Ana içeriğe atla

Irak kentleri tarihi kimliklerini yitiriyor

Kentsel yapılaşmanın hız kazandığı Irak’ta inşaat şirketleri ülkenin zengin kültürel mirasını umursamıyor, tarihi simgeler yıkılırken yerlerini modern binalar alıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
RTRJGAS.jpg

BAĞDAT — Bağdat’ın 120 kilometre güneyinde Babil vilayetinin tarihi Hulle kentinde bulunan asırlık bir ev, 2014’te Ali El Hafaci’ye miras kalmış. Resmi kayıtlara göre ev Osmanlı döneminde 1905 yılında inşa edilmiş. Evin geleneksel doğramaları, bugün zor bulunan ustaların oymalarla süslediği duvarları varmış. Ancak yapının bu tarihi değerine rağmen Hafaci şubatta evi yıkmakta tereddüt etmemiş.

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Hafaci, evi yıkıp yerine dükkân yapma kararını şöyle anlatıyor: “Bina dükkânların olduğu bir sokaktaydı. Dolayısıyla ben de bundan kazanç sağlayabilirdim. Kimse bana yapma demedi, mülk sahibi benim sonuçta. Binanın büyük tarihi değerine rağmen belediye bile onu benden satın almak için herhangi bir öneride bulunmadı. (…) İyi bir kazanç elde edeceğime inansaydım evi restore ederdim.”

Hafaci gibi birçok Iraklı binaların kültürel miras değerini önemsemiyor, 2002’de çıkarılan Tarihi Eser ve Kültürel Varlıklar Yasası da uygulanmıyor. Oysa yasaya göre “Irak Cumhuriyeti’nin tarihi eser ve kültürel varlıkları milli zenginliğin önemli bir boyutu olarak korunmalıdır.” Yasaya rağmen Hafaci evi yıkmış, yapının özelliklerini tümüyle değiştirmiş.

Irak’ta pek çok önemli kültürel varlık benzer şekilde yok ediliyor. Hulle belediyesinde çalışan mimar Emir Abdullah’a göre “Mevcut yasa ne Bağdat’ta ne diğer şehirlerde tarihi evlerin, tarihi çarşıların yıkılmasını önleyebiliyor.”

Abdullah sadece vatandaşları değil, akademisyenleri ve mimarlık şirketlerini de suçluyor: “Çoğu mimarlık firması, mesleki ve akademik altyapıya sahip olsa da kâr peşinde koşuyor. O güzelim kültürel mirası korumak yerine yeni binaları plastik cephe veya dev reklam panoları gibi gösterişli kaplamalarla dekore ediyorlar. (…) Mimariyi yenileme görüntüsü altında gerçek Irak mimarisi yok ediliyor.”

1970’lerden bu yana yasayla korunan milli mimari politikasına rağmen Irak kentlerinde plansız ve düzensiz bir yapılaşma yaşanıyor.

Bağdat Yerel Meclisi Turizm ve Tarihi Eserler Komitesi Başkanı Mazen Razuki’nin aralık 2014’te yaptığı açıklamaya göre Bağdat’ta tarihi değere sahip evler kasti su baskınları veya kundaklama yoluyla sahipleri tarafından tahrip ediliyor ve akabinde fahiş fiyatlarla müteahhitlere satılıyor. Mülk sahipleri veya alıcılar duvarlarda çatlaklar oluştuğunu, binaların çökmek üzere olduğunu söyleyerek geleneksel yapıları yasal yoldan yıkmış oluyor.

Irak Medya Ağı Mütevelli Heyeti Başkanı Ali El Şalah, Al-Monitor’a şu bilgiyi iletiyor: “Ülkede inşaat usulleri değişti. Tarihi Eserler Kurumu da bu nedenle hükümete ve parlamentoya başvurup kültürel miras ve arkeolojik alanların tahribatını önlemek için katı yasalar yapılmasını istedi.”

Çabaların Arap ve İslam mimarisini korumaya odaklandığını belirten Şalah, atılan somut adımlar bağlamında şu örneği veriyor: “Babil Kültür Sanat ve Medya Merkezi 19. yüzyıl sonunda inşa edilen bir binayı restore etti ve genel merkezini oraya taşıdı. Bina tüm özellikleri korunarak restore edildi.”

Tarihi Eserler Kurumu Genel Müdürü Fevziye Mehdi, eylül 2014’teki basın açıklamasında 2002 tarihli kanunun şu maddesine dikkat çekmişti: “Kurum’un bilgisi ve onayı dışında kültürel önem taşıyan binaları tahrip edenler altı seneye kadar hapis cezasıyla cezalandırılır, bina eski hâline döndürülecek şekilde onarılır.” Irak 2003’te ABD işgaline uğrayınca yasa hiçbir zaman uygulanmadı.

Kurum başkanı Kais Hasan Raşid de yine aynı tarihlerde Irak’ta 3 bin 600 kültürel varlığın yıkıldığını açıklamıştı.

Bağdat’ın tarihsel simgeleri 1990’larda başlayan çarpık kentleşmeyle birlikte yavaş yavaş yok oluyor. 1916’da açılan El Raşid Caddesi’nde tarihi yapıların yerini modern binalar aldı. Abbasi döneminden kalma El Nehir Caddesi’nde binaların geleneksel mimari dokusu mağazalar tarafından yok edildi. Sadun Caddesi’ndeki binaların cepheleri modern cephelerle değiştirildi. Oymalı balkonlarıyla bilinen tarihi Batavin Mahallesi yıkıldı. El Haydar Hana bölgesinde eşsiz mimariye sahip binalar yıkıldı. El Şavaka semtindeki meşhur kahvehaneler de artık yok. En son 2014’te 87 senelik Aştar Tiyatrosu yıkıldı.

Bağdat’ın 160 kilometre güneyinde bulunan Necef’te de kentin tarihi çarşısı dâhil kültürel varlıklar yeni inşaatların ve düzensiz ticari yapılaşmanın tehdidi altında. Geçmişi 12. yüzyılın başına kadar uzanan Hulle’de de tarihi mahallelerin, süslemeli eski evlerin ortasına dev binalar dikiliyor.

Yeni mimariyi yakından takip eden Babil Üniversitesi öğretim görevlisi ve grafik tasarımcısı Baha Hüseyin El Sadi şu değerlendirmede bulunuyor: “Mimarlık ve inşaat şirketleri sadece maddi kazançla ilgileniyor. Geleneksel estetik değerlerin, kültürel öneme sahip yapıların yok olması umurlarında değil. (…) Kaotik yapılaşmayı durdurmak için yasaların uygulanması lazım. (…) Kültürel varlıklar orijinal özellikleri yaşatılarak restore edilmek yerine tahrip ediliyor, ortadan kaldırılıyor.”

Irak’ta kentlerin tarihi kimlikleri bu şekilde yok edilmeye devam ederse kentler tarihi dokudan mahrum, birbirinin kopyası olan bina yığınları hâline gelecek ve burada yaşayan insanlar çevreleriyle duygusal bağı olmayan tüketicilere dönüşecek.

Bu makale Ağustos 2015'teki Orta Doğu'nun kültürel mirası yazı dizimiz kapsamında yayımlanmıştır. Yazı dizisinde yer alan diğer makalelere buradan ulaşabilirsiniz.

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial