Ana içeriğe atla

Batı Şeria’ya Kıbrıs modeli mi geliyor?

Kıbrıs’ta mal mülk ihtilaflarında kullanılan yöntemleri Batı Şeria’daki yerleşimleri yasallaştırmak için uygulamayı düşünen İsrail, Filistin tarafından sert tepki topluyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
An Israeli youth stands on an observation point overlooking the Jewish settlers' outpost of Amona in the West Bank November 16, 2016. REUTERS/Ronen Zvulun  - RTX2TXXS

Batı Şeria’nın merkezinde, Ramallah kenti yakınlarında Filistinlilere ait özel bir arazide yasa dışı olarak kurulan Amona yerleşimi ekimden bu yana İsrail’de giderek tartışma konusu oluyor. İktidardaki koalisyonun sağcı ortakları, 29 Kasım’da İsrail Yüksek Mahkemesi’nin 14 Kasım tarihli kararı doğrultusunda yerleşimin boşaltılması hâlinde hükümetten çekilme tehdidinde bulundu.

İsrailli yazar Ariel Kahana’nın 23 Kasım’da NRG’de yayımlanan yazısına göre Başbakan Benjamin Netanyahu ekimde Adalet Bakanı Ayelet Şaked ve Başsavcı Aviçai Mandelblit ile bir araya gelerek “Kıbrıs modeli” temelinde bir toprak tahkim komisyonu kurma olasılığını görüştü.

Dokuz bin kilometre karelik bir ada olan Kıbrıs 1974’ten beri Türkler ve Rumlar arasında ihtilaf konusu. Yunanistan adayı ilhak etmeye kalkışınca Türkiye de Kıbrıslı Türkleri korumak için askeri müdahalede bulunmuştu. Ada, o günden beri Türklerin yaşadığı kuzey kesim ile Rumların yaşadığı güney kesim olarak ikiye bolünmüş durumda.

Kahana’ya göre Kıbrıs modelinin Filistin topraklarında nasıl uygulanabileceğine dair somut bazı adımlar da atan Netanyahu konuyu uluslararası yargıçlarla görüştü ve Kıbrıs’la Batı Şeria arasındaki ortak noktaları incelemekle görevli bir hukuk ekibi oluşturdu.

Al-Monitor’un konuya ilişkin sorularını yanıtlayan El Fetih Devrim Konseyi Üyesi Abdullah Abdullah şöyle konuştu: “Dünya Irak ve Suriye’deki savaşlarla meşgul olduğu için önümüzdeki dönemde İsrail-Filistin ihtilafında siyasi durgunluk yaşanabilir. İsrail’in Kıbrıs modelini uygulama niyeti varsa biz Filistinliler bunun karşısında çaresiziz. Filistin’e dost hükümet ve ülkeler nezdinde ancak sınırlı bazı siyasi ve hukuki adımlar atabiliriz. ABD başkanlığına seçilen Donald Trump’ın yönetimi de bu modelin Batı Şeria’da uygulanmasına itiraz edecekmiş gibi durmuyor ve zaten İsrail politikalarını destekliyor.”

İsrail çözüm olarak Kıbrıs modelini ilk defa öne sürmüyor. İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman, dışişleri bakanı olarak görev yaptığı 2009 yılında bu modelin uygulanmasını istemişti.

Kıbrıs modelinin Batı Şeria’da uygulanması uluslararası toplumun dahlini gerektirecek. Filistin tarafı öteden beri bunu istiyor, İsrail ise uluslararası müdahaleye karşı çıkıyor. İsrail bu yöndeki görüşmeleri ülke içindeki çevrelerle sınırlı tutuyor, uluslararası konferansları kabul etmiyor. Nitekim 7 Kasım’da da Fransa’nın önümüzdeki yılın başında düzenlemek istediği uluslararası konferansı reddetti.

Yahudi yerleşimleri konusunda uzman olan Kudüs’teki Orient House Vakfı Kadastro Departmanı Başkanı Halil Tüfekçi Al-Monitor’a şöyle konuştu: “İsrail’in Kıbrıs modeli için uğraşmasının amacı Batı Şeria’nın işgal altında bir bölge olmadığı, namevcut toprak sahiplerinin tazmin edilebileceği iddiasını kabul ettirmek. Kıbrıs’taki durumun aksine bu, uluslararası hukuka tamamen aykırı.”

