Ana içeriğe atla

İsrail’in korkusu: Pers İmparatorluğu’nun dönüşü

Üst düzey bir IDF yetkilisine göre nükleer anlaşmanın ardından İsrail’in birinci kaygısı İran ve Hizbullah’ın yer aldığı Şii ekseni ve İran’ın bölgesel nüfuzu olmalı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Israeli Prime Minister Benjamin Netanyahu (L) speaks with Russian President Vladimir Putin during their meeting at the Novo-Ogaryovo state residence outside Moscow, Russia, September 21, 2015. Netanyahu said his visit to Moscow on Monday was aimed at preventing clashes between Russian and Israeli military forces in the Middle East. REUTERS/Ivan Sekretarev/Pool - RTS25BW

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu 21 Eylül’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü. Netanyahu Rusya’ya giderken olağandışı, belki de örneği olmayan bir kararla yanında Genelkurmay Başkanı Korgeneral Gadi Eizenkot’la Askeri İstihbarat Başkanı Tümgeneral Herzl Halevi’yi de götürdü.

İsrail başbakanları bu tip görüşmelere genelkurmay başkanlarını sürüklemez. Putin’in İsrailli komutanlarla oturup harita incelemesi, havadan çekilmiş fotoğraflara bakması beklenemez. Başbakan yanına kıdemli askeri sekreterini ve askeri istihbaratın araştırma başkanını almakla yetinebilirdi. Ancak o çıtayı yüksek tuttu ve her şeyi göze alarak milli ordunun komutanını ve istihbarat başkanını da Rusya’ya götürdü.

İsrail’deki yaygın kanıya göre Netanyahu bunu farklı nedenlerle yaptı. Birincisi Yom Kippur arifesinde etkileyici bir görüntü vermek istedi. İsrail’deki güvenlik durumu kötüleşiyor. Kudüs’te yangın var, Gazze’den de yavaş yavaş Kassam ve Grad füzeleri gelmeye başladı. Netanyahu’nun “Rus ayısı” ile önemli bir güvenlik toplantısına gitmesi ve giderken yanında genelkurmay başkanı ve askeri istihbarat şefi gibi kamuoyunda tanınan isimleri sürüklemesi Başbakan’ın cilası dökülmeye başlayan “Bay Güvenlik” imajını toparlamakta faydalı oluyor.

İkinci neden ise Netanyahu’nun Washington’a mesaj vermek istemesi. Rusya’nın Suriye savaşına dâhil olmasıyla Sünniler ile Şiiler arasında bir zamanlar Suriye denen bu topraklarda ve Irak, Lübnan, Yemen gibi başka bölgelerde süren bu savaşa yeni ve beklenmedik bir oyuncu katılmış oluyor. Batı zalimlere karşı bir şey yapmalı mı, ne yapmalı, nasıl yapmalı, diye bocalayıp varoluşsal azaplar çekerken Putin çıkageliyor, Rus postallarını Suriye’ye yerleştiriyor, buradaki varlığını da yüksek perdeden duyuruyor.

Dolayısıyla bir İsrail başbakanı Amerikalılar ve Avrupalılardan önce Putin’le görüşmeye koşuyor ve yanında bir numaralı güvenlik yetkililerini götürüyorsa bu, İsrail’in net bir mesaj verdiğini gösterir: “Biz de varız. İşler kimsenin tekelinde değil. İsrail gerekirse Rusya’yla bile konuşur ve ortak bir baskı gücü oluşturmaya çalışır.”

Bunun yanında başka önemli gelişmeler de var. Hafta başında kimliğinin gizli kalması kaydıyla değerlendirmelerde bulunan kıdemli bir IDF subayı Rusya’nın hamlelerini ağır bir dille eleştirdi, serpilmekte olan radikal Şii ekseninin İsrail’i tehdit ettiğini vurguladı. IDF’nin en üst kademelerinde yer alan subay, İsrail devleti içinde İran-Şii-Hizbullah tehdidini, dizginsiz ve çılgın radikal Sünni blokundan daha ciddi bir tehdit olarak gören cephenin tutumunu anlatırken oldukça keskin ifadeler kullandı.

Subay şöyle konuştu: “Şii ve Sünni eksenler arasında devlerin savaşı yaşanıyor. Bu, tarihi bir olay, çağımızın en büyük olayı. Bu denklemde kimin iyi, kimin kötü çocuk olduğunu tespit etmek imkânsız. Herkese karşı tetikte olmalıyız. Yine de radikal Sünni eksenini radikal Şii ekseniyle kıyasladığımda kimin daha tehlikeli olduğu benim için net. İslam Devleti’nin icraatını küçümsemek gibi olmasın ama Sünni tehdidi ‘bilinen şeyler’ çizgisinde kalıyor. Aşina olduğumuz bir olay. Oysa Şii ekseni İran’a dayanıyor. Dünya doğal gaz rezervlerinin yüzde 25’ine, dünya petrol rezervlerinin yüzde 11’ine hâkim bölgesel bir güç söz konusu. İran’ın muazzam bir beşeri sermayesi, bilim, teknoloji, altyapı, operasyonel yetenek, siber gelişim bakımından yüksek kabiliyetleri var. İran, Irak, Suriye, Hizbullah ve şimdi de Rusya Sünni eksene karşı birlik oluyor. Büyük bir şaşkınlıkla başında ABD’nin bulunduğu uluslararası koalisyonun da buna dâhil olduğunu görüyoruz ki bu durum bizi kaygılandırmalı. İran kapımıza dayansın mı istiyoruz? Irak, Suriye ve Lübnan’ı fiilen yöneten, Rusya’dan destek gören, ‘nükleer eşik devleti’ konumunu koruyan İran’ın bu çatışmayı kazanmasını mı istiyoruz?”

Rusya’nın müdahalesine de değinen subay net ve sert konuştu: “Bu gelişme İsrail için son derece kötü, radikal Şii eksenini fazlasıyla güçlendiriyor. Ruslar aslında Şiilerle ilgili değil. Asıl amaçları Kafkasya’da patlak veren Sünni uyanışı frenlemek. Dağıstan’da, Çeçenistan’da sorunları var. Kendilerini tehdit eden Sünni dalgayı durdurmak istiyorlar ve Suriye’de bu nedenle harekete geçiyorlar. Rusların bu işe dâhil olması dengeleri değiştirebilir. Öyle ki neticede Esad ve Hizbullah, İran’ın da desteğiyle buradan zaferle çıkabilir. Tüm bu olayların sonunda Esad’ın tahtını koruduğunu düşünün. Belli bir iktidar gücünün yanında 7 bin Hizbullah savaşçısı, bin-2 bin civarında Devrim Muhafızı ve dünyanın dört bir yanından gelen binlerce Şii milisi olacak. Bunların arkasında İran’ın gücü, Rusya’nın desteği olacak ve tüm bunlar bizim arka bahçemizde olacak.”

Subay bu öngörülerin bir gecede çökebileceğini, bölgenin geleceğine dair tüm tahminlerin değişken olduğunu da vurguladı: “Rusya, kara kuvvetleri de dâhil Suriye’deki varlığını artırırken burası pekâlâ Putin için bir Vietnam’a dönüşebilir ve Rusya’yı Afganistan benzeri bir girdabın içine sokabilir. Nelerin olacağını tahmin etmek imkânsız. Bugün net olan şu ki Esad’ın elinde binlerce Hizbullah savaşçısı, bin civarında Devrim Muhafızı, binlerce Şii milis ve İran’ın durmadan akıttığı çok çok büyük miktarlarda para var. Şimdi Ruslar da bu denkleme dâhil oluyor ve dengeyi oynatıyor. Binlerce yabancı savaşçının cephedeki varlığı olmadan Esad bugün önemli bir askeri harekât gerçekleştiremez. Esad, onu destekleyenlerin kuklası, yaşam desteğine bağlı bir lider konumunda. Fakat bu süreçten sağ salim çıkması da mümkün.”

Al-Monitor’un İslam Devleti başta olmak üzere Sünni eksenle ilgili de aynı kaygıları taşıyıp taşımadığı sorusuna subay şu yanıtı verdi: “Hayır. Sünni eksen çarpıcı bazı kazanımlar elde etmiş olabilir ama şu an tamamen tecrit edilmiş durumda. Bunlar büyük bir dış gücün desteğine sahip değil. İran gibi bölgesel bir gücün, Rusya gibi küresel bir gücün ve başında ABD’nin bulunduğu uluslararası bir hava gücünün desteklediği radikal Şii mevzilenmesine karşı tek başına çarpışıyorlar. Dünyanın tüm büyük güçleri Sünni takımıyla mücadele ediyor ama onu bir türlü mağlup edemiyor ki bu akıl almaz bir olay. Ancak yine de örgütlü, devlet gücü tarzında bir yapı beni örgütsüz, çete benzeri bir yapıdan daha çok kaygılandırır. Son derece karmaşık bir durum söz konusu. Bunun ne zaman, nasıl son bulacağını kimse bilmiyor. Bunu Amerikalılara da anlatıyoruz.”

Subay sözlerini şöyle tamamladı: “Tarihe bakıldığında doğudan gelen büyük imparatorlukların Yahudi halkına asla iyi haber getirmediği görülüyor. Bugün tanıklık ettiğimiz şey Pers İmparatorluğu’nun dönüşüdür. İran’la Batı arasında sağlanan nükleer anlaşma İran’ın nükleer programını 1o seneliğine veya daha uzun bir süre için donduruyor ama İran’a imparatorluk olma, Orta Doğu’nun her yerinde faaliyetlerini ve nüfuzunu artırma imkânı tanıyor. Bizim açımızdan bu gerçekten kötü bir haber. İran bugüne kadar gördüğümüz hiçbir düşmana benzemiyor. Pers medeniyeti de bugün Arap ülkelerinde gördüklerimizden çok daha etkileyici, gelişkin ve güçlü bir medeniyet. Tüm bunlar bizi fazlasıyla kaygılandırmalı.”

Join hundreds of Middle East professionals with Al-Monitor PRO.

Business and policy professionals use PRO to monitor the regional economy and improve their reports, memos and presentations. Try it for free and cancel anytime.

Free

The Middle East's Best Newsletters

Join over 50,000 readers who access our journalists dedicated newsletters, covering the top political, security, business and tech issues across the region each week.
Delivered straight to your inbox.

Free

What's included:
Our Expertise

Free newsletters available:

  • The Takeaway & Week in Review
  • Middle East Minute (AM)
  • Daily Briefing (PM)
  • Business & Tech Briefing
  • Security Briefing
  • Gulf Briefing
  • Israel Briefing
  • Palestine Briefing
  • Turkey Briefing
  • Iraq Briefing
Expert

Premium Membership

Join the Middle East's most notable experts for premium memos, trend reports, live video Q&A, and intimate in-person events, each detailing exclusive insights on business and geopolitical trends shaping the region.

$25.00 / month
billed annually

Become Member Start with 1-week free trial

We also offer team plans. Please send an email to pro.support@al-monitor.com and we'll onboard your team.

What's included:
Our Expertise AI-driven

Memos - premium analytical writing: actionable insights on markets and geopolitics.

Live Video Q&A - Hear from our top journalists and regional experts.

Special Events - Intimate in-person events with business & political VIPs.

Trend Reports - Deep dive analysis on market updates.

All premium Industry Newsletters - Monitor the Middle East's most important industries. Prioritize your target industries for weekly review:

  • Capital Markets & Private Equity
  • Venture Capital & Startups
  • Green Energy
  • Supply Chain
  • Sustainable Development
  • Leading Edge Technology
  • Oil & Gas
  • Real Estate & Construction
  • Banking

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial