Ana içeriğe atla

Rusya Türkiye’deki Olaylara Kendi Çıkarlarının Merceğinden Bakıyor

Rusya-Türkiye ilişkilerinde sükûnet hâkim oldukça Moskova, Türkiye’deki gösteriler konusunda sesini çıkarmaz.
Turkey's Prime Minister Tayyip Erdogan (C) speaks with AK Party (AKP) members after an AKP meeting in Ankara June 14, 2013. Erdogan on Friday called on hundreds of protesters occupying central Istanbul's Gezi Park to leave, saying their message had been received by the government after talks aimed at ending two weeks of unrest. REUTERS/Dado Ruvic (TURKEY - Tags: POLITICS CIVIL UNREST) - RTX10NQ0

Türkiye’de patlak veren beklenmedik olaylara Rusya kendine özgü bakış açısıyla bakıyor, yani kendi iç siyasetinin merceğinden.

Taksim Meydanı’ndan bildiren tanınmış bir Rus gazeteci, yollara yazılan sloganlar arasında “Putin’i gönderin!” şeklinde bir sloganın da yer aldığını anlatan ilk kişi oldu. Slogan, muhtemelen Türkiye’de yaşayan ve elinden geleni ardına koymayan bir Rus muhalifin işiydi.

Sivri dilli eleştirileriyle tanınan sol görüşlü bir kadın siyasetçi ise konuya ilişkin yazdığı makaleye şu başlığı attı: “Ey Ruslar, Türkçe Öğrenin!” Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı bir araya gelenlerin çok farklı kesimlere mensup olduğu bariz olsa da yazar, İstanbul’da patlayan gösterilerde aslında sosyalist bir devrimin doğuşunu sezinlemiş.

En şaşırtıcı yorum ise Avrasya denen olgunun destekçilerinden tanınmış muhafazakâr düşünür Aleksandr Dugin’den geldi. Devrim karşıtı tutumuyla bilinen ve Batı’yla NATO’nun Rusya ve Avrasyacılığa karşı devrimler kışkırttığını savunan Dugin’e göre Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, gerçek bir Avrasyacı’ydı. Onun mirasını aşındıran Erdoğan ise, her ne kadar bunu İslamcı söylemle maskelese de aslında hasım Atlantik topluluğunun bir yardakçısı. Dugin şöyle yazdı: “Moskova eninde sonunda jeopolitiğin abecesini öğrenmeli ve temel, uzun vadeli çıkar ve hedeflerimize göre hareket etmelidir. Dolayısıyla biz, Türkiye’de halk devrimine destek vermeliyiz. Bunu kişisel almayın Bay Erdoğan, ama eden bulur.” Dugin’in Avrasyacı taraftarları Moskova’daki Türkiye Büyükelçiliği önünde eylem yapmaya bile kalkıştı, ancak polis tarafından engellendiler.

Tüm bu yorumlar aslında daha çok Rusya’da süren ideolojik savaşın bir yansıması. Rusya hükümetinin, Erdoğan’ın ülkesini yönetme biçiminden memnuniyetsizliğini gerektirecek bir sebep yok.

Birincisi Rusya, ABD gibi başka ülkelerin gündemine hizmet etmek yerine kendi algıları doğrultusunda hareket eden bağımsız siyasetçilerden hoşlanır. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) başında bulunan Erdoğan, ABD ile birebir uyuşan bir lider değil. Örneğin, Erdoğan döneminde Ankara, ABD’nin Irak işgaline yardım etmeyi reddetti ve NATO içinde kalmakla beraber Yakın ve Orta Doğu’da bağımsız bir platform oluşturma çabası başlattı. Erdoğan, geleneksel olarak Amerikancı ve Batı yanlısı olan orduyu kararlı bir şekilde siyasetin dışına itti.

Bununla birlikte Türkiye hiçbir zaman ABD’ye açıkça meydan okumadı, hatta Suriye Savaşı başta olmak üzere Arap Baharı’nda batağa saplandığı son bir -bir buçuk yıl içerisinde Amerikalılarla daha sadık ilişkilere geri dönüş yaptı. Bunun sebebini anlamak zor değil: Her taraftan darbeye açık hale geldiğini sezinleyen Erdoğan için sırtını dünyanın en güçlü ülkesine dayamak kaçınılmaz bir gereklilik haline geldi.

