Ana içeriğe atla

51 yılın ardından El Fetih nereye gidiyor?

El Fetih hareketi, kuruluşunun 51’inci yılında ılımlılar ile İsrail’le çatışmayı yeniden başlatmak isteyenler arasında bölünmüş durumda. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Palestinian boys carry a poster depicting Palestinian President Mahmoud Abbas during a rally marking the 50th anniversary of the founding of the Fatah movement, at Qalandia refugee camp near the West Bank city of Ramallah January 1, 2015.  REUTERS/Mohamad Torokman (WEST BANK - Tags: ANNIVERSARY CIVIL UNREST POLITICS) - RTR4JTEA

El Fetih’in 51’inci kuruluş yıl dönümü için hazırlanan iki farklı afiş hareketin içinde bugün yaşanan tartışmaları tam olarak yansıtıyor. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın destekçileri tarafından hazırlanan birinci afişte, 51 sayısının yanında merhum FKÖ lideri Yaser Arafat’la Abbas’ın resimleri ve üzerlerinde beyaz bir güvercinin uçtuğu Filistin bayrağı ve El Aksa Cami var. Afişin alt kısmında ise “Söz sözdür, yemin yemindir.” yazısı yer alıyor.

El Fetih içinden başka bir grubun dağıttığı ikinci afişte ise hareketin son yıllarda izlediği yoldan hayal kırıklığı yaşayanlara hitaben farklı bir dil, farklı imgeler kullanılıyor. İsrail’le barışı simgeleyen beyaz güvercinin yerine bu afişte İsrail Devleti’nin tüm topraklarını içine alan bir Filistin haritası var. Hareketin gittiği yön konusunda şüphe duyanlar için de “Yaşasın Fetih gücünün kurulduğu gün.” yazısı yer alıyor.

El Fetih militanlarının kalkıştığı ilk terör eylemi başarısız olmakla birlikte 1 Ocak 1965’te İsrail Milli Su Kurumu’nu hedef almıştı. El Fetih de kuruluş yıl dönümlerini kutlamak için 1 Ocak gününü seçti. Oysa hareket çok önce 10 Ekim 1959’da Kuveyt’te kurulmuştu.

51 yılın ardından 2016 senesi El Fetih için bir dönüm noktası olacak.

El Fetih Filistin milliyetçiliğini kurmuş ve onu 1967 sınırlarında devlet kurmanın eşiğine getirmişti. Ancak 1993’te Oslo Anlaşması’nın imzalanması, El Fetih-Hamas çatışması şeklinde tezahür eden iç mücadeleler ve İsrail’le yaşanan diplomatik çatışma El Fetih’te derin bir krize yol açtı ve hareketin Filistin halkından aldığı büyük desteği kaybetmesine neden oldu.

Arafat ve Abbas yönetimlerinin yarattığı hayal kırıklığı nedeniyle Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki gençlerin çoğu bugün El Fetih’e sırt çevirmiş durumda. Bu kesime göre yolsuzluğa batan Filistin ulusal hareketi halkını değil, sadece üst kademelerini düşünüyor. Yaşlanan El Fetih’e bağlılığını sürdürenler ise derin ideolojik anlaşmazlıklarla bölünmüş durumda. Bölünme şu soru etrafında yaşanıyor: El Fetih, Abbas’ın artık olmadığı o gün gelip çattığında Abbas sonrası dönemde nasıl bir yol izleyecek?

İsrail’in Filistin bölgelerinde yarattığı fiili durum müzmin Filistinli iyimserlere bile “iki halk için iki devlet” formülünün artık işlemeyeceğini düşündürüyor. El Fetih’te hiç kimse önümüzdeki yıllarda İsrail’le uzlaşamaya varılabileceğine, başka bir deyişle İsrail’in 1967 sınırlarına çekileceğine, Kudüs’ün bir bölümünü vereceğine ve İsrail’le yan yana yaşayacak bir Filistin devletinin barışçıl mutabakatla kurulabileceğine inanmıyor. El Fetih içindeki kavga da işte bu noktada başlıyor.

Kamplardan biri İsrail’le uzlaşı seçeneğini hâlâ gözden çıkarmış değil. Bunlar genelde hareketin kıdemli liderleriyle saha aktivistleri ve İsrail hapishanelerinde yatmış olan orta yaşlı nesil. “Uzlaşı kampı” veya alaycıların deyimiyle “saf kamp” olarak bilinen bu kanatta Cibril Rajub, Kadura Fares ve Hüseyin El Şeyh gibi isimler yer alıyor. Bu isimler İsrail’le silahlı çatışmanın pratikte sonuç vermeyeceğini, daha doğrusu felakete yol açacağını biliyor.

Bu kanada göre iki paralel kulvarda hareket etmek gerekiyor. Birincisi Filistin devletini Birleşmiş Milletler’de ilan etmeye çabalayan ve diplomatik kanallar üzerinden uluslararası toplumla çalışan Abbas’ın izinden gitmek. İkincisi de İsrail kamuoyuna seslenmeye devam ederek İsraillilerin “kendilerine geleceği” günü beklemek.

El Fetih’te çoğunluğu teşkil eden bu kanat, İsrail’e karşı küresel ölçekte gelişen boykot, yaptırım ve yatırım yapmama hareketinin de İsrail halkına toprak ilhakı ve büyük yerleşim inşaları gibi sağcı politikalardan fayda gelmeyeceğini göstermekte etkili olacağını düşünüyor.

İkinci kampa gelince onlar İsrail’in sadece şiddet dilinden anladığını düşünüyor. Bu kanada göre İsrail iki devletli çözümü uygulanabilir olmaktan çıkarmak için elinden gelen her şeyi yaptı ve bu çözüm artık geçerli değil. Dolayısıyla Oslo öncesine ve El Fetih’in başlangıçtaki “Denizden nehre kadar Filistin” ilkesine geri dönmek gerekir. Bu sloganla Akdeniz’den Ürdün Nehri’ne kadar olan topraklar ifade ediliyor. Yani günümüz İsrail topraklarını da içine alan tarihsel Filistin bölgesinin tümden Filistinlilere ait olduğu kastediliyor.

Bu yaklaşımı destekleyenler genelde “diaspora” kanadından geliyor, yani bunlar dışarıdaki Filistin diasporasında yetişen liderler ve aktivistler. Sultan Ebu El Aynayn, Cemal El Tiravi ve Cemal Ebu Leyl gibi isimleri kapsayan bu kesimin yetiştiği ideolojiye göre İsrail kökünden sökülmesi gereken bir yaban otu. Nitekim Oslo Anlaşması’na kadar El Fetih ve FKÖ’de de bu yaklaşım hâkimdi. Bu kesim şimdi Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ne hâkim olan umutsuzluktan ve İsrail’le diplomatik çözümün artık masada olmadığı değerlendirmesinden hareketle o eski güzel günlere dönülmesini istiyor. Peki, bu yeni ama eski vizyon nasıl uygulanacak? Bu konuda da büyük tartışmalar var. El Fetih hareketi yani sahadaki aktivistleri temsil eden Tanzim örgütü üçüncü intifadaya katılsın mı? Yoksa hareketin mevcut kararına uyarak ortada mı dursun, boş boş oturarak liderlerin “Artık yeter!” diyeceği günü mü beklesin?

El Fetih’in yaklaşımları ve geleceğine ilişkin bu tartışma derin bir hüsran döneminde yaşanıyor. Filistin kamuoyunun büyük bölümü liderleri Abbas’ın icraatlarından ve genel olarak El Fetih’in izlediği yoldan dolayı hayal kırıklığı yaşıyor. Ekimden beri süren “yalnız kurt” intifadası hakkında son haftalarda çok şey yazılıp çizildi. Terör eylemlerini gerçekleştiren saldırganların hepsi İsraillileri hedef aldı ama aynı zamanda Filistin Yönetimi’ne ve Hamas, El Fetih ve İslami Cihat gibi sahadaki Filistin hareketlerine karşı güçlü protesto ifadelerinde bulundu.

El Fetih’in üst kademeleri halkın hissiyatının pekâlâ farkında. Ancak El Fetih’i eski şanlı günlerine döndürmenin çok zor olacağını, ikinci bir şans istiyorsa eğer hareketin kendini akıl ve sağduyuyla yenilemesi gerektiğini de biliyorlar.

El Fetih hareketinin 51’inci yılı kolay bir yıl olamayacak. Bu muhtemelen Abbas’ın iktidardaki son senesi olacak. Ancak Abbas ister önümüzdeki aylarda evine çekilsin ister başkanlık koltuğunda bocalamayı sürdürsün El Fetih içindeki mücadele hareketi sarsmaya devam edecek. Abbas tehditlerini yerine getirip istifa ederse silahlı direnişe dönülmesini savunan kanat muhtemelen artık boş boş oturmaz, Abbas’ın halefi “uzlaşı kampından” gelse bile işe koyulur.

Gazze’yi yöneten Hamas bugün başka, çok daha ciddi sorunlarla uğraştığı için şu an sadece Batı Şeria’da yaşanan bu tartışmaları, İsrail’in güvenlik ve diplomasi alanındaki karar vericileri büyük bir dikkatle izlemeli. Kimi İsrailli siyasilerin deyimiyle İsrail için “ortak olmayan” Başkan Mahmud Abbas’ın başında bulunduğu El Fetih 51’inci yaşına giriyor. 2016 El Fetih’in pragmatik güçlerin kontrolünde kaldığı son sene olabilir. Ortadaki diğer seçenekler neresinden bakarsanız bakın daha iyi bir gelecek vadetmiyor.

More from Shlomi Eldar

Recommended Articles