Ana içeriğe atla

Irak’tan Ürdün’e giden “cehennem otobanı”

Irak, Ürdün’le olan tek sınır kapısını temmuz ortasında güvenlik gerekçesiyle kapatınca bir zamanlar yoğun trafiğin aktığı bu güzergâh şimdi ıssız. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
RTR3VOZ1.jpg

RUVEYŞED, Ürdün — Ürdün’le Irak arasındaki tek sınır kapısının yeniden açılması için Bağdat’ta müzakereler sürse de ortada bir gerçek var: Bir zamanlar yoğun bir kamyon trafiğinin aktığı bu güzergâh sınırın kapandığı 16 Temmuz tarihinden çok önce ıssız bir şeride dönüşmüştü. Yolu etrafındaki çöl kumundan ve siyah bazalt taşlarından ayırt etmek bugün neredeyse imkânsız.

Bağdat’ın sınırı kapatma kararı, İslam Devleti’nin (İD) Irak’tan geçen ticari kamyonlardan sağladığı geliri kesme gerekçesine dayandırıldı. Ürdünlü makamlar da kısa süre sonra sınırın kapandığını teyit etti. Ancak Irak’taki bazı kaynaklara göre sınır kapısı Ürdün’e komşu olan Anbar vilayetinde süren askeri harekâtlar kapsamında bir güvenlik tedbiri olarak kapatıldı.

Anbar’da ocak 2014’te patlak veren krizin ardından Ürdün’e giden kamyoncular için can güvenliği tehlikesi o denli arttı ki bu yola “cehennem otobanı” denmeye başlandı. Sürücülerin verdiği bilgiye göre İD, geçiş ücreti aldığı kamyonculara damgalı bir makbuz veriyor, kamyoncular da yol boyunca araçları durduran militanlara bu makbuzu göstererek ilerleyebiliyordu. Söz konusu ücretler 300 dolara kadar çıkıyordu.

Irak hükümet güçleri Sünni ve Şii milislerin desteğiyle aylardır Anbar’da İD militanlarıyla savaşıyor ama fazla bir başarı kaydedemiyor.

Otobanın yeniden açıldığına dair Bağdat’tan henüz resmi bir duyuru yapılmış değil. Ürdün’ün Karame Sınır Kapısı’na giden yol da sessizce demir kapının arkasına süzülen birkaç askeri araç dışında şimdilik boş.

Amman’ın 360 kilometre güneyinde, Bağdat’a 560 kilometre ve en yakın yerleşim yerine 80 kilometre mesafede bulunan sınır kapısı Ürdün’ü Irak’ın büyük Anbar vilayetine bağlıyor. Vilayet merkezi Ramadi ve yakınındaki Felluce kenti geçtiğimiz aylarda İD’in kontrolüne geçti.

Ürdün Kamyon Sahipleri Derneği Başkanı Muhammed El Davud Al-Monitor’a şu bilgileri veriyor: “Ürdün-Irak güzergâhı eskiden çok kazançlı bir güzergâhtı. Buradan akan ticaretin hacmi yılda 1 milyar doları buluyordu. Irak ve Suriye sınırlarının kapanması nedeniyle kaybımız 525 milyon Ürdün dinarını (741 milyon dolar) aştı.”

Sınırdaki güvenlik durumu bozulunca Ürdün’ün altı ay önce Irak’a kamyon seferlerini durdurduğunu söyleyen Davud, Ürdünlü kamyoncuların şimdi ya ülke içinde çalıştığını ya da daha uzun, ama kazancı daha düşük olan Körfez güzergâhlarında mal taşımak zorunda kaldığını anlatıyor.

Sınır kapısının geçtiğimiz sene Sünni militanların eline geçmesiyle buradaki trafik zaten muazzam ölçüde azalmıştı. Kapının temmuz ortasında kapanması Ürdün ekonomisi için öldürücü bir darbe oldu.

4 Ağustos’ta bölgeye giden Al-Monitor muhabiri sınır kapısının Ürdün tarafında sadece iki genç askerin nöbette olduğunu gözlemledi. Kavurucu yaz güneşinden kaçan askerler, bir sundurmanın altına çektikleri zırhlı araçta iki büklüm oturuyor, sigara içiyordu. Omuzlarından M-16 tüfekleri sarkıyordu.

Etraftaki çöl arazisinde sadece çöp öbekleri ve bir boş ilan panosu göze çarpıyordu. Ne bir askeri hareket ne de araç trafiği vardı. Sessizliği bozan tek şey sınırın öteki tarafından ara sıra gelen silah sesleriydi.

Ürdün tarafındaki bu sükûnet ortama gerçeküstü bir hava katıyordu. Zira sınırın öteki tarafı saldırıların, katliamların, adam kaçırma olaylarının günlük rutin hâline geldiği bir İD bölgesi. 27 Ağustos’ta örneğin İD’e mensup bir intihar eylemcisinin Ramadi’nin kuzeyinde düzenlediği saldırıda Irak ordusundan iki general hayatını kaybetti. İki gün sonra benzer bir saldırıda beş subay öldürüldü. Saldırı sınıra o kadar yakın bir noktada meydana geldi ki subayların naaşları önce Amman’a, sonra da uçakla Bağdat’a götürüldü.

Ürdünlü askeri analist emekli Tümgeneral Fayiz El Duveyri konuya ilişkin Al-Monitor’a şöyle diyor: “Kapının açılması için süren görüşmeler, bu bölgede güvenlik durumunun iyileştiği ve özellikle bu noktada tehdit kalmadığına dair Bağdat’tan gelen olumlu bir sinyal. Ancak unutmamak gerekir ki bu 182 kilometrelik bir sınır. Öteki tarafın emniyeti için Irak ordusuna bel bağlanmayacağına göre sınırın her iki tarafından da Ürdün ordusu sorumlu.”

Duveyri’ye göre Irak’ın Suriye ve Ürdün sınırlarındaki topraklarının bir yılı aşkındır İD’in elinde olması Ürdün’ü “son derece riskli” bir duruma soktu ve sınırdaki askeri stratejinin gözden geçirilmesine neden oldu.

Duveyri alınan önlemleri şöyle anlatıyor: “Amman ilk önce sınırdaki asker sayısını artırdı. Sonra sınır muhafızlarına takviye olarak bölgeye kara kuvvetlerinden birlikler gönderdi. İD’in şu an Suriye ve Irak’a yoğunlaşmış olması Ürdün’e girmek istemediği anlamına gelmiyor. Şunu akılda tutmak gerekir ki sınır güvenliğinden hiçbir zaman yüzde yüz emin olunamaz.”

Emekli komutan Ürdün’ün topraklarını tek başına korumaya çalıştığını vurgularken Irak ordusunun durumunu şöyle özetliyor: “Gerçek Irak ordusu 2003’te çökünce Bağdat yerine gerçek anlamda bir ordu kuramadı. Mevcut askerler eski Başbakan Nuri El Maliki’ye sadakat duyan ya da İran’la bağlantılı olan Şii ağırlıklı birliklerden oluşuyor. Bugün üst düzey general konumunda olanlar birkaç sene önce çavuş rütbesindeydi.”

Duveyri bu durumun Ürdün’de büyük hoşnutsuzluk yarattığına işaret ederek şöyle diyor: “Karşı tarafla koordinasyon adına hiçbir şey yok. Savunmanın, önleyici tedbirlerin sorumluluğu tamamıyla Ürdün’ün sırtında.”

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Ürdün Hükümet Sözcüsü Muhammed El Momani bu yoruma katılmıyor. Sözcü, Amman ve Bağdat’ın sürekli temas hâlinde olduğunu, sınır bölgesinin istikrarı için ortak çaba harcadığını söylüyor ve ekliyor: “Askeri iş birliğinin her iki tarafta da sınır güveliğini sağlayacak seviyeye ulaşacağını umuyoruz.”

İD karşıtı uluslararası koalisyona önderlik eden ABD, yakın müttefiki Ürdün’den askeri ve mali yardımlarını esirgemiyor. Amman’daki ABD Büyükelçisi Alice Wells 26 Ağustos’ta Al-Ghad gazetesinde yayımlanan mülakatında Ürdün’e sağlanan yardımların bu yıl yaklaşık yarım milyar dolara ulaşacağını kaydetti.

ABD Ürdün’e sınır güvenliği için radar gözetleme teknolojisi de sağladı. Wells’a göre Washington’la Amman arasında terörle mücadelede yeni yöntemler ele alınıyor ve “militanların sınırı geçmeye teşebbüs etmesi” ihtimaline karşı Ürdün’e acil müdahale maksatlı, Black Hawk benzeri askeri teçhizatın sağlanması görüşülüyor.

Wells sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ürdün şu an savaş hâlinde, bunu kabul etmememiz lazım. Bu nedenle ABD’den gelen askeri yetkililer ve Dışişleri Bakanlığı temsilcileri Ürdünlü muhataplarıyla teçhizat tedarikinin nasıl hızlandırılacağını konuştular, ABD’nin kendi askeri stoklarından teçhizat almak gerekse de Ürdün’e öncelik tanınacağını söylediler.”

Duveyri’ye göre Ürdün’e sağlanan uluslararası destek hâlâ yeterli değil: “Ürdün ordusunun büyük bir bölümünü sınırda tutmak maliyet açısından katlanılmaz bir hâl alıyor. Körfez devletlerinin ya da ABD başta olmak üzere Batılı ülkelerin yardımları daha da artırması gerekir.”

Sınırın kapanması Ürdün’e ağır bir ekonomik fatura çıkarmış durumda. Sınır kapısına en yakın kasaba olan, sayısız makine dükkânları ve araba yıkama servisleriyle bilinen Ruveyşed’de bugün neredeyse tüm iş yerleri kapalı.

Demirci ustası Yasin Abdullah, eskiden bir oto tamirhanesinde kamyon parçaları tamir ettiğini, ancak sınırın kapanmasıyla işlerin bir anda durduğunu anlatıyor: “Sıkıntılar geçen sene başladı. Müşteri sayısında büyük düşüş oldu ama yine de bir şekilde idare ediyorduk. Şu an her şey tamamen bitmiş durumda. Bu durum, bu işsizlik bizi İD’den daha çok korkutuyor. Durum böyle giderse dükkânımı kapatıp yatacağım.”

More from Elisa Oddone

Recommended Articles