.

Şam’dan bildiren Khaled Atallah ise İsrail saldırılarının Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın yandaşları arasında bile hükümete karşı tepki doğurduğunu yazıyor.

Atallah şunları aktarıyor: “İsrail’in Suriye’de saldırı düzenlediği haberi yayılır yayılmaz Suriye rejimi sosyal medyada yoğun eleştirilerin hedefi oldu. Hem rejim yandaşları hem muhalifler, Suriye’deki siyasi iktidarın her İsrail saldırısının ardından kullandığı ‘karşılık verme hakkı’ tabirine yoğunlaştı. Bir Twitter kullanıcısı, Suriye’ye yönelik ilk İsrail saldırısından bu yana rejimin karşılık verme hakkını kullanmaktan kaç defa imtina ettiğini sorarken devlet medyasının kayıtsızlığıyla alay eden bir diğeri, bu medya organlarının İsrail saldırılarını görmezden gelip normal yayın akışını sürdürdüğüne dikkat çekiyordu. İnternet dünyası halkın hissiyatını yansıtıyordu. Rejim yandaşları başta olmak üzere tüm Suriyeliler öfkeliydi. Başkentin tüm kontrol noktalarında ise korku ve teyakkuz hâli açıkça görülüyordu.”

Atallah şöyle devam ediyor: “Suriyeliler şimdi tepelerinde uçan uçakların nereden geldiğini, bombalanma sırasının hangi bölgede olduğunu düşünmek zorunda. Sadece ilk adının verilmesi kaydıyla Al-Monitor’a konuşan üniversite öğrencisi Maria ‘Arap ve Batılı uçakların uçtuğu semalarımız, artık İsrail uçaklarına bile açık. O kadar bahsettikleri egemenlik nerede? Suriye’yi yerle bir etmek isteyen teröristlere karşı rejime tam destek veriyorum. Ama bu duruma artık tahammül edilemez.’ dedi." 

ABD Suriye’de ‘diplomatik süreç’ten yana

IŞİD karşıtı küresel koalisyon nezdinde ABD özel temsilci yardımcısı olarak görev yapan ve aynı zamanda Yakın Doğu’dan (İran ve Irak) sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı olan Brett McGurk, 10 Aralık’ta Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’ne verdiği ifadede alışılmışın dışında açık konuştu: “İsyancıların Esad’ı iktidardan indirebildiği bir durum öngöremiyoruz. (…) Bunun diplomatik bir süreç olması gerekecek.”

Senato Dış İlişkiler Komitesi ise İslam Devleti’ne (İD) ilişkin taslak yasayı onayladı. Yasa, ABD muharip güçlerini hariç tutarak İD’e karşı kuvvet kullanımına onay verirken Suriye ve Irak’ta askeri yöntemlerle siyasi hedefleri birleştirecek “kapsamlı bir strateji” oluşturulmasını istiyor.

Öte yandan BM Suriye Temsilcisi Staffan de Mistura Halep’te savaşı dondurma girişimini bu hafta İstanbul’da Suriye Ulusal Koalisyonu’nun liderleriyle görüştü.

Halep’ten bildiren Mohammed al-Khatieb ise isyancı kontrolündeki bölgelerde yaşayan insanların küçük bahçeler oluşturduğunu, kente doğru ilerleyen rejim güçlerinin beklenen taarruzu öncesinde ellerinden gelen hazırlığı yaptığını aktarıyor: “Kuşatma hazırlığı yetişkinlerle sınırlı değil. 13 yaşındaki Ahmed, Masaken Hanano Mahallesi’ndeki evinin çevresinde sebze ekmeye başlamış. Ahmed’in yaşadığı hasarlı binanın bahçesi sebzeyle doldurulmuş. İnsanlar bahçedeki ağaçları ısınmak için yakacak olarak kesmiş. Mütevazı bahçesine nane, patates ve bakla eken ve bir taraftan biber toplayan Ahmed Al-Monitor’a şöyle dedi: ‘Açlık durumunda yiyeceğimiz olsun diye sebze ekiyorum. Ailem yoksul, bombardımanda yaralanan babam sakat kaldı. Bu bahçe bizi zor zamanlarda idare edecek. Ama kuşatma altında kalırsak yeter mi bilmiyorum.”

Suriyeli patrikten “barışçıl çözüm” çağrısı

Merkezi Şam’da bulunan Antakya ve Tüm Doğu Patrikliği’nin başı Patrik 10. Yuhanna, bu hafta Washington’a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında Julian Pecquet’e verdiği demeçte Hristiyanların mağduriyetini ve Suriye savaşının nasıl sona erdirilebileceğini değerlendirdi.

Patrik şöyle konuştu: “Gittiğimiz her yerde bize Suriye’de, Irak’ta veya Lübnan’da kalacak mıyız, diye soruyorlar. Bu çok hassas ve zor bir konu. Ancak bize göre buralara savaş gemileri veya bizi yurt dışına taşıyacak gemiler göndermek çözüm değil. Tüm hükümetlerden ricamız barış için gayret göstermeleridir. Hristiyanlar olarak bize yardım etmek, bizi korumak istiyorsanız Suriye ve Orta Doğu için barışçıl çözüm bulmalısınız. Mahallemde durum iyi değilse tek başına beni koruyamazsınız.”

