Ana içeriğe atla

Doğu Kudüs’teki olayları ihmal ve tahrikler besliyor

Doğu Kudüs’te artan şiddetle baş etmek, güvenlik önlemlerinden fazlasını gerektiriyor. Ayrımcılık ve ihmalden mustarip olan bölgede halk, yeterli altyapı, eğitim ve hizmetten yoksun. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
A Palestinian walks in the neighbourhood of Silwan in Arab East Jerusalem March 4, 2009. U.S. Secretary of State Hillary Clinton criticised Israel on Wednesday over plans to demolish Palestinian homes in Arab East Jerusalem and said Washington would engage Israeli leaders on Jewish settlements. REUTERS/Ronen Zvulun (JERUSALEM) - RTXCCF2

Kudüs’te 22 Ekim’de sekiz İsraillinin yaralanmasına ve üç aylık Chaya Zissel Braun’un ölümüne yol açan vurkaç terör saldırısının ardından İç Güvenlik Bakanı Yitzhak Aharonovich şöyle konuştu: “Benim gördüğüm kadarıyla bir intifadadan ziyade durdurulması gereken birtakım sıkıntılı olaylar söz konusu. (…) Şehirde huzur yeniden sağlanmalı.”

Şuafat Mahallesi’nden 16 yaşındaki Muhammed Ebu Haydar’ın 2 Temmuz’da bir grup Yahudi genç tarafından öldürülmesinden bu yana Kudüs’te olaylar dinmiyor. Doğu Kudüs’teki Arap mahallelerinde gençlerle İsrail polisi arasında her gün yaşanan çatışmaların yanı sıra, polisin “yalnız” teröristler diye tanımladığı failler iki ölümlü saldırı gerçekleştirdi.

4 Ağustos’ta Gazze’de Koruyucu Hat Harekâtı sürerken Cebel Mukabir Mahallesi’nde oturan bir kişi, büyük bir iş makinesiyle girdiği Kudüs’ün Moşe Zaks Sokağı’nda bir yayayı ezerek öldürürdü, beş kişiyi de yaraladı. Bu hafta buna benzer bir saldırı daha meydana geldi. Saldırı, Silvan Mahallesi’nden Hamas hareketiyle irtibatlandırılan genç bir adam tarafından bir tren istasyonunda gerçekleştirildi.

Ağustostaki olay, münferit bir teröristin Ebu Haydar cinayeti ve Koruyucu Hat Harekâtı’na misillemesi olarak görülmüştü. Ancak şimdi bu olup bitenler, uzun zaman alttan alta fokurdadıktan sonra nihayet patlayan bir şehir intifadasına işaret ediyor.

Üç aylık bebeğin ölümüne yol açan teröristin Silvan Mahallesi’nden olması bir tesadüf değil. Son aylarda yaşanan olaylar bir şehir ayaklanması olarak tanımlanacak olursa Silvan da şiddetin başlıca odak noktasıdır.

Kudüs’te Arap-Yahudi eşitliğini ve siyasi-diplomatik çözümü savunan Ir Amim Derneği’nin İcra Direktörü Yehudit Oppenheimer, Al-Monitor’a şu değerlendirmede bulundu: “Silvanlı terörist, pekâlâ mahallede yaşananlardan bağımsız olarak eyleme geçmiş olabilir. Ancak unutmayınız ki son birkaç aylık süreçte sağcı Yahudi dernekleri mahalleye giderek ortamı tahrik ediyor, Arap mahalle sakinleriyle olaylar çıkarıyor ve büyük gerilimlere neden oluyor. Lehava, El’ad and Ateret Cohanim gibi kuruluşlar, mahallenin hassas hatta stratejik noktalarında evler satın alıyor. Bu alımlar yasal olsa da dernek mensupları büyük tantanalarla, gösteriş yapa yapa bu evlere taşınıyor. ‘Burayı Yahudileştirmeye geliyoruz.’ havasında Arap mahalle sakinlerini tahrik ediyor. Tanınmış sağcı aktivistler de mahalleye gider oldu. Bu kişilerin Filistin bölgelerinde karıştıkları misilleme eylemleri nedeniyle Şin Bet oralara gitmelerini yasaklayınca onlar da faaliyetlerini Kudüs’e kaydırdı. Şimdi durum patlama noktasına geldi.”

