Ana içeriğe atla

İran petrol ticaretinde yeni bölgesel ortaklıklara gidiyor

İran son OPEC toplantısında hem petrol üretim miktarını korudu hem de bölgesel ortaklarla yeni anlaşmalar yaptı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Iran's Oil Minister Bijan Zanganeh talks to journalists at the beginning of an OPEC meeting in Vienna, Austria, November 30, 2017. REUTERS/Heinz-Peter Bader - RC18ECEC9B80

Viyana’da 30 Kasım-1 Aralık’ta düzenlenen Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) bakanlar toplantısı öncesinde İran Petrol Bakanı Bican Namdar Zengane geçen yıl mutabık kalınan üretim kısıntılarının uzatılacağı umudunu dile getirmişti. Ancak mesele sadece enerji piyasalarıyla ilgili değildi. 

Zengane ve mevkidaşları – ki bunların arasında Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan bakanları da vardı – hassas bir jeopolitik iklimde bir araya geldi. Bölgede ekonomik ablukaların, vekâlet savaşlarının, karşılıklı hakaretlerin damga vurduğu rekabet düşünüldüğünde küresel enerji piyasalarına yön verecek müşterek bir plan oluşturmak ve sonra da bunu hayata geçirmek düşük bir ihtimal gibi görünmüş olabilir. Ancak görüşmelerde önemli pürüzler çıkmadı ve üretim kısıntılarını sürdürme konusunda anlaşmaya varıldı. Geçen yıl olduğu gibi anlaşmanın etkili bir şekilde uygulanması ancak OPEC üyesi olmayan enerji devi Rusya’nın iş birliği ile sağlanabilirdi. Zira kısıntıların yükünü en çok Rusya ve OPEC’in en büyük üreticisi Suudi Arabistan çekiyor.

Rus-Suudi mutabakatı İran için hem iyi hem kötü. Mutabakatın kendisi Tahran’ı memnun ediyor. Öte yandan Rus-Suudi iş birliğinin bölgesel siyaset dâhil iki ülkenin şu an anlaşamadığı hassas alanlara uzanması Tahran için endişe verici bir ihtimal.

Ancak OPEC’te üretimin kısılmasını sağlayan süreç, Rus-Suudi ilişkilerinde genel bir ısınmadan ziyade Riyad adına ihtiyaçların, Moskova adına da realpolitiğin kesiştiği bir noktayı yansıtıyor.

Düşük petrol fiyatları Suudi Arabistan’da ekonomik krize neden oldu. Para rezervleri giderek tükenen, “Vizyon 2030” başlıklı reform programında ise henüz somut mesafe alamayan Suudi yönetimi petrol ihracatından sağladığı geliri olabildiğince artırmak durumunda. İç muhalefet, Yemen savaşı, Katar krizi ve Suriye’deki vekâlet savaşı gibi kendisi için birincil önem taşıyan siyasi meselelerde sert tutumlar takınan krallık petrol politikasında dikkat çekici bir esneklik sergiliyor. Üstelik bunu Rusya’nın Suriye lideri Beşar Esad’a büyük destek sağladığı ve İran’la ortaklık ettiği bir ortamda yapıyor.

Rusya ise Orta Doğu’da dış siyaset ile enerji politikasını bir bütün olarak yürütmeye çalışıyor ve OPEC anlaşması bu bağlamda Moskova’nın genel yaklaşımına uyuyor. Rusya bölgedeki etkinliğini artırmaya ve geri çekilen ABD’nin bıraktığı boşluğu doldurmaya çalışıyor. Bu amaç doğrultusunda Suriye’ye doğrudan askeri müdahalede bulunan, çeşitli bölgesel devletlere silah satan Rusya jeopolitik fay hatlarını aşan dikkat çekici enerji anlaşmaları da yapıyor. Rusya’nın anlaşma imzaladığı ülkeler arasında MısırİranIrak, İsrailKatar, Suudi Arabistan, Türkiye ve BAE gibi ülkeler yer alıyor. Dolayısıyla Moskova’nın petrol ihracatından sağladığı geliri artırmak için çok net ve sağlam bir ekonomik gerekçesi var. Buna ek olarak Orta Doğu’daki enerji profilini yükseltmeye dönük daha genel çabası kapsamında da OPEC ile iş birliği arayışında.

Tüm bunların bilincinde olan İran Rusya ile Suudi Arabistan arasındaki “petrol kardeşliğinden” fayda sağlıyor. Geçen yılki OPEC mutabakatında olduğu gibi üretimi kısma koşulu İran’ı kapsamıyor. 2015’teki nükleer anlaşma gereğince yaptırımlar kalkmış olsa da uluslararası enerji şirketleri İran’a yatırım yapmaktan hâlâ çekiniyor. Total ile gündeme gelen anlaşma da doğal gaz içerikli. Dolayısıyla İran’ın kendisi için belirlenen satış miktarının üzerinde petrol üretmesi zaten mümkün görünmüyor.

İran Viyana’da enerjinin jeopolitik boyutunda da kazanım sağladı. Libya ve Nijerya gibi ülkeler üretimde yeni limitler kabullenmek zorunda kalırken İran sadece kısıntıların dışında kalmayı başarmadı, önemli bazı anlaşmalar da yaptı.

İlk olarak Umman’a doğal gaz ihracatı projesini ilerletmeyi amaçlayan bir anlaşma sağlandı. OPEC toplantısı marjında Ummanlı mevkidaşıyla görüşen Zengane, gazetecilere yaptığı açıklamada İranlı ve Ummanlı uzmanların detayları konuşmak üzere önümüzdeki haftalarda bir araya geleceğini söyledi. Proje kapsamında İran’ın devasa Güney Pars sahasından Umman’a gaz taşıyacak bir boru hattı öngörülüyor. Umman’a ulaşan gaz daha sonra gemilerle başka ülkelere de ihraç edilebilecek. İran ve Umman’ın 2013’te yaptığı açıklamaya göre projenin hedefi gaz ticaretinin günde 28 milyon metreküpe ulaşması. Boru hattının tahmini maliyeti ise 1,5 milyar dolar.

Projenin kısa vadede hayata geçmesi olası görünmüyor ancak sembolik önemi oldukça büyük. Zira İran ve Katar’ı tecrit etmek isteyen Suudi Arabistan diğer Körfez İşbirliği Konseyi üyelerini de bu politikasına katmaya çalışırken Umman İran’la iş birliğini artırma sinyali veriyor. Bu durum, Suudi Arabistan’ın Körfez’deki monarşilerin lideri olma iddiasına açıkça tavır alındığı şeklinde de yorumlanabilir.

Zengane’nin duyurduğu ikinci anlaşma Irak’la petrol takasına ilişkindi ve nitekim geçen hafta imzalar atıldı. Anlaşmaya göre İran’daki rafinerilere Kerkük’ten günde 30 bin ila 60 bin varil arasında ham petrol gidecek. Buna karşılık İran da Irak’ın Basra Körfezi’ndeki limanlarına benzer miktarlarda rafine edilmiş petrol gönderecek ve Irak bu petrolü ihraç edecek. Ham petrol Irak’tan İran’a kamyonlarla taşınacak. Bakanın verdiği bilgiye göre nakliyatın ileride boru hattı üzerinden yapılması öngörülüyor. Söz konusu boru hattıyla ilgili görüşmeler hâlihazırda zaten başlamış durumda.

Zengane İran’ın Irak’la ilişkilerini “stratejik” olarak tanımladı. Petrol takası açıklandığı gibi uygulanırsa İran birçok açıdan kazanım sağlar. Rafinerilerdeki atıl kapasitenin kullanılması bir yana İran’ın dünya petrol pazarındaki konumu da güçlenebilir. Zira Irak’ın müşterileri, İran çıkışlı petrol almaya başlayınca İran’ın bir şekilde dünya enerji piyasasına entegre olmasına bağımlı hale gelecek. İran’a yönelik enerji yaptırımları yeniden gündeme gelirse bu durumun hesapları etkilemesi beklenir.

Öte yandan takas anlaşmasında öngörülen miktarların oldukça mütevazı olduğu dikkate alındığında İran’ın esas kazanımının dış politikada olduğu görülüyor. Kerkük bölgesi ve buradaki petrol sahaları, Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) ile bağımsızlık referandumu nedeniyle yaşanan mücadelede önemli bir rol oynadı.

Irak’tan ayrılmak için eylülde halk oylamasına giden KBY, Kerkük’ü ve çevredeki petrol sahalarını müstakbel Kürt devletine katma iddiasındaydı. Bağdat yönetimi hem referandumu hem KBY’nin Kerkük üzerindeki iddialarını reddetti ve bu konuda Tahran’dan tereddütsüz destek aldı. Dahası merkezi hükümetin güç kullanarak Kerkük’ü geri almasında İran önemli bir rol oyandı.

Kerkük petrolünün takasıyla Tahran merkezi Irak hükümetiyle siyasi ve ekonomik ilişkilerini iyice pekiştirmiş oluyor. Geçtiğimiz haziran ayında İran’dan Bağdat’a doğal gaz ihracatı da başlamıştı.

Tüm bu gelişmeler bağlamında OPEC toplantısı dünya enerji pazarındaki yeni gerçekliği teyit etmekle kalmadı, enerji bağlantılı jeopolitik gelişmelere de ışık tuttu. Rusya’nın Orta Doğu enerji alanına artarak dâhil olmasından Kerkük petrolleri etrafında dönen siyasete kadar bölgedeki enerji politikaları jeopolitik süreçlerle el ele ilerliyor.

More from David Ramin Jalilvand

Recommended Articles