Ana içeriğe atla

Kudüs’ten sonra Golan: İsrail’den ABD’ye tanıma baskısı

Üst düzey İsrailli yetkililer Trump yönetiminin Golan Tepeleri’nde İsrail egemenliğini tanıyabileceği konusunda umutlu. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
RTS1QRAC.jpg

Trump yönetiminin Golan Tepeleri’nde İsrail egemenliğini tanıyabileceğine dair İsrail’de ihtiyatlı bir iyimserlik var. Son günlerdeki demeçlerinde bu yönde imalarda bulunan İstihbarat Bakanı Yisrael Katz dışında resmi ağızlar kamuoyunda yorum yapmaktan çekiniyor. Ancak Al-Monitor’a konuşan bazı üst düzey siyasi kaynaklar tanıma ihtimalinin yüksek olduğuna inanıyor.

Kıdemli bir Kabine üyesi kimliğinin açıklanmaması kaydıyla şöyle konuştu: “Başbakan Benjamin Netanyahu’nun Başkan Donald Trump’la yaptığı bir görüşme dâhil bu seçeneği ABD tarafına çeşitli seviyelerde sunduk. Önümüzde bir daha gelmeyecek tarihi bir fırsat var.”

Üst düzey bir diplomatik kaynak aynı yönde konuştu: “Konu masada, hem Amerikalılar hem bizim için. Bu şu anda İsrail’in en büyük stratejik menfaati ve en kayda değer yönü İsrail açısından neredeyse hiçbir bedeli olmaması.”

İsrail’in umutlarını artıran bir başka işaret Netanyahu’nun Gazze Şeridi’nde Hamas’la belli bir düzenlemeye gitme konusunda tavır değiştirmesi ama bu konu ayrı bir yazı gerektirecek kadar kapsamlı. Kısaca belirtmek gerekirse İsrail, son haftalarda Hamas’ın roket atışlarını ve saldırı amaçlı tünel yapımlarını tamamen durdurması, İsraillilere ait naaşları iade etmesi ve tutsakları bırakması karşılığında Gazze’deki ablukayı hafifletecek ve Hamas üzerindeki baskıyı azaltacak bir düzenleme için bazı seçenekleri değerlendiriyor. Netanyahu şunun farkında: Gazzeliler akın akın İsrail’in güney sınırına yürürken ABD’nin İsrail’e sorgusuz sualsiz desteğini sürdürmesi zorlaşıyor. Dolayısıyla Netanyahu hükümeti burada önemli adımlar atarak kuzey sınırında Trump’ın kalıcı ve kapsamlı desteğini kazanmak istiyor. Netanyahu’ya göre kuzey sınırı İsrail’in asıl cephesi. Bu da elbette Golan Tepeleri’ni içeriyor.

Golan konusunun fikir babası 2009-2013 döneminde Netanyahu’nun Kabine sekreterliğini yapan Zvi Hauser. Bu fikri ilk kez 2013’te ortaya atan Hauser 26 Mayıs’ta Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Odada kocaman bir fil var ve insanların bunu görmeye başlaması beni memnun ediyor. Golan Tepeleri Suriye topraklarının sadece yüzde 1’ini teşkil ediyor. Burası 50 yılı aşkındır İsrail’in kontrolünde ve 36 yıldır (aralık 1981’den bu yana) Golan Tepeleri’nde İsrail hukuku uygulanıyor. Golan için İsrail seçeneğinden daha iyi bir seçenek ufukta görünmüyor. Diğer seçeneklerin İslam Devleti ve İran’dan ibaret olduğunu bilmesi gereken herkes biliyor.”

Hauser, konunun masaya getirilmesini Barack Obama yönetiminin son iki yılında önermişti. ABD’nin bir “güvenlik planı” oluşturmaya çalıştığı süreçte General John Allen başkanlığındaki güvenlik ekibi İsrail’in menfaatlerini tespit etmek üzere İsrailli muhataplarıyla görüşürken Hauser de Golan konusunu dile getirmişti. Hauser’e göre çalışma çerçevesi İsrail, Suriye ve Ürdün sınırlarının birleştiği Golan Tepeleri’nin güney ucu El Hamma’da bitmemeli, kuzeye doğru uzanarak Golan Tepeleri’ni İsrail için birinci derece stratejik menfaat olarak tanımlamalıydı. Ancak bu gerçekleşmedi. Daha sonra, büyük devletler ile İran arasındaki nükleer anlaşma gündeme gelince Netanyahu’ya bu mutabakata tek başına kafa tutmak yerine ABD ile bir “anlaşma” yapmasını telkin edenler oldu. Anlaşmanın bir unsuru İsrail’in Golan Tepeleri’ni ilhakının ABD tarafından tanınması olacaktı.

