Ana içeriğe atla

Afrin harekâtına Körfez ülkeleri nasıl bakıyor?

Körfez devletlerinin Türkiye’nin Suriye’de yürüttüğü Zeytin Dalı Harekâtı’na yönelik ortak bir tavır alamaması aralarındaki menfaat çatışmasını yansıtıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
A Turkish military tank is seen near Mount Barsaya, northeast of Afrin, Syria January 23, 2018. REUTERS/Khalil Ashawi - RC17EC8A27B0

Türkiye’nin kuzey Suriye’de 20 Ocak’ta başlattığı Zeytin Dalı Harekâtı’na Körfez’deki Sünni Arap devletler ortak bir tepki veremedi, pek çoğu da sessiz kaldı. Bu durum Arap dünyasındaki oyuncuların Türkiye’nin güç kullanmasına ne kadar farklı merceklerden baktığını gösteriyor. Öte yandan Türk yönetimi de her ne kadar ticaret, savunma ve yatırım alanlarında zengin Arap şeyhlikleriyle ilişkilerini geliştirme arzusunda olsa da Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) içinde bazı unsurların Mısır’la birlikte Türkiye’nin ulusal güvenliği aleyhine çalıştığı algısı Ankara’da giderek güçleniyor.

Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lulva El Hatır “yapılan ihlaller ve Türk topraklarında düzenlenen terörist saldırıların ardından” Türkiye’nin “ulusal güvenliğini korumak” için yaptığı harekâta Katar’ın tam destek verdiğini belirtti. Hatır kuzey Suriye’deki harekâtın “Türkiye’nin ulusal güvenliği ve sınır güvenliğinin sağlanması, ayrıca bölünme tehlikesine karşı Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasıyla ilgili meşru kaygılara dayandığını” söyledi. Katar’ın El Vatan gazetesi ise “Erdoğan: Teröristleri Bertaraf Etmek İçin Zeytin Dalı” başlıklı bir yazı yayımladı. Yazıya eşlik eden fotoğrafta Türkiye’nin “terör” karşıtı harekâtını destekleyen pankartlar taşıyan Suriyeliler vardı.

Orta Doğu’da artan Türk nüfuzunu Arap dünyasının menfaatlerine ciddi tehdit olarak gören Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ise harekâta olumsuz tepki verdi. BAE’nin dış ilişkilerden sorumlu devlet bakanı Enver Muhammed Gargaş’a göre harekât, Arapların “marjinalleşmemesi” için şart olan “Arap ulusal güvenliğinin” ne kadar önemli olduğunu gösteriyordu.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aralıktaki Sudan ziyaretinin yansımalarından da görüldüğü gibi Türkiye-Katar ittifakına karşı BAE ile sıkı iş birliği yapan Mısır, Afrin harekâtını “Suriye’nin egemenliğinin yeni bir ihlali” ifadesiyle kınadı, ayrıca askeri müdahalenin Suriye’de terör örgütleriyle mücadeleye ve siyasi çözüm çabalarına zarar verebileceği uyarısında bulundu.

Türkiye’ye baktığımızda ise iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’ni (AKP) destekleyen muhafazakâr Yeni Şafak gazetesi Zeytin Dalı Harekâtı devam ederken PKK ile Suriye’deki kolu Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) Mısır ve BAE’den destek aldığını iddia etti. Yazıda Suudi Arabistan’ın da bu “kirli planda” yer aldığı öne sürülüyor, geçtiğimiz yıl İslam Devleti’nden silahlı Kürt unsurların eline geçen Rakka’nın yeniden inşasına Riyad’ın 1 milyar dolar vadettiğine dikkat çekiliyordu.

Türkiye’nin kuzey Suriye’deki operasyonu Suudi Arabistan’ı ciddi bir ikileme sokuyor. Riyad, bir taraftan Ankara’nın Suriye’nin geleceğinde etkili olmak için Tahran’la rekabet ettiğini görüyor. Zeytin Dalı Harekâtı’nın nihai hedefi de Astana, Cenevre ve Soçi’de Türkiye’nin pazarlık gücünü artırmak. İran’ın Afrin harekâtına destek vermediği düşünülürse Suudi Arabistan, 2016 sonlarından başlayarak, 2017’de giderek ısınan Türkiye-İran ilişkilerinde harekât nedeniyle doğabilecek sürtüşmelerden faydalanmaya çalışacaktır. Ancak diğer taraftan Suudi Arabistan AKP’nin “yeni Osmanlıcılık” ideolojisini Sünni Müslüman dünyasındaki liderlik konumuna tehdit olarak görüyor. Ankara’nın Katar krizi boyunca Doha’ya destek vermesi de Suudi yönetimini öfkelendirmişti. Bununla birlikte Ankara ve Riyad, Körfez’deki kavganın silah ticareti, inşaat, turizm, yatırım gibi alanlarda ikili iş birliğini zedelememesi için çaba gösterdiler.

Sonuç olarak KİK ülkeleri Türkiye’nin bölgedeki askeri etkinliği konusunda bölünmüş durumda. Terör Karşıtı Dörtlü’nün (TKD) Katar’daki Türk üssünün kapatılmasını talep ettiği düşünülürse bu konunun Katar krizinde de temel bir unsur olduğu anlaşılıyor. KİK üyelerinden Afrin harekâtıyla ilgili farklı mesajlar gelmesi de bu bölünmüşlüğü yansıtıyor. Suriye’de silahlı Kürt unsurlarını hedef alan bir Türk harekâtına Katar daha önce muhtemelen sessiz kalırdı. Oysa bugün sekiz aydır TKD’nin tecridi altında olan Katar’ın bölgedeki en yakın müttefikine destek ifade etmekten başka seçeneği yok. Bu desteğin anında gelmiş olması da Türkiye’nin bölgedeki adımlarını destekleme konusunda Katar’ın ne denli kararlı olduğunu gösteriyor.

Büyük resme bakıldığında Katar’ın Afrin harekâtıyla ilgili tutumu, BAE başta olmak üzere Körfez yöneticileri arasında Doha’nın KİK menfaatleri aleyhine hareket eden Arap olmayan oyuncuların yanında durduğu algısını pekiştirecek. BAE ve Mısır’ın Zeytin Dalı Harekâtı’na tavır alması Suudi Arabistan için dış politikada yeni sıkıntılar yaratıyor. Ankara’nın Afrin operasyonu hem Suriye krizine hem de genel olarak Orta Doğu siyasetine yeni, karmaşık katmanlar ekleyecek. Bunun da Suudi Arabistan’ın Sünni Müslümanları İran’a karşı birleştirme çabalarında yeni zorluklar anlamına geleceği aşikâr.

Türk harekâtına tepkileri ister destek ister eleştiri ister sessizlik şeklinde olsun KİK ülkelerinin hepsi, Afrin’de çatışmanın derinleşmesi ve işin içine yeni dış aktörlerin karışmasından doğabilecek bölgesel yansımalardan kaygılı. Suriye’de Türk güçleri ile Kürt unsurlar arasında çatışmanın yoğunlaşması, 2018’in Suriye savaşının hız kestiği ve diplomatik çözüme doğru yol alındığı bir yıl olacağı umutlarını hiç kuşkusuz eksiltecektir.