Ana içeriğe atla

İran Gazze’deki gruplara roket yapmayı öğretti mi?

İran Gazze’ye kaçak roket sokamasa da kaynaklar, Tahran’ın Gazze Şeridi’ndeki gruplara kendi roketlerini yapmayı öğrettiğini iddia ediyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Smoke trails are seen as rockets are launched towards Israel from the northern Gaza Strip July 12, 2014.  Hamas militants launched ten rockets at Tel Aviv on Saturday, causing no casualties or damage, in the largest salvo yet on Israel's main business hub, since Israel launched its Gaza offensive against the Islamist group, five days ago. Picture shot using a long exposure. REUTERS/Amir Cohen (ISRAEL - Tags: POLITICS CIVIL UNREST MILITARY CONFLICT TPX IMAGES OF THE DAY) - RTR3YB6I

İran’ın ulusal güvenlik sınırları olarak gördüğü bölgede Tahran’a göre üç ayrı savaş değil, tek bir savaş yaşanıyor. İsminin yazılmaması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan İranlı bir yetkili, durumu şöyle değerlendiriyor: “Blok olarak ateş altındayız. Bağdat’tan Gazze’ye kadar tek bir savaş var. Biz bütün yaşananların birbiriyle bağlantılı olduğuna inanıyoruz. Düşmanlarımız kendi koşullarını dayatabilmek için bizi zayıflatmak istiyor. Ancak bunu başaramayacaklar.”

Gazze’deki savaşın İran’ın gündeminin en üst sıralarında olduğu görülüyor. Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney, üç gün içinde iki defa konuşarak Müslümanları birlik olmaya çağırdı: “Gazze olayları tam anlamıyla felakettir. Siyonist rejim bu zulümleri İslam dünyasının kayıtsızlığı sayesinde yapabiliyor. Gaspçı Siyonistlerin Gazze halkını katletmesi, Müslüman devletleri aralarındaki sorunları aşmaya ve birleşmeye sevk etmelidir.”

İsrail ve ABD yıllardır İran’ı, Hamas ve İslami Cihat başta olmak üzere Gazze’deki militan grupları silahlandırmakla suçladı. İran bunu hiçbir zaman inkâr etmedi. Ancak Hasan Ruhani’nin cumhurbaşkanı seçildiği haziran 2013’ten bu yana İranlı yetkililer bu konuda daha dikkatli konuşmaya başladı. İsrail, 5 Mart’ta Gazze’ye gelişkin roketler taşıyan bir İran gemisini yakaladığını duyurmuştu. İran bu iddiayı yalanlarken İsrail, Gazze’ye giden geminin roket ve askeri teçhizatla yüklü olduğunu söylemişti.

İran’ın Filistin davasına bağlı olduğunu belirten Tahran’daki yetkili, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Her zaman Filistin ve Lübnan’daki direnişin yanında olacağız. Hatta Suriye’de de işgal altındaki toprakları kurtarmayı amaçlayan gruplar ortaya çıkarsa onlara da yardım ve destek sağlayacağız.”

Buna mukabil, silah göndermenin her zaman isabetli bir yöntem olmadığını belirten kaynak, şöyle devam etti: “Kardeşlerimizin desteğe ne denli ihtiyaç duyduğunu biliyoruz. İsrail hep İran’ın onlara silah gönderdiğini iddia ediyor. Bu konuda söyleyebileceğim şey, İran güçlü ve kendine yeten bir direniş olsun istiyor. Evet, roket ve askeri yardım da gönderiyoruz, ama geleneksel yollarla değil.”

İranlı yetkili bu sözlerle neyi ima ediyor? Al-Monitor’un Tahran, Gazze ve Beyrut’taki kaynaklardan edindiği bilgiye göre, Temmuz-Ağustos 2006 Lübnan Savaşı’nın ardından askeri destek bakımından yeni bir strateji benimsendi. Buradaki başlıca amaç, silahlı grupları ihtiyaç duydukları kadar roketi yerinde üretebilme kapasitesine kavuşturarak onları askeri kuşatma tehdidine karşı korumaktı.

Emin ismindeki Filistinli yetkili, Al-Monitor’a telefonda şu bilgileri verdi: “Başlıca amacımız adamlarımızın bilgiyi edinmesiydi, gerisi kolay. Bu, Hizbullah komutanı İmad Muğniye’nin fikriydi. Ona göre roket yapım bilgisi uzmanların beyninde olduğu sürece İsrail tüm roket stokunu yok etse dahi eline bir şey geçmeyecek, roket desteği sona ermeyecekti.”

Mısır eski Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek döneminde Gazze’ye silah kaçırmak çok karmaşık bir işti. Tüneller oldukça kullanışlıydı, ama bir o kadar da tehlikeliydi. Dolayısıyla, Gazze’ye daha fazla bilgi transfer etmek gerekiyordu. İsrailli yetkililere göre, 2007’de Filistinli grupların kullandığı başlıca iki roket tipi, el yapımı Kassam ve Kudüs roketleriydi ve bunlar yıkıcı olmaktan ziyade psikolojik etkiye sahipti.

Emin şöyle devam etti: “Birkaç kardeşimiz Tahran’a gönderildi ve orada askeri komutanlar ve uzmanlarla görüştü. Eğitimler zaman aldı. İlk başlarda İranlılar başarılarımıza şaşırdı. Aktivistlerimizin rehberliğe ihtiyaç duyduğu doğruydu ama kıvrak zekâlarıyla her şeyi çabucak kaptılar.”

 Mübarek’in devrildiği 25 Ocak Devrimi’nin akabinde Mısır’da oluşan güvenlik zafiyeti ve ülkeye hâkim olan kargaşa sonucunda Mısır-Gazze sınırları gevşedi. Libya’da da o sıralar devrim oluyordu ve parası olan herkes için yığınla roket vardı.

Emin, bu konuda şöyle konuştu: “2011’den 2012’ye kadar Gazze’ye Grad roketleri sokuldu. Çoğu İran ve Suriye yapımı olan daha büyük roketler ise parçalar hâlinde Gazze’ye sokularak burada monte edildi. İslami Cihat ve Hamas’a mensup Filistinli direniş uzmanları, bu roketlerin montajında bizzat çalıştı, hatta bazıları roketlere sahanın gerekliliklerine uygun yeni özellikler ekledi”.

İran aslında roketleri Filistinlilerin beyni üzerinden Gazze’ye soktu, savaş ve saldırılara rağmen roket yapım bilgisini sağlam tuttu. İranlılar “Bilgi bombalanamaz.” felsefesine dayanan bu stratejiyi nükleer programlarında da benimsedi.

More from Ali Hashem (Iran Pulse)