Ana içeriğe atla

Filistinli kadınların Mescid-i Aksa direnişi

Filistinli kadınlar, Mescid-i Aksa’yı mütecaviz İsrailli radikallere karşı koruma görevini üstleniyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Israeli policemen prevent Palestinian women from entering the compound which houses al-Aqsa mosque and is known to Muslims as Noble Sanctuary and to Jews as Temple Mount, in Jerusalem's Old City April 16, 2014. Israeli riot police entered one of Jerusalem's most revered and politically sensitive religious compounds on Wednesday to disperse rock-throwing Palestinians opposed to any Jewish attempts to pray there. REUTERS/Ammar Awad (JERUSALEM - Tags: POLITICS CIVIL UNREST RELIGION) - RTR3LHFX

Doğu Kudüs’te son aylarda her gün yaşanan gösteriler, Şuafat Mahallesi’nden Muhammed Ebu Haydar isimli Filistinli gencin 2 Temmuz’da diri diri yakılmasıyla tetiklenmişti. Ancak Filistinliler için asıl duygusal tetikleyici hep Mescid-i Aksa oldu. Radikal İsrailli Yahudilerin Müslümanların bu kutsal mekânına girme ve bölgeyi sahiplenme teşebbüsleri günlük olarak devam ederken öfke dalgaları da kabarıyor.

İsrailli askerler ve istihbaratçılar, fanatiklerin camii alanına tecavüz girişimlerine müsamaha ederken Filistinlilerin gösterilerini bastırmaya çalışıyor. Ancak karşılarında sarsılmaz ve gittikçe güçlenen bir direniş var. Direnişçiler, çoğunlukla yaşlı kadınlardan, yetişkin çocukları olan annelerden, torun sahibi ninelerden oluşuyor. Bu kadınlar, camii alanını ibadete gelen Yahudilere karşı sırf fiziksel varlıklarıyla korumayı görev edinmiş durumda. Sarsılmaz, sebatlı anlamına gelen “murabitat” adıyla anılan bu kadınlar, çeşitli dersler için camii avlusunda toplanıyor ve orada ibadet etmeye teşebbüs eden fanatik Yahudileri gözlüyor.

Mevcut düzenlemeye göre Yahudiler, yabancı turistler gibi iç avluya girebiliyor. Bu ziyaretler, namaz saatleri dışında ve uygun kıyafet giyilmesi kaydıyla yapılabiliyor. Yahudi köktendincilerin camii alanında ibadet etmesi yasak.

Kadınlar, üç farklı düzeydeki gruplarda örgütlenmiş durumda: okuma yazma öğrenenler, temel lise dersleri alanlar ve üniversite düzeyinde konular çalışanlar. Bunun yanı sıra güzel Kuran okuma anlamına gelen tecvit de öğreniyorlar. Kadınlar, plastik masa sandalye getirip UNESCO denetimlerine de konu olan Mağrip Kapısı’nın yakınında oturuyor. Bir tek bu kapı, İsrail polisi tarafından tek başına kontrol ediliyor. Diğer kapılarda silahlı İsrail polisinin yanı sıra Ürdün Evkaf ve Diyanet Bakanlığı’na bağlı silahsız İslami vakıf muhafızları görev yapıyor.

Aşırılıkçı Yahudiler alana girdiği zaman kadınlar Kuran’dan ayetler okumaya başlıyor. Yahudi gruplar dua etmeye kalkışırsa kadınlar Allah-u Ekber diye bağırıyor.

Filistinli yönetmen Savsan Kaud, kadınların hikâyesini bir belgesele aktardı ve bu çalışma El Cezire Belgesel kanalında gösterildi. Filistinlilere camii alanını dindar Yahudilerle paylaşma dayatmalarına karşı kadınlar o denli etkili oldu ki İsrail, kadınları bazen tutukluyor ve camii alanına girişlerini engellemek için olağanüstü hâl yasalarının kimi hükümlerini kullanıyor.

“Murabitat” ninelerinden Ziynet Cellad, her gün maruz kaldıkları aşağılama ve baskıları Al-Monitor’a anlatırken “On ay boyunca namaz kılmak için camiye giremedim. Oysa bana ne resmi bir kâğıt verdiler ne de yargıç önüne çıkardılar.” şeklinde konuşuyor.

“El Aksa’nın Kadınları” adını taşıyan belgesel, İsrail polisinin kadınların kimliklerini alıp el bilgisayarına kaydettiği ve camiye girişlerini engellediği sayısız olayı gösteriyor. Bir cuma günü yaşanan olayda kadın gruplarında lider ve öğretmen olan Münteha Ebu Sinene, diğer kadınlar içeri alınırken dışarıda bırakılıyor ve gözyaşına boğuluyor.

İsrail parlamentosu Knesset’in Filistinli üyesi Hanin Zubi, kadınların kötü muamele görmesini, camilerinde ibadet etme hakkından mahrum edilmesini protesto etti. Zubi, İsrail İçişleri Bakanlığı’na yazdığı mektupta kötü muamelenin “tehlikeli bir emsal” oluşturduğunu ve sona ermesi gerektiğini belirtti.

Keyfi yasakların 10 ay boyunca devam ettiğini anlatan Cellad, bunların sona ermesini ise camii bölgesinden sorumlu İsrail polis şefinin değiştirilmesine bağlıyor. Ne var ki daha sonra yeni kısıtlama yöntemleri devreye girmiş.

Cellad, “Yahudi bayramlarında veya Yahudi grupların geleceği haberi alındığında bazen tüm kadınların girişi yasaklanıyor ve camii girişinde kimliklerimize el konuluyor.” diye anlatıyor. Kimlikler sonra iade edilse de kadınlar onları almak için bazen karakola gitmek zorunda kalıyor. Cellad, kimliklere el konulmasının birçok kadını ürküttüğünü ama direnişin yine de yılmadan devam ettiğini söylüyor.

Al-Monitor’un telefonla ulaştığı Cellad, son bir hafta içinde kadınların bazı gençlerle birlikte radikal Yahudilerin kutsal camii alanına girip dua etmesini iki defa engellediğini anlatıyor. Ancak bu çabaların bedeli de olmuş. İsrailli askerler geçtiğimiz hafta birçok kadını tutuklamış. Örneğin Semiha Şahin ismindeki kadın 26 Ekim’de tutuklanmış.

Dindar kadınlar camiyi savunmada başı çekerken başka Filistinli kadınlar da farklı alanlarda faaliyet yürütüyor. Kudüs’ün Eski Kent bölgesinde oturan 24 yaşındaki Sabrin Taha, Mescid-i Aksa’nın korunması gereken önemli bir simge olduğunu ancak Doğu Kudüs’teki sorunların camii alanıyla sınırlı olmadığını vurguluyor. Al-Monitor’a konuşan Taha “İlgilenen insanlara Kudüs’te alternatif turlar düzenliyorum ve onlara şehirdeki sorunların ne kadar derin olduğunu göstermeye çalışıyorum.” diyor. Genç kadın, yakındaki Silvad Mahallesi’nde gençlerin İsrail’in baskıcı uygulamalarını protesto etmek için geceleri havai fişek attığını, Yahudi yerleşimcilerin ise son günlerde Doğu Kudüs’teki Silvan Mahallesi’nde mülk edinmeye yöneldiğini anlatıyor.

Filistinlilerin öfkesini ve protestolarını bastırmaya çalışan İsrail, 26 Ekim’de Kudüs’te ilave bin polisin göreve başladığını duyurdu.

Cellad ise kadınların kötü muameleye maruz kalsalar da kimliklerine el konulup girişleri engellense de camiye gitmekten çekinmediğini vurguluyor: “Mescid-i Aksa benim için evimden daha önemli. Biz artık haklarımızı biliyoruz, haklarımız için direneceğiz. Camimizde öğrenmek, öğretmek ve dua etmek istiyoruz. Kimseye zarar vermiyoruz ve yanlış bir şey yapmıyoruz.”