Ana içeriğe atla

Korku diyarı: Cenin ve Nablus mülteci kampları

Ekonomik sıkıntılar ve Filistin Yönetimi’nin yaşattığı düş kırıklığı, Batı Şeria’daki mülteci kamplarını türlü örgütlere mensup gençlerin başını çektiği şiddet alanlarına dönüştürüyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
A boy walks past a bullet-riddled wall inside a house where Palestinian Hamas militant Hamza Abu Alhija was killed in the West Bank refugee camp of Jenin March 22, 2014. Israeli forces shot and killed four Palestinians on Saturday during a raid on the home in the occupied West Bank to capture Alhija, a wanted Hamas Islamist militant, the Israeli military said. Hamas supporters carried three bodies through the streets of the West Bank city of Jenin, shouting slogans against Palestinian President Mahmoud Abba

İsrail sınır muhafızlarından seçkin bir birlik, 22 Mart’ta Cenin’deki mülteci kampına girdi ve Hamza Ebu El Hica isminde aranan bir Hamas yandaşını gizlendiği evde öldürdü. Bu kişinin yanı sıra, aynı evde kalan ve birisi İslami Cihat aktivisti olan iki Filistinli daha öldürüldü. İsrail Savunma Güçleri (IDF) ile Şin Bet’e göre, yerleşimciler başta olmak üzere İsrail hedeflerine saldırılar planlayan Ebu El Hica, tam anlamıyla bir “saatli bombaydı”.

İsrail’e ait seçkin bir harekât birliğinin Cenin Mülteci Kampı’na girmesi, sık görülen bir olay değildir. Zira İkinci İntifada’nın 2005’te sona ermesinin ardından Batı Şeria’da Filistin güvenlik güçleri göreve başlamıştı. Ne var ki Batı Şeria’daki mülteci kamplarında son dönemde, korku üzerine kurulu bir özerkliğin oluşumu olarak tanımlanabilecek bir süreç yaşanıyor.

Bu süreç, daha çok Nablus ve Cenin’deki kamplarda görülüyor. Daha 10 yıl önce “terörist yetiştirme yuvası” olarak tanımlanan bu iki kamp, Filistin güvenlik güçlerinin uzak durduğu özerk alanlara dönüşmüş durumda. Aslına bakılırsa Filistin emniyet birimleri, silahlı çatışmaların içine düşme korkusuyla aylardır mülteci kamplarına girmemeye özen gösteriyor. Zira kamplarda Filistin Yönetimi (FY) ile onun temsil ettiği her şeye karşı kabaran bir öfke ve hınç söz konusu. Silahların konuşup kan dökülmesi bir yana şiddet içeren gerginlikler bile FY Başkanı Mahmud Abbas’ın şu an isteyeceği en son şey.

Bu arada, hüsran ve bıkkınlığın harekete geçirdiği farklı gruplara mensup silahlı gençler, mülteci kamplarında bir araya gelip örgütleniyor. Bu eritme potasında silah arkadaşlığına dayalı ittifaklar kuruluyor ve bu sayede birleştirici bir unsur ortaya çıkıyor. Gençler “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” ruhuyla bu gruplara katılıyor ve FY güçlerine karşı bir nevi “savunma duvarı” oluşuyor. Hamas, El Aksa Şehitleri Tugayı ve İslami Cihat yandaşlarının ortak bir açıklama yaparak Ebu El Hica’nın öcünü almaya ant içmesi, örgütleri bir araya getiren silah arkadaşlığı ruhunun bir yansımasıydı.

Gerçekten de El Fetih’e bağlı El Aksa Şehitleri Tugayı ile Hamas’ın böylesine yakın bir iş birliğine girmesi, Hamas’ın haziran 2007’de Gazze’yi ele geçirmesinden bu yana görülmüş bir olay değil.

FY güvenlik güçlerinin gözünü korkutan mülteci kamplarındaki bu silahlı gençler, İkinci İntifada ortalığı kasıp kavururken daha çocukluk çağındaydı. İsrail’in sahil kenti Netanya’daki Park Otel’e düzenlenen saldırıdan sonra 29 Mart 2002’de başlayan Savunma Kalkanı Harekâtı’nda yaşananlar, bu çocukların zihnine kazındı ve dünya görüşlerini şekillendirdi. İşte bu dünya görüşü, onları İsrail’le savaşıp intikam almaya sevk etti.

Örneğin, Ebu El Hica’nın babası Cemal, İkinci İntifada’nın ilk günlerinde bomba imal ettiği sırada patlayıcının yüzüne infilak etmesiyle yaralandı. Cemal daha sonra intihar eylemleri planlamaktan ömür boyu hapse mahkûm edildi. Oğlu Hamza, babasının izinden gitti. Cenin, Nablus ve Batı Şeria’daki diğer mülteci kamplarında yaşayan ve kaybedecek bir şeylerinin olmadığını düşünen başka birçok genç de aynı yolu izledi.

Mülteci kaplarında bu kadar çok gencin örgütlenmesi ve bu örgütlerin iş birliği yapması, ekonomik sıkıntılar olmasa olmazdı. Gençleri harekete geçiren ve mülteci kamplarında kontrolü ele almaya sevk eden ekonomik sıkıntılardır. Kamplardaki koşullar, gençlerin yaşam kalitesini yükseltmeyi başaramayan, onlara geleceğe dair bir umut ışığı bile veremeyen Abbas başkanlığındaki Filistin Yönetimi’ne karşı hüsran ve duş kırıklığını besliyor.

Dolayısıyla, tıpkı İkinci İntifada zamanında olduğu gibi gençler için bir nebze sosyal statü kazanmanın tek yolu, silahlı gruplardan birine katılmak oluyor. Hamas, İslami Cihat ve hatta -- çoğu zaman Filistin Yönetimi’ne kafa tutan -- El Aksa Şehitleri Tugayı gibi bir örgütün aktif ve değer verilen üyesi olmak, gençlere başka yoldan elde edemedikleri o arzulanan sosyal statüyü sağlıyor. İşsizlik, yoksulluk, umutsuzluk ve her şeyden önce FY ile FY yöneticilerinin temsil ettiği her şeye duyulan derin hayal kırıklığı, öfke ve hıncı tetikliyor, bu duygular da tümüyle İsrail ile FY kurumlarına yöneliyor.

Mülteci kampları, zaman içinde yavaş yavaş özerk alanlara dönüştü. Buradaki kanun ve nizam, İkinci İntifada günlerinde yetişen, o dönemin olaylarıyla şekillenen silahlı gençler tarafından belirlenip kontrol ediliyor.

Ortak bir düşman, yani İsrail olmasa öfkenin asıl yükünü başka yerlerde olduğu gibi merkezi yönetim çekecek. Ancak işgal altındaki mevcut hayat koşullarında öfke, önce İsrail’e ve ondan sonra İsrail iş birlikçisi olarak görülenlere – yani FY yöneticilerine – yöneliyor. Hamza Ebu El Hica öldürülmeden önce Filistin güvenlik güçleri onu yakalamaya çalışmış ama başaramamıştı. Bu nedenle birçok Filistinli, Filistin emniyet birimlerinin bu olayda İsrail’le iş birliği yaptığına, Ebu El Hica’nın yerini bildirip öldürülmesine yol açtığına inanıyor.

Mülteci kamplarının özerk alanlara dönüşmesine yol açan yalnızca ekonomik koşullar değil. Abbas başkanlığındaki FY “tek silah altında, tek yönetim” hedefini koymuştu, yani başka silahlı örgütler olmayacaktı. Ancak bu hedefi takip edip hayata geçiremedi. Mülteci kamplarında hâlâ çok sayıda silah bulunuyor, bilumum örgüte mensup birçok militan da hiçbir zaman silahsızlandırılmadı. Dahası, Filistin güvenlik güçleri Hamas’ın altyapısını tasfiye edemedi, İslami Cihat ve başka gruplara müsamaha gösterdi. El Aksa Şehitleri Tugayı bile tam olarak silahsızlandırılmadı.

FY, silahlar ancak doğrudan kendi iktidarına yöneldiği zaman harekete geçti. Haziran 2012’de Cenin’de yaşanan Zekeriya Zübeydi vakası, bunun örneklerinden biridir. El Aksa Şehitleri Tugayı’nın komutanı olan Zübeydi, Cenin Valisi Kadura Musa’ya düzenlenen silahlı saldırının zanlılarından biriydi. Vali, saldırıdan sonra kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmişti. FY güçlerine ateş açan El Aksa Şehitleri Tugayı’na bağlı militanlar, zaman zaman gözaltına alındı. Ancak bunların çoğu, ya kısa sürede serbest bırakıldı ya da çok hafif hapis cezalarıyla kurtuldu.

Hamas ve İslami Cihat’a karşı ise tamamen farklı bir taktik benimsendi. FY, iki grubun silahlı militanlarına göz yumdu, çünkü onları silahsızlandırmaya kalkışsa veya onlarla silahlı çatışmaya girse Hamas mensuplarının misilleme olarak Gazze’deki El Fetih yandaşlarına saldıracağını biliyordu. Batı Şeria ile Gazze arasında, yani El Fetih ile Hamas arasında “iç barışı” koruma arzusu, silahların Hamas militanlarının elinde kalmasıyla sonuçlandı.

FY, Hamas’ın Gazze’yi ele geçirmesinden sonra hâlâ ders almışa benzemiyor. Yaser Arafat döneminde de halefi Mahmud Abbas başkanlığında da FY, militanları silahsızlandırmaktan hep kaçındı. “Tek silah altında tek yönetim” düsturu, kof ve anlamsız bir slogan olarak kaldı.

Gazze örneğinde bu, Mahmud Abbas’ın oradaki iktidarına mâl oldu. FY ve El Fetih yöneticileri Gazze’de mağlup edildi, küçük düşürüldü ve bölgeden kovuldu. Gazze Şeridi, Hamas’ın eline geçti.

Ne yazık ki bundan ders alınmış değil. Mülteci kamplarındaki gençlerin İsrail’e karşı cihat yolu da pekâlâ Mukata’dan geçebilir.

Join hundreds of Middle East professionals with Al-Monitor PRO.

Business and policy professionals use PRO to monitor the regional economy and improve their reports, memos and presentations. Try it for free and cancel anytime.

Free

The Middle East's Best Newsletters

Join over 50,000 readers who access our journalists dedicated newsletters, covering the top political, security, business and tech issues across the region each week.
Delivered straight to your inbox.

Free

What's included:
Our Expertise

Free newsletters available:

  • The Takeaway & Week in Review
  • Middle East Minute (AM)
  • Daily Briefing (PM)
  • Business & Tech Briefing
  • Security Briefing
  • Gulf Briefing
  • Israel Briefing
  • Palestine Briefing
  • Turkey Briefing
  • Iraq Briefing
Expert

Premium Membership

Join the Middle East's most notable experts for premium memos, trend reports, live video Q&A, and intimate in-person events, each detailing exclusive insights on business and geopolitical trends shaping the region.

$25.00 / month
billed annually

Become Member Start with 1-week free trial

We also offer team plans. Please send an email to pro.support@al-monitor.com and we'll onboard your team.

What's included:
Our Expertise AI-driven

Memos - premium analytical writing: actionable insights on markets and geopolitics.

Live Video Q&A - Hear from our top journalists and regional experts.

Special Events - Intimate in-person events with business & political VIPs.

Trend Reports - Deep dive analysis on market updates.

All premium Industry Newsletters - Monitor the Middle East's most important industries. Prioritize your target industries for weekly review:

  • Capital Markets & Private Equity
  • Venture Capital & Startups
  • Green Energy
  • Supply Chain
  • Sustainable Development
  • Leading Edge Technology
  • Oil & Gas
  • Real Estate & Construction
  • Banking

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial