Ana içeriğe atla

ABD’li başkan adayları Rusya, Putin ve Orta Doğu hakkında ne diyor?

Al-Monitor, Orta Doğu’daki krizler, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Putin’in uluslararası politikadaki rolü konularında ABD’li başkan adaylarının nabzını tutuyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
U.S. Republican presidential candidate Donald Trump takes the stage at a campaign rally in Windham, New Hampshire, January 11, 2016. REUTERS/Brian Snyder - RTX21VNU

 

Cumhuriyetçi Parti

Donald J. Trump

Cumhuriyetçilerin önde giden adayı Donald Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le “çok iyi anlaşacağı” ve başkan seçilirse ABD ve Rusya’nın Suriye’deki İslam Devleti (İD) hedeflerini birlikte vurabileceğine ilişkin sözleri ses getirdi. Putin de buna karşılık Trump’ı kendisiyle benzer düşünen, büyük halk desteğine sahip güçlü bir kişi olarak övdü.

Trump 11 Ekim 2015’te katıldığı CBS’in “Face The Nation” programında Putin için şöyle demişti: “Onunla muhtemelen çok iyi anlaşacağımı düşünüyorum. Şu an yaşadıklarımıza benzer sorunlar yaşamayacağımızı sanıyorum.”

Trump Putin’in Suriye’ye askeri müdahalesine ilişkin de Rus liderin İD’i vurma iradesine destek vererek şöyle demişti: “İD’e yönelik saldırılarına gelince ben bunu kesinlikle destekliyorum. Eğer İD’i cehennemin dibine yollamak istiyorsa -- ki bunu yapmaya başladı -- bırakın yapsın. Bırakın onları bombalasın.”

Trump Putin’in yıl sonu basın toplantısında kendisine yağdırdığı övgüleri de memnuniyetle karşıladı.

Putin 17 Aralık’taki toplantıda Trump’a dair şöyle konuştu: “Çok yetenekli biri olduğuna şüphe yok. Şu an gördüğümüz kadarıyla başkanlık yarışının tartışılmaz lideri o. İlişkileri farklı bir seviyeye çıkarmak istediğini, Rusya’yla daha derin ilişkiler kurmak istediğini söylüyor. Bundan memnun olmamaya imkân var mı? Tabii ki memnunuz.”

Aynı gün Trump ekibi tarafından yayımlanan bir açıklamada ise şu ifadelere yer verildi: “Kendi ülkesinde ve ülke dışında bu denli saygı gören bir kişiden bu denli nazik iltifatlar almak her zaman büyük bir onurdur. Ben her zaman Rusya ve ABD’nin terörizmle mücadelede, dünyada barışın tesisinde birlikte çalışması gerektiğine inandım. Karşılıklı saygıyla gelişecek ticari ilişkileri ve diğer kazanımları saymıyorum bile.”

Trump 19 Aralık’ta katıldığı MSNBC’nin “Morning Joe” programında da şöyle konuştu: “Benim Putin’e ilişkin düşüncelerim her zaman olumlu oldu. Güçlü bir lider olduğunu düşünüyorum. (...) Sanırım şu an (halk desteği) yüzde 80’lerde (...) Anketleri kim yapıyor bilmiyorum, belki kendisi yapıyordur ama sanırım Amerikan şirketleri yapıyor.”

Ted Cruz

Putin’i bir zorba ve diktatör olarak tanımlayan Texas Senatörü Ted Cruz’a göre ABD hava gücünü kullanarak Suriye’de kendi gücünü kanıtlayabilir, Doğu Avrupa’daki füze savunma sistemlerini çok büyük ölçüde genişletebilir, insan haklarını ön planda tutarak Putin’e geri adım attırabilir ve dirilen Rusya’yı caydırabilir.

Cruz 9 Ekim’de CNN için yazdığı bir makalede şu ifadeleri kullandı: “Suriye’de hâlihazırda başarısız olmuş ve Putin’e müdahale imkânı yaratmış stratejilere güvenemeyiz. Amerikalılar ne kadar istisnai olduklarını hatırladıklarında Putin gibi diktatörler için tehlike artar. Amerika’yı gezegendeki en büyük iyilik gücü yapan o benzersiz güç ve prensip karışımı baskıcı zorbalar için tarih boyunca büyük tehdit olmuştur.”

Cruz şöyle devam etti: “Önümüzde Rusya’yla diplomatik kriz yaratmadan nasıl muhatap olacağımızı gösteren başarılı bir örnek var. (...) İnsan haklarının üzerinde durabiliriz ve insan hakları ihlalleriyle suçlanan Rus yetkililer için çıkarılan Magnitsky Yasası’nı çok daha kararlı bir şekilde uygulayıp genişletebiliriz. Sovyet tehdidini etkisiz hâle getiren savunma silahlarını, bilhassa da füze savunma sistemlerini geliştirme çabalarımızı ikiye katlayabiliriz. (...) Putin karşı çıktığı için Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ne yerleştirilmesi iptal edilen füze kalkanlarını hızla kurmalı ve bunun yanı sıra onu daha fazla rahatsız edecek yeni nesil sistemleri geliştirmek için harekete geçmeliyiz.”

Mısır’ın Şarm El Şeyh şehrinden havalanan Rus yolcu uçağının düşürülmesinden İD’in sorumlu olabileceği haberleri üzerine Cruz bu trajedinin Rusya’nın Suriye’deki hava saldırılarını daha ılımlı Suriyeli muhalif gruplar yerine İD’e yöneltmek için bir fırsat olabileceğini söyledi.

Cruz 5 Kasım’da CNN’e yaptığı açıklamada şöyle konuştu: “Bu Rusya’nın enerjisini İD’e yöneltmek için ABD adına bir fırsattır ve bu korkunç terör saldırasından onlar sorumluysa eğer bu ortak çaba sarf etmek, örgütü yok etme kararlılığında uzlaşmak için bir neden daha demektir. (...) Şu an baktığımızda bence sorun biraz da Putin’in Obama’ya notunu vermiş olmasından ve ona saygı duymamasından kaynaklanıyor. Putin Obama’nın güvenilir olmadığına, söylediğini yapmayacağına kanaat getiriyorsa İD’e karşı birlikte ciddi şekilde çalışma ihtimalimiz daha da azalıyor.”

Marco Rubio

Florida Senatörü Marco Rubio ise Putin’i bir “gangster” olarak tanımlıyor. Rubio’ya göre Putin ABD’nin Orta Doğu’daki üstünlüğüne meydan okumaya, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı ayakta tutmaya ve NATO’yu yok etmeye çalışıyor ve Amerika’nın Rus lidere daha kararlı bir dış politikayla karşı koyması gerekiyor.

Putin’in “mevcut yönetimin Orta Doğu’da yarattığı boşluktan istifade ettiğini” söyleyen Rubio Cumhuriyetçi adayların 16 Eylül’de CNN’de çıktığı açık oturumda şöyle konuştu: “Putin Rusya’yı yeniden jeopolitik bir güç olarak konumlandırmak istiyor. NATO’yu yok etmek istiyor. (...) Birkaç hafta içinde şu gelişmeleri göreceğiz: Ruslar bölgede sadece İD’i hedef alan değil Esad’ı ayakta tutmayı amaçlayan hava saldırılarına başlayacaklar. Ondan sonra da Putin diğer bölge ülkelerine dönüp ‘Bak Mısır, Amerika artık güvenilir bir müttefik değil. Bak Suudi Arabistan, Amerika artık güvenilir bir müttefik değil. Artık bize güvenin.’ demeye başlayacak. (...) Yapmak istediği şey Orta Doğu’daki en nüfuzlu güç olarak bizim yerimizi almaktır ve şu anki Başkan da buna izin veriyor.”

Rubio 24 Kasım’da çıktığı Fox News televizyonunda ise şöyle dedi: “Vladimir Putin her ne kadar bir gangster ve suçlu olsa da aynı zamanda fayda-maliyet hesabıyla kararlar alan jeopolitik bir aktördür. Neticede zevahiri kurtarması gerekiyor ama ittifak ona karşı sağlam durursa ittifakı sınamaya kalkmaz. Zira böyle bir çatışmayı kaybeder ve bu da onun için daha büyük bir yenilgi olur.”

