Ana içeriğe atla

Irak: Kürt referandumu Türkmenlerin kaygılarını artırıyor

Irak’taki Türkmen bölgeleri Arap-Kürt güç mücadelesinin sahası haline gelirken bu bölgelerin Kürdistan’ın bağımsızlık referandumuna dâhil edilmesi Türkmenleri kaygılandırıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Chairman of the Iraqi Turkmen Front (ITC) Arshad al-Salihi (2nd-L) speaks during a press conference in the ethnically mixed northern Iraqi city of Kirkuk on June 28, 2014, to denounce comments made by Iraqi Kurdish leader Massud Barzani about the city. Barzani said Baghdad could no longer object to Kurdish self-rule in Kirkuk and other areas from which federal forces withdrew as the insurgents advanced. AFP PHOTO/MARWAN IBRAHIM        (Photo credit should read MARWAN IBRAHIM/AFP/Getty Images)

Irak’ta Türkmen azınlığı temsil eden başlıca siyasi parti olan Irak Türkmen Cephesi (ITC) Kürdistan bölgesinin 25 Eylül’de yapmayı planladığı referanduma karşı çıkıyor. ITC 29 Temmuz tarihli açıklamasında ihtilaflı bölgelerin başında gelen ve referandum kapsamına alınan Kerkük’ün kaderinin Irak parlamentosu tarafından belirlenmesi gerektiğini belirtmişti. Kerkük vilayetinde nüfusun %52’si Kürtler, geri kalan %48’ini ise Araplar, Türkmenler ve Hristiyanlar oluşturuyor. Referandum ihtilaflı başka bölgeleri de kapsıyor. Bunların içinde Türkmenlerin kendi toprağı saydığı bölgeler de var.

Türkmenlerin itirazları, 20 Temmuz’da referandumu reddettiğini açıklayan Irak hükümetinin tutumuyla paralellik gösteriyor. Referandum, Irak güvenlik güçleri ve onlara destek veren silahlı grupların Peşmerge ile çatışması ihtimalini gündeme getiriyor. Böyle bir durumda Türkmenler taraf seçmek zorunda kalır ve Türkmen bölgeleri de bir çatışma hattına dönüşür.

Erbil ve Bağdat arasında 2003’ten beri ihtilaf konusu olan bölgeler, her an bir Arap-Kürt savaşının fitilini ateşleyebilir. Kerkük başta olmak üzere bu bölgelerdeki güvenlik kavgası 16 Kasım 2016’da Bağdat ve Erbil’i silahlı güçlerini seferber etmeye itmiş, silahlı çatışma ihtimali somutlaşmıştı. Irak’taki varlıkları Osmanlı dönemine dayanan ve Araplarla Kürtlerin ardından ülkenin üçüncü büyük etnik unsuru olan Türkmenler böyle bir çatışmanın ciddi sonuçlar doğuracağının farkında.

Türkmen nüfusu Kerkük, Selahaddin, Diyala ve Ninova vilayetlerinde, Telafer ve Musul çevresindeki kırsal bölgelerde yoğunlaşıyor. Ayrıca Erbil, Altınköprü, Kifri, Karatepe, Hanekin, Kızlarbat (Sadiye) ve Mendeli’de de Türkmenler yaşıyor.

Türkmen Kurtuluş Vakfı’ndan Mehdi Sadun referandumla ilgili Al-Monitor’a şöyle konuştu: “İslam Devleti’nin (İD) Irak’ta mağlubiyete uğratılmasından sonra bu bölgelerde referanduma gidilmesi beklenen bir şeydi. Zira Kürtler ihtilaflı bölgelerde kontrollerini olabildiğince genişletmek, Türkmenleri yok sayarak buraları kesin olarak Kürdistan’a ilhak etmek istiyor. Peşmerge güçleri, oylamanın başarılı geçmesi için hazırlık yapmak ve emniyeti sağlamak bahanesiyle bu bölgelerde iyice hâkimiyet kurmaya çalışıyor. Halk Seferberlik Birlikleri (Haşdi Şabi) ise müdahale tehdidinde bulunuyor. Dolayısıyla Türkmenler iki taraf arasında olası bir kanlı savaşın bataklığına sürükleniyor.”

Sadun şöyle devam etti: “Kürt partilerinden, Kürt güçlerinden destek gören bazı Kürt grupları güpegündüz suikastlar düzenleyerek, adam öldürerek, yağmacılığa girişerek Türkmenleri kışkırtıyor ve bunu yerel yönetimin bilgisi dâhilinde yapıyorlar. Kürt güçleri 2003’ten bu yana Türkmen bölgelerinin nüfus yapısını değiştiriyor, bir oldubitti dayatıyor.”

Sadun’a göre “Siyasi nitelikli bir çatışma, referandumun yansımaları nedeniyle hızla silahlı bir Kürt-Arap çatışmasına gidiyor. Zira iki taraf da bu bölgelerde varlıklarını dayatmaya çalışıyor.”

Irak parlamentosunun Türkmen vekillerinden Casım Muhammed Cafer ise Al-Monitor’a şu değerlendirmede bulundu: “Bu zulümler ve silahlı eylemler Kerkük ve diğer ortak bölgelerde Kürtlerle bir arada yaşama duygusunu etkiliyor. Bağdat-Erbil ilişkilerinin rehini haline gelen bölgelerimiz için hiçbir şey yapmadan bu yapılanları seyredemeyiz.”

Resmi istatistiklerin yokluğunda sayısı 3,5 milyon olarak tahmin edilen Türkmenlerin tepkisi sorulduğunda Cafer şöyle konuştu: “Türkmenler bu çatışmada zorlu bir unsur teşkil etmez. Zira sayıca fazla değiller, ayrıca Araplar ve Kürtlere kıyasla askeri potansiyelleri neredeyse yok. Buna bir de Kürtler eliyle yerlerinden edildiklerini ekleyin. Türkmenler hem Irak içine hem de Irak dışına, Türkiye ve İran’a dağılmış durumda. (…) Kürtler 2003’ten bu yana Türkmenleri Kerkük ve diğer bölgelerden çıkarmaya, yerlerine Kürtleri yerleştirerek nüfus yapısını değiştirmeye çalışıyor.”

Cafer, “Türkmenlerin talepleri göz ardı edilmeye devam eder ve Kürtlerin elinden gördükleri zulüm karşısında hükümet sessizliğini sürdürürse” Türkmen konusunu uluslararası boyuta taşıyacakları uyarısında bulundu.

Ancak bu güçsüzlük duygusuna rağmen Türkmenler pes etmiyor. ITC Başkan Yardımcısı Hasan Turan, 29 Temmuz’da basına yaptığı açıklamada ITC’nin bölgesel temaslarda bulunduğunu ve Türkmenlerin İD sonrası dönemde Kürt referandumundan ve Türkmen bölgelerinin Kürt topraklarına katılmasından duydukları endişeyi anlatmaya çalıştığını belirtti.

Bu arada Türkmen siyasi platformları da Türkmenlerin maruz kaldığı katliamları gündeme getiriyor. Bunlara 1959’da Kerkük’te yaşanan katliam ve Saddam Hüseyin rejiminin 1991’de Altınköprü’de işlediği katliam da dâhil. Baas rejiminde Türkmenler de Araplaştırma kampanyasına ve “etnik tashih” politikasına hedef olmuş, pek çoğu milli aidiyetlerini değiştirip Araplaşmak zorunda kalmıştı. Geçtiğimiz mayıs ayında ise İnsan Hakları İzleme Örgütü Kürt güvenlik güçlerinin Türkmenleri Kerkük’ten çıkarmaya çalıştığını öne sürmüştü.

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan milletvekili Muhammed Osman Halidi konu hakkında şöyle konuştu: “Azınlıkların, farklı toplulukların kaygıları her şeyden önce Saddam rejiminde ve 2003’ten sonra gelen hükümetler döneminde yaşanan adaletsizliklerden kaynaklanıyor. Bu adaletsizlikler insanları diğer unsurlara karşı şüpheci yaptı. Neticede tüm taraflar aynı adaletsizlikleri yaşama korkusuyla aşırı tutumlara yöneldi. Tüm toplulukların hak ve taleplerini güvenceye almanın yolu diyalog, uzlaşı ve anayasanın düzgün ve adil tatbikinden geçer.”

Irak anayasasının 143. maddesine göre Kerkük Kürdistan sınırlarına dâhil değil. Bu da Kürtlerin Kerkük’ü referandum kapsamına alma hakkı olmadığı anlamına geliyor.

Türkmenler hükümet görevlerinde yer almayı, çocuklarına anadillerini öğretmeyi talep ediyor. İdari haklarını da talep eden Türkmenler, Araplaştırma kampanyasının son bulmasını, Kürtlerin de Kürtleştirme çabalarına son vermesini istiyor. Şu an başlıca kaygıları ise Kürtlerin referandumu.

More from Wassim Bassem

Recommended Articles