Ana içeriğe atla

Suriye’nin sahil bölgesi savaştan kaçan Haleplilere kucak açtı

Halep’teki çatışmalardan kaçan ve genellikle Sünni olan birçok kişi, Suriye’nin Alevi yoğunluklu sahil bölgesine gitti ve ayrımcılığa maruz kalmadan iş bulabildi. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
A fishmonger cleans fish at a wet market in Latakia city May 25, 2014. REUTERS/Khaled al-Hariri (SYRIA - Tags: FOOD BUSINESS EMPLOYMENT) - RTR3QRGH

TARTUS, Suriye — Suriye’nin sahil bölgesi, ülkede patlak veren ayaklanmanın ardından artık farklı bir yer. Savaşla birlikte Humus ve Hama gibi bölgelerden birçok insan, sahil vilayetleri Tartus ve Lazkiye’ye kaçtı. İç mültecilerin durumu genelde kolay değildi. Nüfusu çoğunlukla Alevi olan bu bölgelerde güvenlik birimleri ile kimi rejim yandaşlarının baskısıyla karşılaştılar. Rejim karşıtı silahlı gruplar 2012’de Halep’in bazı semtlerini ele geçirince bu defa on binlerce Halepli, yoğun çatışmalar ve ağır bombardımanlardan kaçıp yine sahil bölgesine yöneldi.

Sahil kasabalarında bugün yüzlerce Halepli göze çarpıyor. Alevi ev sahiplerinden kiraladıkları evlerde kalan bu insanlar, aksanları ve kıyafetlerinden ayırt edilebiliyor. Başka bölgelerden, örneğin Humus kırsalından gelenlere ise nadiren rastlanıyor.

İsminin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan Tartuslu bir yardım gönüllüsü, şu bilgileri veriyor: “Resmi izin almadan ufak çaplı yardımlar dağıtıyorduk. Ancak Halep’ten kaçanlar büyük dalgalar hâlinde gelince resmi kurumlar da yardım işine girdi, kendi denetimlerinde olan barınma tesisleri açtılar. Bizler de artık kayıtlı dernekler üzerinden çalışıyoruz. Resmi makamlar, Halep’ten gelenlere farklı davranıyor. Onların barınmasını, yardım almasını ve çalışmasını kolaylaştırıyor.”

Halep’ten sahil bölgelerine gelenlerin çoğu, ufak çaplı tüccarlar ve vasıflı meslek erbabından oluşuyor. Bu kişiler, yerel halkla çalışmaya başladı ve kimisi kendi işyerlerini açtı. Yardım gönüllüsüne göre, resmi makamlar bu insanlara kuşkuyla bakmıyor, onlara sıkı bir güvenlik takibi uygulamıyor. Gelenlerin çoğunlukla Sünni olmasına karşın, yerel Alevi halk da onlara karşı ihtiyatlı veya ürkek davranmadı. Buradaki Halepliler, genelde rejim yanlısı olarak görülüyor. Bu insanların ortak anlatımına göre olup bitenler savaşın bir dayatmasıydı, Halep’in kırsalından gelen militanlar ağırlıkla Sünni olan Halep halkının desteği olmasa da şehre girdiler.

Tartus ve Lazkiye’deki Halepliler son zamanlarda iş hayatında daha da görünür oldu.  Bugün Tartus ve Lazkiye’nin sanayi bölgelerinde çalışan meslek erbabının çoğunluğunun Halepli olduğunu söylemek yanlış olmaz. Çarşıların içinden şöyle bir yürüyünce de lokantalarda, mağazalarda ve atölyelerde çalışan insanların birçoğunun Halep aksanıyla konuştuğu kulaklara takılır. Haleplilerin ticari hayattaki varlığı, 3 Haziran cumhurbaşkanlığı seçimleri vesilesiyle de göze çarptı. Zira kimi Halepli tüccarlar, sahil kentlerindeki iş yerlerine Esad’a destek veren devasa posterler astı.

Sahil bölgelerinden birçok gencin şu an Suriye ordusu veya Ulusal Savunma Gücü saflarında savaşıyor olması, emek piyasasındaki rekabetin şimdilik düşük olması anlamına geliyor.

Bir Alevi atölye sahibi, adının yazılmaması koşuluyla Al-Monitor’a şunları anlattı: “Halepli işçiler ve zanaatkârlar vasıflı ve üretken oluyor. Emek piyasasını silip süpürdüler. Ben de birçoğunu atölyemde çalıştırdım. Ancak bu insanlar, bölgenin kendi işçisi için tehdit oluşturmuyor. Çünkü gençlerin çoğu Suriye ordusu ile Ulusal Savunma Gücü’ne katıldı ve çok sayıda iş boş kaldı.”

Ancak Halep’ten akın edenler, işçi sınıfıyla sınırlı değil. Kendi işyerlerini açan tüccarlar da bölgedeki pazara el attı. Atölye sahibi, bu konuda şöyle konuştu: “Son zamanlarda işlerimiz ve kârlarımız azalmaya başladı. Ancak, savaş nedeniyle genel olarak kötüleşen ekonomik koşullar mı buna neden oldu, yoksa Haleplilerin rekabeti mi bunu tam olarak bilmiyoruz.”

Ancak atölye sahibi, yerinden edilen insanların yeni bir pazar ve yeni iş imkânları yarattığını da anlattı: “Lazkiye ve Tartus’un nüfusu normalde 3 milyonu geçmez. Savaştan kaçarak gelenlerin sayısı ise en az bir buçuk milyon ve bunların çoğu Halepli. Bu insanlar aslında yeni bir pazar teşkil ediyor ve bu da ek sermaye ihtiyacı ve yeni iş imkânları anlamına geliyor. Öte yandan, Halep sermayesi ve iş gücünün rejim kontrolündeki bölgelere gelmesi, görüldüğü kadarıyla rejimin işine yarıyor. Zira bunlar, paranın değerini ve ekonomik düzeni koruyor.”

Suriye’nin sahil bölgelerine gelen iç mültecilerin sayısına ilişkin net veriler yok. Bu konuda sadece gözlemci ve aktivistlerin tahminleri söz konusu. Ancak sahil kentlerinde dolaşınca ülkenin iç kesimlerinden gelenlerin çok büyük sayıda olduğu ve hatta Sünni sayısının artık neredeyse Alevilere eşit olduğu açıkça görülüyor. Örneğin, cumalar başta olmak üzere camiye gidenlerin sayısında büyük bir artış var. Sokaklardaki başı kapalı kadın sayısı da artmış durumda.

Ancak Alevi halkın veya resmi makamların bundan rahatsız olduğuna dair bir gösterge bulunmuyor ve bu da savaşa ilişkin mezhepsel söylemi yalanlıyor. Sahillere kaçan Halepli Sünniler, rejim yanlısı ya da en fazla rejime karşı savaşmak istemeyen veya savaşamayan insanlar olarak kabul ediliyor.

Sahil bölgesinde çalışan Halepli bir Sünni, Alevi yoğunluklu bu bölgede mezhepsel ayrımcılıkla pek karşılaşmadığını söylüyor. Adının gizli kalması koşuluyla Al-Monitor’a şunları anlatıyor: “Savaşın cehenneminden kaçıp ailemle birlikte Lazkiye’ye geldim ve hemen bir oto tamircisinde iş bulabildim. Kayda değer bir tacizle karşılaşmadım, belki de rejime destek verdiğimi her zaman belirttiğim için. Sonradan öğrendim ki Aleviler, mesela Humus kırsalından gelenlere göre Haleplilere daha iyi davranıyor. Mezhepsel ayrışma bariz var. Ama bu, dik bakışlar, el kol işaretleri gibi önemsiz tacizlerin ötesine geçmiyor. Kontrol noktalarında da gözaltı veya aşağılayıcı sorgulamaya maruz kalmadım. Ama Humus kırsalından kaçan bir tanıdığım bunları yaşadı. Hakkında hiçbir suçlama olmadan gözaltına alındı ve birkaç gün işkence gördü.”

Gerçekten de Suriye rejiminin kimi birimleri ve onlara bağlı milisler, mezhepsel ayrımcılık uyguluyor. Öyle ki bu uygulamalar, geçen sene Bayda katliamı gibi korkunç bir noktaya ulaştı. Ancak buna rağmen Suriye rejimi, farklı kesimlere yönelik tavrında belli bir dengeyi de koruyor. Rejime kafa tutmamaları kaydıyla Haleplilere sahil bölgelerinde kucak açılması, çalışmaları için kolaylık sağlanması bunun göstergesidir. Görüldüğü kadarıyla rejim, bundan hem ekonomik hem siyasi anlamda fayda sağlıyor ve dünyaya tüm kesimleri kucaklayan bir yönetim görüntüsü veriyor.