Rubio Fox News’a 2 Ekim’de verdiği röportajda da Rusya’nın Suriye’de İD yerine bilinçli olarak ılımlı muhalifleri vurduğunu söyledi: “Vladimir Putin İD dışındaki muhalifleri bilinçli olarak hedef alıyor. Daha ılımlı olanlar daha çok hedef hâline gelecek.”

Rubio 24 Kasım’daki Fox News demecinde de Türkiye’nin Rus savaş uçağını düşürmesinin ardından Rusya’nın olası bir misillemesi karşısında ABD ve NATO’nun Türkiye’ye açık destek vermesi gerektiğini belirtti: “Buna karşılık vereceğimizi ve Türkiye’yi koruyacağımızı açıkça ortaya koymak bizim için önemli.”

Ben Carson

Emekli bir pediatrik beyin cerrahı olan Dr. Ben Carson ise Putin’in Orta Doğu’yu istikrarsızlaştıran ve Doğu Avrupa’yı tehdit eden tehlikeli bir kavgacı olduğunu söylüyor. Carson’a göre ABD Rus lidere karşı koymalı ve Rusya’yı maceralardan caydırmak için tehditlerini hayata geçirmeli.

Carson Yahoo News’den Katie Couric’e 15 Kasım’da şöyle konuştu: “Putin’e bizim barışçıl bir ülke olduğumuzu ama kolay lokma olmadığımızı söylemek isterdim. Bizim menfaatimizin olduğu bölgelerde nüfuz kurmasına izin vermeyeceğiz.”

Rusya Devlet Başkanı’yla diyalog yanlısı olduğunu belirten Carson ABD’nin koyduğu kırmızı çizgileri koruma konusunda daha kararlı olması gerektiğini belirtti. Türkiye-Suriye sınırında uçuşa yasak bölge oluşturulmasını savunan Carson bölgeyi ihlal eden Rus uçaklarının ABD tarafından vurulmasını da şöyle savundu: “Bir planımız ve bu planı uygulama irademiz olmalı. Geri adım atmaya devam edersek kâğıttan kaplana döneriz. (...) Ondan sonra ne olacaksa çaresine bakarız ama geri adım atmaya devam edemeyiz çünkü bu bize uzun vadede zarar verir.”

Yahoo News’un haberine göre Carson Rusya’nın Doğu Avrupa’daki yayılmacılığını durdurmak için Baltık bölgesine “bir iki” zırhlı tugay konuşlandırılmasını, Ukrayna’ya silah verilmesini, ABD’nin nükleer silahlarının geliştirilmesini de önerdi.

Carson’ın kampanya sayfasında da Putin konusunda şöyle deniyor: “Vladimir Putin’in Rusya’sı tehlikeli şekilde saldırgan hâle geldi. Ukrayna’yı bilfiil istikrarsızlaştırıyor, bu süreçte Avrupa’yı tehlikeye atıyor ve Orta Doğu’daki istikrarsızlığı körüklemeye devam ediyor. Başkan Putin, Rusya’nın başka egemen ülkeler ve özgür halklara karşı açıkça saldırganlığa girişmesinin vahim ve ciddi sonuçları olacağını bilmelidir. Başkan Putin gibi uluslararası zorbalarla muhatap olurken tüm seçenekler masada olmalı.”

Carson ekim başında verdiği bir dizi mülakatta yanlış bir bilgiyi tuhaf bir şekilde tekrar etti. Carson’a göre Putin, Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas ve İran Dini Lideri Ali Hamaney 1968’de Moskova’da tanışmıştı. Carson, CNN’den Wolf Blitzer’e 8 Ekim’de verdiği mülakatta Putin’in “Orta Doğu’yla zaten köklü bağları var.” diyerek bu tanışıklığı şöyle anlattı: “Mahmut Abbas 1968’de Moskova’daki Patrice Lumumba Üniversitesi’nde öğrenciydi, Ali Hamaney de öyle. Genç Vladimir Putin’le tanışıklıkları da orada başladı.”

Jeb Bush

Eski Florida Valisi Jeb Bush da Putin’i bir “zorba” olarak görüyor ve gelecek ABD Başkanı’nın Rus lidere daha büyük kararlılıkla karşı koyması ve yaptırımların artırılması gerektiğini söylüyor.

Bush Reuters’a 13 Ekim’de verdiği röportajda Putin için şöyle dedi: “Onunla baş etmenin yolu anladığı dilden konuşmaktır. Kavgacı bir ortam yaratmak değil, sadece yaptıklarının bir sonucu olacağını söylemek. (...) Rusları kızdırmak beni endişelendirmez. Asıl onlar bizi kızdırmaktan endişelensin.”

Fox-Wall Street Journal ortaklığında 10 Kasım’da düzenlenen açık oturumda ABD’nin dünyanın jandarması olmaması gerektiğini söyleyen Trump’a Bush şöyle karşı çıktı: “Biz dünyanın jandarması olmayacağız ama kesinlikle ve kesinlikle dünyanın lideri olmalıyız. Biz liderliği elden bıraktığımızda boşlukları başkaları dolduruyor ve bu, Putin’in Suriye’ye girmesinin iyi bir şey olduğu anlayışı… Yani ‘IŞİD Esad’ı indirsin, sonra da Putin IŞİD’i indirir.’ fikri… Nasıl yani? Bu oyun gibi bir şey, Monopoly falan oynamak gibi bir şey. Gerçek hayatta işler böyle değil. Biz öncü olmalıyız, işin içinde olmalıyız. Suriye’de uçuşa yasak bölge kurmalıyız. O ülkede masum insanları varil bombalarıyla vuruyorlar. Lübnan’da, Irak’ta, Suriye’de Hristiyan’sanız eğer bu giderek başınızın kesilmesi anlamına geliyor. Hatta ılımlı İslamcı olsanız bile hayatta kalamıyorsunuz.”

 

Demokratlar

Hillary Clinton

Obama yönetiminin ilk döneminde Rusya’yla ilişkileri “yenileme” çabalarına Dışişleri Bakanı olarak öncülük eden Hillary Clinton, 2016’da yarışacak başkan adayları arasında muhtemelen Putin’le ilgili en fazla birebir tecrübeye sahip isim. Clinton da Putin de birbirlerinden pek hoşlanmadıklarını belli etmiş durumda.

Rusya’nın Kırım’ı ilhakına karşı ABD’nin daha kararlı tutum takınması gerektiğini söyleyen Clinton, Suriye’de ise savaşı bitirme konusunda diplomatik iş birliğine imkân olduğunu söyledi. Putin ise Clinton’un sert açıklamalardan duyduğu hoşnutsuzluğu bunların zayıflık işareti olduğunu söyleyerek ifade etti.

Clinton 9 Eylül’de Brookings Enstitüsü’nde yaptığı konuşmada şöyle dedi: “Ben Rusya’nın bilhassa da Putin’in ödemesi gereken bedellerin artırılması için ortak çaba harcamamız gerektiğini düşünüyorum. Ben Kırım’ın ilhakına ve Ukrayna’nın istikrarsızlaştırılmasına karşı daha fazla şey yapmamız gerektiğine inananlardanım. (...) Daha fazla etrafından dolanamayız. Hepimiz bunlar bitsin istiyoruz. Putin’in çar gibi davranarak tarihsel köklerine gömülmek, ulusal sınırlara meydan okumak, Suriye ve başka ülkelerde Rusya’nın gücünü dayatmak yerine ülkesini çağdaşlaştırma ve Batı’ya yaklaşma yönünde tercih yapmasını arzuluyoruz. (...) Bence Rusya’nın amacı yapabildiği her yerde ve her anda Amerika’nın gücüne engel olmak, meydan okumak ve bu gücü baltalamak. Bunda şaşılacak bir şey olduğunu da sanmıyorum. Rusya’nın Avrupa ve ötesindeki saldırganlığını durdurmak, engellemek ve caydırmak için ne yapabileceğimizi yeniden konuşmamız gerekiyor. Bunun için en iyi araçların ne olduğunu bulmamız lazım.”

Clinton Brookings’teki konuşmasında şöyle bir şaka da yaptı: “Ben Putin’den fazla hoşlanmıyorum ama kalkıp ‘Yeni başkanınız ben olacağım.’ demenin de hoş bir tarafı var.”

Putin, daha aralık 2011’de dönemin Dışişleri Bakanı Clinton’ı tartışmalı seçim sonuçlarını ve başkanlığa dönüş planlarını protesto eden Rus muhalefetini desteklemekle suçlamıştı. Putin 8 Aralık 2011’de Rus muhalif liderler için şöyle demişti: “Mesajı aldılar ve ABD Dışişleri Bakanlığı’nın desteğiyle faal bir çalışmaya başladılar. Burada hepimiz yetişkin insanlarız. Bu işi örgütleyenlerin çok bilindik bir senaryoya göre ve paralı asker gibi kendi siyasi çıkarları için hareket ettiklerini biliyoruz.”

Putin üç yıl sonra hâlâ Clinton’dan rahatsız görünüyordu ama gerekirse içtenlikle davranmayı başarabileceklerini belirtti.

Rus lider 3 Haziran 2014’te Kremlin’in yayımladığı bir röportaja göre şöyle konuştu: “Kadınlarla tartışmamak daha iyi. Ancak Bayan Clinton açıklamalarında hiçbir zaman çok zarif olmadı. Yine de sonradan bir araya geldik ve muhtelif uluslararası toplantılarda içten sohbetler yaptık. Bence bu durumda bile uzlaşabiliriz. İnsanlar sınırları aşırı zorladıklarında bu onların güçlü değil zayıf olduklarını gösterir. Ancak zayıflık bir kadının belki de en kötü özelliği sayılmaz.”

Karşılıklı hoşnutsuzluğa rağmen Clinton da Rusya’nın Suriye’de çözümün parçası olması gerektiğini söyledi. Clinton 6 Ekim’de Iowa Davenport’da katıldığı bir etkinlikte şöyle konuştu: “ Uçuşa yasak bir bölgeyi desteklemek için koalisyon oluşturmalıyız. Bu bence karmaşık bir konu ve Ruslar da buna dâhil olmalı, aksi hâlde bu iş olmaz.”

Senatör Bernie Sanders

Sanders 1988’de Vermont eyaletinin Burlington şehrinde belediye başkanlığı yaptığı dönemde yeni evlendiği eşiyle birlikte Rusya’nın Yaroslavl şehrine gitmişti. Ziyaretin amacı Yaroslavl ile Burlington’ın kardeş şehirler ilan edileceği törene katılmaktı. Kimi mecralarda Sanders çiftinin Sovyetler Birliği’ndeki “balayı” olarak sunulan bu ziyaret Vermont senatörünün daha barışçıl dünya görüşünü yansıtan bir örnek olabilir.

Seçimlerde Demokratlarla iş birliği yapan bir sosyalist olan Sanders, İD’le mücadelede Rusya ile daha fazla diyalog, diplomasi ve iş birliği olması gerektiğini söylüyor. Rusya ile askeri çatışmanın yerine uluslararası toplumla uyum içinde ekonomik yaptırımların uygulanmasını savunuyor.

CNN’in haberine göre Sanders 16 Kasım’da Iowa’daki Simpson College’da yaptığı konuşmada şöyle dedi: “Farklı bakış açılarına sahibiz (...) ama Rusya bizimle birlikte olmalı. İran’la ilgili kaygılarımız var ama İran bizimle birlikte olmalı. Suudi Arabistan’la ilgili kaygılarımız var ama Suudi Arabistan bizimle birlikte olmalı. (...) Bu saldırılar dünyanın her tarafında meydana geliyorsa dünya bir araya gelmeli.” Putin’in Suriye’deki hedeflerine gelince Sanders “Elbette kaygılarım var.” dedi.

Sanders destekçilerinin Feel the Bern isimli kampanya sayfasında ise şu ifadeler alıyor: “Rusya uluslararası ekonomi ve diplomasi alanında tarihsel olarak önemli bir oyuncu oldu ve olmaya da devam edecek. Bernie Sanders, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e karşı güçlü ve tutarlı bir duruş sergilenmesinden yana. Bernie Rusya’yla ilişkilerde doğrudan askeri müdahalenin yerine ekonomik yaptırımların ve uluslararası baskının uygulanmasını savunuyor. (...) Rusya’nın saldırganlığına etkili bir şekilde karşı koymak için ABD uluslararası müttefikleriyle iş birliği yaparak ortak bir duruş oluşturmalı.”