Ana içeriğe atla

Irak: Kürt bağımsızlığı yeni bir savaşa neden olabilir mi?

Irak Kürdistanı’nda referandum tarihi yaklaşırken Bağdat’la gerilim giderek artıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
GettyImages-845506936.jpg

Irak Kürdistanı’nda referandum tarihi yaklaştıkça söz düellosunun şiddete dönüşme ihtimali beliriyor. Haşdi Şabi olarak da bilinen Halk Seferberlik Birlikleri’nde (HSB) yer alan paramiliter gruplar bağımsızlık referandumuna karşı uyarılarını sertleştiriyor, Kürtler de buna cevaben silaha sarılmaktan bahsediyor.

Irak parlamentosu, 14 Eylül’de yaptığı oylamayla Kürtlerin bağımsızlığından yana olan Kerkük Valisi Necmeddin Kerim’i görevden aldı. Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) de buna tepki olarak Bağdat’la ilişkilerini kestiğini duyurdu.

Reuters haber ajansına göre valiyi görevden alma kararı, hem merkezi Bağdat hükümetinin hem de KBY’nin üzerinde hak iddia ettiği petrol zengini Kerkük vilayetinin 25 Eylül’deki referanduma katılma kararı üzerine alındı. Kerim ise kendisini görevden alan karara aldırmıyor. Tüm bunlar Irak’ı daha İslam Devleti’nden (İD) kurtulmamışken yeni bir şiddet sarmalına sokabilir.

Eski Başbakan Nuri El Maliki’ye çok yakın olan, İran destekli İmam Ali Tümeni isimli Şii örgüt 3 Eylül’de Kerkük’ün Kürdistan’a katılması halinde kente gireceği uyarısında bulundu. Ebu Azrail olarak da bilinen örgüt sözcüsü Eyüp Falih, Kerkük’ün Irak’tan ayrılması halinde buraya saldırmaları için İran’dan yeşil ışık aldıklarını ima etti.

“Kerkük Irak’a aittir. Çok kan akacak olsa da Kerkük’ten kesinlikle vazgeçmeyiz.” diyen Ebu Azrail, bu açıklamayı örgütün sözcüsü ve özel kuvvetlerinin komutanı sıfatıyla yaptığını vurguladı.

İran’a yakınlığıyla bilinen Bedir Örgütü’nün Genel Sekreteri Hadi El Amiri de bir gün sonra Kürt Rudaw kanalına verdiği demeçte Kürtler ayrılıkçı projelerinde ısrar ederse silaha sarılacaklarını söyledi.

İran, referandum dâhil Kürdistan’ın bağımsızlık projelerine, özellikle de Kerkük’ün bunlara dâhil edilmesine şiddetle karşı çıkıyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi, 30 Ağustos’taki açıklamasında Kerkük’ü referanduma dâhil etme kararının ciddi ve provokatif bir adım olduğunu söylemişti.

İsveç’teki Lund Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler uzmanı olan ve İran siyasetini yakından takip eden Meysam Behraveş Al-Monitor’a telefonla yaptığı değerlendirmede şöyle konuştu: “İran'ın hem kendi topraklarında hem dışarıda Kürtlerle sorunlu bir tarihi olduğu düşünülürse İran yeni doğacak bir Kürt devletine, hele de baş düşmanı İsrail’e yakın olacağı söylenen bir devlete tahammül etmez. (…) Kürtler bağımsızlık ilan ederse ya da Kerkük’ü Irak’tan alırsa İran’ın bunu engellemek veya geri döndürmek için doğrudan müdahale edeceğini sanmıyorum. Bunun yerine muhtemelen ‘vekiller’ üzerinden hareket edecek ve Şii paramiliter grupları Kürdistan yönetiminin üzerine salacak.”

Irak parlamentosu, 12 Eylül’de referandumu reddeden ve ülkenin toprak bütünlüğünü korumak üzere yönetime gerekli tüm önlemleri alma çağrısı yapan bir karar kabul etti. Meclisteki Kürt bloku oylamaya katılmadı ancak referanduma destek vermeyen Kürtler de var.

Kürt tarafı tehditleri ciddiye alıyor. Peşmerge güçlerinde komutanlık yapan, aynı zamanda Kürdistan Yurtseverler Birliği Siyasi Büro üyesi olan Mahmud Senkavi, referandum günü Kerkük’e saldırı olabileceğini, Kürtlerin dikkatli olması gerektiğini söyledi.

KBY Başkanı Mesud Barzani ise 9 Eylül’de verdiği bir televizyon mülakatında Kerkük’e güç kullanarak girmek isteyenler olursa Kürtlerin aynı şekilde mukabele etmeye hazır olduğunu söyledi.

Havice’yi İD’den kurtarmak için harekâta hazırlanan Irak kentin dışına birlikler konuşlandırdı. Kürt tarafında pek çok kişi bu birliklerin Kerkük için tehdit oluşturduğuna inanıyor. Zira Havice kurtarıldığı zaman Irak güçleri Kerkük’ün güneybatısında, kente sadece 50 kilometre mesafede olacak.

Başbakan Haydar El Ebadi, 6 Eylül’deki basın toplantısında Havice’yi kurtarma harekâtını Irak güçlerinin üstleneceğini, Peşmerge’nin bu operasyonda yer almayacağını belirtmişti. Başka bir deyişle Kürt güçleri mevcut konumlarından kıpırdamayacak, Irak güçleri ise onlara doğru ilerleyecek.

Peşmerge’de görev yapan Binbaşı İslam Zebari’ye göre Kürt yetkililer tüm bu gelişmeler ışığında Kerkük vilayetine takviye birlikler gönderdi. Kürt savaş muhabiri Rebin Rojbayane de bu takviyeleri doğruladı.

Al-Monitor’a konuşan Zebari, Şii grupların Kerkük’ü kontrol edemeyeceğini vurguladı: “Kerkük Kürtler için kutsal bir kent. Kürdistan makamları da buraya gerekli ilgiyi gösteriyor. Kerkük’te gelişkin silahlara sahip çok sayıda birlik var. Ayrıca Peşmerge güçleri, birleşik bir komutadan yoksun olan HSB’ye kıyasla çok daha güçlü bir iradeye sahip. Onların Kerkük’ü kontrol etmesi zor. Kerkük ve çevresinin coğrafi yapısı Peşmerge’nin lehine. Bizler savunmada, onlar ise taarruzda olacak.”

Askeri konular uzmanı Hasan El Haccac da bu görüşü paylaşıyor: “ABD ve Alman askerleri tarafından çok iyi eğitilmiş Peşmerge birlikleri var. Tankları eski olsa da bu birliklerin elinde ağır silahlar, ağır makineli tüfekler ve yeni tanksavar füzeler var.”

Ancak tüm bunlar İran yanlısı HSB gruplarının Kerkük’ü tehdit edemeyeceği anlamına gelmiyor. Haccac şöyle devam ediyor: “Peşmerge’de olan silahlar bu gruplarda da var ancak daha az miktarda. Bu nedenle Kerkük şehrini kontrol edebilecek güçte görünmüyorlar. Kaldı ki Peşmerge güçleri şehirde halk tabanına da sahip. Yine de bu gruplar tümden Peşmerge’nin kontrolünde olmayan Tuzhurmatu gibi yerlere saldırabilir. Bu bölgelerdeki Şii Türkmenler de HSB’ye destek veriyor.” Kerkük’ün güneyinde yer alan Tuzhurmatu, son yıllarda Peşmerge güçleri ile bazı Şii grupların çatışmalarına sahne olmuştu.

Görünen o ki menfaat ve amaç çatışması, İD’e karşı birlikte mücadele edenleri birbirilerine silah doğrultma noktasına getirecek ve yıllardır savaş, yıkım ve çeşitli krizler yaşayan Irak’a barışın gelmesini engelleyecek.

More from Hamdi Malik

Recommended Articles