Nüktedan anlamda söyleyecek olursak Rusya, Erdoğan’ın büyük hırslarından memnundu, hele ki Ankara’nın boyundan büyük işlere kalkıştığı anlaşıldığında. Rusya açısından, Türkiye girift Arap siyasetine ne kadar bulaşırsa o kadar iyi. Böylece Ankara’nın Moskova ile çıkar çatışması yaşayabileceği bölgelere, yani Kafkaslar ve Balkanlar’a o kadar az enerjisi kalır. Üstelik Türkiye, Suriye konusunda Rusya’ya zıt bir tutum benimsemekle birlikte bu meseleyi Rusya ile olan diğer ilişkilerinden uzak tutmak için elinden geleni yapmaktadır.

Bunun mükemmel bir örneği geçen sene yaşandı. Türkiye, Moskova’dan kalkan bir Suriye yolcu uçağını inişe zorladı ve uçağın kargosunda askeri teçhizat olmasa da en azından çift kullanıma müsait malzemeler buldu. İlk başta karşılıklı sert açıklamaların yapılmasına rağmen konu beklenen şekilde büyümedi. Kamuoyu önünde tartışmalara son verildi ve konunun halledilmesi, kapalı siyasi ve diplomatik kanallara havale edildi. İki taraf da olayı bir çatışma vesilesine dönüştürmek istemedi, oysa durum tam da bir çatışma haliydi. Bu yaklaşım aslında tarafların öz algılamasını yansıtmakta ve dolayısıyla Rusya’nın gururunu okşamaktadır.

Rus-Türk ilişkileri 2000 yılından bu yana çok iyi seyrediyor. Karşılıklı ekonomik çıkarlar artarken vize kısıtlamaları tamamen kaldırıldı. Avrupa’yla olan tarihsel bağlarına rağmen Avrupa Birliği’ni çağdaş Avrupa’nın kültürel ve siyasi sahasının vazgeçilmez bir parçası olarak görmeyen her iki ülkenin duruşu da giderek birbirine yaklaşıyor.

Son olarak, Erdoğan ve Putin kişisel olarak birbirilerini sevdiler. Zira iki lider birçok yönden benzer özelliklere sahip. Her şeyden önce her ikisi de kurumlardan çok kişisel güce inanmaktadır.

Doğal olarak Türkiye, Rusya’nın önemsediği tüm konularda Rusya lehine davranmaya gönüllü değil. Rusya ve Türkiye müttefik değildir, olmaları da beklenemez, zira nesnel çıkarları çoğu zaman örtüşmemektedir. Dolayısıyla Türkiye’nin bu uyuşmazlığı büyütmeme arzusu yeterli olmaktadır.

Türkiye’nin süper ligde oynayabileceğine inanan Erdoğan kendi oyununu yürütüyor. Türkiye’nin Şangay İş Birliği Örgütü’ne (ŞİO) alınması için Putin’e iletilen rica- ki Putin geçen sene başbakanken verdiği bir mülakatta bundan bizzat bahsetti- işte bu noktada devreye giriyor. Ancak böyle bir üyelik mümkün görünmüyor, çünkü ŞİO karşıtı bir ittifaka mensup olan Türkiye, ŞİO’nun başlıca menfaatlerinin bulunduğu bölgeye sınırdaş ve aynı zamanda Çin’de self-determinasyon hakkı için mücadele eden Uygurlara destek veren Uygur örgütleriyle uzun geçmişe dayanan ilişkilere sahip.

Genel olarak bakacak olursak, Erdoğan’ın başının dertte olmasından dolayı mutlu olmamız için bir sebep yok. Doğal olarak, Erdoğan’ın daha ne kadar başbakan olarak devam edeceği veya bu krizin ertesinde ne kadar güçlü olacağı Rusya’ya bağlı değil. Karşıtlarının dediği gibi Erdoğan’ın on yıllık iktidarı gerçekten sona ermek üzereyse bu bizim açımızdan ne anlama gelir?

AKP iktidara geldiğinden beri Türkiye, Atatürk ideolojisinin özü olan ve önceki dönemlerde ülkenin çıpasını teşkil eden laik milliyetçilikten oldukça uzaklaştı ve çok daha karmaşık bir modele yöneldi. İslam’ın ülke hayatındaki yeri sürekli güçlenirken, Erdoğan aynı zamanda Avrupa ölçütleri doğrultusunda liberal reform adımları atıp iktidarının ilk yıllarında Avrupa Birliği üyeliği için kararlı bir girişimde bulundu, etnik azınlıklara dönük hükümet politikalarını yumuşattı, askerin sınırsız gücünü bastırdı ve ekonomiyi bürokrasiden arındırdı. Gelişmişlik düzeyi daha düşük olan çoğunluk, Erdoğan ve partisinin tabanını oluşturdu. Ülkenin hızlı gelişimi hükümetin elinde bir koz olsa da toplumun Batılılaşmış şehirli kesimi, İslam’ın yavaş yavaş ilerlemesini kaygıyla izledi.

Erdoğan’ın sertleşmesi, otoriter ihtirasları, tek karar verici olma hevesi ve Türkiye’ye vadettiği bereketli çevrenin tam tersini doğuran dış politika fiyaskoları kendisi açısından ölümcül etki yarattı. Seneye cumhurbaşkanı olmaya niyetlenen Erdoğan’ın kişisel konumu darbe aldı. Ancak saatin artık asla geriye alınamayacağını söylemek zor.

Ordunun ayarlayıcı işlev gördüğü otoriter rejimler, Yakındoğu’nun her tarafında sona eriyor. Türkiye bu konuda başı çekti, peşinden de Mısır ve Yemen gitti. Erdoğan’ın bedbahtlığı ilk aşamada kurumsal yapının düzeltilmesini sağlayabilir, ancak Atatürk modeli tekrar hayata döndürülemez. İslamiyet’in rolü her yerde yükseliyor. Türkiye’de laik devletin korunmasında menfaati olan kesimler son derece dişli olsa da genel gidişat lehlerinde değil. Atatürkçü cumhuriyetçilerin tekrar iktidara gelmesi uzak bir olasılık. Bunun yerine, kendi özünden ziyade başbakanın hırsına yönelen itiraz nedeniyle sendeleyen iktidardaki ideolojinin belli ayarlamalara tabi tutulması beklenebilir.

İki çok büyük ülke olan Rusya ve Türkiye, Avrupa’nın parçası olup olmadıklarını anlamak için tarih boyunca kendi içlerinde çatıştı. Avrupa’nın ciddi sorunlarla boğuştuğu ve artık dünyanın merkezi olmadığı günümüzde her iki ülke, kendilerine Avrupa’nın belirleyici veya rehber olmadığı yeni yollar aramaktadır. Neticede hangi yolları seçecekleri büyük bir merakla izlenecek.

Join hundreds of Middle East professionals with Al-Monitor PRO.

Business and policy professionals use PRO to monitor the regional economy and improve their reports, memos and presentations. Try it for free and cancel anytime.

Free

The Middle East's Best Newsletters

Join over 50,000 readers who access our journalists dedicated newsletters, covering the top political, security, business and tech issues across the region each week.
Delivered straight to your inbox.

Free

What's included:
Our Expertise

Free newsletters available:

  • The Takeaway & Week in Review
  • Middle East Minute (AM)
  • Daily Briefing (PM)
  • Business & Tech Briefing
  • Security Briefing
  • Gulf Briefing
  • Israel Briefing
  • Palestine Briefing
  • Turkey Briefing
  • Iraq Briefing
Expert

Premium Membership

Join the Middle East's most notable experts for premium memos, trend reports, live video Q&A, and intimate in-person events, each detailing exclusive insights on business and geopolitical trends shaping the region.

$25.00 / month
billed annually

Become Member Start with 1-week free trial

We also offer team plans. Please send an email to pro.support@al-monitor.com and we'll onboard your team.

What's included:
Our Expertise AI-driven

Memos - premium analytical writing: actionable insights on markets and geopolitics.

Live Video Q&A - Hear from our top journalists and regional experts.

Special Events - Intimate in-person events with business & political VIPs.

Trend Reports - Deep dive analysis on market updates.

All premium Industry Newsletters - Monitor the Middle East's most important industries. Prioritize your target industries for weekly review:

  • Capital Markets & Private Equity
  • Venture Capital & Startups
  • Green Energy
  • Supply Chain
  • Sustainable Development
  • Leading Edge Technology
  • Oil & Gas
  • Real Estate & Construction
  • Banking

Already a Member? Sign in

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial