Ana içeriğe atla

Ekonomide güven bunalımı

Türkiye’de geleceğe güvensizlik ekonomiyi zayıflatırken, bürokrat ve Bakanlardan ardı ardına uyarılar gelmeye başladı.
RTX1811E.jpg

Türkiye ekonomisinde “güven” sorunu ön sıraya yükseldi. Geleceğe güvensizliğin ilk yansıması yatırımda isteksizlik. Bu durum bazı hükümet üyelerini endişelendiriyor. Son dönemde ekonominin yönetimindeki bürokrat ve Bakanlar güven eksikliğine dikkat çekmeye başladı. Güvensizliğin kaynağında dış faktörlerin yanı sıra siyasi belirsizlik ve bölücü terör yer alıyor. Ülke uzun süredir seçim ortamında tutulduğu için ekonomik reformlar erteleniyor ve piyasada güven oluşmadığı için yatırımcı önünü göremiyor. Doğu ve Güneydoğu ise terör yüzünden “yatırımcıların en çok çekindiği bölgeler” haline gelmiş durumda.

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, 8 Eylül’de İstanbul Finans Zirvesinde, işadamlarının gelecekten emin olmadıkça yatırımdan kaçındıklarına belirterek “bu dönemde ihtiyacımız olan şey güveni artırmak” dedi. Başçı, Kasım ayında Antalya’da yapılacak G-20 toplantısında yapısal reformları açıklayacaklarını ve bunun güvene katkı sağlayacağını söyledi. Erdem Başçı’nın “yatırımlar iki şeyin fonksiyonudur. Biri faiz oranları, ikincisi tek bir kelime ile güven. Güven konusunda 2009’dan bu yana tam bir iyileşme sağlanamadı” şeklindeki sözleri ise ekonomideki sıkıntının kaynağına yönelik itiraf niteliğinde. 

Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “güven” ortamının bozulması ve yatırımların azalmasında siyasi belirsizlik ve terörün etkili olduğunu vurguladı. Yılmaz, PKK’nın Güneydoğu’daki yatırımları engellediğini belirterek “ne yaparlarsa yapsınlar, yatırımlarımıza devam edeceğiz” dedi.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci Doğu ve Güneydoğu’da yol, hastane, köprü, baraj gibi kamu ve özel sektör yatırımlarının önündeki en büyük engelin bölücü terör olduğunu söyledi. 

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek “alarm” zilini çaldı: “Siyasi istikrarı sağlayıp reform yapamazsak, bırakın 2023 hedeflerini, mevcut kazanımları bile koruyamayız. Türkiye’nin küresel rekabette elinin güçlü olabilmesi için uzun soluklu bir hükümete ihtiyacı var. Gelişmekte olan ülkeler sıkıntıda ve bu sıkıntılar azalmayacak. Amerikan Merkez Bankası eninde sonunda para politikasını normalleştirecek, faizi artıracak. Türkiye olarak kararın ne zaman verileceğinden bağımsız şekilde, o kararlara, şoklara karşı dayanıklılığımızı artırmamız lazım. Dayanıklılığı konuşarak, slogan atarak artıramayız. Sloganlar 5 kuruşa yaramıyor.” 

Yatırımcıların yanı sıra tüketicilerin geleceğe güveni de zayıflıyor.

Al-Monitor’a konuşan Sanayi ve Ticaret eski Bakanı, MHP Milletvekili Kenan Tanrıkulu, “Tüketici güven endeksi son 6,5 yılın en düşük seviyesi olan yüzde 58,5’e gerilemiş durumda” dedi.

Tanrıkulu şu değerlendirmeyi yaptı: “Tüketici tasarruf yapamıyor, ekonominin geleceğiyle ilgili kötümser. İstihdamın artacağına, işsizliğin azalacağına inanmıyor. Reel sektörün de ekonomiye güveninde düşüş var. 7 Haziran’daki seçimlerden sonra güvenin iyice bozulduğu gözleniyor. Bu durum siyaset kurumuna, hükümete olan güvensizlikten kaynaklanıyor.”

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 22 Eylül’de açıkladığı verilere göre, güven endeksi tüm sektörlerde düşüş göstererek 100’ün altına indi. Sektörlere göre azalma oranları şöyle:

  • Hizmet sektöründe güven endeksi yüzde 2,3 düştü.

  • Perakende ticaret sektörü güven endeksinde yüzde 4,6 gerileme var.

  • İnşaat sektöründe güven kaybı ise yüzde 2,1 düzeyinde.

Peki, güvensizlik yabancı yatırımcıyı nasıl etkiliyor?

Ekonomi Bakanlığı verilerine göre, 2014 yılı Ocak-Haziran döneminde uluslararası doğrudan sermaye girişi 5 milyar 176 milyon dolar düzeyindeyken, 2015 yılının aynı döneminde yüzde 22’lik azalma ile 4 milyar 33 milyon dolara geriledi.

Dış yatırımlar azalırken, içerideki yatırımcı da yurt dışına kaçıyor. Son 2,5 yılda dışarı çıkan yatırım miktarı 11 milyar 309 milyon dolara ulaştı. 

Yatırımlardaki isteksizliğin büyüme rakamlarına yansıması ise şöyle: 2015 yılı için yüzde 4 büyüme hedefine karşılık yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,5, ikinci çeyreğinde yüzde 3,8 olmak üzere ilk yarıda ortalama yüzde 3,1 oranında büyüme gerçekleşti. Piyasa kamu harcamaları yoluyla canlı tutulmaya çalışılıyor. TÜİK’in açıklamasına göre, yılın ikinci çeyreğinde en büyük harcama kamu tarafından yapıldı. Kamu kesimi harcamaları cari fiyatlarla yüzde 17,2 gibi yüksek bir oranda artarak 72 milyar 493 milyon liraya ulaştı. 

Ekonomi yönetimi yatırımları canlandırmak ve büyümeyi hızlandırmak için “güven bunalımını” aşmanın yollarını arıyor. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 22 Eylül’de yaptığı son açıklamada Türkiye’nin kendi içinde ve çevresinde ciddi sorunları olduğunu, küresel ekonomik gelişmelerin de Türkiye aleyhine seyrettiğini bildirdi. Şimşek “Türkiye’ye ilişkin algı kötüleşti. Risk primi artıyor. Reformların yapılabilmesi için güçlü bir hükümete ihtiyaç var” dedi. 

Maliye Bakanının “güçlü hükümet” vurgusu AK Parti’nin tek başına, güçlü bir oy oranıyla iktidara getirilmesini talep etmek için söylenmiş bir söz. Ancak kamuoyu yoklamalarında bu ihtimal zayıf görünüyor. Seçimlerden sonra muhtemelen AK Parti ve CHP bir araya gelerek geniş tabanlı bir koalisyon kuracak. Anketlere göre bu koalisyonun oy desteği yüzde 66-69 arasında olacak. İhtiyaç duyulan reformları yaparak yatırımcı ve tüketicilerdeki “güven” sorununu aşmak koalisyon hükümetinin ilk işi olacak.

More from Mehmet Cetingulec

Recommended Articles