Ana içeriğe atla

Üçüncü İntifada’nın gelişi

Tapınak Tepesi’nin Yahudilere yasaklanması, Kudüs’teki çatışmaları durdurmanın ve yeni bir “Mescid-i Aksa İntifadası” riskini önlemenin tek yolu olarak görünüyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Israeli border police officers walks in front of the Dome of the Rock on the compound known to Muslims as Noble Sanctuary and to Jews as Temple Mount in Jerusalem's Old City November 5, 2014. Israeli security forces hurling stun grenades clashed with Palestinian stone-throwers at al-Aqsa mosque - a confrontation that has played out frequently over the past several weeks. REUTERS/Ammar Awad (JERUSALEM - Tags: POLITICS CIVIL UNREST RELIGION) - RTR4CY31

Üçüncü İntifada... Bir yılı aşkındır bu konu konuşuluyor. Üçüncü İntifada’nın eli kulağında olduğu, patladığı zaman öncekilerden çok daha şiddetli ve yıkıcı olacağı söyleniyor.

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) üst komuta kademelerinin yaptığı düzenli durum değerlendirmelerinde zorlu ekonomik koşulların, diplomatik ufuk eksikliğinin, genel umutsuzluk ve “çıkış yok” hissiyatının böyle bir olayı tetikleyebileceği uyarısı yer almıştı. 2o13’te yayımlanan Şin Bet değerlendirmesinde ise Batı Şeria’da huzursuzluğun arttığına dair kaygı verici bilgiler yer aldı, örgütsel desteği olmayan yalnız teröristlerin tek başına saldırlar düzenleyebileceğine işaret edildi. Hatta bu değerlendirmelerden hareketle terör oluşumlarına dair emareler ortaya çıkar çıkmaz bunların takip edilip önlenmesi için İsrail ve Filistin Yönetimi arasında daha yakın bir iş birliğine gidildi.

Ancak görünen o ki İsrail güvenlik teşkilatı bunca zamandır beklediği, hakkında uyarılarda bulunup hazırlık yaptığı Üçüncü İntifada’nın Kudüs’te patlak vereceğini ve bu şiddette olacağını düşünmemişti.

22 Ekim ve 5 Kasım’da yayaların üzerine araç sürmek suretiyle düzenlenen terör saldırılarında üç İsrailli hayatını kaybetti, birçoğu da yaralandı. Tapınak Tepesi İnananları isimli grubun önde gelen üyelerinden sağcı aktivist Yehuda Glick’e 30 Ekim’de düzenlenen suikast girişimini de eklersek tereddütte yer kalmıyor: Hâlihazırda İkinci İntifada’ya benzeyen yeni bir “Mescid-i Aksa İntifadası” yaşanıyor. Olayların savaş sahnesi de çıkış sebebi de Kudüs. Daha net söyleyecek olursak Tapınak Tepesi (Harem-i Şerif), Kudüs’teki intifadanın tetikleyicisidir. Kudüs’teki iki araç saldırısını düzenleyen teröristlerin yakınlarının sözleri de bizi bu sonuca götürüyor.

Aracıyla bir tren istasyonuna dalıp Karen Yemima Muskara ile bebeklik çağındaki Chaya Zisel Braun’u öldüren Silvan Mahallesi’nden Abdülrahman Şaludi’nin akraba ve komşuları, 23 Ekim’de mahalleye giden habercilere Yahudiler Tapınak Tepesi’ne gittikçe kalabalıkların hiçbir şekilde yatışmayacağını söyledi.

Sınır polisi Jidan Assad’ın hayatını kaybettiği bu haftaki saldırıyı gerçekleştiren İbrahim El Akari isimli teröristin 16 yaşındaki oğlu da benzer sözler sarf etti: “Saldırıyı eve gidince öğrendim ve çok mutlu oldum. Mescid-i Aksa’da olanları hiç kimse kabul etmemeli.”

Akari’nin eşi de kocasını o kanlı sürüşe sevk eden sebebi şöyle anlattı: “Sabah saatlerinden itibaren Mescid-i Aksa’da olanları yakından takip etti. Kan döküldüğünü, insanların yaralandığını, mekâna saygısızlık edildiğini, olup biten her şeyi izledi. Hızla evden çıktı ve şehitler ile kahramanlar arasındaki yerini almak için olay yerine gitti.”

Eylül 2000’de dönemin muhalefet lideri ve Knesset üyesi Ariel Sharon, bir grup Likud milletvekili eşliğinde Tapınak Tepesi’ne gitmişti. Bu ziyaret, başarısızlıkla sonuçlanan Camp David görüşmelerinin ardından zor ve gergin bir dönemde gerçekleşti. Sharon’un hareketi, provokasyon ve tahrik olarak algılandı ve gerçekten de olayların fitilini ateşledi. O günlerde de Yahudilerin Tapınak Tepesi’ne gitme ve orada ibadet etme hakkından bahsediliyordu. Ancak hikâyenin sonu herkesçe malum: Sharon’un 29 Eylül 2000’de gerçekleşen o hassas ziyaretinden bir gün sonra cuma namazı sırasında Tapınak Tepesi’nde isyan çıktı. Polis ve sınır polisi görevlileri, yedi Filistinliyi öldürürken yangın hızla Batı Şeria’ya yayıldı. İkinci İntifada böylece başlamış oldu.

Şin Bet verilerine göre mart 2005’e kadar süren yaklaşık dört buçuk yıllık süreçte yaşanan yüzlerce saldırıda bin elli civarında İsrailli öldürüldü, yaklaşık 6 bin İsrailli de yaralandı. Filistin İstatistik Bürosu’na göre ise aynı dönemde 3 bin sekiz yüz civarında Filistinli öldürüldü ve 30 bin Filistinli yaralandı.

İkinci İntifada belki ilk günlerde durdurulabilirdi. Ancak siyasi iktidarın talimatlarını uygulayan IDF, Filistin halkıyla çatışmanın doğuracağı yıkıcı sonuçları görmesine karşın bölgeyi sakinleştirmek yerine olaylara sert şekilde karşılık verdi. Meslektaşım Ben Caspit’in 2002’de İsrail’in Maariv gazetesinde yayımlanan araştırmasına göre IDF, intifadanın ilk günlerinde yaklaşık bir milyon mermi kullandı.

O günden bu yana 14 sene geçti. İsrail, bugün izleyeceği yolu İkinci İntifada’nın verdiği dersler ışığında belirlemeli. İsrail, Filistinlilerle ne zaman ve nasıl biteceği meçhul olan bir silahlı çatışmaya girmek istiyor mu?

Tapınak Tepesi İnananları ve sağcı İsrailli aktivistler, Müslümanlar gibi Yahudilerin de Tapınak Tepesi’ne gitme hakkı olduğunu savunuyor. Bu iddianın doğru olduğunu, Yahudilerin de Müslümanlar gibi alana girmeye ve orada ibadet etmeye tarihsel olarak hakkı olduğunu kabul etsek dahi seçenekler yine aynı: Ya din temelli bir intifada yaşanacak ya sağcı aktivistler çatışmanın merkezi olan Tapınak Tepesi’nden uzaklaştırılacak.

Yahudi grupların Tapınak Tepesi’ne girmesi ve orada ibadet etmesi için geçmişte belki Filistinlilerle bir anlayış birliğine varılabilirdi. Ama bu yapılamadı. İsrail ve Filistinliler arasındaki barış görüşmelerinde de bir çözüme ulaşılamadı. Kaldı ki bu görüşmeler de bu arada çökmüş oldu.

Geçmişte diyalog ve anlayış birliğiyle bulunamayan çözümün bugün Kudüs yangın yeriyken, “İkinci Mescid-i Aksa İntifadası’nın” Batı Şeria’ya sıçrama riski varken bulunamayacağı ortada. Gelinen noktada güvenlik alanında hiçbir eşgüdüm de olayların önüne geçemez. Görünen o ki bu gidişatı bir milyon mermi kullanmadan ve başkentin otobüs duraklarını siperlere çevirmeden durdurmak için tek bir seçeneğimiz var: Tapınak Tepesi’ni Yahudilere kapatmak.

İç Güvenlik Bakanı Yitzhak Aharonovitch ve Kudüs polisinin tavsiyesi üzerine yayaları korumak için otobüs duraklarıyla tren istasyonlarının çevresine beton tırabzanlar koyma kararı alındı. Bu tedbirler, yolculara o noktalarda koruma sağlayabilir ama görünen o ki din savaşı yürüttüğüne inanan Doğu Kudüs halkı içindeki saldırganları durduramaz.

More from Shlomi Eldar

Recommended Articles