Hauser’e göre “Bu mantıklı ve gerekli bir şey. Sonuçta İran’ın konvansiyonel saldırganlığına nükleer anlaşmanın çözüm getirmediğine kimse itiraz etmiyor ve bu saldırganlık büyük ölçüde Golan Tepeleri’nde odaklanıyor.”

Ancak Netanyahu nükleer anlaşmaya karşı yürüttüğü kampanyayı imzadan sonra da sürdürdü ve fırsat böylece kaçmış oldu.

Görünen o ki şimdi İsrail’in önünde bir daha gelmesi zor olan “altın” bir fırsat duruyor. Üst düzey bir İsrailli diplomatik kaynak Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Başkan Trump gözünü kırpmadan anlaşma bozuyor. İran yükümlüklerini titizlikle yerine getirdiği halde Trump nükleer anlaşmayı iptal etti. Bu görülmüş bir şey değil. Bu bağlamda Trump’ın Golan konusunda bizim yanımızda yer alacağını öngörmek makul görünüyor.”

Katz bu yöndeki gayretleri tam gaz sürdürüyor, özellikle de kamuoyunda. Bakanın 23 Mayıs’ta Reuters’e verdiği mülakat adeta bomba etkisi yarattı. Katz, ABD’nin Golan Tepeleri’ni İsrail toprağı olarak tanıma ihtimalinin yüksek olduğunu ve bunun Suriye’de İsrail’e karşı cephe oluşturmaya çalışan İran’a güçlü bir yanıt olacağını söylüyordu. Katz’a göre böyle bir tanıma İran saldırganlığını “cezalandıracak” ve ülkesini İsrail karşıtı faaliyetler için İran’a kullandırtan Suriye lideri Beşar El Esad’a net bir mesaj olacak. Tüm bunlar İsrail’in kendini savunma gücünü artıracak.

Kabine’nin bir başka kıdemli üyesi ise Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Başkan Trump stratejik derinliğin önemini kavrıyor. Golan Tepeleri İsrail açısından yaşamsal bir stratejik derinliği ifade ediyor. Golan Tepeleri üzerinden yaşanan son çatışmada İranlı güçler İsrail’e 32 roket attı ama bunların sadece dördü İsrail topraklarına düştü. (Roketler Demir Kubbe savunma sistemi tarafından vuruldu.) Roketlerin çoğu Suriye topraklarına düştü. Bu roketler Golan Tepeleri’nden, Celile Denizi yakınlarındaki bir noktadan Celile’deki İsrail yerleşimlerine atılsaydı neler olurdu bir düşünün.”

İsrail’i umutlandıran bir başka neden Golan Tepeleri’ndeki İsrail kontrolünün milyonlarca Filistinlinin yaşadığı Batı Şeria’daki mevcut durumdan veya geçmişteki Gazze örneğinden farklı olarak başka bir halkın işgalini içermemesi.

ABD Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi üyesi Ron DeSantis’in Golan Tepeleri’nde İsrail egemenliğinin tanınması için sunduğu öneri 26 Mayıs’ta rafa kaldırılmış olsa da İsrail mevcut koşulların ve Suriye’deki durumun kendi lehine olduğuna inanıyor.

Al-Monitor’a konuşan bir başka kıdemli diplomatik kaynak Suriye bağlamında şu değerlendirmede bulundu: “14 milyon mülteci var. Ülkenin ayağa kalkması en az üç nesil sürer. Esad, rejimini istikrara kavuşturmayı başarsa bile ülkede gerçek bir uzlaşmanın olması mümkün değil. Golan Tepeleri için tek makul seçenek İsrail egemenliğidir. ABD burada yarım asırdır süren fiili durumu tanırsa Orta Doğu’da Şii ekseni dışında kimse gözyaşı dökmez."

More from Ben Caspit