Ana içeriğe atla

İD ve Nusra Cephesi rejim bölgelerine yaklaşırken Aleviler tetikte

Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın destekçileri, İslam Devleti tehlikesini uzun süre küçümsedi. Ancak bu tehlike, cihatçıların Humus kırsalına girip Alevi ve Hristiyan bölgelerine yaklaşmasıyla somut bir hâl aldı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
TO GO WITH AFP STORY BY SAMMY KETZ
A memorial bearing the portraits of soldiers from the city of Tartus, who died during the Syrian conflict, is seen on a wall in the city northwest of Damascus on May 18, 2014. Tartus has itself largely escaped the conflict in Syria, but posters of its sons killed fighting for the regime elsewhere in the country line the western city's main road. AFP PHOTO/JOSEPH EID        (Photo credit should read JOSEPH EID/AFP/Getty Images)

TARTUS, Suriye— Suriye’deki rejim destekçileri, geçen sene oldukça güvenli görünüyordu. Rejim güçleri ilerliyor ve birçok bölgede, özellikle de sahil kesimlerinde üstünlüğü yeniden ele geçiriyordu. İslam Devleti’nin (İD) ortaya çıkması ve muhalefete karşı ilerleyerek haziranda halifelik ilan etmesi de rejim destekçileri arasında pek fazla korkuya neden olmadı.

Ancak İD Rakka vilayetinde ve Humus’un doğu kırsalında hükümet güçleriyle çarpışmaya başlayınca Nusra Cephesi dâhil çeşitli gruplar da bu arada Humus kırsalında ilerleyip kıyı dağlarında yer alan Alevi bölgelerinin doğu kapısı sayılan El Gab Ovası’nı sarınca, endişeler arttı.

Alevi çoğunluğa sahip Tartus kıyı şehrinde insanlar olayların gidişatından henüz ciddi şekilde etkilenmiş değil ve normal yaşamlarını sürdürüyor. Ancak bölgenin birçok genci çatışmalarda ölmeye devam ediyor.

Hâl böyleyken güvenlik tedbirleri son zamanlarda görülür biçimde sıkılaştı. Geceleri ana kavşaklara devriyeler konuşlanıyor, oluşturulan kontrol noktalarında ise arabalar durdurulup sürücülerin kimlikleri kontrol ediliyor, araçların onlara ait olup olmadığı denetleniyor.

Bölgede yaşayan bir vatandaşa göre “Yetkililer, bombalı araçların ve İD savaşçılarının şehre sızmasından endişe duyuyor.’’ Bazıları ise devriyeleri ve mobil kontrol noktalarını pek önemsemiyor. Bir vatandaş, “Bunlar, son dönemde sayısı artan araba hırsızlığı çetelerini bulmak için görevlendirildi.” diyor.

Ancak İD’in, çoğu Suriye kıyısından gelen onlarca askeri öldürerek Rakka’daki 17. Tümen Karargâhını ele geçirmesinden sonra rejim destekçilerinin İD’e karşı bakışı değişiyor.

İsminin gizli kalması koşuluyla Al-Monitor’a konuşan muhalif yanlısı Tartuslu bir Alevi şunları anlatıyor: “Burada birçok rejim yanlısı, Suriye istihbaratının rejime karşı savaşan grupların birliğini bozmak amacıyla İD’e sızdığını fısıldıyordu. Rejim yanlıların birçoğu, İD’i fazla umursamadı, onu da Suriye yönetimine karşı savaşan herhangi bir grup olarak gördü. İD’in yan çatışmalarla muhalefet birliklerini meşgul etmesi, onları memnun ediyordu. Ancak şimdi durum değişti. İD, uzun bir karşılıklı saldırmazlık döneminin ardından rejim güçleri dâhil diğer gruplara karşı ilerliyor ve güçlü, iyi örgütlü ve acımasız bir grup olduğunu gösteriyor.”

Tartus’ta bir taksi şoförünün durum hakkında Al-Monitor’a söyledikleri İD’e dair endişeleri açıkça yansıtıyor: “İD’in bizim bölgelerimizin yakınına ulaşamayacağını düşünerek rahattık. Fakat İD, şimdi Humus’un doğu kırsalındaki Alevi kasabası Furklus’a yaklaşıyor. Başka savaşçılar da Hama civarlarında ilerliyor. İD’in rejim güçleriyle gizlice iş birliği yaptığına dair kimi kişilerin dile getirdiği iddiaların yanılsama olduğu anlaşılıyor. Rakka kırsalında ve Humus’un doğusundaki El Şaer doğalgaz sahasında yüzlerce Alevi asker öldürüldü.’’

Tartus’un doğusunda, Humus’un batı kırsalında yer alan Alevi köylerinde insanlar, İD ile savaşmaya hazırlanıyor. Yerel halk arasında dolaşan söylentiye göre, Hula Ovası’nı ve Humus’un doğu kırsalını kontrol eden silahlı gruplar, İD’in saflarına geçmek üzere.

Köylülerden biri, isminin verilmemesi koşuluyla Al-Monitor’a şunları söylüyor: “Rejim güçleri ile İD arasındaki üstü kapalı mutabakat çöktü. Hula halkı bize kin besliyor. Çünkü bölgemizdeki Ulusal Savunma Güçleri’ni (USG) mayıs 2012’deki Hula katliamından sorumlu tutuyor.’’

İD ve Nusra Cephesi Alevi bölgelerine yaklaştıkça Alevi halk, ölüm kalım savaşı olarak görülen bir mücadeleye hazırlanıyor.

Aynı vatandaş, yakında duran Kalaşnikov tüfekli bir adamı göstererek şunları ekliyor: “Onlara (USG’ye) katılmayı reddettim. Onların Hula’daki katliamdan gerçekten sorumlu olabileceğini düşünüyorum. Fakat Sünni militanlar bitişikteki Hama kırsalında ilerlerken İD de Humus’un doğusunda güvenlik güçleriyle vahşice savaşıyor. İD köylerimize saldırırsa kendimi, ailemi ve evimi savunmak için USG saflarında savaşmaktan başka çarem yok.’’

Hama’nın batı ve kuzey kırsalında durum hızla kötüleşiyor. Nusra Cephesi dâhil rejim karşıtı gruplar, El Gab Ovası’nı tepeden gören Hristiyan kenti Mhardeh’e doğru ve Hama Askeri Havaalanı yönünde ilerliyor.

Görülmemiş saldırılar başlatan militanlar, Masyaf ve El Gab Ovası’nda yer alan Alevi çoğunluklu kasabaların etrafındaki rejim noktalarını BM-21 Grad füzeleri ile hedef aldı. Sivil halk, çatışma alanlarına yakın Alevi köylerinden kaçmaya başladı bile. Örneğin Hama Askeri Havaalanı’nın yakınında bulunan Arza kasabası boşalmış durumda.

Hama’nın batı kırsalındaki bir Alevi kasabasında yaşayan bir vatandaş, Al-Monitor’a şunları anlatıyor: “Nusra Cephesi’yle bağlantılı gruplar, bölgeye yaklaşırken durum riskli hâle geliyor. İnsanlar gittikçe artan biçimde silahlanıyor. Tartus ve Lazkiye’de gayrimenkul sahibi olan birçok aile, buradaki evlerini terk etti. Bu bölgede tehlike çanları çalıyor. Birçok kişi, Nusra Cephesi’nin bölgede ilerlemesi durumunda katliam yapacağını düşünüyor. Nusra Cephesi, USG’yi 2012’de Tremse ve El Latamine’de başta olmak üzere Sünni kasabalarında katliam yapmakla suçlamıştı ve şimdi bunların misillemesini yapacak.’’

Hama kırsalının batısındaki Alevi köylerinde hızlı bir tur atmak bile gerilimin boyutunu ve insanların tetikteki hâlini görmek için yeterli. Yollarda onlarca kontrol noktası var, araçlar ve yayalar baştan aşağı aranıyor.

Bu köylerden birçok genç erkek, silahlı çatışmanın patlak vermesinden bu yana rejim güçlerinin saflarında savaşıyor. Ayrıca bu bölge Suriye’deki mezheplerin en çok kesiştiği bölge olma özelliğini taşıyor ve kıyı dağlarında yer alan Alevi çoğunluklu bölgelerin doğudan ana girişi kabul ediliyor.

Hâl böyleyken Suriye rejimi, Hama’nın kuzey kırsalında stratejik öneme sahip Halfaya ve Morek bölgeleri yönünde büyük askeri harekâtlara girişebilir. Buradaki rejim destekçileri arasında yaygın olan bir inanışa göre – ki bu muhtemelen askeri kaynakların verdiği bilgiyi yansıtıyor – bu iki bölgede kontrolün sağlanması, Hama’nın geri kalan kesimlerinde silahlı grupların ikmal güzergâhlarını kesmek için yeterli olacak.

More from A correspondent in Damascus

Recommended Articles