Ana içeriğe atla

Rus-Suudi petrol mutabakatı İran’ı tedirgin ediyor

Rusya ve Suudi Arabistan arasındaki petrol görüşmeleri Tahran’da kuşkular doğursa da İran yönetimi çok yakında bundan kendisinin de yarar sağlayabileceğini görebilir. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Russian President Vladimir Putin (R) and Saudi Arabia's King Salman attend a welcoming ceremony ahead of their talks in the Kremlin in Moscow, Russia October 5, 2017. Sputnik/Alexei Nikolsky/Kremlin via REUTERS ATTENTION EDITORS - THIS IMAGE WAS PROVIDED BY A THIRD PARTY. - RC1280FB8D90

Suudi Arabistan ve Rusya’nın dünya petrol pazarındaki kontrollerini artırmak için yeni bir mekanizma üzerinde görüşmeler yapması, İran’da hem rahatsızlık hem de endişe yaratıyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 18 Şubat’ta Suudi Kralı Selman Bin Abdülaziz El Suud ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Kremlin’in resmi açıklamasına göre “İki lider ticaret, ekonomi ve yatırım alanları dâhil ikili işbirliğinin ileri bir seviyeye ulaşmasından övgüyle söz ettiler. Taraflar dünya hidrokarbon pazarının durumu hakkında fikir teatisinde bulunurken Rusya ve Suudi Arabistan arasındaki eşgüdümü sürdürmeye hazır olduklarını teyit ettiler.”

Şubat başlarında, petrol pazarının işleyişini düzenlemeye yönelik Suudilerin yeni bir yapı kurmaya çalıştıkları bildirilmişti. Bu yapının 2016 tarihli Viyana anlaşması temelinde oluşturulması bekleniyor. “OPEC+” grubu olarak bilinen OPEC ile OPEC üyesi olmayan 10 ülkenin imzaladığı bu anlaşma, petrol piyasasını istikrara kavuşturmak ve petrol fiyatlarını yükseltmek amacıyla imzacı ülkelerin petrol üretimlerini belli bir süre için kısmasını öngörüyordu. 2016’dan bu yana birkaç kez uzatılan anlaşma, amacına bir ölçüde ulaştı. Ancak son iki yılın tecrübesinden de açıkça görüldüğü gibi petrol piyasasını etkilemek için geçici tedbirler yeterli olmuyor.

Bunun yerine, arz-talep dengesini sağlamak için pazardaki durumu izleyecek ve gerektiğinde somut adımlar atarak üyelerin üretim miktarlarını ayarlayacak forum benzeri bir yapıya ihtiyaç var. Bu koşullarda, OPEC+ grubunun gayri resmi liderleri olan Suudi Arabistan ve Rusya’nın böyle bir yeni yapı önermesi doğaldı.

Ancak İran ve başka bazı OPEC+ üyeleri bu fikri sıcak karşılamadı. Tahran sık sık Moskova ve Riyad’ın yeni örgüte hâkim olacağı ve diğer üyelerin menfaatlerini göz ardı edeceği endişesini dile getiriyor.

İran yönetiminin temkinli yaklaşımı sebepsiz değil. Suudi krallığıyla süren siyasi ve ideolojik çatışma, Riyad’ın daha etkili olacağı örgütlere karşı İran’ı daha şüpheci yapıyor. Geçmişte İran ve Suudi Arabistan OPEC’te iki farklı kampta yer almış, izlenmesi gereken stratejiler konusunda farklı görüşler savunmuştu. Suudi Arabistan 1980’lerin sonundan 2010’ların ortalarına kadar OPEC’in petrol pazarındaki payının düşük fiyatlar ve bol üretimle korunmasını savundu. İran ise azami kâr için üretimin kısılmasından yana oldu. Son 25 yılda Tahran ve Riyad OPEC’te nadiren aynı görüşü paylaşırken Suudi tarafı fikirlerini diğer üyelere kabul ettirmekte çok daha etkili oldu. Neticede İran yönetimi OPEC’i Suudi kontrolünde bir yapı olarak görmeye başladı.

