Ana içeriğe atla

İD’le mücadelede Arap ülkeleri nerede?

İslam Devleti’nin karşısında olduklarını söyleyen Arap ülkelerinin hava harekâtlarına katılımı durdu. Bu durum uluslararası koalisyonun mücadelesinde siyasi boşluk doğuruyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
A U.S. Air Force F-15E Strike Eagle from the 48th Fighter Wing lands at Incirlik Air Base, Turkey, November 12, 2015. Six F-15Es are deployed in support of Operation Inherent Resolve and counter-ISIL missions in Iraq and Syria. Picture taken November 12, 2015. REUTERS/USAF/Airman 1st Class Cory W. Bush/Handout via Reuters  THIS IMAGE HAS BEEN SUPPLIED BY A THIRD PARTY. IT IS DISTRIBUTED, EXACTLY AS RECEIVED BY REUTERS, AS A SERVICE TO CLIENTS. FOR EDITORIAL USE ONLY. NOT FOR SALE FOR MARKETING OR ADVERTISIN

İslam Devleti’nin (İD) Sina Yarımadası, Beyrut ve Paris’te düzenlediği saldırıların ardından bu tehditle baş etmek için acilen yeni kaynakların seferber edilmesi ve bunun özellikle Arap dünyasında yapılması gerekiyor. Ancak Suudi Arabistan ve Körfez’deki müttefikleri efor ve kaynaklarını gittikçe yalpalayan, yüksek maliyetli Yemen savaşına yatırıyor.

İD’e karşı hava harekâtı bir yılı aşkın bir süre önce başladığında Suudi hava kuvvetleri ilk katılımcılardan biri oldu. Ancak New York Times’a göre Suudi hava kuvvetleri eylülden beri İD’e karşı tek bir sorti yapmış değil. Bahreyn uçakları ise İD’e karşı en son şubatta göreve çıktı. Birleşik Arap Devletleri’nin operasyonları da martta durdu. Ürdün bile ağustostan beri hareketsiz.

Bu duraksamaya ilişkin herhangi bir resmi açıklama yapılmış değil. Arap yönetimlerinin hepsi İD’in karşısında durduklarını güçlü ifadelerle yineliyor. Riyad’ın gökdelenleri bu hafta Paris’le dayanışmanın ifadesi olarak Fransız bayrağının renkleriyle ışıklandırıldı. Kral Selman Bin Abdülaziz El Suud da Türkiye’de görüştüğü Başkan Barack Obama’ya Suudi Arabistan’ın Suriye’de önemli rol üsleneceğini söyledi. Ne var ki ABD’li askeri yetkililere göre Yemen’deki savaş fiiliyatta Arap hava gücünü Suriye ve Irak’ta süren terörle mücadeleden uzaklaştırmış durumda. İD hedeflerine zaman zaman bazı göstermelik operasyonlar yapılsa da onların önceliği şu an Yemen.

Rusya, Fransa ve ABD İD’e karşı hava harekâtını eksiksiz şekilde yürütme gücüne sahip. Arap hava kuvvetlerinin yokluğu ise askeri değil siyasi boşluk yaratıyor. Böylece kendinden menkul Halife İbrahim’e Müslümanların verdiği yanıt koalisyonun eksik unsuru hâline geliyor. Bu da simgesel önem taşıyan kaynakların heba edilmesi anlamına geliyor.

Savaş ayrıca pahalı bir olay. Maliyete dair herhangi bir resmi veri açıklanmamış olsa da silah, cephane, idame ve diğer masrafların toplamı onlarca milyar doları bulmuş olmalı. Nitekim Pentagon’dan bu hafta yapılan açıklamaya göre Suudi Hava Kuvvetleri’nin Yemen savaşı nedeniyle azalan bomba stokuna takviye olarak 1,29 milyar dolar tutarında havadan karaya mühimmat satışı yapıldı. Satış kapsamında, kullanılan cephanenin yerine yaklaşık 20 bin adet yeni mühimmat sağlanıyor. Suudi Hava Kuvvetleri’nin uçak envanterinin bir diğer büyük tedarikçisi olan İngiltere de azalan Suudi stoklarını yeniliyor. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü ise bu silahların kullanım şeklini sorguluyor ve olası savaş suçlarını gündeme getiriyor.

