Ana içeriğe atla

Lübnanlı Dürzileri hem İD hem Hizbullah kaygılandırıyor

Hizbullah’a güvensizlik duyan Lübnanlı Dürziler, İslam Devleti’nin olası saldırılarına karşı kendilerini savunmak için hazırlık yapıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Lebanese Army soldiers and relatives of Druze soldier Khaldoon Raouf Hamoud carry his coffin during his funeral in Akbeh, Rashaya August 3, 2014. Lebanese soldiers traded fire with Islamist gunmen and shelled areas around the border town of Arsal on Sunday in a push to dislodge the biggest incursion by militants into Lebanon since Syria's civil war began. At least 10 Lebanese soldiers have died in the fighting, which erupted after Islamist gunmen seized a local police station on Saturday in response to the

Lübnan’daki Dürzi toplumu, bölgeyi sarsan Müslümanlar arası çatışmada bugüne dek hep kenarda durdu. Ancak İslam Devleti’nin (İD) Lübnan’da etkili olmaya başlaması, Dürzilerin karşısına ciddi bir ikilem çıkarıyor: Bir tarafta İD’in oluşturduğu tehdit, bir tarafta Hizbullah’la sıkıntılı geçmişleri var.

Kuzey Lübnan, ordu ile Nusra Cephesi ve İD bağlantılı radikaller arasındaki çatışmalarla sarsılırken Dürzi militanlardan oluşan küçük bir birlik Metn Dağı’nın yemyeşil bir vadisinde canlı atış ve muharebe eğitimi alıyor.

Muvahhidun (Birleştiriciler) olarak da anılan ve Lübnan nüfusunun yüzde 5’ini oluşturan yaklaşık 250 bin kişilik Dürzi toplumu, Lübnan Dağı, Şuf bölgesi, Bekaa Vadisi ve güney Lübnan’a dağılmış durumda. Hamza İbn Ali tarafından kurulan Dürzilik, İslamiyet’le Sufiliğin batıni bir yorumuna dayanıyor. Dürzi toplumu, Lübnan iç savaşında da yer alan sert savaşçılarıyla tanınıyor.

Güvenlik sebebiyle gerçek adını kullanmadan Ebu Âlâ diyeceğimiz bir Dürzi askeri eğitmen Al-Monitor’a şöyle konuşuyor: “Güvenlik durumu günbegün kötüye giderken hiçbir şey yapmadan oturmak bizim için büyük tehlike hâline geliyor. 1975’te iç savaş başladığında saldırılara hazırlıksız yakalanmıştık. Aynı hatayı bir daha yapmayacağız. En kötü ihtimale hazırlıklı olmamız lazım.”

Dürziler, Lübnan’ı saran şiddeti büyük kaygıyla izliyor. Lübnan ordusu son bir ayda bir dizi terör şebekesini ortaya çıkardı. Bu operasyonların sonuncusu, bubi tuzaklı üç aracın da yakalanmasını sağladı. Ahmed Mikati ismindeki İD mensubu terörist, bu hafta verdiği ifadede örgütün kuzey Lübnan’da halifelik kurma amacı doğrultusunda çalıştığını, bu kapsamda örgüte eleman topladığını ve Şii Hizbullah’ın kalelerine yönelik intihar eylemleri planladığını itiraf etti.

Beyrut Amerikan Üniversitesi siyaset bilimi ve uluslararası hukuk profesörü Şefik El Masri “Dürzi liderler, ordu milleti savunabildiği sürece devletin şemsiyesi altında kalacaklarını ilan etmiştir.” diyor.

Dürzilerin başlıca siyasi oluşumunu milletvekili Velid Canbolat başkanlığındaki İlerici Sosyalist Partisi temsil ediyor. Öz savunma örgütlerini defalarca kınayan Canbolat, bir tek Lübnan ordusunun elinde silah olması gerektiğini söylüyor.

Ne var ki Canbolat’ın bu görüşü tüm Dürzilerce paylaşılmıyor. Eski Dürzi savaşçılardan olan ve eylülde canlı atış taliminde bir yakınını kaybeden Kerim “2008’den bu yana talim yapıyoruz.” diyor.

7 Mayıs 2008’de Dürziler ile Hizbullah’ın gerilimli ilişkilerinde vahim bir kırılma noktası yaşandı. Bir işçi yürüyüşüyle başlayan olaylar, Hizbullah’ın Beyrut’u ele geçirme hamlesine dönüştü. Yedi gün boyunca Dürzi dağ köylerinde Dürzi savaşçılar ile Hizbullah militanları arasında şiddetli çatışmalar yaşandı. Şiddet, Baruk ve Niha gibi Şuf’taki Dürzi kalelerine de sıçrarken dağlık bölgelerde kaçırma olayları yaşandı.

Kerim “Bir taraftan İD’den korkuyoruz, bir taraftan da Hizbullah’a itimat edemiyoruz.” diyor.

Suriye’den Lübnan’a radikal militanların sızması bilhassa Reşaya bölgesinde büyük korku doğuruyor. Bir Dürzi kalesi olan Reşaya, Lübnan’ın Suriye ile olan güneydoğu sınırında, İsrail işgalindeki Golan Tepeleri’nin hemen yanındaki Şebaa Çiftlikleri bölgesine komşu. Şebaa Çiftlikleri bölgesine sızdıkları söylenen Suriyeli savaşçılar güvenlik kaygısı yaratıyor. Bu savaşçıların Dürzi bölgesine geçmesi, kuzeydoğu sınırında Bekaa Vadisi’ndeki Arsal kasabasında yaşanan olayların burada da tekrar etmesi ihtimali Dürzileri ürkütüyor.

Arsal’da ağustos ayında Lübnan ordusu ile İD ve Nusra Cephesi’ne mensup savaşçılar arasında şiddetli çatışmalar patlak vermişti. Savaşçıların bir kısmı Arsal’da Suriyelilerin kaldığı mülteci kamplarında mevzilenmiş, bir kısmı ise Suriye’nin Kalamun bölgesinden sızmıştı. Beş gün süren çatışmalarda 19 Lübnanlı asker hayatını kaybetmiş, Lübnan ordusu ile İç Güvenlik Kuvvetleri’nin 28 mensubu kaçırılmıştı.

Yine güvenlik sebebiyle gerçek adını vermediğimiz Um Hana, güney Lübnan’da yaşayan Dürzi bir kadın. Um Hana, Reşaya’daki Dürzilerin de Metn Dağı’ndaki soydaşları gibi hafif silah kullanmayı öğrendiğini aktarıyor: “Daha önce Güney Amerika’da özel kuvvetlerde görev yapan erkek kardeşim, bu yaz üç aylığına tatile geldi ve kasabanın gençlerine askeri eğitim verdi.”

Ebu Âlâ, silahlı eğitim alan kişilerin teçhizat yetersizliğinden dolayı ilk başta av tüfekleriyle talim yaptığını anlatıyor. İkinci aşamada ise PK makinalı tüfekler ve Kalaşnikov gibi silahlarla talim yapılıyor ve keskin nişancılık eğitimine özel önem veriliyor.

Kendilerini, ailelerini ve köylerini koruma ihtiyacı duyan Dürziler için silah tedariki ivedi bir mesele hâline gelmiş. Metn bölgesindeki Dürzi kaynaklar, silah alımının genellikle özel kişilerce yapıldığını belirtiyor. Ancak Al-Monitor’un siyasi kaynaklardan edindiği bilgiye göre Hizbullah da güney Lübnan’daki Dürzilere aracılar vasıtasıyla birkaç defa silah tedarik etmiş. İD tehdidi Hizbullah’la Dürzilerin menfaatini birleştirse de güvensizlik hâlâ ilişkilerde etkili olmaya devam ediyor.

Dürzi din adamı Şeyh Remzi Mükerrem şöyle konuşuyor: “Savaşın içine çekilmekten muhakkak ki korkuyoruz. Ama bizler çatışmaların dışında kalacağız ve nereden gelirse gelsin saldırılara karşı bölgelerimizi savunacağız.”

Aynı fikirde olan Ebu Âlâ da eski savaşçıların ihtiyaç olduğu sürece erkek kadın fark etmez genç nesli eğitmeye devam edeceğini söylüyor. Kendisi de eşine ve kız yeğenlerine hafif silah ve el bombası kullanmayı öğretmiş.

Ebu Âlâ sözlerini şöyle tamamlıyor: “Önceliğimiz topraklarımızı, ailelerimizi ve evlerimizi korumak. Bu bizim için onur meselesi. Bunu daha önce de defalarca yaptık. Kadınlar da tıpkı erkekler gibi kendini savunmayı öğrenmeli ki ihtiyaç hâlinde canlarını kurtarabilsinler.”

More from Mona Alami

The Middle East in your inbox

Deepen your knowledge of the Middle East

Recommended Articles