Gerçekten de İran’ın petrol üretim maliyetleri oldukça yüksek ve ana üretim tesisleri eskimiş durumda. Ayrıca yaptırımlar ve teknolojik ve mali sorunlar İran’ın üretim ve ihraç kapasitesini kısıtlamaya devam ediyor. Bir ülkenin OPEC+ grubunda söz sahibi olabilmesi için yüksek üretim hacmine, üretim kapasitesi fazlasına ve üretim hacmini geniş bir aralıkta değiştirme imkânına sahip olması gerekir. Suudi petrol sektörü bu parametrelere mükemmel şekilde uyuyor. OPEC+ zemininde Rusya-Suudi diyaloğunun dinamiğini de bu durum belirliyor.

Tahran OPEC+ zemininde Moskova’ya da güvenmiyor, dolayısıyla yoğunlaşan Rusya-Suudi temaslarını kendisine karşı yeni bir ittifakın doğuşu olarak görüyor. Hatta Tahran’a göre Rusya ve Suudi Arabistan yaptırımları fırsat bilerek İran’ı petrol pazarının dışına itmeye çalışıyorlar.

Yine de “ittifak” veya “ortaklık” kavramları OPEC+ zeminindeki Rusya-Suudi diyaloğu için ihtiyatlı kullanılmalı. Al-Monitor’un görüştüğü piyasa uzmanlarına göre Moskova için asıl önemli olan, OPEC+ üyelerinin üretimi kısmasının pratik etkileri değil, anlaşmanın psikolojik etkisi. Bu da Rusya’nın anlaşmaya tam olarak uymayabileceği anlamına geliyor. Rusya’nın baştan itibaren anlaşmaya uymama niyetinde olduğunu söylemek zor olsa da riayet konusu Rusya için zaman zaman sorun oldu.

Aralık 2018’de Rusya petrol üretimini aşağı çekmeyi, ancak kademeli olması koşuluyla kabul etti. Bunun nedeni sadece Rusya’daki yüksek yakıt tüketimi değil, Moskova’nın üretimi kısma konusunda kendi şirketlerini ikna etmekte zorlanması. Dolayısıyla üretim kotalarından bazı sapmalara göz yumulması için Moskova’nın kendi şirketleri ile OPEC+ anlaşmasındaki yükümlülükleri arasında bir denge kurması lazım. Yükümlülüklerini daha ciddiye alan Suudiler bu durumdan rahatsız oluyor olmalı. Riyad gerekli gördüğünde kendi payını belirlenen düzeyin altına bile çekebiliyor. Son olarak, Rus petrol endüstrisi için beklentiler pek iyimser değil. 2020’den sonra petrol üretiminde düşüş bekleniyor. Oysa Riyad kendi endüstrisinin geleceğinden emin. Bu koşullarda Suudilerin Moskova’yla yakın bir eşgüdüm sürdürmek isteyip istemeyeceği belli değil.

Bunun dışında, yeni OPEC+ yapısının ne kadar etkili olacağı konusunda ciddi kuşkular var. Uyum sorunu Rusya’yla sınırlı değil. Ocak ayında üretim hedeflerine uyma oranı OPEC üyeleri için yüzde 86, OPEC üyesi olamayanlar için yüzde 25’te kaldı.

Ayrıca İran dâhil pek çok ülke “beleşçi” olarak tanımlanabilir. Bu ülkeler, örgütte yer alıp yükselen petrol fiyatlarından kazanç sağladıkları halde yaptırımlar, iç istikrarsızlık veya ekonomik sorunlar gibi farklı nedenlerle üretimde istikrar sağlayamıyor ya da üretim kısıntılarına destek olamıyor.

Sonuç olarak, OPEC+ platformunun bundan sonraki başarısı, ABD’nin kaya petrolü üretim hacmi, küresel ekonomik büyümenin hızı, siyasi istikrar veya istikrarsızlıklar, dünya ticari petrol rezervlerinin dinamikleri gibi başka etmenlere bağlı. Bu bağlamda, üretim kısıntılarını uzatma yönünde yeni bir karar, ABD’nin İran petrolünün bazı alıcılarına tanıdığı yaptırım muafiyetlerini uzatıp uzatmamasına bağlı olabilir.