İsrail Kıbrıs modelini Batı Şeria’da üç dayanak üzerinden uygulamaya başvurabilir: Sahibi namevcut mülkler yasasını kullanmak, Yahudi yerleşimcilerin yerli halk olduğunu iddia etmek ve namevcut sahipleri tazmin etmek.

İsrail ordu radyosunun 20 Kasım’da bildirdiğine göre İsrail, iki devletli çözümü kabul etmek yerine ilhak etmek istediği Batı Şeria’nın C Bölgesi’ndeki Filistinli toprak sahiplerine Kıbrıs modeli doğrultusunda tazminat ödemeye hazır. C Bölgesi, 5 bin 860 kilometre karelik Batı Şeria’nın yüzde 60’ını oluşturuyor. Aynı habere göre İsrail, uluslararası tepkilere karşı ilhak edilecek topraklarda sahiplik konularını çözmek ve Filistinli mülk sahiplerine ödenecek tazminatları belirlemek üzere Batı Şeria’da bir tahkim kurulu oluşturabilir.

Filistin eski Planlama Bakanı Hasan Hatib Al-Monitor’a şu değerlendirmede bulundu: “İsrail Kıbrıs modeliyle Filistinlilere bir emrivakiyi dayatmak istiyor, işine gelen uluslararası modellere başvuruyor. Ancak Batı Şeria’nın geleceğini bu model doğrultusunda belirlemek İsrail için kolay bir iş değil. Zira Batı Şeria’nın Kıbrıs örneğinde olduğu gibi ihtilaflı bir toprak değil, İsrail tarafından işgal edilmiş bir bölge olduğunu tasdik eden uluslararası kararlar var. Yine de İsrail, uluslararası toplumun şu an Filistin davasına fazla odaklı olmamasından istifade ederek Kıbrıs modelini gürültü koparmadan uygulamayı deneyebilir.”

Filistin başkanlık sözcüsü Nebil Ebu Rudeyna ise 3 Aralık’ta Kıbrıs modelini Batı Şeria’ya uygulama planını, Filistinlileri hedef alan en tehlikeli ırkçılık ve Yahudileştirme projesi olarak tanımladı. Rudeyna ayrıca Filistin yönetiminin bu planı engellemek için uluslararası mahkemelere başvuracağı uyarısında bulundu.

Hükümet dışı kuruluşlarla ilişkilerden sorumlu eski bakan Hasan Asfur da 24 Kasım’da Kıbrıs modelinin İsrail’de ve kimi Filistinli çevrelerde yoğun şekilde tartışıldığını belirtti. Kimi İsrailli bakanların bazı uluslararası kuruluşlar nezdinde iki devletli çözüm yerine Kıbrıs modelini öne sürdüğünü belirten Asfur, önerinin Trump’ın masasına kadar ulaştığını söyledi ancak başka ayrıntı vermedi.

Batı Şeria’daki bir Hamas yetkilisi ise kimliğinin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Filistin Yönetimi Batı Şeria’da İsrail’le güvenlik koordinasyonu yaptığı için İsrail Filistin önderliğinden gerçek bir dirençle karşılaşmıyor ve bu nedenle Kıbrıs modelini hayata geçirmeye çalışıyor. Silahlı direniş Batı Şeria’da Filistin Yönetimi ile İsrail’in güvenlik kısıtlamaları olmaksızın faaliyette olsaydı İsrail Batı Şeria için böyle bir modeli önermeye bile cesaret edemezdi. (…) İsrail hükümeti bu modelin hangi yollardan uygulanacağını henüz açıklamış değil. Uygulama mekanizmasını açıklamak için Batı Şeria’da uygun koşulların oluşmasını bekliyorlar.”

İsrail’in kurduğu hukuk komiteleri, Amona yerleşimini yasal hâle getirecek ve Kıbrıs modelini hayata geçirecek düzenlemeleri Knesset’e sunmak üzere Kıbrıs’la Batı Şeria arasındaki ortak paydaları incelerken Kıbrıs modeli önümüzdeki günlerde daha da çok konuşulabilir. Böyle bir adımı atmak Birleşmiş Milletler gibi uluslararası yapılara başvurmayı gerektireceği için İsrail’in işi kolay değil. Ancak İsrail’i uluslararası alanda engelleyecek yekvücut bir önderlikten mahrum olan Filistin tarafı iç çekişme ve bölünmelerle meşgul olurken İsrail siyasi planlarını gerçekleştirmek için en uygun fırsatı yakaladığına inanıyor.