Ana içeriğe atla

İsrail ile Hamas birbirine muhtaç

İsrail güvenlik teşkilatındaki bazı çevreler, İsrail’e bir derece huzur sağlamak amacıyla Hamas’la görüşmeler yapılmasını ve Gazze’nin İsrail’deki su arındırma tesislerinden, elektrik hizmetlerinden ve istihdam olanaklarından yararlandırılmasını öneriyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Palestinians supporting Hamas chant slogans during a rally celebrating Hamas student supporters winning the student council election at Birzeit University in the West Bank city of Ramallah April 23, 2015. REUTERS/Mohamad Torokman
 - RTX19YL4

Gazze diye bir yer vardı hatırlar mısınız? Gazze’ye ilginin azaldığı bariz bir gerçek. Geçtiğimiz yaz Koruyucu Hat Harekâtı esnası ve sonrasında uluslararası ilginin odağı olan Gazze Şeridi bugün ikinci plana itilmiş durumda. İsrail Savunma Kuvvetleri’ne (IDF) göre dünyanın Gazze’ye ilgisini ölçen endeks tarihinin en düşük seviyesinde. Gazze’deki yangın durduğuna göre bölge artık ilgi konusu değil. Dünyanın ilgisi şu an İran’la yapılan nükleer görüşmelere, Suriye, Lübnan ve Irak’taki çatışmalara, İslam Devleti’nin (İD) önlenemeyen yayılışına ve bir nebze de Yemen ve Libya’daki gelişmelere yönelmiş durumda. Gazze’yi hatırlayan yok.

Ancak bu durum Gazze cephesinde önemli gelişmelerin yaşanmadığı anlamına gelmiyor. İdeolojik olarak sağda duran İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin’e geçtiğimiz günlerde Hamas’la görümeler yapılmasına nasıl baktığı soruldu. Rivlin “Kim olursa olsun görüşmek isteyenle görüşülmesine karşı çıkmam.” şeklinde yanıt verdi. Normal koşullarda bu sözler bomba etkisi yaratırdı ancak kamuoyu ilgisinin başka alanlara yöneldiği şu ortamda neredeyse fark edilmedi.

Açıklamanın perde arkasında diplomasi ve güvenlikle ilgili son derece önemli gelişmeler yaşanıyor. Öncelikle şunu belirtelim ki Hamas ile İsrail arasında kapsamlı, çok yönlü bir iletişim kanalı söz konusu. Dolaylı olarak yürütülen temaslar Katar üzerinden gerçekleşiyor. Evet, yanlış okumadınız. Koruyucu Hat Harekâtı’nın başlarında arabuluculuk önerisi İsrail tarafından elinin tersiyle itilen Katar… İsrail’in o günlerde arabulucu olarak tercih ettiği Mısır ise bugün Gazze’nin adını bile duymak istemiyor. Ancak burada işler henüz başlangıç aşamasında.

İsrail ile Hamas arasında aracılık eden bir diğer kurum da Birleşmiş Milletler. Bu işi yakın zamana kadar Orta Doğu barış sürecinden sorumlu Özel Temsilci Robert Serry yürütüyordu. Arabuluculuk çabaları şu an İsrail hükümetinin Filistin bölgelerindeki faaliyetlerini koordine eden Tümgeneral Yoav Mordehay üzerinden devam ediyor.

İsrail-Hamas ilişkilerinin tuhaflığına dair başka örnekler de verilebilir. Eskiden Batılı diplomatların Gazze’ye girme taleplerini daima katı şekilde reddeden İsrail, 1 Haziran’da Alman Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier’in Gazze’ye girip incelemelerde bulunmasına izin verdi. Güney Komutanlığı’ndan üst düzey bir subay ise Gazze sınırında yaşayan vatandaşlarla sohbet ederken İsrail’in Hamas’la “birlikte” çalışmanın yollarını bildiğini, Gazze’de düzenli bir muhatabın olmasını istediğini söyledi. Son olarak da ne zaman Gazze Şeridi’nden İsrail’e roket atılsa Genelkurmay Başkanı Moşe Yalon ve sözcüleri hemen harekete geçerek roketlerin Hamas tarafından değil, “haydut gruplar” tarafından atıldığını anlatmaya telaş ediyor.

İsrail diplomasi teşkilatında bugünlerde hararetli bir tartışma yaşanıyor. Hamas’a nasıl yaklaşmak gerekir? Hamas’ın İsrail ve Batı dünyasının büyük bölümü tarafından terör örgütü sayılması ve bunun gerektirdiği her şeyi bir kenara bırakıp Hamas’la doğrudan ve açıktan görüşmeler başlatılmalı mı? IDF görüşülmesinden yana. Evet. Orduya göre İsrail’in ulusal çıkarları Hamas’la görüşme kanallarının açılmasını, hatta bir mutabakata varılmasını gerektiriyor. Bu, barış anlaşması gibi bir mutabakat olmasa da ateşkesten daha ileri ve kapsamlı bir mutabakat olmalı.

Bu çarpıcı savın arkasındaki mantık şöyle işliyor: İsrail istihbarat analizlerine göre Hamas İsrail’e karşı mücadelesinin şu aşamada beyhude olduğunu kavramış durumda. Altı yıl içinde yaşanan üç çatışmanın ardından Gazze Şeridi’nde durum düzelmiş değil. Aksine kötüleşme söz konusu. Binlerce ev yıkıldı, binlerce insan öldürüldü ve on binlercesi yaralandı, ekonomi çöktü, geleceğe dair görünüm kötü ve dünya ilgisiz. Gazze’nin yeniden imarı için gerekli olan inşaat malzemeleri ve teçhizat bölgeye şu an daha kolay giriyor olsa da abluka bile hâlen devam ediyor. Farklı bir yol izlemenin zamanı gelmiş olabilir.

Dahası var. Mısır Cumhurbaşkanı Abdül Fettah El Sisi, stratejik bir karar alarak hızlı ve sert bir şekilde elini Gazze Şeridi’nden çekti. Sisi Gazze’ye “Cehenneme git.” diyor ve ona değnekle bile dokunmak istemiyor. Hamas’tan zerre kadar hazzetmeyen Sisi, Refah’ın Mısır tarafında geniş bir alanı dümdüz ederek Mısır’ı Gazze’den ayıran bir tampon oluşturdu. Ayrıca binlerce tüneli kapattırdı, kaçakçılığı durdurdu ve Sina Yarımadası’nda teröristlere, Hamas casuslarına ve İD’e karşı topyekûn savaş başlattı. Sisi Gazze’nin adını dahi duymak istemiyor. Hâl böyle olunca Gazze’ye bir tek İsrail kalıyor.

Bu tuhaf durum karşısında İsrail’in elini taşın altına sokması gerektiğini düşünenler var. Gazze konusuna vakıf kıdemli bir İsrailli subay, kimliğinin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a şöyle diyor: “Biraz durup düşünelim. Gazze için ufukta neler görünüyor? 6-7 yıl sonra Gazze’de bir damla su kalmayacak. Suları gittikçe azalıyor. Üzerinde yaşadıkları yer altı su tabakası tuzlandı. Şu an günde 4-5 saat elektrikleri var. Bu durum yakında bir nebze düzelebilir. İşsizlik %44 civarında. BM yardım idaresi geçen hafta Gazze’de 200 öğretmen için iş ilanı verdi. Kaç kişi başvurdu biliyor musunuz? 27 bin. Gazzeliler tüm umutlarını yitirmiş durumda.”

Gazze’nin ihtiyaç duydukları İsrail’de var. Kaynak sözlerini şöyle sürdürüyor: “Gazze’nin 25 kilometre kuzeyinde deniz suyunu tuzdan arındıran bir tesisimiz var, dünyanın en büyüklerinden biri. Gazze Şeridi’ndeki su sorununu bir çırpıda çözebiliriz. Gazze’nin elektrik şebekesini ıslah edebiliriz. Durum değişirse işsizlik sorununa da yardımcı olabiliriz. Burada iki tarafın da gördüğü bir potansiyel söz konusu.”

Şimdi bu yaklaşımdaki zayıf halkaya bakalım. Görünen o ki yukarıda tarif edilen hissiyat, Gazze halkını ve Hamas’ın içeride ve dışarıdaki siyasi liderlerini kapsıyor. Silahlı kanada gelince karşımızda bambaşka bir tablo var. Silahlı kanat İsrail’in bir tek “güç” dilinden anladığına inanıyor. Hamas’ın siyasi ve silahlı kanatları arasındaki bu iç çatışma bazen tuhaf sonuçlar doğurabiliyor. İsrail gözünü Hamas’tan ayırmıyor ama aynı zamanda madalyonun diğer yüzüyle, yani İsrail iç siyasetiyle de uğraşıyor. Hamas’la doğrudan görüşmeleri savunanlara Rivlin de katılmış olabilir ama İsrail’de bu konuda fikir birliği oluşmuş değil. Daha altı sene önce neler olduğunu hatırlayalım. Dökme Kurşun Harekâtı’nın bitiminde bugün başbakan olan Benjamin Netanyahu, Gazze’ye yakın bir noktadan iktidara geldiğinde Hamas rejimini kesinkes bitireceğini ilan etmişti.

İsrail’le Hamas arasındaki “yasak ilişkiler” çok derinden, gizli kapaklı ilerliyor. Su yüzünde ise işler bildiğiniz gibi. Sükûnet geçtiğimiz günlerde bozuldu. 26 Mayıs’ta Gazze’den atılan bir roket İsrail’in güneyinde boş bir araziye düştü. 3 Haziran’da atılan iki roket de yine can kaybı veya maddi hasara neden olmadan İsrail topraklarına düştü.

Roket atışları asıl zararı halkın hareket özgürlüğüne veriyor. Güneyde yaşayan bir milyon İsrailli sivil, Koruyucu Hat Harekâtı’nın ardından kulaklarının sürekli sirenlerde olmadığı, ikide bir sığınıklara koşmadıkları huzurlu bir hayat umuyordu. Şimdi yeni duruma intibak etmeye başladıkları görülüyor. Ya’alon Gazze’den roket atışlarına izin verilmeyeceğini, bu durumun sürmesine göz yumulmayacağını bu hafta birkaç defa tekrar etti. Ne var ki demeçlerle gerçekler arasında fark var. Son iki olayın ardından Gazze Şeridi’ne operasyon düzenleyen hava kuvvetleri, “terör altyapısına” ait hedeflerin vurulduğunu açıkladı. Ancak etki ve caydırıcılıktan yoksun bu operasyonlar İsrail’de “arazi saldırıları” olarak anılıyor.

Gazze’den atılan roketler “haydut grupların” işiydi. Bunlar genelde Gazze’de Hamas iktidarına meydan okuyan İD’le bağlantılı Selefi gruplar. Bu durum İsrail’i Orta Doğu’da sıkça görülen bir ikilemle karşı karşıya bırakıyor. Başka bir seçenek olmadığı için Hamas sorumlu tutuluyor. Zira Gazze Şeridi’nin egemen gücü Hamas. Öte yandan Hamas’ı devirmek İsrail’in işine gelmiyor. Çünkü Hamas’ın yokluğunda bölgenin kontrolü İD’e geçebilir. Dolayısıyla İsrail’in Hamas’ı ikide bir tehdit etmenin ötesinde roket atışlarına karşı gerçek bir savunması yok. Hamas’a gelince onun da uyarılmaya ihtiyacı yok. Hamas Gazze’deki durumunun sallantılı olduğunun, radikal militanların çoğaldığının pekâlâ farkında.

Kulağa ne kadar tuhaf gelse de Hamas İsrail’in Gazze’deki müttefiki hâline geliyor. Kıdemli bir subay geçenlerde İsrail basınına verdiği brifingde “Gazze’de ihtiyacımız olan, açık bir adres.” dedi. Bu adres şimdilik Hamas. Hamas’ın sorunlu, hırçın, şiddet kullanan ve öngörülmez bir yapı olduğu doğru ama ilgili tüm taraflar şunun farkında ki “adres değişikliği” olursa işler daha da sarpa saracak.

More from Ben Caspit

Recommended Articles