Ana içeriğe atla

Türkiye siyasetinde taşları bir kadın oynatıyor

Meral Akşener Türkiye siyasetinde taşları oynatma, başkanlık sistemi gibi bir olasılığın karşısına dikilerek Erdoğan karşıtları için umut olma yolunda ilerliyor.
Meral Aksener (C), former interior minister and a lawmaker from Nationalist Movement Party (MHP), stands before the security barriers as police seal off a hotel, preventing dissidents from holding a party congress, in Ankara, Turkey, May 15, 2016. REUTERS/Tumay Berkin - RTSEDGJ

Türkiye’de milliyetçi hareketin önderi olduğu için ‘başbuğ’ sıfatı ile anılan, 1960 askeri darbesinin güçlü ismi Alpaslan Türkeş, MHP’nin başında ölene dek kaldı. MHP Türkeş’in varlığında dahi hiçbir seçimde yüzde 20’yi aşamadı; ama hep siyasetin güçlü ve köklü partilerinden biri oldu.

Başbuğ’un ardından MHP’ye 19 yıl genel başkanlık yapan Devlet Bahçeli, girdiği ilk seçimin ardından DSP ve ANAP’la koalisyon kurdu. Sol bir parti ile milliyetçi bir parti aynı koalisyonda Türkiye için devrimsel nitelik taşıyan pek çok karar aldı. Anayasa değişikliği de içeren bu kararlar sonucu örneğin, PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan dahi idamdan kurtuldu, Türkiye’de ilk kez Türkçe dışındaki dillerin varlığı kabul edildi, uluslararası anlaşmalar ulusal mevzuatın önüne çekildi. Partisinin ideolojine ters gelse de ‘devletin bekası’ diyerek bu tür düzenlemelere onay veren Bahçeli, ülkücü gençleri sokak çatışmalarından çekmeyi de başardı.

Böylesine riskli ve önemli siyasi kararları almakta cesur davranan Bahçeli, tarihe asıl damgasını iki seçim kararıyla vurdu. AKP’nin siyaset sahnesine yeni girdiği 2002’de, beklenmedik bir anda, bir dağ şenliğinde kurulan çadırda tarihi bir açıklama yaptı. MHP’nin dışlanıp yeni bir koalisyon kurulacağı iddiasıyla, DSP-ANAP-MHP koalisyonunu bitirdi, erken seçime gidilmesini istedi.

Ülke tarihinin en büyük yıkımı Marmara depreminin etkileri azaltılmış, büyük ekonomik çöküşün ardından Dünya Bankası’ndan gelen Kemal Derviş’in acı reçeteleri ile enflasyon yüzde 70’lerden yarıya indirilmişken seçime gitmek ülkede şok etkisi yarattı. Çünkü seçime daha bir buçuk yıl vardı ve seçmen üzerinde en büyük etkiyi yapan ekonomide acı reçetelerin olumlu sonuçları yeni alınmaya başlanmıştı. (AKP iktidarı da Kemal Derviş’in politikalarını sürdürerek enflasyonu tek haneli rakama düşürdü, büyümeyi iler götürdü.)

Bahçeli’nin bu kararıyla gidilen 2002 seçiminde koalisyonun üç ortağı da barajın altında kaldı; TBMM, APK ve CHP’den oluştu. AKP’nin 13 yıl boyunca iktidarda kalmasının yolunu açan bu sürecin mimarı Bahçeli, seçim sonrası istifa etse de yine aynı göreve seçildi. 2007’de partisi yeniden TBMM’ye dönünce Bahçeli, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesi dâhil çok kritik noktalarda AKP’nin işini kolaylaştıran kararlar vermeyi sürdürdü. Böylesi kararlarla AKP’nin yolunu açan siyasetçi olarak görülmeye başlayan Bahçeli, 7 Haziran seçimi daha sonuçlanmadan yaptığı açıklama ile hem bu görüntüyü perçinledi hem de ikinci tarihi sonucunu yarattı.

7 Haziran’da AKP, tek başına iktidarı yitirirken muhalefet, Meclis’te hesap soracak çoğunluğa nihayet 13 yıl sonra ulaştı. Muhalefete oy veren yüzde 60 seçmen, başka bir rüya kurarken Bahçeli, gece yarısı ekranların karşısına geçti o rüyayı bitirdi. Koalisyonlara kapısını kapatıp, “Hodri meydan, yeni bir seçim de olur" dedi.

Herkes şaşkındı, en çok da ne olduğunu anlamayan MHP seçmeni ve milletvekilleri. Ancak ok yaydan çıktı, bu durumu iyi değerlendiren Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da ülkeyi seçime götüren bir strateji izleyince Türkiye, 1 Kasım’da yeniden sandığa gitti. AKP kaybettiği iktidarı yine devasa bir güçle geri aldı. Kızgın seçmen de Bahçeli’yi cezalandırdı, 7 Haziran’da 80 olan milletvekili sayısını yarı yarıya düşürdü.

Bahçeli, ülkeyi seçime götürürken, tabanın sevdiği, yıldızı parlayan kadın milletvekili Meral Akşener’i hem de nazik olmayan bir tarzda aday listesine almadı. Ama milletvekili olmaması Akşener’de mağduriyet dışında bir etki yaratmadı; aksine o mağduriyetten muhalefet liderliği çıktı. Çünkü 1 Kasım Bahçeli için güç ve güven kaybı nedeni oldu. Örneğin, Metropol araştırma şirketinin anketine göre, MHP tabanında Bahçeli destekçileri yüzde 16’ya inerken, yenilik ve değişim isteyenler yüzde 80’lara çıkıyordu.

Tabandaki umutsuzluk ve kırılganlık böyle nüksedince, muhalefet MHP’yi olağanüstü kurultaya götürmek için yeterli sayıdaki delegeden imzayı topladı. Delegenin bu iradesine rağmen Bahçeli, “Kurultay yok” deyince uzun bir yargı süreci yaşandı. Yargının güvenilirliği, MHP kurultayı üzerinden yeniden test edildi. Bir mahkeme, ‘Kurultay şart’ dedi, tarih de 15 Mayıs diye belirlendi. Ancak Bahçeli de yargıya gidip itiraz etti. Yerel mahkemelerden art arda ‘kurultay şart’ ve ‘kurultay olamaz’ kararları çıktı. Bu kargaşa sonuçta Yargıtay’a taşındı. Yargıtay konu acil olsa da kararını 15 Mayıs sonrasına bıraktı.

Bu belirsizlik muhalifleri, 15 Mayıs’ta ilan edilen salona gitmekten alıkoymadı; ama ülkücüler, ilk kez karşılarında TOMA’larla set kurmuş devleti buldu, kurultayı yapamadan geri döndü.

Evet; Yargıtay bu gecikme ile yargıya güveni yeniden sarstı. Çünkü söz konusu olan ‘bir karar vermek’ değildi, bir tespit yapmaktı. Birkaç saate sığacak bu işlem 15 Mayıs’tan tam bir hafta sonra hem de oy birliği ile sonuçlandırıldı. Yargıtay kararı tam da Bahçeli’nin, “Partili cumhurbaşkanına da başkanlığa da hayır” açıklamasını yaptığı gün çıkınca altında ‘siyasi etkiler’ daha çok aranır oldu.

Yargı üzerindeki bu tartışmaları bir kenara bırakarak, sıradan olabilecek bir kurultay bugün neden siyasetin en önemli gündemi haline geldi, ona bakalım.

Bahçeli kongreye gitmeyerek kendisini daha çok yıpratırken Akşener’e sempatiyi yükseltti. Diğer üç genel başkan adayı da Akşener ile uyumlu bir politika izleyince muhalif seçmende, AKP’ye alternatif konusunda umut oluştu. Bunu Bahçeli de görmüş olmalı ki, Yargıtay kararı üzerine, kontrolü elde tutmak için ‘seçimli kurultay’ önerisi yaptı. Ancak muhalefet buna ‘istifa etmen şartı ile’ yanıtı verdi, mahkeme kararının uygulanmasını istedi.

Bakalım Bahçeli bu resti de görecek mi? Bugüne dek izlediği çizgi buna olumlu yanıtı zorlaştırıyor. Hele de kurultay salonunda, delege listelerinde, olası itirazlarda güçlü konumda olmak mevcut koltukta oturmakla mümkünse. Muhalefet bunu bildiği için mahkeme kararına uygun kurultayda ısrar ediyor.

Bu kurultaydan, kavga gürültü çıksa dahi muhalefetin galip çıkması yüksek olasılık. İşte bu durumda Akşener önderliğinde bir MHP’nin, yeni açılımlarla, alternatif sıkıntısı çeken seçmenin karşısına çıkması çok doğal.

O MHP’nin demokrasi, AB üyeliği, Batı’ya açıklık, merkeze doğru yönelme, Orta Doğu çıkmazından çekilme yönünde güçlü adımlar atarken başkanlık sistemine ve Erdoğan yönetimine karşı çıkışta sertleşeceğini öngörebiliriz. İşte bu açılımlar en çok AKP çizgisindeki milliyetçi/muhafazakâr seçmeni etkileyebilir, sosyal demokrat tabandaki ulusalcı seçmene de sıcak gelir.

Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde, baskın bir seçim dahi AKP’yi bugünkünden daha ileri bir çoğunluğa taşıyamaz, başkanlık sistemine geçişi engeller.

MHP artık dönüşü olmayan bir yola girdi. Art arda iki, belki de üç kurultay yapacak olsa da siyasette mevcut etkisinden daha yüksek bir rol oynamaya aday. MHP’deki bu gelişmelerin CHP üzerinde sonuçlar yaratacağını da öngörmeli.

Ancak en önemlisi, bir kadın Türkiye siyasetinde taşları oynatma, başkanlık sistemi gibi bir olasılığın karşısına dikilerek Erdoğan karşıtları için umut olma yolunda ilerliyor. Başarırsa, bunu hem de milliyetçi bir partide gerçekleştirecek. Belki de ‘Başbuğ’dan sonra ‘Asena’ unvanı ile adını o siyasetin tarihine kazıyacak. ‘Zamanı gelen bir liderin önünü ne yargı ne iktidar gücü keser’ ilkesini de kanıtlayarak.

Join hundreds of Middle East professionals with Al-Monitor PRO.

Business and policy professionals use PRO to monitor the regional economy and improve their reports, memos and presentations. Try it for free and cancel anytime.

Free

The Middle East's Best Newsletters

Join over 50,000 readers who access our journalists dedicated newsletters, covering the top political, security, business and tech issues across the region each week.
Delivered straight to your inbox.

Free

What's included:
Our Expertise

Free newsletters available:

  • The Takeaway & Week in Review
  • Middle East Minute (AM)
  • Daily Briefing (PM)
  • Business & Tech Briefing
  • Security Briefing
  • Gulf Briefing
  • Israel Briefing
  • Palestine Briefing
  • Turkey Briefing
  • Iraq Briefing
Expert

Premium Membership

Join the Middle East's most notable experts for premium memos, trend reports, live video Q&A, and intimate in-person events, each detailing exclusive insights on business and geopolitical trends shaping the region.

$25.00 / month
billed annually

Become Member Start with 1-week free trial

We also offer team plans. Please send an email to pro.support@al-monitor.com and we'll onboard your team.

What's included:
Our Expertise AI-driven

Memos - premium analytical writing: actionable insights on markets and geopolitics.

Live Video Q&A - Hear from our top journalists and regional experts.

Special Events - Intimate in-person events with business & political VIPs.

Trend Reports - Deep dive analysis on market updates.

All premium Industry Newsletters - Monitor the Middle East's most important industries. Prioritize your target industries for weekly review:

  • Capital Markets & Private Equity
  • Venture Capital & Startups
  • Green Energy
  • Supply Chain
  • Sustainable Development
  • Leading Edge Technology
  • Oil & Gas
  • Real Estate & Construction
  • Banking

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial