Ana içeriğe atla

Daha fazla çocuk, daha fazla yardım, daha fazla oy!

Türkiye’de devlet yardımına muhtaç hale gelen çocuk sayısı son 10 yılda 19 binden 101 bine yükseldi.
RTX10SP4.jpg

Türkiye 79 milyonluk nüfusunun 30 milyonu aşkın bölümü yardıma muhtaç durumda olan bir ülke. Kişi başına düşen milli gelir azalıyor ama hükümet vatandaşların maddi durumunu göz önünde bulundurmadan ısrarla “en az 3 çocuk” talep ediyor. Böylece daha çok yoksul doğuyor ve her yıl daha fazla aile çocukların ihtiyacını karşılayabilmek için devlet yardımına başvuruda bulunuyor.

2005 yılında muhtaç durumdaki 19 bin 735 çocuğun ailesine yardım yapılırken, 2015 yılında bu sayı 101 bin 561’e ulaşmış durumda. Devlet çocuklar için her ay aile başına 582 lira destek veriyor. Son 10 yıl içerisinde sosyal yardıma muhtaç hale gelen çocuk sayısı yüzde 400 artmış durumda. Üstelik bunlar sadece resmi rakamlar. Gayriresmi kurumlardan yardım alanların sayısı konusunda veri yok. Ancak etkin konumda olan Hükümete yakın vakıf ve yurtlar üzerinden on binlerce aileye ulaşıldığı Türkiye’de herkesin bildiği bir gerçek.

AK Parti Hükümeti ile yoksul kesim arasında yardım zinciri çocukların doğumundan itibaren kuruluyor ve ilerleyen yaşlara kadar uzuyor. Eğitim yardımı, burs, gıda, giyecek, yakacak, yaşlılık aylığı derken düzenli ödenen ayni ve nakdi yardım yelpazesi genişliyor. Belediyeler de dikkate alındığında Türkiye’de devletten yardım alanların sayısı 13 milyona ulaşıyor

DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümetinin işbaşında olduğu 2002’de yapılan yıllık sosyal yardım miktarı 1 milyar 376 milyon lira düzeyindeydi. Kasım 2002’de iktidara gelen AK Parti bu alandaki boşluğu görüp fırsatı değerlendirmeye başladı. 2014 yılına gelindiğinde, sosyal yardımlar için ayrılan para 30 milyar 400 milyon lira düzeyine ulaştı. Hükümet çocuklardan yaşlılara kadar milyonlarca kişiye yardım yapıp oy oranını artırmaya başladı. 

Al-Monitor’a konuşan Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı CHP’li Umut Oran Hükümet’in halkın refahını artırmak yerine daha çok çocuk doğurmayı teşvik ettiğini, böylece yoksul ailelerin daha da yoksullaştırılarak yardım bağımlısı milyonların üzerine yeni kitleler eklendiğini söyledi.

Oran devlet bütçesinden yapılan yardımların “parti yardımı” gibi sunulduğuna dikkat çekti: “Partiye üyelik, kolay yardım almanın ön şartlarından biri haline gelmiş durumda. Oysa yardımlar milletin vergileriyle yapılıyor. Devlet yüzde 60’ı bulan dolaylı vergilerle vatandaşın cebinden aldığını onlara ödemiş oluyor. Kimse CHP gelince yardımlar kesilecek diye endişeye kapılmasın. Daha fazla kişiye yardım yapılacak. Yardım almak için parti üyeliğini zorunlu kılmayacağız. Ayrım yapılmadan ihtiyacı olan herkese ulaşılacak. Ayrıca şu anda olduğu gibi torbaların üzerine 20 kilo yazıp içinden 15 kilo kömür çıkmayacak. Dağıtılan yardımlar üzerinden hırsızlık yapılmayacak.”

Umut Oran açlık sınırının altında yaşayan milyonlarca insan bulunduğunu da hatırlattı: “Sosyal yardımların artırılması gerekir. Çünkü Türkiye’de yardımlar Gayri Safi Yurtiçi Hasılanın yüzde 1.38’i oranında. Oysa Avrupa Birliği ortalaması yüzde 2.5. Vatandaşlarımız şunu unutmasın: Bütün ülkelerde devlet yardımı yapılıyor. Bu yardımlar AKP’nin değil, Türkiye Cumhuriyeti devletinindir. Yardımlar üzerinden oy avcılığı yapılması doğru değil.”

Umut Oran Türkiye’de yoksulluğun ulaştığı boyutu göstermek için şu örneği verdi: “Asgari ücretin (1300 lira) üçte birinden daha düşük aylık geliri olanlar, sağlık hizmetlerinden yararlanmak için prim ödemekten muaf tutuluyor. Onların prim borcunu devlet üstleniyor. Borcunun devlet tarafından ödenmesini isteyerek başvuranların sayısı 15 milyonun üzerinde. Yapılan gelir testi sonucu 11 milyondan fazla kişinin başvurusu kabul edildi. Yani aylık geliri asgari ücretin üçte birinden daha az olan 11 milyondan fazla vatandaş var.”

Peki, bu yardımlar vatandaşlarda nasıl bir etki yaratıyor? Seçim sandığına nasıl yansıyor?

Devletten ister çocuk yardımı, ister yiyecek, giyecek, yakıt yardımı olsun her ay düzenli olarak destek alan milyonlarca kişi hükümetteki partiye sempati duyuyor. Başka bir partinin iktidara gelme olasılığı “yardım akışının kesintiye uğrama” ihtimali olarak algılanıyor. İktidar kanadı bu algıyı besliyor. Sonuçta yardım-oy alışverişinin bozulmasını istemeyenler hükümete destek olmaya devam ediyor. Daha düzenli ve daha fazla yardım yapılacağını, bunun bir lütuf değil, hak olduğunu söyleyen muhalefet partilerinin vaatleri destek görmediği için 14 yıldır AK Parti iktidarı değiştirilemiyor.

1 Kasım 2015 seçimlerinde kullanılan oy sayısı 48 milyon 537 bin. AK Parti’nin aldığı oy sayısı 23 milyon 681 bin. Ana muhalefetteki CHP’nin oyu ise 12 milyon 111 bin. İktidar partisi sosyal yardımların etkisiyle seçim yarışına milyonlarca oy önde başlıyor. CHP’nin aldığı oy, yardım yapılan kitle sayısından daha az. Böyle bir yarışta iktidar kolay değişir mi?

More from Mehmet Cetingulec

Recommended Articles