Ana içeriğe atla

İslam Devleti sonrasında Irak yeni çatışmalara gebe

Irak’taki farklı kesimlerin İD sonrası dönem için rakip hedeflere sahip olması daha da büyük bir çatışmaya zemin hazırlıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
RTS7Y63.jpg

Irak’ın şu anki birinci önceliği İslam Devleti’ni (İD) bertaraf etmek. Ancak Sincar ve Tuzhurmatu gibi kurtarılan bölgelerdeki ihtilaflar çözülmezse bu mücadele birçok yeni çatışmanın kapısını açacak. Adı geçen bölgelerin kurtarılmasında yer alan güçler yani Peşmerge, Şii milisler ve Sünni azınlığın güçleri buraların kontrolü için kavga etmeye başladı bile.

Sincar 12 Kasım’da farklı Kürt güçleri ve yerli Ezidi birlikleri tarafından geri alındı. Bölge kurtarılır kurtarılmaz Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne (KBY) bağlı Peşmerge güçleri ile Kürdistan İşçi Partisi (PKK) arasında silahlı ve siyasi çatışmalar patlak verdi. Kavga ilk başta basit bir mesele gibi görünüyordu. KBY, PKK, Ezidiler ve diğer gruplar belli başlı hükümet binalarına kendi bayraklarını çekme yarışına girdi. Ancak KBY Başkanı Mesud Barzani 13 Kasım’da buralara sadece Kürdistan bayrağının asılabileceğini söyledi.

Aynı gün açıklama yapan Sincar Savunma Gücü komutanı Haydar Şeşo, İD’le mücadeleye katılan Kürt gruplarını Sincar’dan çok kendi menfaatlerini düşünmekle suçladı.

Sincar’daki kavga sadece Kürtlerin iç çatışmasını değil, Türkiye’nin Kürtler üzerindeki etkisini de yansıtıyor.

Irak Kürdistan Parlamentosu’nda çoğunluğu temsil eden Barzani’nin Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) Türkiye’deki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarıyla yakın ilişkilere sahip. PKK ise yıllardan beri hem Türkiye’nin Kürt bölgelerinde hem Suriye’de Ankara’yla kanlı bir çatışmanın içinde. Türk ordusu da zaman zaman Türkiye, Irak ve Suriye’deki PKK hedeflerini bombalıyor. Barzani defalarca PKK’ye Irak Kürdistanı’nda sivillerin hayatını tehlikeye attığını ve bölgeden çekilmesi gerektiğini söyledi.

Irak’taki siyasi kavga bölgesel durumla yakından ilgili. Aynı şey Irak Kürdistanı için de geçerli. Zira PKK’nin güçlenmesi Irak Kürdistanı’nda Barzani’ye, Türk-Kürt çatışmasında ise Türkiye’ye meydan okuma olarak görülüyor.

Öte yandan 11 Kasım’da da Selahaddin vilayetindeki Tuzhurmatu’da Kürt güçleri ile Şii Halk Seferberlik Birlikleri arasında çatışmalar patlak verdi. Her iki taraftan da savaşçılar kaçırıldı, öldürüldü veya yaralandı. Irak hükümeti ve İran dâhil çeşitli arabulucular devreye girse de durum gerginliğini koruyor.

Türkmen ağırlıklı Tuzhurmatu’ya da bölgesel çekişmeler yansıyor. Türkmen Cephesi Başkanı Erşad Salihi, 16 Kasım’da yaptığı açıklamada kentte PKK varlığına müsaade ettikleri için Kürt güçlerini suçladı ve bu unsurların harekete geçmesi hâlinde ciddi sonuçların doğacağını söyledi.

PKK komutanı Serhat Afrini ise bu suçlamaların arkasında Türk devletinin olduğunu iddia etti. Afrini’ye göre PKK farklı kesimleri İD tehdidine karşı korumak için Tuzhurmatu’da bulunuyor ve herhangi bir mezhepçi hedef gütmüyor.

İD sonrası dönemde Irak’ın sorunları İD’le mücadeleden daha çetrefilli ve çok boyutlu bir hâl alacak ve çözümler de muhtemelen zorlaşacak. İlgili taraflar birbirine zıt farklı bölgesel bağlara sahip. Bunların içinde PKK ve daha az ölçüde Barzani’nin KDP’si gibi ayrılıkçı emellere sahip milliyetçi güçler, ideolojik olarak İran’a yakın Hizbullah Tugayları ve Asaib Ehlil Hak gibi dinci güçler ve Anbar vilayetindeki Şeyh Ahmed Ebu Rişa önderliğindeki aşiret güçleri gibi kendi bölgelerini kurtarma maksatlı bölgesel emeller besleyen yerel unsurlar var.

Öyle ki Irak’taki gerçek savaş henüz başlamamış olabilir. İD yenilgiye uğratılır uğratılmaz Irak kimliğinin topyekûn çöküşü de başlayabilir. Zira Irak’ın 2003’teki işgalinin ardından kurulan Dava Partisi ve Irak Yüksek İslami Konseyi gibi siyasi yapılar ulusal birliğin temellerini oluşturmayı başaramadı.

Farklı kesimler İD’le mücadeleye odaklanmak adına biriken anlaşmazlık ve kavgalarını hep beraber bir kenara bıraktı. Ancak şimdi iki önemli sorun baş gösteriyor. Birincisi belli bölgeler kurtarıldıkça anlaşmazlıklar yeniden su yüzüne çıkıyor. İkincisi daha önce var olmayan ya da bugünkü kadar etkili olmayan yeni siyasi ve silahlı güçler ortaya çıkmış oldu. Örneğin Halk Seferberlik Birlikleri çatısı altında İD’e karşı savaşan çeşitli Şii milisler seçimlere katılmak isteyen siyasi bir güç hâline geldi. Irak hükümeti bu gücü artık göz ardı edemez, özellikle de kurtarılan bölgelerin geleceğini ilgilendiren kararlarda. Ayrılıkçı Kürt güçleri de hem güç kazandı hem de ayrılıkçı hedefleri konusunda daha açık davranmaya başladı. Bazı azınlıklar da kendilerini hem mevcut hem gelecekteki çatışmalardan korumak için silahlı güçler oluşturdu. Bu bağlamda işlerin İD öncesi duruma dönmesi artık imkânsız.

Dolayısıyla Irak hükümeti, farklı kesimlerin ortak bir ülküde mutabık kalacağı kapsamlı ve gerçekçi bir ulusal uzlaşı hedefine odaklanmalı. Bu uzlaşı kapsamında yeni çatışmaların önüne geçmek için İD’den kurtarılan topraklar ve ihtilaflı bölgelerin geleceği ayrıntılı ve kapsamlı şekilde ele alınarak çözüme bağlanmalı.

More from Ali Mamouri

Recommended Articles