Ana içeriğe atla

Türkiye’de İran hedeflerine kim saldırıyor?

Türkiye’de İran hedeflerine yönelik saldırılar PKK’nin şu aşamada İran’ı niçin vurmak isteyeceği sorusunu gündeme getiriyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
screenshot.png

Türkiye’nin Suruç kasabasında Kürt yanlısı aktivistleri hedef alan intihar saldırısının ardından yeni bir çatışma alevlendi. Kürdistan İşçi Partisi (PKK) bir yandan İslam Devleti’ne (İD) karşı mücadele ederken bir yandan da Türk hedeflerine saldırmaya başladı. Türkiye de NATO’yla koordinasyon hâlinde ve ABD’den siyasi destek alarak Irak ve Suriye topraklarında hem İD’e hem PKK’ye karşı askeri müdahaleye başladı.

Ancak tırmanan çatışmanın medyada fazla yer bulmayan bir boyutu var: Son haftalarda Türkiye’de İran hedeflerine yönelik de bir dizi saldırı düzenlendi. Eylemler bir yolcu otobüsünü, doğal gaz boru hattını ve trenleri hedef aldı. En son İran plakalı bir kamyon Bezirgân (Gürbulak) Sınır Kapısı yakınlarında saldırıya uğradı.

Öte yandan PKK’nin İran kolu Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) de İran toraklarında saldırılar düzenliyor. Bu saldırıların en ciddisi bu hafta başında batıdaki Senendic şehri yakınlarında meydana geldi. Medyanın bildirdiğine göre saldırıda paramiliter Besic teşkilatının beş mensubu öldürüldü. Geçtiğimiz hafta ise Merivan’da bir polis merkezi ve kamu binaları hedef alındı. PJAK saldırıyı üstlenirken 20 İran askerini öldürdüğünü iddia etti. Kürdistan eyaletinin vali yardımcısı Alirıza Aşnagar ise hayatını kaybeden herhangi bir polis veya askerin olmadığını söyledi.

Türkiye’deki saldırıların ardından İran Türkiye’ye gaz akışını kesti, yolcu trenlerini durdurdu ve vatandaşlarını karayolu seyahati konusunda uyardı. Bununla birlikte İçişleri Bakanlığı Genel Müdürü Macid Ağa-Babai “Bezirgân dâhil ülkemizin tüm kara sınırları açıktır. Geçişler devam ediyor.” şeklinde konuştu.

Türk emniyet yetkilileri saldırıların arkasında PKK’nin olduğunu söylüyor. Ancak Kürtlerin şu aşamada İran’ı hedef almaktan nasıl bir stratejik çıkarı olabilir? Belirtmek gerekir ki PKK bu saldırıların sorumluluğunu üstlenmiş değil. Irak, Suriye ve Türkiye’deki Kürtlerin İran’la son dönemdeki ilişkilerini gözden geçirmek olaya bir nebze açıklık getirebilir.

İran son yıllarda tıpkı Irak, Suriye ve Türkiye gibi Kürtlerin stratejik meydan okumasıyla karşı karşıya. Ancak İran Türkiye’den farklı olarak İD tehdidi ortaya çıkar çıkmaz Kürtlerin yanında yer aldı. Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’yle (KBY) temasa geçen ilk yabancı komutan oldu, İD’le mücadelede Peşmerge’ye destek sağladı. Kudüs Gücü Kürtlere önemli miktarda mühimmat ve ağır silah gönderen ilk ordu oldu. Kısacası yıllardır neredeyse kesintisiz olarak çatışma hâlinde olan İran ve Kürtler, İD’in Irak ve Suriye’deki taarruzlarıyla o eski “Düşmanımın düşmanı dostumdur.” ilkesini benimsedi. Dolayısıyla ilişkilerdeki mevcut dostane havayı korumanın hem İran’ın hem de Kürtlerin menfaatine olduğu aşikâr.

Irak, Suriye ve Türkiye’deki Kürt örgütleri arasında koordinasyon vardır. Dolayısıyla Irak ve Suriye’deki Kürtlerin İD’e karşı Devrim Muhafızları’yla iş birliği yaptığı bir dönemde PKK’nin İran hedeflerine saldırması kuşkulu görünüyor.

Tahran’daki KBY temsilcisi Nazım Dabbagh bu bağlamda Al-Monitor’a şöyle konuşuyor: “PKK’nin Türkiye’de bir İran otobüsüne ve İran trenine saldırdığı haberleri beni şaşırttı. Bir numaralı zanlının PKK olduğunu sanmıyorum. (…) İran’a saldırmak her Kürt partisi, her silahlı Kürt grubu için büyük bir hata olur. İran dikkatli olmalı. Tehlikeli bir oyun dönüyor. Bu oyun, bölgedeki güvenlik krizine barışçıl çözüm bulmak için son dönemde sarf edilen gayretleri rayından çıkarabilir. Son olaylarla ilgili işin içinde bir komplonun olduğu birçok sebepten dolayı apaçık ortada.”

Öte yandan İran’ın Kürdistan eyaletindeki Devrim Muhafızları bölüğünün komutanı, bölgede bir PJAK üssünü ortadan kaldırmak için askeri operasyon yapıldığını ve PJAK saldırılarının buna misilleme olarak düzenlendiğini belirtti. Bu açıklamanın doğru olması hâlinde İran Kürdistanı’ndaki PJAK saldırılarının Türkiye’de İran hedeflerine yönelik saldırılardan bağımsız olduğu anlaşılıyor.

Türk emniyetine göre yolcu treniyle otobüse düzenlenen saldırılarda Alman yapımı patlayıcılar ve tüfekler kullanıldı. Silahlı Kürt grupları genelde Rus yapımı silah kullanır. Son dönemde buna İran yapımı silahlar da eklendi. Ancak yine son dönemde Kürtler Alman menşeili silahlar da kullanmaya başladı. Almanya Savunma Bakanlığı son bir yılda Irak’taki Peşmerge’ye büyük miktarda silah ve mühimmat gönderdi. Bunların içinde anti personel mayınlar, tanksavar mayınlar ve G-36 tüfekleri de vardı.

Alman silahları KBY kontrolündeki askeri birimlere verildiğine göre bu teçhizatın PKK’nin eline nasıl geçtiği sorusu gündeme geliyor. Şu an Irak’ın Sincar bölgesinde bulunun PKK’nin Suriye kolu Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) bir mensubu Al-Monitor’a şöyle konuşuyor: “Türkiye’de İran hedeflerine yönelik terör saldırılarını duyduğumda şaşırdım. Kendi kendime sordum, İran’a karşı terör eylemleri yapmak hangi Kürt’ün çıkarına hizmet eder? Alman silahları KBY’deki Peşmerge’ye teslim edildi ve diğer silahlı Kürt gruplarıyla paylaşıldı.”

Ancak YPG’li kaynak saldırıların arkasında PKK’nin olduğuna inanmıyor: “Kürtlerin Alman yapımı tüfek ve mayın kullandığı iddiası Türk hükümetinin propagandası. Türk silahlı kuvvetlerinin Alman yapımı silahlar kullandığı daha gerçekçi bir husus. Türk ordusunun teçhizatının Alman teknolojisine dayandığını herkes biliyor.”

Türkiye’de İranlılara kim saldırıyor olursa olsun İran şimdilik Kürtlere karşı itidalli davranıyor. Öyle ki İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Hasan Firuzabadi geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin PKK’yi hedef alan hava saldırılarını eleştirdi ve şöyle dedi: “Türkiye kendi vatandaşlarına doğru davranmalı. Türkiye’nin kuzey Suriye ve Irak’taki hava saldırıları İD’e nefes alma imkânı sağlıyor.”

Muhtemeldir ki saldırılardan PKK’nin sorumlu olduğu açıklaması İran’ı tam anlamıyla tatmin etmiyor. Peki, Türkiye İran’la Kürtleri niçin birbirine düşürmek istesin? Bölgesel krizlerin çözümüne dönük İran’ın son dönemdeki diplomatik çabaları, yaptırımların kalkacak olması, Irak ve Suriye cephelerindeki askeri denklemin İran’ın müttefikleri lehine değişmesi Türk hükümetine bölgesel oyunu kaybettiğini düşündürüyor olabilir. Bu durumda Iraklı ve Suriyeli Kürtler ile İran arasında olası bir ayrışma ve çatışmayı Ankara’nın kendi menfaatine görmesi abartılı bir değerlendirme olmaz.

More from Abbas Qaidaari

Recommended Articles