Ana içeriğe atla

Mısır İran’la diyalog için koşullarını açıkladı

Mısır Dışişleri Bakanı İran’la normalleşmenin önkoşullarını açıkladı ancak bakanın İran’dan gerçekten adım beklediğini söylemek zor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
RTX1AJ89.jpg

KAHİRE — Mısır Cumhurbaşkanı Abdül Fettah El Sisi haziran 2014’te göreve başlarken yemin törenine İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’yi de davet etmişti. Bu hareket ikili ilişkilerin normalleşme sürecine girebileceği yorumlarına neden olmuştu.

31 Mart’ta Suudi Okaz gazetesine mülakat veren Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şükrü normalleşmenin bazı koşullara bağlı olduğunu belirtti. Bakana göre İran öncelikle bölgesel konularda tutum ve politikalarını değiştirmeli, iş birliği ve karşılıklı menfaatlere saygı temelinde ilişki kurmak istediğini göstermeli, Arap devletlerinin bağımsızlık ve egemenliğine saygı göstermeli ve başkalarının iç işlerine karışmamalı.

Mısır-İran ilişkileri yıllardır gergin. Eski Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdül Nasır döneminde, bilhassa da Tahran’ı kapsayan ve Mısır’ın kuşkuyla baktığı 1954 Bağdat Paktı’nın ardından ikili ilişkilere gerilim ve husumet damga vurdu.

Enver Sedat döneminde ise Mısır ordusunun 1973’te İsrail’e vurduğu darbelerin ardından ilişkiler yeni bir döneme girdi. Mısır’ın ABD’yle yakınlaşması da İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi ile ilişkilerin düzelmesinde etkili oldu. Araplar arasında birlik ve dayanışma, Filistin’in kurtuluşu ve Arap-İsrail ihtilafının barışçıl çözümü gibi konular iki tarafın da desteklediği hususlardı. Nitekim Mısır ve İsrail mart 1979’da barış anlaşması imzaladı.

Ne var ki İran’da şubat 1979’da patlak veren İslam Devrimi ve Şah rejiminin devrilmesi Mısır-İran ilişkilerini yeniden farklı bir mecraya soktu. İran’dan kaçan Şah, Sedat tarafından Mısır’a kabul edildi ve böylece diplomatik ilişkiler 1980’de koptu. Hüsnü Mübarek döneminde ortak çıkarların etkisiyle diplomatik ilişkiler 28 Nisan 1991’de ticari işler seviyesinde yeniden kuruldu. Ancak gerginlikler neredeyse kesintisiz devam etti. Mısır-İsrail Barış Anlaşması’na tepki gösteren İran “direniş” diye tanımladığı yolu seçti.

Mısır, eylül 1980’den ağustos 1988’e kadar süren ve Müslüman dünyasının Birinci Körfez Savaşı dediği İran-Irak Savaşı’nda Irak’ı destekledi. 1999’a gelindiğinde Mısır İran’ın G-15 üyeliğine destek verdi ama 2004’te yeni bir kriz patlak verdi. Adı saklı tutulan Mısırlı bir şahsiyete İran’ın suikast planladığını iddia eden Kahire, Devrim Muhafızları’nın Mısır’da casusluk faaliyetlerine kalkıştığını öne sürdü.

Muhammed Mursi iktidarında ise ilişkiler olumlu yönde seyretti. İslamcı harekette yer alan Mursi, Bağlantısızlar Zirvesi’ne katılmak üzere ağustos 2012’de Tahran’a gitti. Bu, 1979 devriminin ardından Mısır’dan İran’a cumhurbaşkanlığı seviyesinde yapılan ilk ziyaretti. Olumlu tepkiler toplayan ziyaret kimileri tarafından ikili ilişkilerde yeni bir sayfa olarak görüldü. Mursi de şubat 2013’teki İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesi için İranlı mevkidaşı Mahmud Ahmedinejad’ı Kahire’ye davet etti. Ahmedinejad Kahire’de coşkulu bir şekilde karşılandı.

Mısır’ın İran’a yönelik dış politikası bugün hâlâ çetrefilli. 30 Haziran 2013 devriminden sonra Mısır’a ilk yardım elini uzatan Körfez ülkeleri Mısır’ın yaslandığı başlıca dayanak. Bunların arasında başı çeken Suudi Arabistan, merhum Kral Abdullah döneminde de onun yerine geçen Kral Selman Bin Abdül Aziz El Suud iktidarında da Mısır’a desteğini sürdürdü.

Sisi de mayıs 2014’te devlet başkanlığı seçimini kazanmadan önce El Arabiya’ya verdiği demeçte bu noktanın altını çizmişti: “İran şunu pekâlâ biliyor ki Mısır’la ilişkilerin yolu Arap Körfezi’nden geçiyor. Buradakiler bizim akrabamızdır ve biz onların huzur içinde yaşadığını görmek istiyoruz. İran’dan tek beklentimiz hakkaniyetli bir ilişkidir.”

Sisi kasım 2015’te BBC’nin Arapça servisine verdiği mülakatta ise şöyle dedi: “İran’la hiçbir ilişkimiz yok. Arap milli güvenliği Mısır için büyük bir sorumluluktur ve Mısır milli güvenliğinin ayrılmaz parçasıdır.”

El Ahram Siyasal ve Stratejik Çalışmalar Merkezi’nde Arap ve bölgesel konular birimine başkanlık eden Muhammed El Said İdris’e göre mevcut koşullar Kahire-Tahran ilişkilerinin normalleşmesi için elverişli değil.

İdris’in değerlendirmesi şöyle: “Şu an bir Arap-İran çatışması var, özellikle Suudi Arabistan bağlamında. Mısır’la İran arasında yaşanacak herhangi bir yakınlaşma Suudi Arabistan’a karşı alınmış bir tavır olarak görülecek. İran, Yemen’e haksız şekilde sirayet etmek gibi yanlış adımlar atıyor ve bu da krizleri derinleştiriyor. Irak’tan hiç bahsetmiyorum bile. İran Iraklı Şiilere destek vererek buradaki mezhep çatışmasını kullanıyor ve siyasi istikrarın gerçek anlamda sağlanmasını engelliyor.”

Haziran 2013 devriminin ardından Tahran’a giden kamu diplomasisi heyetinde yer alan İdris şöyle devam etti: “İran, Bakan Şükrü’nün dile getirdiği koşulların tersini yapıyor. İran bu koşulları benimserse İran-Suudi çatışması da sona erer.” Ancak İdris’e göre İran’ın bu yönde hareket etmesi olası değil.

El Ahram Merkezi’nin Körfez uzmanlarından İman Receb de Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmede Mısır’ın İran konusunu ağırdan aldığını çünkü ikili ilişkiler tarihinin İran’ın çözmek için çalışmadığı sorunlarla dolu olduğunu belirtti. Mısır’ın milli güvenliğini ilgilendiren konularda İran’ın duyarsız kaldığını vurgulayan Receb, örnek olarak Gazze-Mısır sınırındaki tünellerden silah kaçıran Gazze merkezli silahlı gruplara İran’ın verdiği desteği gösterdi. Sınırdaki silah kaçakçılığı Sina Yarımadası’ndaki güvenlik krizini derinleştiriyor.

Receb şöyle devam etti: “Mısır yönetimi Suudi Arabistan nedeniyle de İran’la ilişkiler konusunu öteliyor. İran, Suudi Dışişleri Bakanı Adil Bin Ahmed El Cubeyr’in mayıs 2015’teki Kahire ziyareti sırasında dile getirdiği koşulları karşılamadıkça Suudi Arabistan ilişkilerin normalleşmesine karşı çıkıyor. Cubeyr, İran’ın bölgesel ülkelerin iç işlerine karışmaya son vermesini, terörizmi desteklemekten uzak durmasını ve bölge halklarının menfaatlerini baltalayan davranışlardan kaçınmasını istemişti.”

Receb’e göre İran’la altı küresel güç arasında imzalanan nükleer anlaşmayla ekonomik yaptırımların kalkmasının ardından İran Mısır’la ilişkilerin her şeyden önce ekonomik olacağına inanıyor. Mısır’ın ise kafasının karışık olduğunu belirten Receb şöyle devam etti: “Mısır, ilişkilerin normalleşmesi durumunda İran’la ilgili menfaatlerinin ne olması gerektiği konusunda net bir vizyona sahip değil. Ekonomik ilişkiler arayışında mı olacak yoksa bölgesel konulara ilişkin siyasi yaklaşımlara mı bakacak? Kaldı ki Tahran, Mısır dâhil hiçbir ülkeyle siyasi eşgüdüm arayışında değil.”

İran’la normalleşme konusunda Suudi etkisine de değinen Receb şöyle dedi: “Kahire ile Riyad arasında bilhassa 30 Haziran devriminden sonra gelişen stratejik ilişkiler düşünüldüğünde Suudi Arabistan Mısır için önemli bir faktör teşkil ediyor. Mısır, İran konusunda Riyad’la gerilim yaratacak hiçbir adım atmaz.”

Dışişleri Bakanı Şükrü’nün saydığı normalleşme şartlarının diplomatik oyundan ibaret olduğunu düşünen Receb, Tahran’ın şartları yerine getirmeyeceğini çok iyi bilen bakanın “topu İran’a attığını ve İran’ın hamlesini beklediğini” belirtti.

Kahire’de yaşayan Mısırlı gazeteci Mohamed Saied, ONTV kanalında editör olarak çalışıyor. Daha önce Masrawy sitesinde muhabir, siyasi haberler editörü ve haber müdürü yardımcısı olarak görev yaptı.

More from Mohamed Saied

Recommended Articles