Ana içeriğe atla

İran İD’in sınırlarına dayanmasından mı korkuyor?

İranlı yetkililerin açıklamaları İslam Devleti’nin ülke sınırlarına dayanmasından, hatta ülke içinde saldırı düzenleme ihtimalinden duydukları kaygıyı yansıtıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
A Shi'ite fighter keeps watch in Al Hadidiya, south of Tikrit, en route to the Islamic State-controlled al-Alam town, where they are preparing to launch an offensive on Saturday, March 6, 2015. Iraqi government forces and Iran-backed militiamen entered a town on the southern outskirts of Saddam Hussein's home city Tikrit on Friday, pressing on with the biggest offensive yet against Islamic State militants that seized the north last year. REUTERS/Thaier Al-Sudani (IRAQ - Tags: POLITICS CIVIL UNREST CONFLICT

İran Kara Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Ahmet Rıza Purdestan İran parlamentosunda 24 Mayıs’ta katıldığı kapalı oturumda İslam Devleti (İD) hakkında şu uyarıyı yaptı: “Bugün terörist ve tekfirci güçler sınırlarımızın yakınındadır. Genelkurmay geçen yıl bu zamanlarda bu güçlerin Celavla ve Sadiye’de olduğunu ve bir sonraki adımlarının Hanakin’e, ardından da İran’a yönelik olacağını bildirmişti. Tekfirci teröristler, bu güçler sınıra ulaşıncaya kadar içeride devşirdikleri destekçilerle İran’da bir dizi bombalı saldırı ve terör eylemi planlamıştı. Ama İstihbarat Bakanlığı bu planları açığa çıkardı.”

Tuğgeneral, İD’le savaşmak için Irak’a beş tugay gönderildiğini, piyade birlikleriyle helikopterlerin de Irak’a girdiğini ekledi.

Bu açıklamayla İD’in İran sınırlarına yaklaştığı ve İran’a saldırmayı planladığı üst düzey bir askeri yetkili tarafından ilk kez resmi olarak dile getirildi. Basında genelde Devrim Muhafızları ile İD güçleri arasındaki çatışmalardan bahsedilirken İD’le mücadeleye son birkaç aydır İran ordusunun da dâhil olduğu böylelikle netleşmiş oldu. İran ordusunun Birleşmiş Milletler’i bilgilendirmeden Irak’a girmesi oldukça sıra dışı bir durum. Purdestan İD’le savaşmaya beş tugay gönderildiğini söyleyerek 30 binden fazla İranlı askerin savaşa dâhil olduğunu açıklamış oldu.

Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney de tuğgeneralin açıklamalarından dört gün önce şöyle konuşmuştu: “Basra Körfezi’ndeki bazı -- hepsi demiyorum ama bazı- basiretsiz yöneticilerin vekâlet savaşlarını İran sınırlarına taşımaya çalıştıklarını duyuyorum. Eğer bir fesat çıkaracak olurlarsa İslam Cumhuriyeti’nin tepkisinin çok sert olacağını bilmeliler.”

İstihbarat Bakanı Seyit Mahmut Alavi’nin açıklamaları ise şöyleydi: “Bir cihatçı terör örgütünün yandaşları Tahran’da bir komisyon toplantısında yemekleri zehirlemeye çalıştı. Ayrıca geçen yıl Zahidan ve Şiraz kentlerindeki Kudüs Günü gösterilerinde iki bombalı saldırı planlandı. Zahidan’da uluslararası bir eskrimci de bir süreliğine rehin alındı. Ülkenin güneydoğusunda Ensar El Furkan ismiyle bilinen örgüte yönelik operasyonlar başlattık ve bu kapsamda bir grup intihar eylemcisinin yanı sıra Ebu Hafız isimli bir şahsı da tutukladık.”

Ülkenin üst düzey askeri ve güvenlik yetkililerinden gelen bu açıklamalara bakınca İD’in İran’a saldırı ihtimalinin güçlendiği anlaşılıyor. Yetkililerin geçen yıl yaptığı özgüvenli açıklamaların aksine İran İçişleri Bakanı Abdülrıza Rahmani Fazlı, bu yıl İD’in İran sınırlarının 40 kilometre yakınına gelmesi durumunda buna resmi olarak karşılık verileceği uyarısını yaptı.

Peki, İranlı yetkililer İD’in İran’a girmesinden neden korkmaya başladı? Olası sebepler şöyle sıralanabilir:

  • İD’in Savefi devleti olarak adlandırdığı İran’ı devirmekteki kararlılığı

  • İD’in son birkaç ayda Irak’ın farklı vilayetlerinde kazandığı askeri zaferler

  • İran’ın Kürdistan, Sistan ve Belucistan, Huzistan ve Kirmanşah gibi sınır vilayetlerinde İD’in kullanabileceği önemli askeri, toplumsal ve dini unsurların olması

  • İran Kara Kuvvetleri’nin yeterli teçhizatının bulunmaması. Nitekim Purdestan da İranlı parlamenterlerden yeni tank ve helikopterlerin alınabilmesi için orduya bütçe ayrılmasını talep etti.

Aslına bakılırsa Tahran için alarm zilleri Ebu Bekir El Bağdadi’nin Irak ve Suriye’de hilafet devleti ilan etmesiyle çalmaya başladı.

İran’ın sınır bölgelerinde yaşayan Sünnilerin geçen otuz yılki Şii iktidarı yüzünden siyasi ve etnik mağduriyetleri var. Sistan’da Cundullah gibi terör örgütleri ortaya çıkarken Huzistan’da tekfirci örgütler polisleri öldürmeye başladı, Kürdistan’da ise Selefiler ile Devrim Muhafızları ve yerel Şiiler arasında çatışmalar yaşandı.

İran’ın Kürt bölgesinde yaşayan bir gazeteci isminin açıklanmaması kaydıyla Selefi güçlere ilişkin Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Maalesef haberlerde onlarla ilgili bir şey duymuyoruz ama Mevlevi gruplara ve polis güçlerine defalarca saldırdılar. İstihbarat birimleri onları kontrol altına almayı başardı ama insanların huzuru kaçtı.”

İran ordusunun silahları Irak’la sekiz yıl süren savaş ve ambargolar yüzünden son otuz yıl içinde eskidi ve çağ dışı kaldı. İran’ın modern tank üretme girişimleri de başarısız oldu. Envanterdeki helikopterlerin hepsi 1979 devriminden önce üretildi. İran ordusunun Türkiye ve Pakistan gibi komşulara kıyasla zayıflığı 2015 Askeri Denge Kitabı’nda da açıkça görülüyor. İran, olası bir savaş durumunda sınır bölgelerindeki köktenci Sünni güçlerin İD ve El Kaide’yle iş birliği yapması ihtimalinden hava filosunun zayıflığına kadar bir dizi sorunla karşı karşıya kalır. İran’ın elindeki uçak ve helikopterlerin hepsi komşu ülkelerin ellerindekilerden birkaç nesil eski. Mevcut helikopterler Vietnam Savaşı’nda kullanılan modellerin benzeri.

Zırhlı birlikler ise ordunun en kötü durumdaki birimi. Envanterdeki M-60, T-55, T-62, T-72 ve Chieftain tankları günümüzün muharebe koşullarına uygun değil. Bu tip tanklar pek çok ülkede çoktandır modernize edildi. Nitekim Purdestan da yeni tank alımı için para isterken İran’ın elindeki tankların teröristlerin kullandığı modern tanksavarlar silahlara karşı etkisiz olduğunu ve Zülfikar tank projesinin başarısız olduğunu söylemiş oldu.

Sünni cihatçılar İran’a saldıracak olursa askeri kabiliyeti sınırlı olan İran’ın tek bir seçeneği kalır: Ülke sınırlarını korumak için Suriye ve Irak’tan çekilmek. Bu durumda Irak ve Suriye hükümetlerinin ciddi tehlikelerle karşılaşması muhtemel. Suriye hükümetinin düşmesi bile söz konusu olabilir. Muhtelif senaryoların hepsi İran’ın ulusal sınırları için stratejik bir tehdit oluşturuyor.

More from Abbas Qaidaari

Recommended Articles