Şu anda İran’ın menfaatlerini zedeleyecek adımlar atmak ne Rusya’nın ne Suudi Arabistan’ın işine gelir. İran’ın petrol ihraç imkânının kısıtlı olması, geçmişte Rusya ve Suudi Arabistan’a ilave kazanımlar sağlamadı. Ayrıca Rus tarafı Tahran’ın petrol pazarına erişim sağlamasına yardımcı olacağını defalarca beyan etti.

Suudi Arabistan geçmişte OPEC’in aşırı siyasallaşmasını istemedi, üyeler arasındaki siyasi kavgaların örgütün hareket tarzını etkilememesi için çalıştı. Yeni yapıda ise krallığın farklı bir politika izleyeceğinden kuşku yok.

Ancak hem Rusya hem Suudi Arabistan petrol fiyatlarını varil başına 50 doların üzerinde tutmak istiyor. Bu da İran’ın menfaatleriyle uyuşuyor. Nitekim İran’ın 2019 bütçesi, petrolün varil başına en az 54 dolar edeceği hesabına dayanıyor. Bu koşullarda Suudi Arabistan ve Rusya’nın bu örgütü etkili kılmakta başarılı olması, Tahran’ın da arzusu olmalı.

Sonuç olarak İran’ın endişeleri abartılı olup siyasi paranoyadan besleniyor. Rusya ve Suudi Arabistan müstakbel yapıda gerçekten de daha güçlü olabilirler ama bu, onların bu güçlerini İran aleyhine kullanacağı ya da kullanabileceği anlamına gelmez. Aksine bu durum üç ülkeye de petrol fiyatlarını yüksek tutmakta yardımcı olabilir. Dolayısıyla İran belli bir değerlendirme sürecinden sonra OPEC+ üyeleri arasındaki ilişkilerin resmi yapıya kavuşturulmasına destek verebilir.

Join hundreds of Middle East professionals with Al-Monitor PRO.

Business and policy professionals use PRO to monitor the regional economy and improve their reports, memos and presentations. Try it for free and cancel anytime.

Already a Member? Sign in

Free

The Middle East's Best Newsletters

Join over 50,000 readers who access our journalists dedicated newsletters, covering the top political, security, business and tech issues across the region each week.
Delivered straight to your inbox.

Free

What's included:
Our Expertise

Free newsletters available:

  • The Takeaway & Week in Review
  • Middle East Minute (AM)
  • Daily Briefing (PM)
  • Business & Tech Briefing
  • Security Briefing
  • Gulf Briefing
  • Israel Briefing
  • Palestine Briefing
  • Turkey Briefing
  • Iraq Briefing
Expert

Premium Membership

Join the Middle East's most notable experts for premium memos, trend reports, live video Q&A, and intimate in-person events, each detailing exclusive insights on business and geopolitical trends shaping the region.

$25.00 / month
billed annually

Become Member Start with 1-week free trial
What's included:
Our Expertise AI-driven

Memos - premium analytical writing: actionable insights on markets and geopolitics.

Live Video Q&A - Hear from our top journalists and regional experts.

Special Events - Intimate in-person events with business & political VIPs.

Trend Reports - Deep dive analysis on market updates.

Text Alerts - Be the first to get breaking news, exclusives, and PRO content.

All premium Industry Newsletters - Monitor the Middle East's most important industries. Prioritize your target industries for weekly review:

  • Capital Markets & Private Equity
  • Venture Capital & Startups
  • Green Energy
  • Supply Chain
  • Sustainable Development
  • Leading Edge Technology
  • Oil & Gas
  • Real Estate & Construction
  • Banking

We also offer team plans. Please send an email to pro.support@al-monitor.com and we'll onboard your team.

Already a Member? Sign in

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial