Ana içeriğe atla

Etiyopya’ya SİHA satışı Türkiye-Mısır diyalogunu vurabilir

Etiyopya’ya SİHA satışı Türkiye’nin Kahire ile normalleşme arayışını çıkmaza sürükleyebilir. SİHA’ların Tigray bölgesinde kullanılması da Türkiye’yi uluslararası alanda eleştirilerin odağına oturtabilir. 
The Turkish-made Bayraktar TB2 drone is pictured on Dec. 16, 2019.

Türkiye’nin Libya ve Karabağ savaşında sahneye çıkardığı Bayraktar TB2’ler “oyunun kurallarını değiştiren” silahlı insansız hava aracı (SİHA) olarak Afrika’da çatışma denklemlerine giriyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadına ait Baykar tarafından üretiliyor olmaları nedeniyle aile işi sayılan Bayraktar TB2’ler, hükümet için yeni fırsat alanları açsa da dış ilişkileri daha da karmaşıklaştırma riski taşıyor.

Afrika’da Cezayir, Fas, Ruanda ve Nijerya’dan sonra Etiyopya’nın da Bayraktar TB2'lere talip olduğu söyleniyor. Reuters’e göre Türkiye ile Etiyopya arasında SİHA satışına dair anlaşmalar müzakere edildi. Yedek parça alımı ve eğitimi de içeren anlaşmaların içeriği bilinmiyor. Türkiye ve Etiyopya makamları bu konuda sessiz kalmayı tercih ediyor. Fas’la alışveriş biraz daha belirgin. Yerel kaynaklar Fas’ın mayısta 12 SİHA siparişi verdiğini, ilk teslimatın 17 Eylül’de yapıldığını ve eğitimin başladığını belirtiyor.

Türkiye-Mısır ilişkilerini normalleştirme arayışının tam ortasında Kahire’nin Rönesans Barajı nedeniyle savaş diliyle konuştuğu Etiyopya’ya SİHA satmak yürütülen stratejik akılla ilgili birkaç soruyu tetikliyor: Kahire ile normalleşme çabasını sabote edecek düşüncesiz bir adım mı atılıyor? Ya da Etiyopya ile ilişkilere askeri boyut katma planıyla Mısır yönetimini tavize zorlama taktiği mi güdülüyor? Yoksa Mısır’ın, çatışma bölgesi Tigray’ı Etiyopya’nın iç meselesi sayan yaklaşımından hareketle Ankara SİHA satışında bir sorun görmüyor mu? 

Reuters iki Mısırlı yetkiliyle atfen Kahire’nin SİHA anlaşmalarının dondurulması için ABD ve bazı Avrupa ülkelerinden yardım istediğini aktarıyor. Üçüncü bir Mısırlı yetkili de konunun Kahire-Ankara arasındaki diyalog sürecinde açıkça görüşülmesi gerektiğini söylüyor. Al-Monitor’a konuşan hükümete yakın bir kaynak ise anlaşmanın sanılandan daha hızlı ilerlediğini ve Kahire ile diyalog sürecini baltalayacak düzeyde bir tepki öngörülmediğini söyledi.

Addis Ababa yönetimi Etiyopya, Mısır ve Sudan arasında 10 yıldır kriz konusu olup diplomatik girişimlerle çözülemeyen Rönesans Barajı inşaatını bitirmek için sabırsızlanıyor. Ayrıca Tigray bölgesinde patlak veren isyanı bastırmak için askeri kapasitesini artırmaya çalışıyor. Ve bu iki açmaz karşısında Türkiye gibi bir gücü yanında görmeyi umuyor. Gülen Cemaati’ne ait 11 okulun iki yıllık bir sürecin ardından 11 Ağustos’ta Ankara’nın istediği doğrultuda Maarif Vakfı’na devredilmesi de askeri işbirliğinin yolunu açma çabası olarak görülüyor. Bu yönelim, Erdoğan’ın Afrika’ya açılım siyaseti için önemli bir fırsat kapısı aralıyor.

Kahire ise Mısır’ın askeri caydırıcılığını zayıflatacak şekilde Etiyopya-Türkiye ilişkilerinin askeri boyut kazanmasını tehlikeli görüyor. Mısır’ın Ankara’nın ilişkileri normalleştirme teklifine olumlu yaklaşmasında birincil zorlayıcı faktör, Türkiye’nin Libya’da belirleyici pozisyonuna gelmesiydi. Kahire, Türkiye’nin Libya’daki varlığını ulusal güvenlik meselesine dönüştürdü. 

Rönesans Barajı krizinde Etiyopya’nın kararlılığını artıracak bir Türk pozisyonu da Kahire’yi zorlayan bir diğer faktör. 7-8 Eylül’de Ankara’da gerçekleşen Mısır-Türkiye istikşafi görüşmelerinde Etiyopya’ya SİHA satışının gündeme gelip gelmediği bilinmiyor. 

Mısır Türkiye’nin Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da ülkelerin iç işlerine karışan tutumunu ve çatışmalara müdahil politikasını temel bir mesele yapıyor. Buna karşın Erdoğan’ın çatışma bölgelerine silah satma konusundaki yaklaşımı da sır değil. Söz gelimi Moskova, Ukrayna’ya SİHA satışından dolayı uyarılarda bulunduğunda Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu isterse Rusya’ya da SİHA satabileceklerini söyledi. 

Konu Mısır-Türkiye masasında gündeme gelirse benzer bir yaklaşımın tekrarlanması muhtemel. Ankara’daki iyimserliğe rağmen SİHA satışı gerçeğe dönüşürse Kahire ile normalleşme müzakerelerinin sabote edilme ihtimali var. Şimdiye kadar Afrika ile yakından ilgilenip de Erdoğan’a yakın duran isimler hükümete Rönesans Barajı krizine müdahil olmanın iyi bir fikir olmadığı konusunda uyarılarda bulunuyordu. 

Türkiye’nin Kahire Büyükelçiliği’nde ticaret müşaviri olarak görev yapmış olan Aydın Sezer, Etiyopya’ya SİHA satışı planının sadece bir kart olduğu varsayılırsa bunun, Ankara-Kahire arasındaki görüşmelerde Mısır üzerinde baskı yaratmasının zor olacağını düşünüyor. 

Al-Monitor’a değerlendirmelerde bulunan Sezer, Ankara’nın Kahire’yi köşeye sıkıştıracak strateji geliştirme kapasitesinin kalmadığını belirterek “Türk tarafı edilgen bir pozisyonda. Mısır bırakın taviz vermeyi Türkiye’den taviz koparma saikiyle de hareket etmiyor. İstikşafi görüşmelerde daha çok Türkiye’yi dinliyor ve Ankara’nın atacağı adımları görmek istiyor. Süreç henüz karşılıklı elçi atama aşamasından çok uzakta” diyor. 

Sezer ayrıca Ankara’nın Kahire’ye yaklaşımında ciddi sorunlar olduğunu düşünüyor. Sezer, Türkiye’nin “Deniz yetki alanları anlaşmasını Rumlarla değil de bizimle yapsaydı 11 bin 500 kilometrekare daha fazla alana sahip olurdu” şeklindeki savına atfen şu izlenimi paylaşıyor: “Mısırlılar buna çok tepkili. ‘Bizi aptal ya da üçüncü sınıf ülke mi zannediyorsunuz? Mısır hariciyesinin Türk hariciyesinden öğreneceği bir şey yok’ diye tepki gösteriyorlar.”

Kahire neden rahatsız sorusuna yanıt aranırken altının çizilmesi gereken bir husus daha var: Etiyopya ile ilişkiler Mısır’la köprülerin atıldığı 2013’ten itibaren “Kahire’ye karşı Addis Ababa” karşıtlığı temelinde gelişti. Bu süreçte Türkiye baraj ve sulama konusundaki tecrübesini Etiyopya ile paylaşma niyetini de ortaya koydu. Mısır yönetimi iç kamuoyunda Rönesans Barajı’nın arkasında Türkiye ve İsrail’in olduğu iddiasını işledi.

Ankara-Addis Ababa arasındaki ilişkilerin askerileşmesini Kahire’nin dikkatle izlediğinden hiç şüphe yok. Bu silahların ayrılıkçılıkla mücadele için kullanılacağı savının Kahire’nin çekincelerini gidereceği beklentisi de iyimserlikten ibaret. Hükümet güçleri ile Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (THKC) arasında çatışmaların tırmandığı bir dönemde Türkiye’nin Etiyopya’ya 10 insansız hava aracı (İHA) sattığı öne sürülmüştü. İddiaya göre İHA’lar Addis Ababa’nın 10 kilometre dışında Bilgi Ağı Güvenlik Ajansı’nın istihbarat ve eğitim merkezine konuşlandırılmıştı. Türkiye’nin Addis Ababa Büyükelçiliği iddiayı yalanlanmıştı. 

THKC’nin geçen haziranda bölgenin başkenti Mekelle'yi ele geçirmesi karşısında Etiyopya hükümetinin Ankara ile ilişkileri sıkılaştırması ve sahadaki askeri dengeyi değiştirmek için hızlı, etkili ve ucuz bir silah olarak sunulan Bayraktar TB2’ye talip olması şaşırtıcı değil. Nitekim Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in 18 Ağustos’taki Ankara ziyareti sırasında iki ülke arasında askeri işbirliğine yönelik üç anlaşma imzalandı. 

Reuters’a göre Türkiye’nin Etiyopya’ya savunma ve havacılık alanlarında ihraç ettiği ürünlerin toplam değeri bu yılın ilk üç ayında 51 milyon dolara ulaştı. Geçen yıl aynı dönemde bu rakam 203 bin dolardı. Rakam verilmeden ağustos ve eylülde satışların önemli ölçüde arttığı belirtildi. 

Kahire-Ankara arasında potansiyel gerilimin ötesinde Türk SİHA’larının Tigray bölgesinde kullanılması Türkiye’nin dış ilişkilerini daha tartışmalı alana taşıyabilir. 15 Eylül’de Etiyopya üzerine BM’de yapılan bir toplantının ardından ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya Tigray’daki çatışmaların durdurulup müzakerelere dönülmesi ve insani yardıma geçiş verilmesi çağrısı yapmıştı. ABD Dışişleri Sözcüsü Ned Price da kötüleşen krize yanıt olarak ekonomik yaptırımlar dâhil ellerindeki tüm araçları değerlendirdiklerini açıklamıştı. Addis Ababa’nın Tigray’a insani yardımın bloke edildiği eleştirilerine tepki olarak 30 Eylül’de yedi BM görevlisini sınır dışı etmesi de tartışmayı büyüttü. 

Bu durum SİHA sattığı takdirde Türkiye’nin uluslararası alanda çetin sorularla karşılaşacağı anlamına geliyor. Etiyopya Ortodoks Kilisesi Patriği Abune Mathias’ın Tigray’da olup bitenleri bir soykırım olarak nitelediği dikkate alınırsa bölgede kullanılacak Türk SİHA’ları oldukça tartışmalı hâle gelebilir. 

Etiyopya’da olduğu gibi Fas’la ilişkilerin askeri boyut kazanması da Batı Sahra’daki egemenlik kavgası yüzünden Cezayir’le ilişkilere olumsuz yansıyabilir. 

Erdoğan’ın 17-20 Ekim tarihlerinde Angola, Togo ve Nijerya'yı kapsayan Afrika turunda da SİHA pazarlığı yapacağı bekleniyordu. Ziyaret öncesinde Nijerya’nın Zamfara Valisi Bello Matawale SİHA alacaklarını kaydetti. Nijerya mühimmat tedariki için Roketsan ile de görüşüyor. 

Yıllarca inşaat sektörüne öncelik veren Erdoğan bir süredir savunma sanayiine büyük önem atfediyor. Özellikle SİHA’lara ekonominin yeni motor gücü, oyun bozucu stratejik unsur ve yüksek ticari meta olarak bakıyor. Fakat bu yönelim, Türkiye’yi bölgesel çatışmalar ve iç savaşların tarafı hâline getirirken dış ilişkilere ağır yükler bindiriyor.

More from Fehim Tastekin