Ana içeriğe atla

Tehlikeli oyun

Hükümet seçim öncesi çatışmasızlık sürecini bozacak şekilde Ağrı’da PKK’lilerin bulunduğu bölgeye asker indirerek çatışma tezgâhlamakla itham ediliyor.
Selahattin Demirtas, co-chairman of the pro-Kurdish Peoples' Democracy Party (HDP), greets his supporters during an election rally for Turkey's June 7 parliamentary elections in Istanbul April 12, 2015.   REUTERS/Osman Orsal - RTR4X0EJ

Fiili ateşkesle silahlar susmuşken, barış sürecinin ruhuna henüz Fatiha okunmamışken ve tam da ülke seçime giderken Ağrı’da Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile PKK arasında çatışma çıktı. Sanki Türkiye birden bire terör ve kaosun kol gezdiği yıllara ışınlandı.

Ağrı’daki çatışma 7 Haziran seçimlerinde AKP'nin başkanlık sistemini garantiye almak için Halkların Demokratik Partisi’ni (HDP) yüzde 10 barajının altında tutmaya yarayacak her türlü provokasyona başvuracağına dair uyarıların ardından geldi. Ve kıyamet koptu: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan daha çatışmalar bitmeden HDP’yi silahların gölgesinde siyaset yapmakla suçladı. HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ise AKP’nin anketler sonuçlarından panikleyip çılgınlık yapmaya başladığını öne sürerek “Ağrı’da yaşanan önceden planlanmış bir provokasyon” dedi.

Peki, siyasette tansiyonu bu kadar yükselten olay nasıl gelişti?

Hükümetin versiyonuna göre olay şöyle gelişti: Ağrı’nın Diyadin ilçesine bağlı Yukarıtütek Köyü’nde PKK mensupları tarafından ‘Bahar Şenliği’ etkinliği organize edildi. Burada terör örgütünün propagandasının yapılacağı, vatandaşlara seçimde HDP’ye oy vermeleri konusunda baskı uygulanacağı yönünde istihbarat geldi. Bunun üzerine Ağrı Valiliği’nin talimatı ile Jandarma Komutanlığı 15 timden oluşan güvenlik gücünü bölgeye sevk etti. Askerin konuşlandığı bölgede teröristler tarafından uzun namlulu silahlarla askerlere ateş açıldı. 12 saat süren çatışmanın bilançosu ile ilgili Genelkurmay Başkanlığı 4 askerin yaralandığını, 5 PKK’linin öldüğünü ve 1 PKK’linin yakalandığı açıkladı.

Yerel kaynakların hikayesi farklı

Yerel kaynakların anlattığı ise resmi açıklamalardan farklı. Çatışmanın yaşandığı Tendürek Dağı’na giden ve tanıklarla görüşen İMC TV muhabiri Saadet Yıldız, edindiği bilgileri Al-Monitor ile şöyle paylaştı: “Belediye iki yıldır bölgede fidan dikme festivali organize ediyor. Festivale Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) de katılacaktı. Valilik de festivalin olacağını günler öncesinden biliyordu. Festivalin olacağı gün yani 11 Nisan’da sabah saat 3 sularında helikopterlerle gerilla grubunun bulunduğu alana 15 kişilik özel tim indirildi. Askerlerin kuşattığı gerillalarla çatışma başladı.

HDP Diyadin eski İlçe Eşbaşkanı Cezmi Budak ile Meyader Temsilcisi Cenap İlboğa festival hazırlıkları için erkenden bölgeye gittiklerinde helikopterlerden ateş açıldı. Budak ölürken İlboğa yaralandı. Budak ve İlboğa’yı korumaya çalışan bir PKK’li öldü. Bu arada halkın bölgeye gitmesi dağın eteğindeki Yukarıtütek Köyü’nde yolu kapatan askerler tarafından ‘Çatışma var’ denilerek engellendi. Bunun üzerine vatandaşlar canlı kalkan olmak için dolaylı yollardan 3.5 saat yürüyerek çatışma alanına vardı. Gittiklerinde önce Budak ve İlboğa’yı ardından biraz yukarıda 8-10 askeri yaralı olarak buldu. Yaralı askerler köyün girişine kadar siviller tarafından taşındı. PKK 5 değil sadece 1 kayıp verdi. Bir gerillanın yaralı olarak yakalandığı öne sürüldü ama bu kişi gerilla değil İlboğa. Dağdaki PKK’liler bize ‘Kendimizi savunmak için ateş ettik, öldürme kastıyla ateş etmedik. Askerlerin ölüme gönderildiğinin farkındaydık’ dedi. Askerlerin helikopterle indirildiği yerden sağ çıkma şansları yok.”

Çatışmalar devam ederken bazı tuhaflıklar da yaşandı. Kamuoyuyla Genelkurmay’dan daha fazla detay paylaşan kişi hiçbir sorumluluğu bulunmayan eski İçişleri Bakanı Efkan Ala’ydı. Ala, Erzurum’da seçim kampanyasını sürdürürken “4 jandarma yaralandı. Teröristler etkisiz hale getirildi” dedi. Bir müddet sonra Erdoğan, Sakarya’da bir açılış töreninde “25 terörist askerlerimizle şu an bir çatışmanın içinde” diyerek Ala’yı yalanlamış oldu.

Anayasaya göre partiler üstü olması gereken Erdoğan “Malum siyasi parti (HDP) bölücü terör örgütünün bu eylemleriyle oy toplamının gayreti içinde” ifadelerini kullandı.

HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ise AKP’nin anketler sonuçlarından panikleyip çılgınlık yapmaya başladığını öne sürerek “Erdoğan, canlı yayın yapar gibi ‘Ağrı’da çatışma var’ diyerek çatışmadan siyasi rant devşirecek kadar çılgınlaşmıştır. Orada çatışma değil, önceden hazırlanmış sahte bir kurgu operasyon vardı. Mümkün olduğunca fazla cenaze çıkarmaya çalıştılar. 15 askeri çatışma bölgesinde bırakıp terk ettiler. Bunlardan 8’i yaralıydı. O yaralı askerler yaşamını yitirsin, AKP oyunu artırsın istediler. HDP’li yönetici arkadaşlarımız yaralı askerleri çatışma bölgesinden çıkardı. Orada yaralı askerleri almaya giden arkadaşlarımıza helikopterden ateş açtılar. Bir asker, HDP’li bir arkadaşımız ve bir PKK gerillasını öldürdüler. Arkadaşlarımız yaralı askerleri çarşaflarla taşımak zorunda kaldı. Fotoğrafları var” dedi. “Genelkurmay AKP’ye çalışmaktan vazgeçse iyi olur artık. Bu ülkenin ordusudur, bir partinin ordusu değil” diyen Demirtaş, ayrıca muhalefet liderlerine “Gelin Ağrı’ya gidelim, olanları yerinde tespit edelim” diye çağrıda bulundu.

HDP’nin yayımladığı video ve fotoğraflarda da siviller yaralı askerlerin taşınmasına yardım ederken görülüyor.

Başbakan Ahmet Davutoğlu ise “Demirtaş yalan söylüyor ve gerçekleri saptırıyor. TSK devletin ordusudur, dolayısıyla siyasi irade ne diyorsa, o emre itaat eder” diye çıkıştı.

Ancak TSK’nin açıklaması Davutoğlu’nu oldukça nazik bir duruma soktu.

Genelkurmay’dan gelen ilk açıklamada iki unsur öne çıktı:

1- “Vatandaşlarımızın hangi partiyi destekledikleri TSK olarak icra ettiğimiz görevlerin mahiyetini etkilememektedir.”

2- “Vali tarafından, asayiş ve kolluk kuvveti olan Jandarma unsurları görevlendirilmiştir. Güvenlik nedeniyle alınan bu önleyici tedbirin TSK ile ilgisi bulunmamaktadır.”

Genelkurmay’ın diğer açıklamaları ise yaralılarla ilgiliydi: “Çatışmada yaralanan 4 personelimizin havadan tahliyesi esnasında bölgeye gelen vatandaşlarımızın yaralı personelimize yardımı takdire şayan bulunmuştur… Vatandaşlarımıza teşekkür eder, sağlık ve mutluluk dolu güzel ve huzurlu günler dileriz."

Birbirini nakzeden resmi açıklamalar kafa karıştırırken bölgeyi çok yakından bilen İMC TV Yayın Yönetmeni Eyüp Burç, Al Monitor’a şu değerlendirmeyi yaptı: “Gerillanın orada üstlendiği sır değil. Valilik de biliyor, askerler de biliyor. Ateşkes döneminde oraya kimse operasyon düzenlemedi. Gerilla da orada saldırı pozisyonunda değil. Önceki festivallerde askerler karışmadı. Şimdi operasyon yapılmasının doğrudan seçimlerle alakalı olduğunu düşünüyorum. Olaylar zincirine baktığımda Demirtaş’ın söylediği senaryoya katılıyorum. Askerler oraya kasıtlı olarak gönderildi. 15 cenaze gelecek, bu halkta infial yaratacak, akabinde HDP büroları saldırıya uğrayacak, ordu PKK kamplarına havadan operasyonlara girişecekti, savaş ortamına geri dönülecekti. Ama bölgenin insanı bunun farkında ve buna izin vermedi.”

Barış sürecinin selameti için şimdiye kadar TSK’nin operasyon yapmasına izin vermeyen hükümet neden seçime iki ay kala operasyon emri vererek çözüm sürecini riske atıyor?

Bu operasyon sürerken sıcak bilgi paylaşan Erdoğan işin neresinde?

Toplam 45 seçmenin bulunduğu bir köyün yakınında etkinliği katılanların HDP tabanı olduğu dikkate alındığında PKK’nin seçmene HDP’ye oy vermek için baskı yapmaya çalıştığı iddiasının izahı nedir?

Hiçbir yetki ve sorumluluğu olmadığı halde Ala, hükümet ve Genelkurmay’dan önce nasıl oluyor da detayları paylaşabiliyor? Ala’nın operasyonla ilgisi nedir?

Faturayı HDP’ye kesen ve olayı kampanya malzemesi olarak kullanan hükümet neden kamuoyunu tatmin edici açıklama yapmıyor?

Çatışmadan bir gün önce KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık “Artık savaşa yeter diyoruz. Ne biz ne de Türk Devleti savaş sayesinde amacına ulaşabildi” açıklamasını yapmışken ‘PKK’lilerin askerlere uzun namlulu silahla ateş açtığı’ izahatı tatmin edici olabilir mi?

Hükümet kanadından bir olayı aydınlatmaktan çok muhalefeti linç etmeye ayarlanmış açıklamalar geliyor. Ancak artık hükümet ve TSK’den gelen açıklamaların sorgulanamaz veriler olarak görüldüğü tek tipçi dönem geride kaldı. Medya ve siyaset hem çeşitlendi hem özgürleşti; artık Türkiye karanlığa itilse de eski gibi kör değil. İstanbul Adliyesi’nde iki DHKP-C militanının rehine aldığı savcının neden kurtarılamadığı sorusuna yanıt veremeyen hükümet bu kez Ağrı’da HDP’yi yüzde 10 barajın altında bırakıp parlamento çoğunluğunu ele geçirmek için ağır bir provokasyona giriştiği töhmeti altında.