Suudi Arabistan’ın kendisi de defalarca İD’in hedefi oldu. Hem Suudi Arabistan’da hem Kuveyt’te intihar saldırıları gerçekleştiren İD, Suud hanedanını devirip siyah bayraklarını Mekke’ye dikeceğini söylüyor. Terör örgütünün Irak ve Suriye’deki saflarında ise yüzlerce Suudi vatandaşı savaşıyor. Ürdün de aynı şekilde İD’in hedefi oldu, Ürdünlü bir pilot kafese konup diri diri yakıldı. Yani bu devletlerin İD’le mücadelede menfaati var.

Ne var ki Riyad’ın hem ilgisi hem kaynakları kilitlenme noktasına gelen Yemen savaşına yönelmiş durumda. Yaz aylarında belli bir başarı sağlayan Suudi önderliğindeki koalisyon sonbaharda Yemen’in başkenti Sana’yı alacağını iddia etmişti. Geldiğimiz noktada bu olası görünmüyor. Savaş aynı zamanda 25 milyon Yemenli için insani felaket anlamına geliyor. Abluka nedeniyle ülkeye gıda ve ilaç giremiyor.

Daha da kötüsü savaştan en çok El Kaide ve İran fayda sağlıyor. Savaşın başlangıcından bu yana El Kaide güneydoğu Yemen’de geniş toprakların kontrolünü ele geçirdi. Örgütün siyah bayrakları Suudi yanlısı hükümetin geçici başkenti Aden’de de dalgalanıyor. Arap Yarımadası’ndaki El Kaide, ocakta Paris’te düzenlediği saldırıdan bu yana zayıflamadı, aksine güçlendi. İD’i bertaraf etme vaadinde bulunanlar için bu kaygı verici bir alamet.

İran ise Husilerin kanını dökerek kıyasıya savaşıyor, kendi kaynaklarını harcayan Suudi Arabistan ve BAE’ye gülüyor ve bu çatışmanın bitmeyen bir bataklığa dönüşmesini umuyor. Sünni güçlerin Yemen’e yönelmiş olması İran’a Suriye ve Irak’ta kazandırıyor.

Öte yandan ABD ve Fransız yönetimleri Suudi Arabistan’ı Yemen harekâtı konusunda şımarttı. Her ikisi de savaşın 30 yaşındaki mimarı Suudi Savunma Bakanı Prens Muhammed Bin Selman’ı ülkelerinde ağırladı, bu facianın son bulması için fazla bir şey yapmadı. Oysa ABD, Fransa ve İngiltere Suudi Arabistan üzerinde baskı gücüne sahip. Suudi Hava Kuvvetleri ile ortaklarının silah tedariki bu ülkelerin kontrolünde. Ancak onlar siyasi bir süreç başlatma konusunda sadece gönülsüz birtakım çabalarda bulunuyor. Bu konu çok daha ivedi bir mesele olarak el alınmalı. Savaşan taraflar BM arabuluculuğunu ve BM Güvenlik Konseyi’nin ateşkes kararını kabul etmişti ama çatışmalar durmaksızın uzayıp gidiyor.

Ocaktaki Charlie Hebdo katliamının ardından saldırıyı planlayan Yemen merkezli teröristlere küresel ölçekte cevap verileceği söylenmişti. Ne var ki bu teröristler bugün hiç olmadığı kadar güçlü konumda. Yemen ise İslam dünyasını harap eden mezhepçi Sünni-Şii çatışmasının yeni bir cephesine dönüşmüş durumda.

More from Bruce Riedel

Recommended Articles