Ana içeriğe atla

Türkiye Suriye’de tampon bölge oluşturabilir mi?

Sınırın Suriye tarafında bir tampon bölge oluşturulması yeniden gündemde ancak uygulanabilirliğine dair ciddi tartışmalar söz konusu. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
A Turkish soldier stands guard as Syrian Kurds cross the border fence into Turkey near the southeastern town of Suruc in Sanliurfa province, September 19, 2014. Several thousand Syrian Kurds began crossing into Turkey on Friday fleeing Islamic State fighters who advanced into their villages, prompting warnings of massacres from Kurdish leaders. Islamic State (IS) fighters have seized villages in northern Syria over the past two days and are besieging the mainly Kurdish town of Ayn al-Arab, known as Kobani i

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Batı basınında çıkan haberlere öfkeli. Zira bunların, Türkiye’nin itibarını hedef alan danışıklı bir medya kampanyası olduğuna ve Türkiye’yi ABD’nin öncülüğünde İslam Devleti’ne (İD) karşı yapılan girişimlerin en zayıf halkası olarak lanse etmeye çalıştığına inanıyor.

Öte yandan, Türkiye’nin İD’e karşı savaşmaya isteksiz olduğuna ve doğrudan olmasa da kendi topraklarındaki lojistik ve mali faaliyetlerine göz yumarak örgüte dolaylı destek verdiğine ilişkin algılar Ankara’yı endişelendiriyor. Ayrıca, İD Türkiye için ciddi sorunlar üretmeyi sürdürüyor. Her şeyden önce, örgütün Suriye’nin kuzeyindeki ilerleyişi Türkiye sınırına büyük sığınmacı dalgaları gönderiyor.

Bütün bu gelişmeler Ankara’yı bu sorunu değerlendirirken yeni seçenekler üzerinde durmaya sevk ediyor. Erdoğan da İD’e dair son gelişmeleri ve muhtemel çözüm seçeneklerini görüşmek üzere bu hafta başında Ankara’da yüksek düzeyli bir güvenlik zirvesi düzenledi. Zirve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kurul’u için 22 Eylül’de yapacağı New York ziyaretinden hemen önce gerçekleşti. Başbakan Ahmet Davutoğlu, ilgili bakanlar, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı ve Genelkurmay Başkanı’nın katılımıyla yapılan güvenlik zirvesinde sınırın Suriye tarafında bir tampon bölge oluşturulması ele alındı.

Basına yansıyan haberlere göre böylesi bir güvenli bölge hem İD savaşçılarının Türkiye sınırını kullanmasını engeller hem de sığınmacılar için güvenli bir alan açar.

Tampon bölge oluşturma fikri aslında yeni bir konu değil, Suriye’deki iç savaşın ilk zamanlarında da aynı konu gündeme gelmişti. Ancak askeri ve mali zorluklar nedeniyle hayata geçirilememişti. Ayrıca uluslararası toplum da tampon bölgenin finansmanı, korunması ve sürdürülmesi konusunda çok destek sunmamıştı. Bu zorlukların aşılıp aşılmadığı ise henüz net değil.

Erdoğan bu hafta başında silahlı kuvvetlerin çeşitli tampon bölge modelleri üzerinde çalıştığını açıkladı. Cumhurbaşkanı Katar’a resmi ziyareti öncesinde şöyle konuştu: “TSK üzerinde çalışıyor. Teknik boyutu onlarda. Buna gerek var mı yok mu varsa nerelerde, derinlik belirleyip önümüze getirecekler ve biz de kararımızı vereceğiz.”

Hükümet kaynaklarına dayandırılan haberler ise tampon bölge hayata geçirilmeden önce halledilmesi gereken önemli sorunlar olduğunu gösteriyor. Öncelikle, tampon bölgeyi tek taraflı ya da küçük ülkelerin desteğiyle oluşturmaya sıcak bakmayan Ankara bu konuda BM Güvenlik Konseyi’nin onayını istiyor. Bir diğer deyişle, olası bölgesel eleştirilere karşı uluslararası bir meşruiyet arıyor.

Kaynaklar tampon bölgenin oluşturulacağı alanın uçuşa yasak bölge ilan edilmesi seçeneğini de değerlendiriyor. Ancak Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın yakın müttefiki Tahran’ın tampon bölge ve uçuşa yasak bölge fikirlerine sıcak bakması doğal olarak beklenmiyor. Dolayısıyla, Ankara BM Güvenlik Konseyi’nin onayını alabilirse Tahran ya da diğer taraflardan gelecek olası eleştirileri daha geçerli bir dayanakla göğüsleyebilecek.

Basında çıkan haberlere göre, Erdoğan’ın New York ziyareti sırasında bu konuda temaslarda bulunması bekleniyor. Ancak bu oldukça zor hatta imkansız görünüyor. Zira Esad rejiminin dolayısıyla da Rusya’nın bu seçeneği desteklemesi beklenmiyor.

Bu konuya ilişkin göz önüne alınması gereken başka hususlar da söz konusu. Ankara, tampon bölgeyi insani ve savunma amaçlı nedenlerle istediğini söylüyor. Ancak sonuçta bu bölgeyi askerler koruyacak, Türkiye de işte bu koruma için uluslararası bir girişim oluşturulmasını istiyor ama ne kadar destek alabileceği şimdilik şüpheli. Türkiye ile Suriye arasındaki sınırın uzunluğu da -900 kilometre- işleri zorlaştırıyor, zira uluslararası toplumun desteği olmaksızın tampon bölgenin bütün sınır sathında kurulması imkansız.

Ayrıca hükümetin güvenli bölge için parlamentodan onay alması da gerekli. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) meclis çoğunluğu tezkere için yeterli olsa da Erdoğan ve Davutoğlu bu konunun hükümetle muhalefet partileri arasındaki anlaşmazlığı iyice tetikleyeceğini biliyor.

Tüm bu gelişmeler, güvenli bölgenin hayata geçirilememe ihtimalinin geçirilme ihtimalinden daha yüksek olduğunu gösteriyor. Muhalefet de hükümetin, bu konuyu İslam Devleti konusundaki eleştirilere karşı gündemde tuttuğunu savunuyor.

Yukarıda da değinildiği gibi Ankara tampon bölge için BM onayı talep ediyor ve önemli müttefiklerin desteği bu onay için yeterli olmasa da Türkiye’ye bu eleştiriler konusunda zaman kazandıracaktır. Ancak İD’in yakın zamanda yok olmayacağı ve Türkiye’ye yönelen tehditlerin artacağı düşünüldüğünde, koşullar Ankara’yı daha somut adımlar atmaya zorlayacak gibi görünüyor.

More from Semih Idiz