Rusya Orta Doğu diplomasisinde vites artırıyor

Suriye ve bölgede giderek daha girişken diplomasi yürüten Rusya’nın çabaları bu sütunda yakından izleniyor. Bu bağlamda Rusya, De Mistura’nın girişimlerine paralel olarak Suriye hükümeti ile muhalefet arasında iletişim kanalları açmaya çalışıyor. Vitaly Naumkin de bu haftaki makalesinde Moskova’nın son dönemdeki diplomatik girişimlerinin İsrail-Filistin ihtilafını ve Lübnan’ı da kapsadığına dikkat çekiyor. Radikal İslamcılarla mücadele bağlamında Rusya’yla menfaatleri çakışan Lübnan’a resmi bir ziyaret gerçekleştiren Dışişleri Bakan Yardımcısı Mikhail Bogdanov, Lübnan Dışişleri Bakanı Cebran Basil’in şu şekilde konuştuğunu aktardı: “Kıyı sularındaki petrol ve gaz çıkarma çalışmalarında Rus şirketlerine önemli bir rol düşecek.”

Jean Aziz ise Bogdanov’un Suriye konusunda Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’la da görüşmüş olabileceğini yazıyor: “En çarpıcı teoriye göre Bogdanov’un ziyaretinin merkezinde Lübnan değil, özel olarak Suriye vardı ve Bogdanov, sırf Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’la görüşmek için Beyrut’ta üç gün geçirdi. Ne de olsa Nasrallah, Suriye krizinde hem sahada hem siyaseten kilit bir oyuncu. İkilinin görüşmesine ilişkin hiçbir ayrıntı sızmadığı için ancak yorum yapılabilir. Bogdanov Lübnan’a yaptığı bu geniş kapsamlı ziyaretle aslında sadece Rusya’nın Şam nezdindeki hamlelerini ve savaşan tarafları masaya getirip Cenevre Konferansı’ndan biraz daha farklı bir yol izleme planını görüşmeyi amaçlamış olabilir.”

Canbolat: "Rusya çabalıyor”

Lübnan’daki Dürzileri temsil eden İlerici Sosyalist Partisi lideri Velid Canbolat, Al-Monitor’dan Ali Hashem’e verdiği mülakatta “Esad’ın iktidarda kaldığı bir çözüm olamaz.” dedi.

Canbolat, geçtiğimiz hafta Beyrut’ta Bogdanov’la yaptığı görüşmeye atfen Rusya’nın Suriye krizine siyasi çözüm aradığını belirterek şöyle konuştu: “Kendisine Suriye hükümetinin kurumlarını koruyacak bir siyasi çözümden yana olduğumu söyledim. Ancak Beşar Esad’ın iktidarda kaldığı bir çözüm olamaz. Muhalefetle mutabakat hâlinde bir geçiş dönemi olabilir, bunda sorun yok. Ama buradaki karar verici ben değilim, tüm bunlar Rusya’ya ait savaşı bitirme gayretleri. İki sene önce Moskova’da siyasi çözümde muhalefetin onayı gerektiğini söylemiştim. Ancak muhalefet derken hangi muhalefeti kastediyoruz? Çok fazla grup var ve bu beni aşar. Bölge kontrolden çıktı. Küresel güçler dâhil kimse öngörüde bulunamıyor. Bu konuda ancak çabalıyorlar, yani Rusya çabalıyor.”

Türkiye’nin gölge hükümeti

Fehim Taştekin, anayasanın ağırlıklı olarak temsili bir görev yüklediği cumhurbaşkanlığı makamının ötesine geçen Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir dizi başkanlıklar oluşturarak fiilen Başbakan Ahmet Davutoğlu ve kabinesine nezaret edecek gölge bir hükümet kurduğunu aktarıyor.

Taştekin şöyle yazıyor: “Bu çalışmanın izleme ve raporlamanın ötesinde birebir planlama, projelendirme ve uygulama safhalarına müdahaleye dönüşeceğine dair ciddi kuşkular hâkim. Erdoğan hâlihazırda bakanların işlerine müdahaleden geri durmuyor, hatta birebir milletvekillerini arayarak kendi bölgelerindeki yatırımların gidişatını soruyor. Erdoğan’ın bu tür pratikleri nedeniyle Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği bünyesindeki başkanlık birimlerinin ‘gölge kabine’ hatta ‘paralel kabine’ işlevi göreceği öngörülüyor.” 

Kongre Katar ve Türkiye’ye baskıyı artırıyor

Washington’dan bildiren Julian Pecquet, bir grup Kongre üyesinin Hamas’ı desteklemeyi sürdürdükleri takdirde Katar ve Türkiye’ye karşı “gereken her türlü önlemin alınması” için ABD Hazinesi’ne çağrıda bulunduğunu aktarıyor.

Hamas Başkanı Halid Meşal dâhil grubun kimi liderleri Katar’da yaşıyor. Pecquet, Türkiye’ye ilişkin ise şöyle yazıyor: “Türkiye de Salih El Aruri’ye karargâh işlevi gördüğü için Kongre üyelerinin kara listesinde yer alıyor. Üyeler Aruri’yi Hamas’ın Batı Şeria’daki terör faaliyetlerini yönetmekle suçluyor.”

More from Week in Review

Recommended Articles