Ana içeriğe atla

İçişleri Bakanlığı Suriyeli Göçmenlerle İlgili Akademik Araştırmaları Engellemeye Çalışıyor

Suriyeli göçmenlerle çalışan akademisyenlere getirilen yeni kısıtlama hem yararsız hem de anlamsız.
Kurdish refugees from the Syrian town of Kobani wait to fill their jerrycans around a clean water source at a refugee camp in the border town of Suruc, Sanliurfa province February 1, 2015. REUTERS/Umit Bektas (TURKEY - Tags: POLITICS CIVIL UNREST CONFLICT) - RTR4NRVB

Geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanlığı akademisyenleri uyararak önceden izin almadan Türkiye’de yaşayan Suriyeli mültecilerle ilgili araştırma yapamayacaklarını bildirdi. 10 Nisan tarihli ve “gizli” ibareli bir mektupla bakanlığın kararını üniversitelere ileten Yüksek Öğretim Kurulu’na (YÖK) göre herhangi bir anket ya da saha çalışması için “ilgili bakanlıklardan” izin alınması gerekiyor. Mektupta belirtilen sebep ise mültecilerin özel hayatını korumak.

Ancak yeni uygulama yararlı olmayacağı gibi anlamsız olacakmış gibi gözüküyor. Türkiye’nin en büyük öğretmen sendikası olan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) izin zorunluluğunun “akademik faaliyetlere ve özgürlüğe vurulan bir darbe olduğu” için yargıya başvuracağını belirtti. Ancak İçişleri’nin kararı son yıllarda iyiden iyiye idarenin bir uzantısı haline gelen yargı erki tarafından hukuka uygun bulunsa bile yasağın birkaç sebepten ötürü başarısız olması beklenebilir.

Öncelikle, YÖK’ün sözde “gizli” yazısı bir aydan kısa bir zaman içinde kamuoyu önüne çıktı. “Devlet sırrı” olması gereken bir mektubun bu şekilde sızdırılması da akademisyenlerin verilen emri ne kadar ciddiye aldığına işaret.

Yeni uygulamanın anlamsız olduğu şu açıdan da aşikar: bugüne kadar Türkiye’de toplumsal araştırmacılar kamuoyu yoklaması ya da anket yapmadan önce zaten valiliklerden izin almak zorundaydılar. Ancak ne zaman birden çok ilde birkaç bin denek gerektiren bir çalışma söz konusu olsa, birçok şirket ve araştırmacı bu kuralı gözardı etmeyi daha elverişli buluyordu. Dolayısıyla İçişleri’nin son kısıtlaması Türkler’in gerçekten başarılı olduğu “devletin ağır yasaklarını yaratıcı bir yolla "delme” alışkanlığını pekiştirecek gibi gözüküyor.

Türkiye’nin önde gelen özel üniversitelerinden birinde çalışan bir yardımcı doçent bu probleme iyi bir örnek. Al-Monitor’e isminin yayınlanmaması koşuluyla konuşan genç öğretim üyesi bu sene başında kampların dışında yaşayan Suriyeliler’le ilgili araştırma yapmaya karar vermiş. Genç akademisyen, mültecilerin sosyoekonomik konumu, yerel halkla ilişkileri, entegrasyona yönelik tutumları, ve ayrımcılıkla olan tecrübeleri gibi konuları merak ediyormuş. Çalışmanın nihai amacı da Suriyeli mülteciler için en etkili sosyal ve ekonomik programları hayata geçirmekmiş.

Söz konusu öğretim üyesi çalışması için büyük bir uluslararası sivil toplum örgütünün sponsorluğunu da alarak devlet yetkililerine Ocak ayında araştırma önerisini sunmuş, ancak iki ay sonra kendisine belgelerinin “kaybolduğu” bilgisi gelmiş. İlginç olan, bürokrasi evraklarını oradan oraya sürüp kaybededursun, akademisyenimiz bir ay içinde birkaç yüz Suriyeli katılımcıyla mülakatlarını tamamlamış ve sonuçları sponsoruna teslim etmiş.

Peki eğer yeni düzenleme bu kadar etkisizse devlet yetkilileri neden bu abuk zahmete katlanıyor? Yardımcı doçente göre “[yetkililer] işlerine gelmeyen sonuçlar gösteren çalışmalar” yapıldığı için [bu kısıtlamaları] getirdiler.” Birleşmiş Milletler’in mültecilerden sorumlu birimi UNHCR bile Suriyeli mültecilerle anket yapmak istediği zaman Türk hükümeti tarafında önüne engel konulabiliyormuş.

Bu yeni durum bir açıdan da Suriyeli mültecilerin ve Türkiyeli ev sahiplerinin değişen koşullarıyla alakalı. Suriye’de iç savaşın patlak verdiği 2011 yılından beri iktidardaki AKP haklı olarak Suriyeli sivillere karşı güttüğü “kucak açıcı” olarak nitelediği yaklaşımı övünç kaynağı yaptı. AKP hükümeti, savaşın ilk iki senesinde Esat rejiminin “ha gitti ha gidecek” diyerek devrilmesine oynadı ve bu amaçla gelen Suriyeli “misafirler” için son derece modern tesisler kurdu. “Misafir” kelimesinin kullanılması bile planlıydı – AKP hükümeti seçmenlerine ve uluslararası camiaya “yeni Türkiye’nin” Suriyeli mültecilere dışarıdan yardım almadan bakacak kadar kalkındığını ispat etmek istiyordu. New York Times gazetesi bile Türkiye’deki birçok kampın “mükemmel” olduğunu ifade etti.

Ancak Suriye’deki iç savaş uzadıkça Türkiye’deki mültecilerin sayısı da birkaç yüz binden iki milyona geldi ve geçti. Ve daha çok Suriyeli geldikçe kamplardaki koşullar görece kötüleşti ve göçmenlerin büyük kısmı yaşamlarını kampların dışında idame ettirmeye başladılar. Bu arada Suriye’de ve Irak’taki savaşların Türkiye’ye toplam maliyeti 16 milyar doları buldu – ki bu rakamın yarıya yakını Suriyeli göçmenlerin bakımına gitti. Yani aslında akademisyenlere getirilen kısıtlama Türkiye’nin mültecilerle ilgili araştırmaya ve bilgiye en çok ihtiyacı olduğu zamanda geliyor.

Tabi bu Suriyeli mültecilerle ilgili yapılan araştırmaların kuralsız-koşulsuz yapılması anlamına gelmiyor. Al-Monitor’e konuşan araştırmacılar Türkiye’de yaşayan Suriyeliler’e yönelik araştırmalarda ciddi etik ve ahlaki suçlar işlenebildiğine dikkat çekiyorlar. Bu olaylardan birinde anketörler bazı mültecilerin çalışmalara katılmalarını sağlamak için kendilerine 500 dolar aylık bağlanacağına dair söz verip kandırmışlar. Eylül 2014’te meydana gelen çok daha ciddi bir olayda ise Suriyeli bir göçmen Mardin’in Midyat ilçesindeki bir kampta tecavüze uğrayıp intihar etmiş. Her ne kadar şüphelinin araştırmacı ya da yardım kuruluşu görevlisi olup olmadığı belli olmasa da akademisyenler bu tür vakaların gözetim mekanizmalarına olan ihtiyacı ortaya koyduğunu söylüyor. Ancak akademisyenler yüksek öğretim kurumlarında zaten bulunan etik değerlendirme süreçlerinin genişletilmesinden ve devletin ancak yasaların çiğnendiği durumlarda müdahil olmasından yanalar.

Türkiye’de yaşayan Suriyeli mültecilere yönelik şiddetin arttığı ve sınırın öte yanındaki iç savaşın sonunun gelmediği bir ortamda mültecileri topluma entegre etmenin gereği giderek artıyor. Geçtiğimiz birkaç yıldır Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan genç çiftlere “en az 3 çocuk” yapmaları için baskı yapıyor, nüfus artışıyla beraber ekonominin de büyüyeceğini söylüyor. Dörtte birden fazlasını çocukların oluşturduğu Türkiye’de yaşayan iki milyon Suriyeli mülteci aslında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istediği demografik ve ekonomik büyüme için ciddi bir potansiyel sunuyor. Ancak bunun olması için Türk devletinin ülkede yaşayan Suriyeliler için gerekli dil, meslek, ve kültürel eğitimi sağlaması gerekiyor. Bunun için de en iyi yol Suriyeli mültecilere yönelik serbest, kampsamlı, ve güvenilir akademik çalışmalardan geçiyor.

Join hundreds of Middle East professionals with Al-Monitor PRO.

Business and policy professionals use PRO to monitor the regional economy and improve their reports, memos and presentations. Try it for free and cancel anytime.

Free

The Middle East's Best Newsletters

Join over 50,000 readers who access our journalists dedicated newsletters, covering the top political, security, business and tech issues across the region each week.
Delivered straight to your inbox.

Free

What's included:
Our Expertise

Free newsletters available:

  • The Takeaway & Week in Review
  • Middle East Minute (AM)
  • Daily Briefing (PM)
  • Business & Tech Briefing
  • Security Briefing
  • Gulf Briefing
  • Israel Briefing
  • Palestine Briefing
  • Turkey Briefing
  • Iraq Briefing
Expert

Premium Membership

Join the Middle East's most notable experts for premium memos, trend reports, live video Q&A, and intimate in-person events, each detailing exclusive insights on business and geopolitical trends shaping the region.

$25.00 / month
billed annually

Become Member Start with 1-week free trial

We also offer team plans. Please send an email to pro.support@al-monitor.com and we'll onboard your team.

What's included:
Our Expertise AI-driven

Memos - premium analytical writing: actionable insights on markets and geopolitics.

Live Video Q&A - Hear from our top journalists and regional experts.

Special Events - Intimate in-person events with business & political VIPs.

Trend Reports - Deep dive analysis on market updates.

All premium Industry Newsletters - Monitor the Middle East's most important industries. Prioritize your target industries for weekly review:

  • Capital Markets & Private Equity
  • Venture Capital & Startups
  • Green Energy
  • Supply Chain
  • Sustainable Development
  • Leading Edge Technology
  • Oil & Gas
  • Real Estate & Construction
  • Banking

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial