Ana içeriğe atla

Tahran’ın zengin çocukları

Genç İranlı seçkinlerin yaşamını yansıtan bir Instagram hesabı, yeni zenginlerin devasa servetini gözler önüne seriyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
10691800_855093587849041_429555244_n.jpg

Instagram sitesinde dolaşırken o fotoğraflar ilk bakışta dikkatinizi çekmiyor: selfieler, ev partileri, lüks Avrupa arabaları, şık giyimli çekici erkekler ve kızlar… Daha yakından bakınca bir başörtüsü veya araba plakası gözünüze takılıyor. O an bu fotoğrafların Orta Doğu’da bir Körfez ülkesinin zenginlerine ait olduğunu düşünebilirsiniz. Birleşik Arap Emirlikleri mi acaba? Bölgeyi doğru bildiniz ama ülkeye yaklaşamadınız bile. Bu ülke Basra Körfezi’nin doğu kıyısı boyunca uzanıyor: İran İslam Cumhuriyeti.

Söz konusu Instagram hesabı, Tahran nüfusunun yüzde birini oluşturan seçkin sınıfın çocuklarının hayatını anlatıyor. Bu gençlerin yaşadığı ülke, medyada yakın zamana kadar mollaların yönettiği, radikal Müslümanlarla dolu, kadınların kara çarşaf giydiği ve halkın yılın 365 günü “Amerika’ya ölüm!” diye bağırdığı bir ülke olarak anlatılıyordu. Klişelerin listesi uzayıp gidiyordu. Ta ki İran’daki seçkin sınıftan seks, uyuşturucu ve alkol hikâyeleri çıkmaya başlayana dek. Öyle ki kimileri bu ülkeye artık İran Erotik Cumhuriyeti diyor.

“Tahran’ın zengin çocukları” anlamına gelen @richkidsoftehran isimli sayfada yer alan ve ev partilerinde çekilmiş olan kimi karelerde ülkeyi çıkarmak zor. Ancak çoğu fotoğrafın İran’da çekildiğini her İranlı kolayca anlar. Fotoğraflarda Grey Goose, Jack Daniel’s, Johnny Walker, Blue Label ve Chivas Regal gibi içkilerin yanında İran marka meyve suları görünüyor. Ülkeye aşina olanlar, Tahran’ın siluetini, kalburüstü Feriştah ve Elahiye semtlerindeki gökdelenleri, İran’da ev mimarisinde bolca kullanılan Roma sütunlarını ve Tahran’ın üst tabakasında sıradan hâle gelen lüks arabaların plakalarını hemen tanıyacaktır.

Eğer bu da inandırıcı gelmediyse Economist dergisi, Porsche firmasının “2011’de Orta Doğu’daki kentler arasında en çok arabayı Tahran’da sattığını” yazıyor. Tahran’ın lüks geleneksel restoranı Divan’da çekilen fotoğraflar bile siteye yüklenmiş. Bu restoran, Tahran’ın Beverly Hills’i olan Feriştah’taki Feyazi Sokağı’nda bulunuyor. Kentin kuzeyindeki pek çok sokak gibi Feyazi de “dor dor” mekânı olarak biliniyor, yani gençlerin karşı cinsi etkilemek için “piyasa yaptığı” bir yer. Bunlar da pek etkileyici gelmedi mi? O zaman genç bir erkeğin selfie çubuğu kullanarak kendisini ve arkadaşlarını Alman arabalarında seyir hâlindeyken çektiği fotoğraf var ki bu kare benim de favorim. Fotoğrafın netliği bile tek başına yeter.

Bir Instagram paylaşımında “Farsingilizce” -- yani yarı Farsça yarı İngilizce -- şöyle yazıyor: “Bu sayfayı İran’ın hep kötü olmadığını göstermek için açtık. İran gerçekten güzeldir. Ama bazı pislikler ve adiler var. Kötü şeyler yazıyorlar ve pek çok kişi sayfamızı taklit ediyor. Ama önemi yok. Onlar da babayı alır.”

Hesap orijinal olsa da fikir yeni değil. Sayfayı açanın, Rich Kids of Instagram #RKOI (Instagram’ın zengin çocukları) hesabından esinlendiği belli. 2012’de büyük ilgi toplayan bu hesap, “Rich Kids of Instagram: A Novel" (Instagram’ın zengin çocukları: Bir Roman) isimli kitaba ve ABD’nin E! kanalında “#RichKids of Beverly Hills” ve “#RichKids of New York” isimli iki reality şova esin kaynağı oldu.

20’lik İranlılar da tıpkı Batı’daki seçkinci akranları gibi Maserati ve Ferrari’ler, Rolex saatler, Avrupa tasarımı giysiler ve dimdik estetikli burunlarda vücut bulan büyük servetlerinden mahcubiyet duymuyor. Ancak Batılı zenginlerin aksine onların serveti çok muhtemel ki İran’la sınırlıdır. Zira ambargolar nedeniyle İran’dan yurt dışına para transferi yapılamıyor, ultra zenginlere burada özel kredi kartları verilmiyor, hatta kredi kartı hiç yok. İran ekonomisi, yakın zamana kadar sadece nakitle çalışırdı. Bankamatik kartları yeni yeni her kesime yayılmaya başladı. Amerikan Bravo kanalındaki “Shahs of Sunset” (Günbatımı Şahları) isimli reality şova katılan İranlı-Amerikalı kadro da böylece para için dişe diş bir mücadeleye girişti.

Bu fotoğraflar, İran ekonomisi Batı’nın katı yaptırımlarıyla sarsılırken Tahran’ın yeni zengin yüzde birlik kesiminde süren şaşalı hayatı anlatıyor. Ekonomik darboğaz ve hiper enflasyona rağmen, zenginliğin karaborsa ve yolsuzluk sayesinde arttığı görülüyor. Avrupa Birliği’nin bir ekonomi danışmanı bu İranlıları Rus oligarklara benzetiyor: “O büyük zenginler de Sovyet döneminin sonunda her türlü yöntemi kullanarak, yolsuzluk yaparak akıl almaz paralar edinmişti.” Nitekim İran’da servet sahibi olanların çoğu, banka sektöründe çalışanlardan, teknokratlardan ve hatta din adamlarından çıkıyor, yani hepsinin rejimle doğrudan ya da dolaylı bağları var.

Kimileri ise yaptırımlara rağmen petrol ticaretinden zengin oluyor. Guardian gazetesi bunu şöyle açıklıyor: “Petrol normal yoldan satılamıyorsa arka kapıdan azar azar akıtılıyor. Buradan elde edilen gelir, devletin yükümlülüklerini karşılayamaz ama suyun başını tutanların köşklerinde oturmaya devam etmesine yeter. Ambargolar ve bunların getirdiği yaygın yasa dışı ticaret, yanlış ekonomi yönetimi, hiper enflasyon ve sürekli artan para arzı sayesinde nüfuzlu seçkinler, bir milletin servetini talan edebiliyor.”

Bu İranlı zenginlerin yaşam tarzı, şöyle ya da böyle Devrim Muhafızları tarafından finanse ediliyor. Zira kaçakçılığın, ülkeye giren ve ülkeden çıkan malların kontrolü Devrim Muhafızları’nın elinde. Carnegie Endowment düşünce kuruluşundan Kerim Sadjadpour bu kesimi şöyle tanımlıyor: “Sertlik yanlısı din adamlarıyla yeni zengin Devrim Muhafızları’ndan oluşan ve günümüzde İran’ı yöneten küçük bir kartel.”

Aynı ölçüde çarpıcı olanı ise Instagram gibi sosyal medya uygulamalarının İran’da sansüre tabi olmasıdır. İran Telekomünikasyon Bakanlığı, Instagram’a erişimin engellenmesini öngören bir mahkeme kararından söz etmiş olsa da 2012’den bu yana popülerliği sürekli artan bu fotoğraf paylaşım sitesine yönelik böyle bir işlem henüz uygulanmış değil.

Elbette İran’da her konuda olduğu gibi istediğinizi almanın bir yolu her zaman vardır. Bu Instagram hesabından da anlaşıldığı üzere hangi kuralların uygulandığı genç İranlı seçkinlerin pek umurunda değil. Kurallar ne olursa olsun, onlar o kuralları çiğner, şımarık hayatlarına ve partilerine devam eder.