Merkezi İstatistik Bürosu’nun 2012 verilerine göre Kudüs’te yaklaşık 300 bin Arap yaşıyor ki bu da toplam şehir nüfusunun yüzde 37’sine tekabül ediyor. Yazar Sami Michael’ın başında bulunduğu İsrail Yurttaşlık Hakları Derneği’nce derlenen kapsamlı rapora göre Arap mahallelerindeki halkın yüzde 79’u yoksulluk sınırının altında yaşıyor. “Doğu Kudüs Halkının Hakları” başlıklı rapor, yüksek bir beton duvarla şehirden ayrılan kuzey mahallelerinde durumun daha da kötü olduğunu belirtiyor.

Raporda şu ifadeler yer alıyor: “Duvar dikildikten sonra bölge tümüyle ihmal edildi. Polis bu mahallelerde hiçbir şekilde yok. Bir tamirciyi bile bir iş için oraya gitmeye ikna etmek zor. Okul gibi kamusal yapıların eksikliği had safhada. Çöp toplama, temizlik, yolların tadilatı veya yeniden asfaltlanması gibi temel hizmetler ya asgari düzeyde ya da hiç yok. Çocuk bahçeleri, parklar ve hatta otopark gibi alanlar ise tümüyle hayal.”

Oppenheimer, Ebu Haydar cinayetinin Araplar arasında öfkeye yol açtığına ama insanların hemen mahallelerinin durumunu, ihmali, hizmet ve altyapı eksikliğini protesto etmeye yöneldiğine dikkat çekiyor: “Bu durum, orada yaşayanların geçim sıkıntısını ve şehrin Arap mahallelerinde hüküm süren yoksulluğu yansıtıyor. Arap mahallelerinde çalışan sosyal hizmet uzmanlarının iş yükü, Yahudi mahallelerindekinden farklı. Bariz bir ayrımcılık var. Okullar yetersiz. Belediye sistemi yoksulluk ve diğer sorunlara çözüm üretemiyor. Hafif raylı sistem, üç yıl boyunca Yahudilere ve Araplara hizmet etti. Şimdi durum tamamen değişti. İsrail egemenliğinin simgesi olarak görülen trenler, her gün yaşanan saldırıların ana hedefi hâline geldi.”

Ancak Doğu Kudüs’ün Arap mahallelerinde huzursuzluk ve tahriklerin başlıca sebebi, had safhada olan konut yetersizliğidir. Belediye ve İsrail Toprak İdaresi gibi kurumlar, son yıllarda Arap mahallelerinde çok az sayıda yeni inşaata veya mevcut binaların genişletilmesine izin verirken civardaki Yahudi mahalleleri serpildikçe serpiliyor.

İnşaat izni alamayan insanlar da kaçak inşaata yöneldi. Bunun üzerine ilgili makamlar da yıkım kararları çıkarmaya başladı. Doğu Kudüs’te bir evin, bir odanın veya bir avlunun yıkımı rutin bir olay hâline gelirken yıkıma nezaret etmeye giden polisle vatandaşlar arasında sık sık çatışmalar yaşandı.

Öte yandan Doğu Kudüs sakinleri, şehirdeki ikametgâhlarını sürdürebilmek için kanun gereği Kudüs’ün ana ikamet yerleri olduğunu da kanıtlamak zorunda. Bu zorunluluk inşaat izni vermeme politikasıyla birleşince “sessiz sürgün” denen durum ortaya çıktı.

Dolayısıyla şehirde “huzuru sağlamak” sadece iç güvenlik bakanına düşen bir görev değil. Sistemin tüm alanlarını kapsayan, esaslı önlemler gerekiyor. Bu önlemler kamu düzenini sağlamaktan ziyade şehrin doğu mahallelerinde yoksulluğu, ihmali ve huzursuzluğu çözmeye dönük olmalı. Doğu Kudüs halkının “huzurunu sağlamak” için bu mahallelere polis ve sınır devriye birlikleri göndermek, ateşe körükle gitmekten başka bir şey olmayacaktır.

More from Shlomi Eldar

Recommended Articles