Ana içeriğe atla

Esad İsrail’e karşı strateji mi değiştiriyor?

Suriye semalarında gerçekleştirdiği operasyonlar konusunda genelde sessiz kalan İsrail son olayda bu tavrını bozdu ve uçaklarına ateş açılması hâlinde Suriye hava savunma sistemini çökertme tehdidinde bulundu. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Israeli soliders patrol near an Iron Dome defence system, designed to intercept and destroy incoming short-range rockets and artillery shells, in the Israeli-annexed Golan Heights, on January 20, 2015, two days after an Israeli air strike killed six Hezbollah members in the Syrian-controlled side of the Golan Heights. The strike on Syria killed an Iranian general, Tehran confirmed on January 19, as thousands of supporters of Lebanon's Hezbollah gathered to bury one of the six fighters killed in the same rai

17 Mart’ta beklenmedik bir olay yaşandı: İsrail, Arrow füze savunma sistemini aktive ederek Suriye tarafından atılan bir uçaksavar füzenin parçasını vurdu. Bu olay üzerine İsrail uzun zamandır yapmadığı bir şeyi yaptı ve İsrail savaş uçaklarının Suriye’nin içlerinde Hizbullah’a gönderilecek stratejik silahları hedef aldığını açıkça kabul etmiş oldu. İsrail’in hedef aldığı Suriye füzeleri de bu uçaklara atılmıştı.

48 saat sonra düzenlenen ikinci bir hava saldırısında Golan Tepeleri’nin Suriye tarafında Kuneytra’yla Han Arnabe arasında seyreden bir araç tahrip edildi. Sürücü Yaser El Seyid olay yerinde hayatını kaybetti. Seyid’in rejim yanlısı milislerde yer aldığı ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a yakın bir isim olduğu anlaşıldı. Görünen o ki Seyid İsrail’e yönelik, ilhamını Esad ve Hizbullah’tan alan terörist eylemler yapmaya çalışmıştı. İsrail bu olayda “muğlaklık politikası” izledi ve herhangi bir açıklama yapmadı. Ancak medya bu saldırının da İsrail’in işi olduğundan, dahası Kudüs’te birilerinin kuzey cephesindeki hassas oyun kurallarını değiştirmeye çalıştığından emin görünüyor. Hatta bazılarına göre bu “birileri” durumu yatıştırmaya değil, tam tersine alevlendirmeye çalışıyor.

Birinci olayda gerilim hızla tırmandı ve kuzey cephesinde girift bir güç mücadelesi sürdüren beş tarafı -- İsrail, Suriye, Rusya, Hizbullah ve İran’ı -- siyasi uçurumların ucuna sürükledi. Suriye olağan dışı bir adım atarak İsrail uçaklarına füze attı, İsrail Arrow füzesi kullanarak bu füzelerden birini vurdu, Moskova da İsrail büyükelçisini çağırarak uyarıda bulundu.

Bunun yanında İsrail geçmişteki örneklerden farklı olarak sessiz kalmadı, yaptıklarıyla hava attı. Savunma Bakanı Avigdor Liberman büyük bir coşkuyla İsrail uçaklarına tekrar füze atılırsa Suriye hava savunma sisteminin çökertileceğini söyledi. Liberman ayrıca Suriye’den Hizbullah’a güç dengesini bozan silahlar gönderilmeye çalışıldığı tespit edilirse İsrail ordusunun mutlaka harekete geçeceğini ve bu teşebbüsleri engelleyeceğini kaydetti. Bakan, Rusya’nın İsrail’e açıktan fırça attığına, Moskova’daki İsrail büyükelçisini 17 Mart gecesi Dışişleri Bakanlığı’na çağırarak acil izahat istediğine ise değinmedi.

Al-Monitor’un görüştüğü üst düzey bir İsrail güvenlik yetkilisi olayın İsrail’le Rusya arasında gerçek bir kriz olmadığını söyledi. Yetkiliye göre Ruslar, aslında stratejik ortakları olan Suriye rejimi, Hizbullah ve İran’ı teskin etmeye çalışıyordu. Zira bu ortakların nazarında İsrail’in bu adımları bölgedeki güç dengesini açık açık ihlal ediyor ve Suriye’nin egemenliğini zedelemeyi amaçlıyor. Kimliğinin gizli kalmasını isteyen yetkili şöyle konuştu: “Rusların kınamasını küçümseyelim demiyorum ama bana göre paniğe kapılacak bir şey yok. Rusya, İsrail’in Suriye içlerinde operasyon yapmasına izin verdiği için yoğun eleştiriler alıyor. O yüzden İsrail’e karşı hoşnutsuzluk görüntüsü vermeye çalıştılar.”

Güvenilir tahminlere göre İsrail F-16 uçaklarının vurduğu konvoy, menzili 750 kilometreye ulaşabilen ve yarım ton ağırlığında savaş başlığı taşıyabilen Scud füzeleriyle yüklüydü. Kuşkusuz ki bu tür silahlar İsrail’in Hizbullah’a transferi yasak silahlar listesinde yer alıyor. Scud-D gibi yüksek hassasiyete sahip uzun menzilli karadan karaya füzelerin yanı sıra İsrail’in donanması ve doğal gaz yataklarına tehdit oluşturan karadan denize Yakhont süpersonik füzeler, modernize edilmiş uçaksavar füzeleri, kimyasal silahlar da bu kara listede yer alıyor.

Suriye’den Lübnan’a böyle bir silah transferi yapılacağı bilgisi İsrail istihbaratına geldiği zaman hava kuvvetlerinin mutlaka harekete geçirildiği söyleniyor. Ancak bu defa beklenmedik bir terslik oldu. Geçmişteki örneklerin aksine Suriye tarafı bu kez İsrail savaş uçaklarına doğru birkaç tane S-200 füzesi fırlattı. Füzeler aslında uçaklar için tehlike oluşturmuyordu ancak bir tanesinin fazla yükseldiği anlaşılıyor. İşte bu füze inişe geçerken Arrow sisteminin radarları füzeyi uzaktan gelen bir balistik füze olarak algıladı. Sistem harekete geçti ve bir adet Arrow füzesini ateşledi. Füze Suriye füzesinin bir parçasını vurarak çok yüksek bir irtifada önleme yapmış oldu.

Bu olay bir yanıyla İsrail’in kendi yapımı olan Arrow füzeleri için operasyonel anlamda son derece başarılı bir gövde gösterisi oldu. Diğer yandan İsrail’in bir hava saldırısı düzenlediği ifşa oldu ve her zamanki sessizlikle muğlaklık politikası izleme imkânı ortadan kalktı. Bunun yanında Ruslar da İsrail büyükelçisini çağırarak tepki göstermek durumunda kaldı. Tüm bunlar bir yana olay genel anlamda kuzey cephesinin nasıl bir anda parlayabileceğini gösterdi. Böyle bir ortamda münferit bir olay zincirleme reaksiyonlar tetikleyebilir ve domino etkisiyle bölgesel bir krize yol açabilir.

Kimliğinin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan bir İsrail askeri kaynağı durumu şöyle yorumladı: “Esad’ın özgüveni artıyor. Onunki artık ölüm kalım mücadelesi değil. Rejim belli ölçüde istikrara kavuştu. Esad’ın yerinde kalacağı artık aşikâr. O da bu koşullarda oyunun kurallarını, son yıllarda oluşan kuralları değiştirme peşinde. Esad kendince İsrail’e Suriye topraklarını vurma imkânı veren pencereyi kapatmak istiyor. Uçaksavar füzelerini bu nedenle ateşlediği anlaşılıyor.”

Belirtmek gerekir ki bu olay, Suriye’nin İsrail ordusuna karşı uçaksavar füze kullandığı ilk olay değil. Olayı farklı kılan unsur işin içine Rusların da karışmış olması.

Tüm bunlar yetmezmiş gibi 19 Mart’ta yukarıda anlatılan ikinci olay yaşandı, Golan Tepeleri’nde vurulan araçta Esad’a yakın bir milis mensubu öldürüldü. Bu, stratejik bir hedefleme değildi. Her ne kadar öldürülen militanın Golan cephesinde İsrail’e yönelik terörist eylemler yaptığından şüphelenilse de bu kişinin Golan’da 2015’te hedefli bir şekilde öldürülen Hizbullah militanları Cihad Muğniye ve Samir Kuntar gibi stratejik tehditler yaratmaya çalışan biri olmadığı değerlendiriliyor.

Seyid’in öldürülmesi, Suriye’nin içlerinde düzenlenen hava saldırısıyla yan yana konduğunda İsrail’in her zamankinden daha dikkatsiz, daha ihtiyatsız davrandığı izlenimi doğuyor. İsrail sanki Lübnan’daki oyunculara karşı artık daha çok risk alıyor. Seyid’in öldürülmesi İsrail tarafından üstlenilmedi. Ancak aynı gün Kuzey Komutanlığı’ndaki görev değişim törenine katılan üst düzey komutanlar olaya dolaylı olarak atıfta bulundular. Genelkurmay Başkanı Gadi Eizenkot ve görevi sona eren Genelkurmay Başkan Yardımcısı Aviv Koçavi terör hücrelerini çökertmeye, Hizbullah’a stratejik silah transferlerini engellemeye devam edileceğini söylediler.

Burada asıl soru şu: İsrail’i bu kadar rahat hareket etmeye sevk eden nedir? Ne oldu da İsrailli yöneticiler 17 Mart olayının ardından kamuoyunda açıkça hava atmaya yöneldiler? Olası açıklamalardan biri, Benjamin Netanyahu hükümetini sallayan koalisyon krizi. Bir başka etken de Başbakan’a yönelik soruşturmalar olabilir. Zira kuzey sınırında tansiyonun yükselmesi bu olayları gölgede bırakabilir. Savunma bakanı olmaktan oldukça memnun görünen ve hükümetin ömrünü uzatmak isteyen Liberman burada tehlikeli bir oyun oynuyor. Kuzey sınırındaki girift çekişmede oyuncuların sinirleri zaten yıpranmış durumda. Burada yükselecek tansiyon kolayca kontrolden çıkabilir ve ortalık gerçek bir yangın yerine dönebilir.

Belki de bu nedenle Eizenkot, 19 Mart’taki açıklamasında yeni bir savaşta “net bir adres” olacağını ve bunun “Lübnan devleti” olduğunu söyledi. Al-Monitor’da yayımlanan bir önceki yazımla tümüyle örtüşen bu sözler açık bir uyarı teşkil ediyor: Hizbullah ve Lübnan artık ayrı yapılar değil, bundan böyle ikisi aynı şey.

More from Ben Caspit